Kulis Hikayeleri: Ayşegül Hardern ve İnci Türkay ile "Liste"

Tiyatronun perde arkasını Kulis Hikayeleri ile keşfetmeye devam ederken; bu kez vicdan, suçluluk ve yüzleşme duygusunu İnci Türkay'ın tek kişilik anlatısıyla sahneye taşıyan “Liste” oyununu radarımıza alıyoruz.

Yazar: Zeynep GÜLALP Fotoğraf: Onur Karakuş
30 Mayıs 2026 Cumartesi 16:59 | Son Güncellenme:
13 dakika okunma süresi
ABONE OL
Kulis Hikayeleri: Ayşegül Hardern ve İnci Türkay ile "Liste"

Sıradan bir "yapılacaklar listesi"nden doğan derin bir yüzleşmeyi, suçluluk ve hafıza duygusu etrafında sade ama sarsıcı bir anlatıya dönüştüren "Liste" oyununu, İstanbul prömiyerine saatler kala oyuncu İnci Türkay ve yönetmen Ayşegül Hardern ile konuştuk. Röportajın tamamını ALEM YouTube kanalından izleyebilirsiniz.

"Tiyatro bir kez yaşanır" hissi sizde neler uyandırıyor?

Ayşegül Hardern: Adrenalin.

İnci Türkay: Bir kez yaşanmıyor aslında, çünkü her oyun başka bir oyun oluyor. Her seferinde bilmediğiniz karanlık sulara atlamak gibi bir şey; dibi görünmeyen bir denize dalıyorsunuz ve ne olacağınız da belli değil.

A.H.: Ben sahnede olmadığım hâlde, öncesindeki o adrenalin ve heyecan İnci'yi izlerken bana da yansıyor. Çok seviyorum.

Ayşegül, yönetmenlik, çeviri ve dramaturji gibi yaratıcı alanlarda çalışan biri olarak tiyatronun canlılığına daha çok hangi taraftan bağlanıyorsun?

A.H.: İlk başta ben oyuncu olmak istediğimi zannederek başladım bu sektöre, fakat tiyatronun mutfağı o kadar eğlenceli geldi ki... Yine de en sevdiğimi sorarsanız yönetmenlik, çünkü yepyeni bir dünya kuruyorsunuz. Muhteşem bir ekibim var, onların da desteğiyle kafamda canlanan şeyleri sahneye yansıtma şansım oluyor.

Bir liste; normalde hayatı toparlamak için yapılır, burada ise tam tersine dönüşüyor. Çok sıradan görünen bir yapılacaklar listesinden çıkıp, çok ağır bir vicdan hikâyesine dönüşüyor. Sizi bu metne ilk bağlayan şey ne oldu?

İ.T.: Metnin çok sarsıcı, çok ezber bozan, çok güçlü bir dili var. Beklenmedik şekilde gelişiyor. Sonu çok çarpıcı, çok edebi bir dille yazılmış. Metinde her şey beni çarptı, metin bitince de böyle tokat yemiş gibi oturdum. Ondan sonra hemen Ayşegül'e okudum. Herhalde iki cümle okumuştum, Ayşegül "Bu oyunu yapalım!" dedi.

A.H.: Biz devamlı oyun okuyorduk ve bir oyun arayışındaydık. Genelde oyunların beşinci, altıncı sayfasına gelip düşünürken, bu oyunun daha ikinci cümlesinde "Kesinlikle bu!" hissiyatı geldi bana. İlk iki cümlede, sahnelenirken ne olacağını o kadar çok hissettim ki... İnci'nin oyunculuk açısından başka bir yanının ortaya çıkmasını istediğimi hep söylüyordum, bu oyun da bahsettiğim duruma çok elverişliydi. Oyunun zaten dili ve başlayıp bitene kadarki akışı çok başka.

İnci, seni geniş kitleler ekrandaki işlerinle tanıyor; ama aslında tiyatro geçmişin de çok güçlü. "Liste" gibi tek kişilik ve yoğun bir oyunda sahneye dönmek sende nasıl bir karşılık yarattı?

İ.T.: Bir kere çok korkuyorum, dördüncü oyunumuz olmasına rağmen hâlâ korkuyorum. Tek başına oyun oynamak çok başka bir şey. Evet, yüzlerce oyun oynadım devlet tiyatrolarında, özel tiyatrolarda ama ilk defa tek kişilik bir oyun oynuyorum. Neyse ki burada Ayşegül'cüğümün rejisiyle tek başıma değilim. Gölgeler, ışıklar, ses, her şey bana hizmet ediyor ve kendimi yalnız hissetmiyorum. Zaten oyunda da pek çok karakteri canlandırıyorum. Çok cesaretli bir dönüş bence bu. Ben zaten kendi kendimle yarışmayı, zorlayıp üstüne gitmeyi seviyorum. Hem keyifli hem korkutucu hem de çok heyecanlı...

Londra'da eğitim almış ve üretmiş sanatçılar olarak, oradaki tiyatro pratiğiyle burada kurduğunuz çalışma biçimi arasındaki en belirgin fark ne?

A.H.: En belirgin fark; yurt dışında kurallar ve disiplinler biraz daha net. Türkiye'deki çalışma ortamında disiplinler birbirine girebiliyor. İngiltere'de herkesin kendi alanı var ve o alanda en iyisini yapmaya çalışır.

İ.T.: Aynı şekilde, İngiltere'de çerçeveler çok net, çok belirli. O sınırların dışına ne yaparsanız yapın çıkamıyorsunuz. Burada yaratım sürecinde veya sahnelenme sürecinde her şekilde daha esnek daha değişik yollar bulunabiliyor.

A.H.: Görev tanımı açısından sınırlarımı bilmek beni çok rahatlatıyor açıkçası. Ama biz çok güzel pratik çözümler buluyoruz, bunun da altını çizmek isterim. Gerçekten orada çalışırken, "Bunu bu sürede halledemezsin!" dedikleri şeyi üç-beş dakikada halledince "Nasıl oldu?" diye baktıkları çok oluyor.

İ.T.: Aşırı sistem ve düzen insanları; bir tane doğru var onlar için, bizim içinse birçok doğru var. A noktasından B noktasına bizim için 20 tane gidiş yolu varsa, onlar için gerçekten tek bir yol var. Biz Türkler o kadar pratik, o kadar kolay çözümler üretiyoruz ki...

Bu oyun küçük bir ihmali ve onun büyüyen etkisini anlatıyor. Sizce seyirciyi en çok vuran şey, olayın kendisi mi, yoksa insanın artık kendine aynı gözle bakamaması mı?

A.H.: Ben aslında bu ihmali düşünen karakterin, kendine ne kadar yüklendiğinin görülmesini çok istiyorum. Çünkü kadınlar olarak günlük hayatta birçok sorumluluğumuz var. Burada karakterin bir ihmalinin, bir kaybın sonrasında, kendine tekrar yüklenişini ve kendine yolculuğunu görüyoruz. Bu benim için çok değerli. Acaba o ihmalden dolayı mı kayıp oldu, yoksa o ihmal kendine yolculuğa mı sebep oldu? Bunu izledikten sonra sizin yorumlarınıza bırakmak isterim.

İ.T.: Oyunun en keyifli tarafı o zaten, izleyiciyi çok düşündüren bir oyun... "Alkışladık, bitti, ay ne güzeldi!" deyip kalkılacak bir oyun değil, günlerce konuşuluyor. Ankara'da da oyun sonrası söyleşilerimizde ve izleyicilerle olan iletişimimizde de bunu tecrübe ettik. Oyunda gerçekten tavuk-yumurta, yumurta-tavuk hikâyesi var biraz, yoruma da çok açık. Ama kesinlikle kendini sorgulatan, düşündüren, kadın olarak üstümüzdeki sadece fiziki değil, bütün duygusal yüklerin de altını çizen bir oyun.

"Liste"den seyircinin yanında tek bir şey götürmesini isteseniz, bunun bir fikir mi, bir soru mu, yoksa doğrudan bir duygu mu olmasını istersiniz?

A.H.: Ben soru olmasını isterim.

İ.T.: Ben de bir oyuncu olarak yaklaşıyorum, duygu olmasını isterim; çünkü o duygunun barındırdığı yoğunlukla galiba kendi vicdan muhasebesini yapar, sorgular ve tekrar tekrar düşünür, o duyguyu tutar, üstüne biner ve gider izleyici.

Emma Thompson, tiyatroyu "bu bağlantısız dünyadaki tek umut" olarak tanımlıyor. Her şeyin bir tıkla kurgulandığı şu çağda; tiyatro sahteliğin sızamadığı son kalemiz mi, yoksa tiyatronun o biricik ruhu da hızla değişiyor mu?

İ.T.: Yapay zekânın ve dijital dünyanın tiyatroyu etkilediğini yok sayamayız ama bence insanı, insana, insanla anlatan bir sanat olan tiyatroda, teknoloji bunun yerini alamayacak. Tiyatro, tek ve biricik kalacak; çünkü benim nefesimle seyircinin nefesi, bizim ekibimizin enerjisiyle, seyircinin enerjisi hep birleşecek. Bunu hiçbir dijital, yapay zekâ bozamayacak.

A.H.: Özellikle son dönemde anda kalma üzerine çok çalışmalar yapılıyor. Tiyatrodan daha anda kalınabilecek başka bir mecra var mı bilemiyorum, o yüzden de bunun değişeceğini düşünmüyorum ve sonuna kadar değişmeyeceğini umuyorum. Biz de tabii ki teknolojiyi kullanıyoruz ama insan deneyimini, her gelen seyirciyle değişen o enerjinin yerini başka hiçbir şey alamaz.

Algoritmaların dikte ettiği pürüzsüz imaj çağındayız. Sahnede o insani kusuru ve kontrol edilemeyen canlılığı yansıtmak sizin için kariyerinizden taviz vermek mi yoksa sahip olduğunuz en büyük başkaldırı mı?

A.H.: En büyük başkaldırı tabii ki, kesinlikle.

İ.T.: Başkaldırı... Ve tiyatro aslında eleştirel bir sanattır, sorgulatır, düşündürür; söyleyecek bir sözünüz varsa tiyatro, tiyatro olur gerçekten. Bizim oyunumuz da aslında bir başkaldırı; sorgulatan, düşündüren ve söyleyecek sözümüz olduğu için sahnelediğimiz bir oyun bu.

Tiyatronun o kaydedilemeyen anlık fiziksel teması sizce bugün bizim için ne ifade ediyor? Geçmişin yasını mı tutuyoruz, yoksa birbirimizin gözlerinin içine bakarak iyileşeceğimize dair umut mu taşıyoruz?

İ.T.: Kesinlikle ikincisi; tiyatronun görevi de bu umut. Yine rejinin yorumuyla, bizim oyunumuzun da sonu büyük bir umutla bitiyor. Bence tiyatronun asıl görevi bu zaten; sorgulatıp, birbirimizin gözlerinin içine bakıp empati yapıp, birlikte el ele tutuşup umut etmek. Sartre diyor ya, "Umudun bittiği yerde hayat biter" diye; umut varsa hayat var, tiyatro varsa hayat var. Onun için umut etmemiz lazım birlikte.

A.H.: Yapmayı istediğimiz şey, bir şeyleri dikte etmeden, herkesin kendi hayatıyla da birleştirdiği ufak bir şeyleri alıp, o şekilde eve dönmesi. Bu yüzden, kesinlikle umut!

EN ÇOK OKUNANLAR

2026 Yaz Hitleri: Yosi Gabay'ın Sezon Playlist'i
2026 Yaz Hitleri: Yosi Gabay'ın Sezon Playlist'i

2026 Yaz Hitleri: Yosi Gabay'ın Sezon Playlist'i

11 dakika okunma süresi
2026 Yaz Hitleri: Doğuş Çabakçor'un Sezon Playlist'i
2026 Yaz Hitleri: Doğuş Çabakçor'un Sezon Playlist'i

2026 Yaz Hitleri: Doğuş Çabakçor'un Sezon Playlist'i

11 dakika okunma süresi
Venedik'te Bir Yaz Masalı: Pelin Karahan
Venedik'te Bir Yaz Masalı: Pelin Karahan

Venedik'te Bir Yaz Masalı: Pelin Karahan

27 dakika okunma süresi
2026 Yaz Hitleri: Murat Tokuz'un Sezon Playlist'i
2026 Yaz Hitleri: Murat Tokuz'un Sezon Playlist'i

2026 Yaz Hitleri: Murat Tokuz'un Sezon Playlist'i

6 dakika okunma süresi
2026 Yaz Hitleri: Gizem Kömürcü'nün Sezon Playlist'i
2026 Yaz Hitleri: Gizem Kömürcü'nün Sezon Playlist'i

2026 Yaz Hitleri: Gizem Kömürcü'nün Sezon Playlist'i

6 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Ekranın Z Raporu: Yaren Güldiken
Ekranın Z Raporu: Yaren Güldiken

Ekranın Z Raporu: Yaren Güldiken

Serap Korkmaz Arslan'ın Güzellik Sırları
Serap Korkmaz Arslan'ın Güzellik Sırları

Serap Korkmaz Arslan'ın Güzellik Sırları

Nilay Cafer'in Güzellik Sırları
Nilay Cafer'in Güzellik Sırları

Nilay Cafer'in Güzellik Sırları

Ekranın Z Raporu: Selin Genç
Ekranın Z Raporu: Selin Genç

Ekranın Z Raporu: Selin Genç

Ekranın Z Raporu: Derin Beşikçioğlu
Ekranın Z Raporu: Derin Beşikçioğlu

Ekranın Z Raporu: Derin Beşikçioğlu

Ekranın Z Raporu: Helin Elveren
Ekranın Z Raporu: Helin Elveren

Ekranın Z Raporu: Helin Elveren

İdil Yazar'dan Dinç Hissetmenin ve İyi Yaşamın Sırları
İdil Yazar'dan Dinç Hissetmenin ve İyi Yaşamın Sırları

İdil Yazar'dan Dinç Hissetmenin ve İyi Yaşamın Sırları

GAIA Bodrum: Ege Kıyısında Akdeniz Lezzetleri
GAIA Bodrum: Ege Kıyısında Akdeniz Lezzetleri

GAIA Bodrum: Ege Kıyısında Akdeniz Lezzetleri

Aysun Yıldız Güngör'ün Güzellik Sırları
Aysun Yıldız Güngör'ün Güzellik Sırları

Aysun Yıldız Güngör'ün Güzellik Sırları

Zeyrek Çinili Hamam'da Mistik Bir Sanat Yolculuğu
Zeyrek Çinili Hamam'da Mistik Bir Sanat Yolculuğu

Zeyrek Çinili Hamam'da Mistik Bir Sanat Yolculuğu

Ekranın Z Raporu: Lorin Merhart
Ekranın Z Raporu: Lorin Merhart

Ekranın Z Raporu: Lorin Merhart

Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili
Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili

Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili