Çocuğun ağlaması bakım vereni için sadece sesten ibaret değildir. Çünkü bir çocuğun ağlamasına tahammül etmek çoğu zaman sadece ebeveynlik becerisi değil, aynı zamanda kendi duygusal tarihimizle karşılaşabilme kapasitesidir ki bu oldukça zorlu bir deneyimdir. Yetişkin dünyasında ağlama çoğu zaman "düzeltilmesi gereken bir durum" gibi algılanıyor. Sanki ortada ağlama varsa bir problem vardır ve hızla çözülmelidir. Ve bu çözümler genelde şu cümlelerde aranıyor:
Bu cümleler, çocuğun duygusunu yatıştırmaktan çok, o duygunun hızla ortadan kalkmasını istemekten çıkıyor aslında ebeveynin ağzından. Çünkü çocuk ağladığında yalnızca çocuk üzülmez. Ebeveyn de rahatsız olur. Hatta çevredekiler rahatsız oluyor diye ebeveyn 2 kere daha rahatsız olur.

Psikanalist ve çocuk doktoru Donald Winnicott, çocukların duygusal gelişiminde yetişkinin "holding" kapasitesinden söz eder. Daha önceki yazılarımda da sıklıkla bahsettiğim holding, yalnızca fiziksel olarak çocuğu tutmak değildir; çocuğun duygularını psikolojik olarak taşıyabilme becerisidir.
Aslında söylemeye çalıştığım şey şu; bir çocuk ağladığında ebeveynin görevi her zaman duyguyu hemen ortadan kaldırmak değildir. Bazen en önemli şey, o duygunun ilişkinin içinde kalmasına izin verebilmektir. Çocuğun ağlaması bazen ebeveynin kendi çocukluk deneyimlerini de harekete geçirir. Bir çoğumuz çocukken şu mesajları duyarak büyümüştür:
Böyle büyüyen biri için ağlama çoğu zaman rahatsız edici ve tolere edilmesi zor bir duygu haline gelir. Ve kendi çocuğu ağladığında içsel bir alarm devreye girer: "Bu hemen durmalı." Gelişim psikoloğu Aletha Solter, çocukların ağlamasının yalnızca bir iletişim değil, aynı zamanda bir duygusal boşaltım ve rahatlama yolu olabileceğini anlatır.
Solter'e göre çocuklar yoğun duygular yaşadıklarında, güvenli bir yetişkinin yanında ağlayabilmek sinir sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Yani bazen çocuğun ağlamasını hemen susturmak yerine onun yanında kalmak daha iyileştirici olabilir. Bu durumda çocuk şu deneyimi yaşar:

Çocuğun ağlaması ebeveynin başarısız olduğu anlamına gelmez. Bazen çocuklar ağlar çünkü hayal kırıklığı yaşarlar. Bazen çünkü yorulmuşlardır. Bazen çünkü dünya onlar için hâlâ çok büyük ve karmaşıktır. Ve bazen ağlamak, duyguların sağlıklı bir şekilde akmasının ta kendisidir. Belki ebeveyn olarak kendimize şu cümleyi hatırlatmak yardımcı olabilir: "Çocuğumun ağlaması kötü bir şey değil. Ben sadece onun bu duyguyu yaşayabileceği güvenli kişi olabilirim." Çünkü çocukların en çok ihtiyacı olan şey, her duygularında onları hemen mutlu etmeye çalışan bir yetişkin değil; duygularını taşıyabilen bir yetişkindir.