MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Adını verdiği Bashaques’ markasının yanı sıra farklı sanat dallarını kullanarak tasarladığı giyilebilir sanat koleksiyonları ile konuşulan Başak Cankeş, bu kez modanın dayattığı cinsiyet, beden, ırk ve yaş gibi kalıplaşmış normlara kafa tuttuğu teatral bir performansa imza atıyor.

ABONE OL
23 Ocak 2019 Çarşamba 13:43 | Son Güncellenme:
9 dakika okunma süresi
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Berin SOMAY – berin.somay@alem.com.tr / Portre fotoğrafı: Ertan DEMİRBİLEK 

Koleksiyon sunumlarını belli hikayeler çerçevesinde sanatsal şovlara dönüştüren Başak Cankeş, sanat ve modayı bir bütün olarak görüyor ve ürünlerini diğer sanat dallarıyla destekleyerek kıyafetlere daha güçlü bir anlam ve kimlik kazandırıyor. “Modaya karşı bir manifesto sergilemiyorum. Ben modanın altını dolduran kavramlara ve sunum şekillerine, yaratıcılık kullanılmayan sisteme karşı bir duruş sergiliyorum” diyen Cankeş, iddialı bir prodüksiyon ile hem moda hem de sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Kendini bir tasarımcı ya da bir sanatçıdan daha çok, bir hikaye anlatıcısı olarak konumlandıran Başak Cankeş ile bir araya gelerek 24 Ocak’ta Zorlu PSM’de izleyiciyle buluşacak olan ‘The Truth/Gerçek’ adlı performansı üzerine sohbet ettik. 

Moda ve sanatı buluşturan işlere imza atıyorsunuz. Bu iki farklı disiplini bir araya getirme fikri nasıl gelişti?
Sorunuza hemen geçmeden önce şunu belirtmeliyim, sanat ve moda benim için birbirinden hiç ayrı şeyler değiller ki buluşsunlar… Modanın alışılagelmiş hatta sıradanlaşmış kalıplar halinde sunulmasına itirazım var. Bir sistemin, sistem grubuna dahil olanlar tarafından dayatıldığı gibi kullanılıyor ve yürütülüyor olması, o sistemin başka şekilde yapılmayacağı anlamını taşımaz. Ben farklı disiplinleri kullanarak moda şovları yapıyorum. Moda tasarımcısı olarak mezun olduğumda defile yapmanın, herkesin bildiği anlamda bir defile yapabilmenin benim için çok büyük bir güzellik olacağını düşünerek mezun oldum. İlk defilemde yaptığım sanatsal içerik ve metaforlar taşıyan giysilerimi 12 dakika içinde moda izleyicisine göstermiş bulundum. O anda dünyanın en mutlu insanıydım ama bir şeyin yanlış olduğu hissini de içimden atamamıştım. Aklıma gelen farklı fikirler, bu fikirleri beraber yapabileceğim insanları aramaya başlamamı beraberinde getirdi. En önemlisi de koleksiyonlarımı modelleri düz bir podyumda yürüterek sunmak istemiyordum. Hikayelerim gelişti... Mesela “Salvador Dali Osmanlı’da yaşasaydı nasıl minyatür çizerdi acaba?” gibi düşüncelerimi koleksiyonlara aktarmaya başladım. Mesela bundan yola çıkarak altı tane minyatür sanatçısına (kendim de minyatür dersi alarak dahil oldum) minyatür çizdirdim ve bunları geleneksel Türk yorganlarına dijital baskıyla basarak duvara asılan yorgan tabloların yanında, mankenlere giydirerek sundum. Artık mankenler sabitti ve sunumda koku, dans, heykel, sanat, enstalasyon gibi kavramları bir araya getirme hali beni ancak doyurmuştu. Sonrasında sevgili Ali Güreli ve Contemporary Istanbul jürisi ile tanışmış olduk ve fuara girişim ilk olarak bu yorganlar ile başladı. Şimdi bu yolculuğuma ne tek başına moda, ne tek başına performans, ne de tek başına sanat diyebiliyorum. Aynı zamanda şunu da çok sık düşünür oldum: Yeni dünya düzeni hızlı tüketim alışkanlığını da beraberinde getirdi. İnsanlar kendilerini kötü hissettiğinde sosyal medyadaki rol modellerinin bir kıyafetini ya da bir objesini satın alarak aynı ruh haline bürünecekleri duygusuyla yanılıyorlar. İki gün sonra görüyoruz ki sosyal medya araçlarının da yardımıyla ‘mutluyu oynayan kadın’ aslında mutlu değilmiş. Kendisini kötü hisseden bir kadına ne giydirseniz olmaz ama günümüz tüketim kalıpları böyle hissetmemizi sağlıyor. Kendimize yalan söylüyoruz. Kadının önce ruhunu giydirmek istiyorum. Ruhumuzu olgunlaştırmanın tek yolu da sanattan geçiyor. Ürünlerimi diğer sanat dallarıyla desteklediğimde kıyafetim daha güçlü bir anlam ve kimlik kazanıyor.

Üç yıldır Contemporary Istanbul’a da katılıyorsunuz. Kendinizi modaya mı yoksa sanata mı daha yakın hissediyorsunuz?
Diğer sanat dallarını da kullanarak derdimi kıyafet üzerinde anlamlandırmaya çalışıyorum. Bunun adı da ‘giyilebilir sanat’ oluyor doğal olarak. Yoksa kumaş üzerine sanat eserini yerleştirmek değil giyilebilir sanat. Yaptığım sunum şekillerinin ise illa bir başlığı olacaksa bu isim ‘Teatral Moda Performansı’ olabilir. Sanırım sanata çok daha yakınım. Benim moda şovlarına anlam katmak, modanın hızı, sezon dayatması, fuar dayatması, alıcı dayatması ya da ‘bu ürün satmaz’ durumlarına karşı bir derdim var. Amacım bu dayatmaları esnetmek. Bunu yaparken de sanattan yola çıkıyorum. Tüm ekibim böyle yapıyor ve zaten böyle düşünen kişilerden oluşuyor. Bana moda tasarımcısı denmesinden gocunmam ama ana faaliyet alanımın hala moda olduğu gerçeğini de inkar edemem. Modaya karşı bir manifesto sergilemiyorum. Ben modanın altını dolduran kavramlara ve sunum şekillerine, yaratıcılık kullanılmayan sisteme karşı bir duruş sergiliyorum. Birleştirmenin, yaratıcılığın, heyecanın ve tüm bunlardan ötürü iyi ve en önemlisi kopya çekilmemiş özgün bir iş çıkarmanın yarattığı sevgi enerjisinin peşindeyim.

Peki giyilebilir sanata nasıl yöneldiniz? İlk giyilebilir sanat koleksiyonunuz ne zaman ortaya çıktı?
2015 yılında Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’da sunduğum, Murathan Özbek’in fotoğraf serisini Fırat Neziroğlu’na dokutturup bunları kıyafetlerle harmanlayıp ayrıca fotoğraflardaki öğeleri kıyafetin konstrüksiyonuna yansıtmıştım. Kendi desenlerimi de fotoğrafların zemininde kullandım. Bu koleksiyon Akdeniz Moda Ödülleri ve Yota Prize Londra ödülüne layık görüldü.

Koleksiyon sunumlarınızı sanatsal gösterilere dönüştürüyorsunuz. Şimdiyse inovatif moda, performans sanatı ve el sanatlarını harmanladığınız The Truth adlı performans şovuna hazırlanıyorsunuz. İzleyiciyi nasıl bir şov bekliyor?
Sanat meraklıları daha önce izlemedikleri disiplinlerarası bir yolculuğa çıkacaklar. Onlar için yarattığım giysiler teatral performansın bir parçası gibi gözükecek. Moda meraklıları ise sadece kıyafet görmeye gelmemeleri gereken bir şov olduğunu zaten artık biliyor olmalılar. Zamansız ve akımlara uymayan giysiler ile moda algılarını belki yeniden gözden geçirecekler. İlk defa her şeyin tersten başladığı ve birebir izleyicinin içinde bulunacağı bir saatlik bir süreç yaşayacaklar. İzleyenlere minik bir ‘Stendhal Sendromu’ yaşatacağımızı düşünüyorum.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Bir Romanın İçinde Yürümek
Bir Romanın İçinde Yürümek

Bir Romanın İçinde Yürümek

1 dakika okunma süresi
H&M Studio'dan Bireyselliğe Övgü
H&M Studio'dan Bireyselliğe Övgü

H&M Studio'dan Bireyselliğe Övgü

1 dakika okunma süresi
Canlı İzle: Dior 2026-27 Sonbahar/Kış Defilesi
Canlı İzle: Dior 2026-27 Sonbahar/Kış Defilesi

Canlı İzle: Dior 2026-27 Sonbahar/Kış Defilesi

2 dakika okunma süresi
2026 SAG Ödülleri Güzellik Görünümleri
2026 SAG Ödülleri Güzellik Görünümleri

2026 SAG Ödülleri Güzellik Görünümleri

8 dakika okunma süresi
Charles Leclerc ve Alexandra Saint Mleux'den Monaco'da İlk “Evet”
Charles Leclerc ve Alexandra Saint Mleux'den Monaco'da İlk “Evet”

Charles Leclerc ve Alexandra Saint Mleux'den Monaco'da İlk “Evet”

4 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ

Köklerinden Gökyüzüne Uzanan Bir Dengede: Ebru Şahin
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Köklerinden Gökyüzüne Uzanan Bir Dengede: Ebru Şahin

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: İlvira Donskaya
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: İlvira Donskaya

Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği

Zirvede Parlayan Bir Yıldız: Nesrin Cavadzade
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Zirvede Parlayan Bir Yıldız: Nesrin Cavadzade

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Berrin Eser
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Berrin Eser

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu
MODA VE SANATIN KESİŞME NOKTASI

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu