Kendimi bildim bileli onun şarkılarını dinliyorum, 2017 yılında gittiğim Atina'daki konserini hala unutamıyorum ve şimdi de 2 Mayıs'ta İstanbul'da Volkswagen Arena'da vereceği konser için ben ve tüm Antonis Remos hayranları çok heyecanlıyız.
Kariyerinizde 30 yılı geride bırakırken, müzikle kurduğunuz bu bağ yıllar içinde nasıl şekillendi?
Çok teşekkür ederim. Bu yıl kariyerimde 30 yılı tamamlıyorum. Aslında çok küçük yaşta, 17 yaşında şarkı söylemeye başladım. Müzik benim için her şey. Hayatımın merkezinde hep müzik vardı. Bu yolculukta çok büyük ustalardan öğrendim. Akis, Marinella, Kazancidis gibi isimler benim için çok önemliydi. Onlarla çalışmak, onların yanında bulunmak bana hem müziği hem de hayatı öğretti. Şimdi ise onlardan aldıklarımı yeni nesillere aktarmak istiyorum. Gerçek, iyi Yunan müziğinin duygusunu ve ruhunu paylaşmak benim için çok kıymetli.
Kariyerinizde sizin için belirleyici olan dönüm noktaları nelerdi?
Benim için en önemli dönüm noktalarından biri Selanik'ten Atina'ya gitmekti. Kariyerimin gerçekten başladığı anlardan biriydi diyebilirim. Ardından 1996 yılında ilk albümümü çıkardım. O albüm benim için çok özel bir yerde duruyor. Bugün geriye baktığımda, kariyerimin en önemli eşiklerinden birinin o dönem olduğunu söyleyebilirim.
Siz yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda Türkiye ve Yunanistan arasında güçlü bir köprü kuran isimlerden birisiniz. Türkiye ile ilişkiniz nasıl başladı?
Türkiye ile ilişkim 1999 yılında başladı. Büyük deprem sonrası Yunan sanatçılar olarak Türkiye'ye geldik ve dayanışma konserlerinde sahne aldık. Türk halkıyla ilk gerçek temasım o dönemde oldu. O günden sonra çok güçlü bağlar kuruldu. Burada tanıdığım insanlar, dostlarım, müzik aracılığıyla oluşan bu özel ilişki benim için çok değerli. Zamanla Türk dinleyiciler şarkılarımı keşfetti, sevdi ve benimsedi. Bu bağ yalnızca müzikle değil, duyguyla kuruldu.

9 yaşındaki kızım Yunanca bilmiyor ama evimizde sürekli sizin şarkılarınız çalıyor ve beraber söylüyoruz. Dilini anlamasak da duygusunu hissediyoruz. Sizce müziğin bu kadar evrensel olmasının sebebi ne?
Çok mutlu oldum. İşte müziğin sihri bu. Bazen bir şarkının dilini anlamazsınız ama duygusunu hemen hissedersiniz. İngilizce, İspanyolca ya da başka bir dilde şarkı dinlediğinizde de bu olur. Çünkü müzik, anların soundtrack'i haline gelir. Bir doğum, bir tanışma, bir ayrılık, bir mutluluk... Şarkılar hayatımızdaki anlara eşlik eder. O yüzden müziğin dili yoktur; müzik doğrudan kalbe gider.
2 Mayıs'ta gerçekleşecek konserinizde seyirciyi nasıl bir gece bekliyor?
Çok güzel bir konser olacak. Büyük bir orkestra ve güçlü bir prodüksiyonla sahnede olacağız. Şarkılarımla insanların hayatlarında yaşadıkları anları yeniden hatırlatmak istiyorum. Belki bir aşkı, belki bir ayrılığı, belki çok özel bir geceyi...Ailemle ve ekibimle birlikte yaklaşık 50 kişi olarak Türkiye'ye geliyorum. Uzun zamandır hayalini kurduğumuz büyük bir konser bu. Türkiye'de daha önce özel projeler, Bodrum, Fethiye ve İstanbul'da farklı etkinlikler yaptık ama bu kez daha geniş kitlelere ulaşacak büyük bir sahne deneyimi olacak. Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Türkiye'yi ve özellikle İstanbul'u çok sevdiğinizi biliyoruz. İstanbul'da en sevdiğiniz yerler nereler?
İstanbul çok özel bir şehir. Her mahallesi ayrı bir dünya gibi. Her gelişimde yeni bir yer keşfediyorum. Pera'yı çok seviyorum. Bebek, Beşiktaş, Fener bölgesi... Her biri farklı bir ruh taşıyor. İstanbul bana her zaman bir zaman yolculuğu gibi geliyor. Bir sokakta yürürken geçmişi hissediyorsunuz, başka bir köşede bugünün enerjisiyle karşılaşıyorsunuz. Her ziyaretimde şehir bana yeni bir şey gösteriyor.

Sahne öncesi ritüelleriniz var mı? Günlük hayatınız nasıl geçiyor?
Sahne öncesi her şey çok profesyonel ilerler. İyi hazırlanmak, sesime dikkat etmek, dinlenmek benim için çok önemli. Ses benim en değerli enstrümanım. Bu yüzden ona özen gösteriyorum; bitkisel yağlar, masajlar, doğru hazırlıklar... Ama sahne dışında bambaşka biriyim. Aileme, çocuğuma çok düşkünüm. Onun iyi bir insan olması için elimden geleni yapıyorum. Eşimle, ailemle çok mutluyum. Arkadaşlarım bana "tam bir aile babası" der. Mesela Paskalya'da evimde 40 kişi ağırladım. Kalabalık aile sofralarını, dostlarla bir arada olmayı çok severim.
Ben moralim bozuk olduğunda modumu yükseltmek için sizin şarkılarınızı dinliyorum peki siz modunuzu yükseltmek için neler yapıyorsunuz?
Ailemle zaman geçirmek bana çok iyi gelir. Yakın arkadaşlarım da benim için büyük bir terapi. Futbol izlemek, tavla oynamak, sohbet etmek... Bunlar beni rahatlatır. Tabii müzik de dinlerim. Ama en çok ailem, arkadaşlarım bana iyi gelir.
Türkiye'den sevdiğiniz sanatçılar kimler?
Türkiye'den çok sevdiğim sanatçılar var. Mustafa Sandal benim arkadaşım ve çok değer verdiğim bir isim. Sezen Aksu'yu çok severim; çok büyük bir sanatçı. Tarkan, Kenan Doğulu gibi çok güçlü isimleriniz var. Ayrıca Türk dizilerini de seviyoruz. Serenay Sarıkaya'yı çok seviyoruz. Yunanistan'da Türk dizileri çok izleniyor. Çünkü duygularımız birbirine çok benziyor. Türk filmlerinde ve dizilerinde o derin duyguyu, acıyı, aşkı hissediyoruz. Biz Yunanlılar da o duyguyu çok iyi anlarız.