Lüks artık insanın kendine en yakın hissettiği anlarla tanımlanıyor. House of Silk Kurucusu ve Kreatif Direktörü Nilay Kum ise ipeğin köklü mirasını çağdaş bir dile taşıyan yaklaşımını özgün tasarım vizyonuyla eşleştirerek öne çıkıyor.
Markanızın lüks kodlarının neyi temsil etmesini önceliklendiriyorsunuz?
House of Silk için lüks daha çok bir his meselesi. Bir kadının kendini özgür hissetmesi, kendi gibi olabilmesi ve bunu istediği gibi ifade edebilmesi... İçinde rahat, kendine yakın ve özgün hissettiğin anlar. Biz tasarımlarımızda o hissi destekleyen bir dünya kurmaya çalışıyoruz. Kumaştan kalıba, dokunuştan silüete kadar her detayın kadının kendine dönmesini sağlayan bir deneyim yaratması önemli.
Peki ipeği bu kadar dinamik ve modern tutmayı nasıl başarıyorsunuz?
İpeğin en büyüleyici tarafı aslında çok "akıllı" bir kumaş olması. Vücut ısısına adapte oluyor, yazın serin, kışın sıcak tutuyor. Bu da onu zamansız yapıyor. Biz de bu özelliğini alıp daha modern kalıplarla buluşturuyoruz. Yani ipeğin o klasik algısını biraz kırıp, onu bugünün kadınının hayatına daha doğal bir şekilde entegre ediyoruz.

Yeni koleksiyonunuzda silüetlerle nasıl bir hikâye anlatıyorsunuz?
Yeni koleksiyonumuz aslında markanın kendi kökleriyle çok örtüşen bir yerde duruyor. House of Silk kadınının o özgür, kendini olduğu gibi ifade eden ve kalıpların dışında kalabilen tavrı yine merkezde. Özellikle bridal tarafında, alışılmış o tek tip gelin algısından bilinçli olarak uzaklaşıyoruz. Ürünleri sadece belirli bir ana ait değil, kadının hayatının farklı anlarına eşlik edebilecek şekilde kurguluyoruz. Daha uzun süre kullanılan, daha kişisel ve daha gerçek bir yaklaşım. Koleksiyonun içinde çok farklı ruh halleri bir arada. Daha romantik bir çizgide kendine yer bulmak isteyen de var, biraz daha güçlü ve iddialı bir ifade arayan da. Danteller ve brodelerle çalıştığımız parçalar ise bu dengeyi daha yumuşak ama güçlü bir şekilde tamamlıyor. Aksesuar tarafında da kombinlenebilirliği ön planda tuttuk. Çoraplar, boyun aksesuarları ve farklı tamamlayıcı parçalarla "mix & match" bir yaklaşım var. Yani aslında birkaç parçayla birden fazla look yaratılabiliyor. Çok yönlü, yaşayan ve kullanıldıkça farklılaşan bir koleksiyon oldu.
Kalıplardan kurtulan düğün dünyasını güçlü kılmak için neler yapıyorsunuz?
Bridal koleksiyonlarda klasik beyaz tonları her zaman güçlü ama biz bunu biraz daha geniş bir perspektiften ele alıyoruz. Şampanya tonları, yumuşak geçişler ve farklı dokularla daha derin bir dünya kuruyoruz. Çünkü House of Silk kadını sadece zarif değil, aynı zamanda güçlü ve kendine has. O tarzı sadece klasik beyazla sınırlamak kesinlikle istemiyoruz.