Venedik'te Bir Yaz Masalı: Pelin Karahan

Yazı kendine dönüş zamanı olarak tanımlayan Pelin Karahan; dikey formatta çekilen, İki Dakika Creative House'un hayata geçirdiği “Düşes” projesiyle yaşadığı farklı oyunculuk deneyimini, Venedik'in büyüleyici atmosferini, Bodrum'dan beslenen yaz ruhunu ve kendisiyle kurduğu yeni bağı ALEM'e anlattı.

17 Haziran 2026 Çarşamba 09:44 | Son Güncellenme:
27 dakika okunma süresi
ABONE OL
Venedik'te Bir Yaz Masalı: Pelin Karahan

Pelin Karahan için yaz yalnızca bir mevsim değil; kendini bulduğu, yavaşladığı, yenilendiği ve hayata daha cesur baktığı özel bir zaman. Bodrum'daki evinde güne sporla başlayıp deniz, uzun yaz akşamları ve çocuklarıyla geçirilen sakin anlarla tamamlanan yaz günleri, onun için hem huzurun hem de ilhamın tanımı. Son dönemde "Düşes" projesiyle dijital dünyada farklı bir oyunculuk deneyimi yaşayan Karahan, Venedik'in büyüleyici atmosferinden kariyerinde geldiği noktaya, anneliğin dönüştürücü etkisinden yalnız kalmayı keşfetmenin özgürleştirici yanına kadar hayatının bu yeni dönemini tüm samimiyetiyle paylaşıyor.

Yaz senin için ne ifade ediyor? Dinlenmek, keşfetmek, yavaşlamak, hangisi sana daha yakın?

Aslına bakarsan hepsi; hem dinleniyorum, hem de yeni tatlar, yeni restoranlar, yeni insanlar keşfediyorum. Bazen yavaşlıyorum çünkü kışın temposundan sonra sakinleşmek, yavaşlamak, şehirden uzaklaşmak -özellikle İstanbul'dan- bana daha iyi geliyor. Bu nedenle hepsi bana oldukça yakın diyebilirim ama daha çok yazın kendimi buluyorum ve en önemlisi de bu. Yaz tam olarak beni ifade ediyor çünkü ben bir yaz kadınıyım.

Yaz aylarında kendini en mutlu hissettiğin yer neresi?

Bodrum. Genelde her yaz burada oluyorum. Evim de burada olduğu için hem evimde hem tatilde olmak bana gerçekten çok iyi geliyor.

Senin için kusursuz bir yaz günü nasıl başlar, nasıl biter?

Kesinlikle güne sporla başlarım. Önce bir kahve içip sonra spor yaparım. Bu bir antrenman ya da bir sahil yürüyüşü olabilir. Sonra pazardan aldığım sebzelerle bahçemde güzel bir kahvaltı yaparım. Ardından bir plaj günü. Sonra evde akşamüstü bir dinlenme. Akşam arkadaşlarla çıkılmış güzel bir yemek. Gece yatmadan önce de çocuklarımla uyku sohbeti yapmak, benim için aslında gerçekten tam bir kusursuz yaz günü.

Bu yaz favori rotaların nereler, tekrar gitmek istediğin ya da keşfetmeyi istediğin bir yer var mı?

Geçen sene Leros ve Patmos'a gitmiştim ve çok sevmiştim. Bu sene yine mutlaka istiyorum Yunan Adaları'na gitmeyi ama keşfetmek istediğim başka Yunan Adaları da var. Mesela Milos gibi. Olur da fırsat bulursam, bu yaz mutlaka oraya gitmeyi de düşünüyorum.

Deniz tatili mi, yoksa sakin doğa içinde bir yer mi?

Aslında hepsini seviyorum ama yaz deyince aklıma direkt deniz tatili geliyor. Şehir kaçamaklarını ise kış ve sonbahar mevsimine daha çok yakıştırıyorum ben.

Yaz bavulunun olmazsa olmaz parçaları neler?

Kesinlikle güneş ürünlerim, kremlerim, saç açıcı spreylerim. Güneşe dair cildime sürdüğüm, kullandığım her şey olmazsa olmazım. Bikinilerim ve bir de aksesuarlarım. Bu saç bandanası olabilir, küpe olabilir, bileklik olabilir. Hepsini çok seviyorum.

Tatilde yanından ayırmadığın güzellik ürünleri var mı?

Güneş koruyucuları mutlaka kullanıyorum. Özellikle nemlendiricilerim çok önemli hem göz çevresi hem cilt için. Yanmayı da çok sevdiğim için yakıcı özellikli ürünleri de vücuduma daha çok kullanıyorum. Ama onun dışında bakımımı, nemlendirmemi ihmal etmemeye çalışıyorum. Saçlar da denizde ve güneşte çok yıprandığı için saç ürünlerimde aslında olmazsa olmazlarım.

Yaz akşamlarını daha çok nasıl geçirmeyi seversin?

Aslında güzel, farklı restoranlar keşfetmeyi, arkadaşlarımla yemeklere gitmeyi çok seviyorum. Ama bazen de akşam bahçemde tek başıma gündüz yaptığımız zeytinyağlı yemeklerle karpuz peynir de beni çok mutlu ediyor.

Yazın sana en iyi gelen küçük ritüellerin neler?

sabah uyanır uyanmaz denizi görmek, kendime bir kahve koymak, müziğimi açmak, sabah yürüyüş yapmak... Bunlar aslında çok basit şeyler ama beni çok mutlu eden, bana iyi gelen ve rutin olduğu zaman beni hep mutlu eden şeyler.

Çocuklarla yapılan yaz tatillerinin en sevdiğin tarafı ne oluyor?

Onlar olduğu zaman ev hep neşeli oluyor. Biraz daha yorucu belki ama onlarla geçirdiğimiz her tatil bence çok neşeli geçiyor.

Çocuklarla yaşadığın, aklına ilk gelen unutulmaz yaz anılarından birini paylaşır mısın?

Hepsi güzel. Tabii bebekken yanımızdan ayrılmıyorlarken daha keyifli oluyordu. Hep birlikte bir şey yapıyorduk. Şimdi biraz büyüdükleri için daha çok arkadaşlarıyla vakit geçiriyorlar. Ama onlarla çıktığım her seyahat benim için çok keyifli.

Yaz aylarında stilin daha sadeleşiyor mu, yoksa daha cesur seçimler yapmayı mı seviyorsun?

Bence daha cesur seçimler yapıyorum. Renk çok sevdiğim için yazın cesurca kullanıyorum. Aksesuar-takı da ilgi alanımdır, onları daha fazla takıyorum. Bence yaz benim için daha cesur bir stil anlamına geliyor.

Yaz senin için biraz da kendine dönüş zamanı mı?

Evet aslında ilk soruda bunu cevaplamış gibi oldum biraz. Yaz kesinlikle kendime dönüş zamanı. Dediğim gibi ben tam bir yaz kadınıyım. Yazın yaptığım her şey sanki kendime bir yatırım gibi geliyor ve beni bir sonraki sezona çok daha iyi hazırlıyor.

Bu yaz kendine vermek istediğin en büyük hediye nedir?

Biraz yavaşlamak ve kendi başıma zaman geçirmek. Bu, çok yapamadığım bir şey. Bu yaz aslında daha şimdiden buna başladım. Kendi kendime kalıp, sadece kendimle olduğum planlar yapmak istiyorum artık.

Peki, kalabalık planlar mı yoksa daha sakin ve izole tatiller mi sana iyi geliyor?

Aslında kalabalık planları severim. Arkadaşlarla gidilen yemekler, tatiller, hepsi bana çok keyifli gelir. Evde de yine misafir ağırlamayı, kalabalık olmayı, arkadaşlarımın bana gelip kalmasını çok severim. Ama arada bir izole tatillere de çıkarım. İzoleden kastım, yine birkaç kişi olmak.

Yaz denince akla gün batımı gelir, izlemeyi en sevdiğin yer neresi?

Gün batımını izlemeyi en sevdiğim yer Bodrum. Hemen evimize çok yakın bir yerde kayalıklar var. Botla açılıp, orada o kayalıklarda gün batımı seyretmek inanılmaz keyifli.

Bu aralar yaz playlist'inde en çok hangi şarkılar var?

Ben gece-gündüz, sabah-akşam sürekli müzik dinlerim. Hele yazın çok müzik dinlerim. Sabah yürüyüşlerde de... Türkçe müzik çok seviyorum. 90'lar 2000'ler... Günümüz şarkılarını da dinlerim. Ama hiç değişmeyen tabii ki Kenan Doğulu şarkılarımdır. Hiç bıkmadan dinlerim.

Bu yaz seni en çok heyecanlandıran plan nedir?

Henüz yaz için çok net bir plan yapmadım ama dediğim gibi Yunan Adaları'nı keşfetmek en büyük hayallerimden biri.

Gelelim yeni dizine... "Düşes" senin için nasıl bir projeydi? Bu hikayede seni en çok etkileyen şey ne oldu?

Düşes gerçekten çok özel bir proje. Bir kere dikey formatıyla benim dijital dünyada ilk kez deneyimlediğim bir format. Dolayısıyla farklı bir teknoloji Teknikle bir şey çekmek ya da kendini farklı bir formatta ekranda görmek heyecan verici ve merak uyandırıcıydı. Beni en çok etkileyen aslında oynadığım karakterin, Yurdagül'ün hayata bakışı oldu. Böyle kaygısız ve rahat bir yerden bakıyor. Bu bakış açısı, bu hikayedeki samimiyet, o kadının ayakta duruşu bana ilham oldu. Ayrıca Düşes ekibi ve yapımcımız İlkin Kavukcu ile böyle bir deneyimi yaşamak benim için ayrı bir mutluluk.

Dikey formatta bir yapımda rol almak oyunculuk deneyimi nasıl etkiledi? Klasik anlatım biçimlerinden farklı hissettirdi mi?

Kesinlikle çok farklı. Çekerken çok anlamıyorsunuz. Sadece zaman kısıtlı. Biz sadece yedi günde çektik. Ama izlerken çok kısa sürede sahnenin bitmesi, ritmin çok hızlı olması, çok akıcı olması bence farklı ve zamana çok uygun. Günümüzde bu tarz bir projede olmak benim için özel bir deneyim. Artık zaman değişiyor, dijital dünya çok ön planda ve hayat çok hızlı akıyor. Bu hızlı akışa uymak, bir oyuncu olarak benim için artı bir özellik.

Projenin galasının Venedik'te gerçekleşmesi nasıl bir duyguydu? O geceyi düşündüğünde aklında en çok hangi an kalıyor?

Ben daha Venedik'te lansman yapacağımızı duyduğum an aşırı heyecanlandım. Çünkü Venedik çok sevdiğim bir şehir; bence inanılmaz tılsımlı, büyüleyici bir atmosferi var. İlk kez bu tarz bir projede yer almak, Türkiye lansmanından önce, Avrupa'ya Venedik'ten açılmak inanılmaz keyifliydi. Teatro La Fenice'de gerçekleşen galamız çok güzel geçti. İtalyan basını ve Türk basınından çok değerli gazetecilerle bir aradaydık. İlgi ve alaka çok güzeldi ve o atmosferde olmak bence unutulmaz bir andı. Kariyerim için de benim için de çok anlamlıydı.

Venedik'in büyüleyici atmosferinde kendini nasıl hissettin? Senin için ilham veren bir şehir mi?

Ben Venedik'te geçirdiğim 3-4 gün boyunca sanki gönlümden ne dilediysem, içimden ne geçirdiysem olacakmış gibi hissettim. O yüzden bana gerçekten çok ilham veriyor. Ayrıca şöyle bir anısı da var benim için; ben biliyorsunuz Mihrimah Sultan'ı canlandırdım Muhteşem Yüzyıl'da. Mihrimah Sultan da Venedik'le inanılmaz derecede bağı olan, bütün ticareti kendisinin gerçekleştirdiği bir sultandı zamanında. Venedik'le ayrı bir bağım olduğunu düşünüyorum. Hatta en kısa sürede orada tekrar bulunmak istiyorum.

Kariyerin boyunca birçok farklı karaktere hayat verdin. Bugün seni heyecanlandıran roller eskisine göre değişti mi?

Aslında bugün canlandırdığım roller, hayat verdiğim karakterler beni daha çok heyecanlandırıyor. Çünkü kariyerimin başında, 20'li yaşlarda daha çok işi öğrenme, sektöre adapte olma, oyunculuğa adapte olma gibi dertlerim vardı. Bugün artık 40 yaşını geçmiş bir kadın olarak, bir anne olarak, meslekte 20 yılı geride bırakmış bir oyuncu olarak, şu anda oynadığım rollerin daha çok tadını çıkartıyorum. Bu yüzden çok daha fazla heyecanlanıyorum. Çok daha keyifli geliyor. Yani o ilk çömez zamanlarımdaki endişelerimin yerini bugün daha çok keyif ve heyecan aldı diyebilirim.

Hayatının şu dönemini birkaç kelimeyle anlatır mısın?

Kendimi bulduğum yerdeyim diyebilirim aslında tam olarak. Çünkü evet farklı bir dönem ama çok keyifli bir dönem. Yaşımın, bedenimin, öğrendiklerimin, bildiklerimin, tamamen sahip olduklarımın keyfini çıkardığım ve bunlar için şükrettiğim bir dönemdeyim.

Son dönemde kendinle ilgili yeniden keşfettiğin bir yönün oldu mu?

Ben yalnız kalmaktan çok korkan bir insandım. Yalnız vakit geçirmekten, dışarıda yalnız yemekten ya da yalnız bir şeyler yapmaktan... Şimdi tam aksine aslında kendimle sadece baş başa olmanın ne kadar keyifli olduğunu görmüş oldum. Benim için bu dönemin bir de böyle bir artısı oldu.

Zamanla değiştiğini düşündüğün en önemli şey ne oldu?

Zamanla değiştiğini düşündüğüm şey aslında insanların beklentileri, tahammülleri... Karakter değişmiyor belki ama tahammüllerimiz değişiyor, beklentilerimiz değişiyor, hayattan keyif alma şeklimiz değişebiliyor. Hayata tutunma şeklimiz, isteklerimiz değişebiliyor. Bence en önemli değişim bu. Zaten değişimin kendisi bir değişim iken bunların da değişmemesi herhalde biraz imkansız.

Yoğun tempoda seni en çok dengeleyen şey nedir?

Sanırım spor ve çocuklarımla birlikte olmak. Spor hayatımın çok önemli bir kısmı, rutini. O rutini yaptığımda kendimi daha sağlıklı ve güçlü hissediyorum. O yüzden yoğun tempoda beni yormak yerine aksine daha çok dinlendiriyor diyebilirim.

Anne olmak hayatına en çok hangi duyguyu kattı?

Tabii ki vicdan ve öngörü 3-5 katına çıktı diyebilirim. Zaten öyleydim ama daha da katlandı. Anne olmak, gerçekten tüm dünyayı bir kenara koyup önce onları düşünmek ve kendinden önce başkasını düşünmek demek. Ben zaten normalde sorumluluk sahibi bir insanımdır ama onlarla birlikte sorumluluğum çok arttı. Her yaptığım şeyin onlara katkısı olduğunu düşündüğüm için bu durum sorumluluğumu da arttırdı.

Çocuklarınla birlikte en keyif aldığın anlar hangileri oluyor?

Her anımız tabii ki çok kıymetli ama yatmadan önce onlarla geçirdiğimiz bir sohbet zamanımız var, o başka. Bunu sık yapmaya çalışıyoruz. O anlarda ben onlara sorular sorarak, biraz hayatlarına dair şeyler öğreniyorum. Ya da onlara vermek istediğim mesajları veriyorum. Ya da onların duygularını öğreniyorum. Çünkü çocuklar gün içinde o telaş ve koşturmada kapatabiliyorlar kendilerini. Ama yatmadan önceki dakikalar, aslında çocuğun ebeveynine en çok kendini açtığı, duygularını ortaya koyduğu zamanlar. İşte orada korkuyor mu, güvende mi, mutlu mu, mutsuz mu, bütün bunları keşfediyorum. Dolayısıyla benim için en keyifli, kıymetli zaman bu anları yaşadığımız akşam saatleri...

Son dönemde sana iyi gelen yeni alışkanlıkların ya da küçük ritüellerin oldu mu?

Ekstra kattığım çok fazla bir şey yok. Ama biraz araştırmak, yazı yazmak, gittiğim birkaç eğitimden aldığım notlarla, kendime onlardan hayata, neler öğrendiğime dair örnekler çıkarmak ve onların üzerinden ilerlemek bana iyi geliyor. Yalnız kalıp, elime kağıdı kalemi alıp bazen şarkı sözü yazdığım bile oluyor. Kağıdı kalemi elime alıp yazmak, bana epey iyi gelmeye başladı aslında.

Kendini mutlu hissetmek için bugün en çok neye ihtiyaç duyuyorsun?

Sanırım kendime. Eskiden başkasına ihtiyaç duyardım ama artık gerçekten, önce ve sadece kendime ihtiyacım var. Sağlığıma ve huzurlu bir kafaya ihtiyacım var. Sağlıklı bir beden ve huzurlu kafa yapısı olduktan sonra önce kendime iyi gelip, mutlu hissedip, sonra etrafımdaki herkese iyi gelebilen bir insanım çünkü.

Hayatının bu döneminde başarı kelimesi senin için ne ifade ediyor?

Şimdiye kadar başarıyı daha çok iş ve kariyer odaklı düşünüyordum. Göz önünde bir iş yaptığımız için sanki daha görünür olursam, yaptığım işleri herkes bilirse başarılı olacağımı zannediyordum. Aslında öyle değilmiş. Başarı tamamen farklı bir kavram. İnsanların algısı değil aslında başarı; senin ne hissettiğin, senin kendine 20 yılda ne kattığın... Pelin, ilk oyunculuk kariyerine başladığında canlandırdığı karakterle bugün son oynadığı karakter arasında ne kadar yol kat etmiş? Başarı nihayetinde benim kendimi ifade etme şeklim; başkasının beni adlandırması değil bence.

Yakın geleceğe dair seni en çok heyecanlandıran hayaller ya da projeler neler?

Aslında hikayesinde olduğum, hikayesinin bana ait olduğu bir sinema filmi var hayalimde. En çok onu hayata geçirmek istiyorum.

Bundan sonraki dönemde kendini daha çok nerede görmek istiyorsun? Oyunculukta mı, üretimde mi, yoksa hayatın başka bir alanında mı?

Aslında ben her yerde olmayı seviyorum. Hem evimde, hem oyunculukta, hem resim yaparken bir şey üretirken, hem televizyonda yemek programı yaparken, hem spor yaparken... Yani üretmek aslında benim hayatımın her alanında var. Bu, işle de ilgili olabilir. Kendime yatırımla ilgili de olabilir. Bir kek yapmak, yeni bir tarif denemek de olabilir. Ya da arkadaşımla yaptığım bir sohbette onu iyi hissettirmek de olabilir. Aslında canlı hissetmek sanırım en kıymetlisi.

Bugünkü Pelin yıllar önceki Pelin'e tek bir cümle söyleyecek olsa, ona ne derdi?

"Boşuna kaygılanıyorsun. Her şey çok güzel olacak. Sadece tadını çıkar" derdim. Çünkü günün sonunda baktım ki öyle oldu. Bütün kaygılarımızın boşuna olduğunu, çalışmanın, başarmanın, anda kalmanın çok kıymetli olduğunu gördüm. Önceki Pelin bunları çok anlayacak durumda değildi. Bugün onu görsem, onun kulağına böyle bir şey fısıldamak isterdim.

Oyunculuğun yanı sıra resim yapmayı da çok seviyorsun. Nasıl başladı bu serüven?

Aslında "Kavak Yelleri" zamanı, bundan yaklaşık 20 yıl önce İzmir'de boş durduğum bir sırada "Bir dakika, ben artık boş günlerimde de bir şey yapayım" telaşıyla başladı. Annem çok güzel resim yapar, ondan aldığım bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Alaylıyım bu konuda. Herhangi bir eğitimim yok ama seviyorum resim yapmayı. Renklerde kendimi buluyorum. Yağlı boya tablolarım ve akrilik çalışmalarım var. Benim kendimi ifade etme şeklim bu. O yüzden bence hayatımın sonuna kadar resim benim hayatımın bir parçası olarak kalacak diye düşünüyorum.

Röportaj: Ceylan YENİACUN

Fotoğraflar: Zeynel ABİDİN AĞGÜL

Saç / Makyaj: Murat AKBULUT

Video: Demirhan ARGUN

Fotoğraf asistanı: Berşah Eren Ağgül

Mekan için San Clemente Palace Venice'e teşekkür ederiz.

EN ÇOK OKUNANLAR

Çocuklar Tekrar Eden Hikâyeleri Neden Sever?
Çocuklar Tekrar Eden Hikâyeleri Neden Sever?

Çocuklar Tekrar Eden Hikâyeleri Neden Sever?

7 dakika okunma süresi
Yeni Kardeş Doğumu Çocuğu Nasıl Etkiler?
Yeni Kardeş Doğumu Çocuğu Nasıl Etkiler?

Yeni Kardeş Doğumu Çocuğu Nasıl Etkiler?

8 dakika okunma süresi
"Aile Arasında" Filmi Ekibi Yeniden Bir Arada
"Aile Arasında" Filmi Ekibi Yeniden Bir Arada

"Aile Arasında" Filmi Ekibi Yeniden Bir Arada

2 dakika okunma süresi
ALEM X AUDI: Formula 1 Ruhu İstanbul'da
ALEM X AUDI: Formula 1 Ruhu İstanbul'da

ALEM X AUDI: Formula 1 Ruhu İstanbul'da

1 dakika okunma süresi
“Dutton Ranch”e Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken Detaylar
“Dutton Ranch”e Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken Detaylar

“Dutton Ranch”e Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken Detaylar

10 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Bodrum'da Yaz Akşamlarına Yeni Ritim
Bodrum'da Yaz Akşamlarına Yeni Ritim

Bodrum'da Yaz Akşamlarına Yeni Ritim

Müzik En Güçlü Köprü: Antonis Remos
Müzik En Güçlü Köprü: Antonis Remos

Müzik En Güçlü Köprü: Antonis Remos

Kararlı Duruş ve İstikrarla Gelen Başarı: Figen Baz
Kararlı Duruş ve İstikrarla Gelen Başarı: Figen Baz

Kararlı Duruş ve İstikrarla Gelen Başarı: Figen Baz

Hayatının Kreatif ve Heyecanlı Döneminde: Özge Özacar
Hayatının Kreatif ve Heyecanlı Döneminde: Özge Özacar

Hayatının Kreatif ve Heyecanlı Döneminde: Özge Özacar

İki Kuşak, Tek Kalp: Merve Özkaynak ve Melisa
İki Kuşak, Tek Kalp: Merve Özkaynak ve Melisa

İki Kuşak, Tek Kalp: Merve Özkaynak ve Melisa

Boğaz'ın Ritminde: Orhan Gorbon
Boğaz'ın Ritminde: Orhan Gorbon

Boğaz'ın Ritminde: Orhan Gorbon

İpeğin Özgür Ruhu
İpeğin Özgür Ruhu

İpeğin Özgür Ruhu

Kulis Hikayeleri: Özge Özder ve Eva Luna Güleryüz ile "Vay! Dedi Baykuş"
Kulis Hikayeleri: Özge Özder ve Eva Luna Güleryüz ile "Vay! Dedi Baykuş"

Kulis Hikayeleri: Özge Özder ve Eva Luna Güleryüz ile "Vay! Dedi Baykuş"

"Slow Summer": Yazın Ritmini Yavaşlatan Hareket
"Slow Summer": Yazın Ritmini Yavaşlatan Hareket

"Slow Summer": Yazın Ritmini Yavaşlatan Hareket

Anneliğin İzinde: Elif Göktaş
Anneliğin İzinde: Elif Göktaş

Anneliğin İzinde: Elif Göktaş

OVO'nun Hareket, Renk ve Hayal Gücüyle Kurulan Dünyası
OVO'nun Hareket, Renk ve Hayal Gücüyle Kurulan Dünyası

OVO'nun Hareket, Renk ve Hayal Gücüyle Kurulan Dünyası

Ezber Bozan Vizyon
Ezber Bozan Vizyon

Ezber Bozan Vizyon