Duymak yetmez dinlemek gerekir derler; ama aslında her şey elbette önce iyi duymakla başlar... Figen Baz, 27 yıllık iş hayatında bu durumun hem fiziksel hem psikolojik hem de felsefi farkındalığını hisseden, bunun için attığı adımlarla fark yaratan; bir istikrar ve güven hikayesinin mimarı. "Alınan her kararın insanların hayatına dokunduğunu bilmek, yaptığınız işe farklı bir anlam yüklüyor" diyen Bazekol Sağlık Grubu ile Duymer Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Baz ile, İzmir'de evinde buluştuk. İşitme cihazlarının ne kadar geliştiğini ve bunun toplum için ne kadar önemli olduğunu konuşurken, bize bir yandan da yıllara yayılan kariyer hikayesinde kadın olmayı, sağlık sektörüne uzanan bir iş yapmanın anlamını ve aile-hayat-kariyer üçgeninde kurduğu düzenini anlattı. "Hayat bana en çok sabrı ve zamanın değerini öğretti" diyen Figen Baz, ilham alınası bir yerden bildiriyor.
Figen Baz'ın geçmişten günümüze uzanan hayat ve başarı hikayesinde altı çizilmesi gereken yerler neresi olurdu? Bize kendinizi hangi önemli dipnotlarla, yaşanmışlıklarla anlatırsınız?
Hayatımın farklı dönemlerine baktığımda, beni bugünlere taşıyanın tek bir başarıya odaklanarak hareket etmek olmadığını; istikrarlı ve tutarlı adımlarla gelişmek olduğunu görüyorum. Bazen hızlı sonuç almak önemlidir. Ama temeli sağlam kurmaya öncelik vermek daha da önemli. Hele ki sağlık alanında çalışıyorsanız. Çünkü bu sektörde alınan her bir kararın hayatta doğrudan bir karşılığı var. Bu da insanı daha dikkatli, daha sabırlı ve daha sorumlu olmaya yönlendiriyor. Bugün Bazekol Sağlık Grubu'na dönüşen yapının ilk adımlarını planlarken bu bakış açısıyla hareket ettik ve şimdi bu kararlılığın bir karşılığı olduğunu gururla söyleyebiliyorum. Kısacası, bugün geldiğim noktayı bir başarı hikâyesinden çok, zaman içinde oturmuş bir istikrar hikayesi olarak görüyorum. En başından itibaren odağımız standartları net tanımlanmış süreçler ve sürekli gelişen bir sistem kurmak oldu. Bugün geldiğimiz noktada en önemli gücümüzün de bu yaklaşımımız olduğunu düşünüyorum.
Bir sağlık kurumunun başında olmak aslında sektör açısından da bir kadın olarak da size farklı sorumluluklar yüklüyor. Motivasyonunuzu nereden alıyorsunuz?
Sağlık alanında motivasyon, yalnızca dış kaynaktan beslenen bir olgu değil; işin doğasından geliyor. Alınan her kararın insanların hayatına dokunduğunu bilmek, yaptığınız işe farklı bir anlam yüklüyor. Bu da sizi sürekli daha iyisini yapmaya yönlendiriyor. Üstelik bir kadın girişimci ve yönetici iseniz, çoklu görev yönetimi, titizlik, sabır gibi özellikler daha da öne çıkıyor. Bunun yanında birlikte çalıştığınız insanların emeği ve ortaya çıkan ortak sonuç da bu motivasyonu besliyor. Bazekol Sağlık Grubu'nun büyüme sürecinde, belki de aldığımız en doğru karar, her şeyden önce insan kaynağına yatırım yapmak, ekipleri yetiştirmek ve sistemi oturtmak oldu. Sağlık gibi güven temelli bir alanda sürdürülebilir başarının ancak bu şekilde mümkün olduğunu gördük. Bu kararlılığın sonuçlarını görmek, benim için başlı başına bir motivasyon kaynağı.
Kariyer yollarını arşınlarken ve başarılı bir kadın profili çizerken, bugün dönüp baktığınızda kendinizle en çok gurur duyduğunuz konu ne oluyor?
Geriye dönüp baktığımda en çok gurur duyduğum şey, kurduğumuz yapının zaman içinde aynı çizgiyi koruyabilmesi. Bir kurum büyüyebilir, değişebilir ama güven duygusunu korumadan gerçek bir değer oluşturmak mümkün değil. İnsanların size duyduğu güvenin devam etmesinden daha gurur verici bir şey olamaz.
Başarıya dair genelgeçer tariflerden öteye geçersek, sizin başarıya bakışınızı ve bu tanımın sizin sözlüğünüzdeki anlamını yerinden oynatan tecrübeleriniz oldu mu?
Başarıyı tek bir sonuçla tanımlamıyorum. Benim için başarı demek, üstlendiğiniz sorumluluğu zaman içinde aynı ciddiyetle sürdürebilmek demek. Kısa vadeli kazanımlar elbette önemli ama asıl belirleyici olan, o yapının sürdürülebilir olması. Süreklilik, güven ve gelişim birlikte olduğunda ancak orada bir başarıdan söz edebiliriz. Sağlık alanında bu daha da net hissediliyor; çünkü süreklilik, güvenin temelini oluşturuyor.
Kariyer yolları her zaman çiçeklerle bezeli değil. Hiç "acaba artık çalışmasam mı" dediğiniz, sizi pes etme noktasına getirecek bir deneyim yaşadınız mı? Karşılaştığınız zorluklar karşısında yola devam edecek gücü nereden alıyorsunuz?
Zorlandığım dönemler elbette oldu. Hala zaman zaman oluyor. Ama yapım gereği zorluklar beni vazgeçmeye değil, nasıl aşabileceğimi düşünmeye motive ediyor. Zor dönemler, iş hayatının doğal bir parçası. Önemli olan o anlarda yönünüzü kaybetmemek. Devam etme gücünü çoğu zaman yaptığınız işin anlamı veriyor. Sorumluluk duygusu, insanı düşündüğünden daha dayanıklı hale getiriyor.
En büyük lüksün deneyim olduğu günümüzde sizin lüks anlayışınız ve listenizde bu sıralar neler var?
Bugün benim için lüks, zamana hükmedebilmek. Günün akışı içinde sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmadan, gerçekten odaklanabildiğiniz ve fark ederek yaşayabildiğiniz anlar en büyük lüks. Bu, zamanla daha kıymetli hale geliyor. Eskiden lüks daha somut şeylerle tanımlanabiliyordu. Bugün ise sadeleşebilmek, gereksiz olanı hayatınızdan çıkarabilmek ve gerçekten önemli olana yer açabilmek daha anlamlı hale geldi. Asıl konforun da burada başladığını düşünüyorum.
Her şey sürekli bir devinim içinde. Siz hayatın ritmini nasıl sağlıyorsunuz? Kendinizi güncellemek adına neler yaparsınız?
Hayatın ritmi giderek hızlanıyor ama bu hızın içinde savrulmamak önemli. Kendimi güncel tutmaya çalışırken sadece kendi alanıma odaklanmıyorum. Farklı disiplinleri takip etmek, farklı bakış açılarıyla temas etmek benim için çok değerli. Gelişmeyi arzuladığım alanlarda kişisel danışmanlıklara ve eğitimlere özel vakit ayırmaya çalışıyorum. Çünkü çoğu zaman asıl gelişim, sınırların dışına çıktığınızda başlıyor. Bir de bilinçli olarak durmayı önemsiyorum. Sürekli hareket halinde olmak değil, ne yaptığını fark ederek ilerlemek benim için daha anlamlı.
İki oğlunuz ve üç torununuz var. Annelik ve iş hayatı arasındaki dengeyi nasıl kurdunuz?
Bu denge hiçbir zaman matematiksel olarak kurulabilen bir şey değil. Bir yandan işinizin gerektirdiği odaklanma ve motivasyon, diğer taraftan özel hayatınızın sizden beklediği sorumluluklar, iki gerçekliği de birlikte yürütmeniz gerekiyor. Hangisine ne zaman vakit ayırmanız gerektiğini içgüdüsel olarak biliyorsunuz. Ama öncelikleri doğru belirlemek ve gerçekten o anın içinde olmak önemli. Çocuklarımla farklı dönemlerinde geçirdiğim zamanın kalitesi, benim için her zaman belirleyici oldu. Onların ve benim ihtiyaç duyduğumuz her anı dolu dolu yaşadık. Bunu yaparken işimi ihmal ettiğim duygusunu hiç yaşamadım.
Kendinize vakit ayırdığınızda neler yaparsınız?
Kendime ayırabildiğim zamanı en basit anlamıyla sade olarak tanımlayabilirim. Günlük temponun dışında kalabildiğim, daha yavaşladığım anlar... Bazen bir yürüyüş, bazen bir kitap, bazen de sadece sessizlik. Bu anlar bir şey yapmak için değil, biraz geri çekilip düşünmek ve toparlanmak için değerli. Bu da insanın hem zihinsel hem duygusal dengesini korumasını destekliyor. Bazen de kendini ve yaptıklarını gözden geçirmek için iyi bir fırsat oluyor. O yavaşlamanın içinde, tempolu geçen sürede yaptıklarınızı sorgulama fırsatı buluyorsunuz.
Kendinize yol gösterici belirlediğiniz ya da ilham aldığınız isimler arasında kimler var?
İlham aldığım birçok değerli insan var hem özel hayatımda hem de toplumsal düzeyde. Genellemek gerekirse, farklı alanlarda kendi yolunu istikrarlı şekilde ilerleten insanların deneyimi beni müthiş heyecanlandırıyor. Üstelik bu isimler çoğunlukla göz önünde olmayabiliyorlar. İlham, ille popüler olandan gelmeyebiliyor.
Minimal bir stiliniz var. Stil kelimesi sizin sözlüğünüzde ne anlama geliyor? İş kadını kimliğiniz stilinize yansımalar yapıyor mu?
Stil benim için dikkat çekmekten çok, kendini doğru ifade edebilmekle ilgili. Abartıdan uzak, sade ama net bir duruş... Ne giydiğiniz kadar, o kıyafetin içinde nasıl hissettiğiniz de önemli. Kendimi rahat hissetmediğim hiçbir şeyi taşımam. Çünkü stil, dışarıdan çok içeriden gelen bir şey.
Bugün kıyafetlerini giydiğiniz, global başarılarıyla öne çıkan tasarımcılarımızdan Zeynep Kartal da eski arkadaşınız. Şu an bir kariyer ve başarı hikayesinin başrolü olarak sayfalarımızda yer alırken, dünya çapında ünlü bir dostunuzun tasarımlarını giyiyor olmanın sizin için anlamı nedir?
Zeynep'in yolculuğunu uzun yıllardır yakından takip etmenin benim için anlamı büyük. Bugün onun tasarımlarını giymek, benim için sadece estetik bir tercih değil; aynı zamanda bir emeğe ve bir hikâyeye eşlik etmek gibi. Onun stilini taşımak beni mutlu ediyor. Son derece yetenekli, yalnızca Türkiye'de değil, uluslararası çapta değer gören bir tasarımcımız. Bir işin içine sevgi katıldığında nerelere uzanabileceğinin en canlı örneklerinden biri. Onunla gurur duyuyorum.
Sizi tırnak içinde anlatan sıfatlar sizce hangileri?
Kararlılık, istikrar ve sorumluluk diyebilirim. Kararlılık yönünüzü korumanızı sağlar. İstikrar o yönü sürdürülebilir kılar. Sorumluluk ise aldığınız kararların arkasında durabilmenizi sağlar. Tüm bu sıfatları birlikte anlamlı kılan ise, tabii ki sevgi. Sevgi dolu olmak sadece bir yapı meselesi değil, yaşam kalitenizi etkileyen bir tercih de aynı zamanda.
Aile tatili mi, sanat seyahati mi, keşif turları mı, inziva destinasyonları mı? Son dönemdeki ideal seyahat rotalarınızı nasıl belirliyorsunuz?
Seyahat benim için sadece dinlenmek değil, bakış açımı tazelemek anlamına geliyor. Bazen aileyle geçirilen sakin bir tatil, bazen yeni bir şehirde kısa bir keşif, bazen de sanatın sınırsız evreninde kaybolmak... Dengeyi korumaya çalışıyorum.
Tecrübeleriniz ışığında hayat size en çok neyi öğretti?
Hayat bana en çok sabrı ve zamanın değerini öğretti. Her şeyin kendi ritmi var ve bu ritmi zorlamak çoğu zaman süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Ama istikrarlı ilerlediğinizde sonuçlar zaman içinde kendiliğinden şekilleniyor. Zor gibi görünen dönemlerin bile geriye dönüp baktığınızda sizi dönüştüren en önemli parçalar olduğunu görüyorsunuz.
Sağlık sektöründe çalışan biri olarak insanlara en çok ne tavsiye edersiniz?
Sağlık söz konusu olduğunda en önemli şey, ertelememek. İnsan çoğu zaman bedenin ifade ettiği küçük belirtileri göz ardı edebiliyor. Oysa erken fark edilen pek çok durum, çok daha kolay yönetilebiliyor. Bu nedenle düzenli kontrolleri ihmal etmemek, bedenimizi tanımak ve değişimleri ciddiye almak gerekiyor. Bu, aslında kendimize karşı en temel sorumluluğumuz.
Röportaj: Filiz ŞEREF KULU
Fotoğraf: Zeynel Abidin AĞGÜL
Styling: Zilan BÜLBÜL
Saç: İrfan AYVA
Makyaj: Dilek MUTLUTÜRK
Fotoğraf asistanı: Hüseyin Rahmi AĞGÜL
Video: Ardan Can GÜNGÖR