Günümüzün en büyük yorgunluğu fiziksel değil, zihinsel olabilir mi? Kalabalık şehirde işten eve koştururken, elimizde telefonla sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Bildirimler, kalabalıklar, bitmeyen yapılacaklar listesi... Gün içinde fark etmeden zihnimizi onlarca parçaya bölüyoruz. Bu yüzden yürüyüş artık sadece bir egzersiz değil; modern hayatın içinde kendimize açtığımız küçük bir "kaçış alanı".
Ama yeni bir gerçek var: Her yürüyüş aynı etkiyi yaratmıyor. Çünkü modern hayatın en büyük sorunu artık fiziksel değil, zihinsel yorgunluk. Peki buna neden "zihin reset'i" diyoruz? Yürüyüş sırasında: Beyin "default mode network"e geçer. Bir başka deyişle düşünceler serbest bir şekilde akar. Kortizol (stres hormonu) düşer. Ritmik adımlar sinir sistemini sakinleştirir. Problem çözme becerisi ve yaratıcılık artar. Bu yüzden de çoğu insan en iyi fikirleri yürürken bulur.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, yürüyüşün etkisinin sadece hareketten değil, bulunduğumuz ortamdan da güçlü şekilde etkilendiğini gösteriyor. Amerika, Utah Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre katılımcılar iki farklı grup olarak doğada ve şehir içinde 40 dakika yürüyüş yapıyor. Süre, tempo, yakılan kalori hatta kalp atış hızı bile eşit tutuluyor. Araştırmanın sonunda her iki grupta kendini iyi hissediyor olmasına rağmen doğada yürüyenlerin pozitif duygularının arttığı gözlemleniyor.

EEG ile yapılan analizlerde, şehirde yürüyenlerin beyninde frontal midline theta (FMθ) adı verilen aktivitenin daha yüksek olduğu görülüyor. Bu, beynin "odaklanma ve kontrol" için daha fazla çalıştığı anlamına geliyor. Şehir içinde yürüyüşlerde uyaran çok fazla etken olduğu için beyin hala çalışmaya devam ediyor. Fakat doğada yapılan yürüyüşlerde ise beyin dinlenmeye geçiyor. Bir başka deyişle zihnimiz gerçek anlamda "boşluk" buluyor.

Şehir hayatının içinde çevrede yükselen sesler, renkli tabelalar, farklı bina yapıları, trafik ve daha birçok detay dikkatimizi zorluyor. Beyin sürekli bu noktada seçim yapmak zorunda kalıyor. Neye bakmalıyım, neyi görmemeliyim? Bu durum zamanla zihinsel bir yorgunluğa dönüşür. Doğada ise benzer renk tonları, yaprak sesleri, kuş cıvıltıları ve suyun akışı daha yumuşak bir dikkat deneyimi sunar. Dikkatimiz yine aktiftir ama zorlanmaz; aksine sakinleşir.
Yürüyüşü performans odaklı bir aktivite olmaktan çıkarıp farkındalıkla yapılan bir deneyime dönüştürdüğümüzde, zihnimiz kendini dinlenmeye alır. Artık mesele kaç adım attığımız değil, o an nasıl hissettiğimizdir.

Şehir içinde kısa bir mola vermek istediğinizde, yoğun bir cadde yerine bir parkı ya da yeşil bir alanı tercih etmek hem bedensel hem de zihinsel etkisini artırır.
Bazen ihtiyacımız olan tek şey biraz yavaşlamak, yürümek ve o yürüyüş sırasında kendimize yeni bir alan açmaktır.