NİKOL BASOĞLU / nikol.basoglu@alem.com.tr
İstanbul’un üvey evlatlarından biridir Anadolu Kavağı. Avrupa’da olsa binalarındaki dil birliğiyle, tabela kısıtlamalarıyla, düzgün tenteleriyle, evlerinin önündeki renkli tekneleriyle minik bir turistik Avrupa kasabası olurdu. Bir kere vapurdan iner inmez yüzünüze iyot kokusu değil garson menüsü çarpıyor. Elindeki menüleri gözünüze sokan Almanca, Japonca, Hititçe, Flemenkçe ve Korece konuşan garsonları aşmadan restoranlara ulaşamazsınız. Sahil kasabalarında görülen sakinlik, dinginlik ve tembellik garsonlarda görülmese de sokak köpek ve kedilerinde var. Hatta martılar bile daha tembel. Suda avlanmayıp bir kaya üzerinde kendine atılan balıkları beklemeyi öğrenmiş. Köpekler ise turistlere ve kalabalığa rağmen hiç istifini bozmadan yatmaya devam ediyorlar. Dünya yıkılsa umurlarında değil.
Afiyet olsun...