Birçok evde çok benzer sahneler yaşanıyor. Gece yatmadan önce hep aynı kitap, arabaya biner binmez hep aynı şarkı, ekran zamanında hep aynı çizgi film hatta hep aynı bölüm...
Çocukların tekrarları kitapla, şarkıyla kalmıyor tabi. Aynı oyunu tekrar tekrar kurmak, aynı parkta aynı kaydıraktan kaymak istemek, aynı pijamayı giymekte ısrar etmek, okula hep aynı kıyafeti giyerek gitmek... Çocuk gelişiminde tekrar oldukça tanıdık bir tema. Çünkü tekrar, çocuk için dünyayı daha öngörülebilir hale getiriyor. Ama sabahtan akşama hep aynı içeriğe maruz kalmak da ebeveynin içini sıkıyor.
Biz yetişkinler yeniliği heyecan verici bulabiliyoruz. Yeni bir dizi, yeni bir restoran, yeni bir kitap... Çocuklar içinse hayatın kendisi zaten oldukça yeni. Her gün öğrenmeleri gereken yeni kurallar, anlamlandırmaya çalıştıkları yeni ilişkiler, baş etmeye çalıştıkları yeni duygular var. Bazen çocuk zihni tüm bu yeniliklerin arasında tanıdık olana dönerek nefes alıyor. Özellikle okul öncesi dönem çocuklarında.
Bir hikâyeyi ilk kez dinlediğinde çocuk aslında birçok şeyi aynı anda anlamaya çalışıyor. Karakter kim? Ne oldu? Neden oldu? Sonunda ne olacak? İkinci ya da üçüncü seferde artık hikâyenin ayrıntılarını fark etmeye başlıyor. Sonraki tekrarlar ise ona kontrol hissi veriyor çünkü bu kez ne olacağını biliyor. Sonunu bildiği bir hikâyeye dönmek, özellikle küçük çocuklar için oldukça rahatlatıcı olabiliyor.
Ama işin yalnızca bilişsel değil, duygusal bir tarafı da var. Bence çocuklar bazen aynı hikâyeye değil, o hikâyenin içinde hissettikleri duyguya geri dönüyorlar.
Örneğin kreşe yeni başlayan bir çocuğun her akşam eve dönüş hikâyeleri okumak istemesi tesadüf olmayabilir. Sabah annesinden ayrılmak zor gelirken, sonunda eve dönülen hikâyeler ona iyi geliyor olabilir. Yeni kardeşi olan bir çocuğun kardeş temalı kitaplara takılması bazen kendi karmaşık duygularını anlamlandırma çabası olabilir. Doktor korkusu yaşayan bir çocuğun sürekli doktorculuk oynaması ya da benzer hikâyeler istemesi de sık karşılaştığımız bir durumdur. Çocuk bazen zorlayıcı bir deneyimi oyun ve hikâye aracılığıyla tekrar tekrar ziyaret ederek onun üzerinde biraz kontrol kurmaya çalışır.
Masallar ve hikâyeler tam da bu yüzden çocukların dünyasında önemli bir yere sahiptir. Çocuklar bazen henüz kelimelere dökemedikleri duygularını hikâyelerin içinde karşılarlar. Korkularını, özlemlerini, öfkelerini ya da meraklarını bir karakter aracılığıyla deneyimlerler. Biz dışarıdan yalnızca aynı kitabın tekrar tekrar okunmasını görürüz ama çocuk o hikâyenin içinde kendi ruhsal gündemini çalışıyor olabilir.
Bazı çocuklar için tekrarın bir başka işlevi de güven duygusudur. Nasıl ki aynı ninni, aynı battaniye ya da aynı uyku rutini rahatlatıcı olabiliyorsa, sonunu bildiği bir hikâyeye dönmek de benzer bir etki yaratabilir. Özellikle kaygılı çocuklarda bunu daha sık görürüz. Hikâyenin sonunda ne olacağını bilmek, sürprizlerle karşılaşmamak ve olayların kontrol altında olduğunu hissetmek rahatlatıcıdır.
Öncelikle çocuğun tekrar ihtiyacını hemen "takıntı", "inat" ya da "yaratıcılık eksikliği" olarak yorumlamamaya çalışmak önemli. Çoğu zaman bu ihtiyaç gelişimsel olarak oldukça doğal bir yere oturur. Bazen çocuğun neden o hikâyeye döndüğünü merak etmek yeterlidir. Ona ne iyi geliyor olabilir? Hangi kısmını seviyor? Hangi duyguya tekrar temas etmek istiyor?
Öte yandan ebeveynlerin de sınırları olduğunu unutmamak gerekir. Aynı kitabı yüzüncü kez okumaktan yorulabilirsiniz. Aynı filmi o gün üçüncü kez izlemek istemeyebilirsiniz. Böyle durumlarda sınır koymak sizin hakkınız. Ancak bunu çocuğun ihtiyacını küçümsemeden yapmak önemlidir. "Yeter artık bundan sıkılmadın mı?" demek yerine, "Bu kitabı tekrar tekrar okumayı sevdiğini biliyorum, ama bu gecelik mola verelim çünkü ben bunu okumaktan çok sıkıldım. Şimdi başka bir kitap seçelim." diyebilmek çok farklı bir yerden gelir.
Belki de bir dahaki sefere çocuğunuz yine aynı kitabı getirdiğinde durup şunu düşünmek iyi gelebilir: O, aynı hikâyeyi istemiyor olabilir. Belki de o hikâyenin içinde bulduğu tanıdık hissi yeniden hissetmek istiyordur. Ve bazen çocukların büyüme yolculuğunda ihtiyaç duydukları şey tam da budur; yeni olana koşmadan önce, kendilerini güvende hissettikleri yere birkaç kez daha geri dönebilmek. Tıpkı Friends'i 13, Aşk-ı Memnu'yu 18. Kez izlememiz gibi.