Zeyrek Çinili Hamam'da Mistik Bir Sanat Yolculuğu

Suyla, ritüelle ve yaşamın görünmeyen katmanlarıyla olan bağımız, duyusal bir sanat anlatısı eşliğinde Zeyrek Çinili Hamam'da ufkumuza yeni pencereler açıyor. Sanatçı Margaret R. Thompson ve küratör Anlam de Coster ile sarnıcın dehlizlerini yaratıcı bir vizörden keşfe çıktık.

24 Haziran 2026 Çarşamba 15:51
18 dakika okunma süresi
ABONE OL
Zeyrek Çinili Hamam'da Mistik Bir Sanat Yolculuğu

Bir arınma ve şifa merkezi olarak 16'ncı yüzyıldan bu yana var olan Zeyrek Çinili Hamam, Anlam de Coster küratörlüğünde; sanatçı Margaret R. Thompson'ın 'Temenos: İç Deniz' sergisiyle, izleyiciye farklı bir deneyim yaşatıyor. Hamamın altında yer alan ve şehrin hafızasını barındıran Bizans sarnıcı, serginin kalbinin attığı yer. Bizans döneminde şehri hayatta tutan suyu saklayan bu sarnıçlar, sanatçının gözünde birer 'iç deniz'. Sarnıç için, sanatçının özel olarak ürettiği tuval ve ipek üzerine resimler ile ses ve koku yerleştirmelerinden oluşan mistik atmosfer, izleyiciyi iç dünyasında yolculuğa çıkarıyor; kendi iç denizine bakmaya davet ediyor. "Zeyrek Çinili Hamam'a ilk girdiğimde ve hamam ritüelini deneyimlediğimde, derin bir şefkat ve korunma hissi yaşadım" diyen Santa Fe merkezli sanatçı Margaret R. Thompson ve "Benim için çoğu sergi, bir saplantıyla ya da içgüdüsel bir hisle başlıyor" diyen sergi küratörü Anlam de Coster ile 30 Ağustos'a dek sürecek olan sarnıçtaki mistik yolculuğa dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Margaret R. Thompson, Anlam de Coster

Margaret R. Thompson - Sanatçı

Zeyrek Çinili Hamam'ın Bizans sarnıcında açılan serginizde, bizi farklı bir atmosfer karşılaşıyor. Sanatseverler nasıl bir yolculuğa çıkacaklar?

İzleyicilerin sarnıca girdiklerinde kendi içlerine doğru bir yolculuğa çıkmalarını umuyorum. Yukarıdaki şehrin parlak ve gürültülü dünyasından ayrılan bu alan, içine doğru çekilebileceğiniz bir sığınak sunuyor. Zaman sanki duruyor. Resimlerim, gündelik hayatın kabuğunu geride bırakıp onun daha derin frekansıyla temas kurmayı araştırıyor. İşlerim, izleyiciyi bilinmeyenle, derin zamanla ve onun bedenimizde ve hafızamızda nasıl var olduğuyla bir bağ kurmaya davet ediyor.

Zeyrek Çinili Hamam'a ilk girdinizde atmosfer sizde nasıl bir etki bıraktı?

İlk girdiğimde ve hamam ritüelini deneyimlediğimde derin bir şefkat ve korunma hissi yaşadım. Çocuk gibi, kaygılardan arınmış ve daha eski bir benliğimle bağlantı kurmuş şekilde çıktım. Bu deneyimden yola çıkarak otomatik çizimler yaptım ve suyu andıran, deniz kabuğu benzeri figürler ortaya çıktı. Bunlar bana ilksel su tanrıçalarını hatırlattı ve şimdi sergideki iki kemerli resme dönüştüler. Bence hamamlar, ortak insan hafızasında kolektif bakım, arınma ve dönüşüm alanları olarak yer alıyor. İnsanlar arasındaki sınırların yumuşadığı, bedenin daha temel bir hâle geçtiği yerler. Atalara ait bir his taşıyor ve bizi ritüellere, su aracılığıyla ilksel benliğimize dönme ihtiyacımıza yeniden bağlama gücüne sahip.

Serginizi tasarlarken 'temenos' kavramından yola çıktınız. Bu kavram sizin için ruhsal bir anlam da ifade ediyor. Biraz açar mısınız?

'Temenos' kavramı bana sezgisel bir süreçle geldi. İstanbul'daki rezidansımın ardından sarnıç bilinç dışımda bir tür içsel mimari olarak açıldı. Kuluçka, koruma, kapsama, ritüel alanı, sığınak gibi kelimeler sürekli karşıma çıkıyordu. Araştırdıkça bu kavramların hepsini içinde barındıran 'temenos'a ulaştım. Benim için bu, ruhsal bir kavram; çünkü iyileşme, ilahi bağlantı ve aşma deneyimi için ayrılmış özel bir alanı ifade ediyor. Bu tür korunaklı alanlara sahip olmak, varoluşun özüne yaklaşmamızı sağlıyor.

Sarnıca kutsal bir mekan anlamı da yüklüyorsunuz. Sergiye özel geliştirilmiş bir kokuyla ve sesle izleyiciye mistik bir atmosfer yaşatıyorsunuz. Bu hissiyatla izleyiciye nasıl bir anlatı sunmak istiyorsunuz?

Araştırmalarım sırasında Carl Jung'un 'temenos'u farklı şekillerde tanımladığını öğrendim; bunlardan biri de bir ritüel çemberi olarak düşünülmesiydi. Bu yaklaşım beni tarihçi ve araştırmacı Jake Stratton-Kent'in şu sözüne götürdü: "Kutsal bir alan yaratmak en ilkel ritüellerden biridir; bu tür niyetli eylemler, herhangi bir madde kadar 'psikoaktif' olarak adlandırılmayı hak eder." Daha fazla duyuyu devreye sokmanın zihinsel bir dönüşüm yaratabileceğini ve mekânı kutsal bir deneyime açabileceğini düşündüm. Koku kullanımı, gündelik olandan ruhsala geçişi işaret etmek için kadim aromatik geleneklerden besleniyor. Yankılanan, tekrar eden su sesi ise, sarnıcın su deposu ve yaşam kaynağı olma geçmişine doğrudan bağ kuruyor; bunu meditatif bir yaklaşımla hissettiriyor. Anlatı, deneyim üzerinden ilerliyor; suyla, ritüelle ve yaşamın görünmeyen katmanlarıyla olan bağımızı duyusal bir seviyede hatırlamaya davet ediyor.

Sergiye hazırlanırken İstanbul'u hangi yönleriyle keşfettiniz?

Kendimi tamamen bıraktım; yürüyerek dolaştım, tarihi alanları, sarnıçları, müzeleri gezdim. Yol boyunca karşılaştığım rastlantılar önemliydi. Antik olanla çağdaşın bu kadar iç içe geçmesi beni çok etkiledi; bu durum mimaride ve atmosferde açıkça hissediliyor. Dans ettim, müziğe âşık oldum. Şehri çevreleyen su en büyük ilham kaynağım oldu. Boğaz'dan su toplayıp resimlerimde kullandım. Burgazada'ya gidip Marmara Denizi'nin öğleden sonra güneşte gümüş gibi parlayışını izledim. Madam Marta Koyu'nda kıyıya vuran dalgaların sesini kaydettim ve bu kayıt sarnıçta yankılanan bir ses işine dönüştü.

Üretim süreciniz spontane mi gelişiyor, yoksa planlı bir yaklaşımla mı tuvalin karşısına geçiyorsunuz?

Farklı yöntemlerle çalışıyorum, böylece süreç akışkan kalıyor. Çok özgür bir alt boyama sürecim var ve bu tamamen sezgisel. Pek çok resim otomatik çizimlerden doğuyor. Bunlar bir anıya, bir atmosfere ya da bir soruya verilen anlık tepkiler. Sonrasında ellerim hareket etmeye devam ediyor, zihnim geri çekiliyor. Süreci fazla yapılandırırsam ruhunu hissedemiyorum. Resmin şarkı söylemesini istiyorum.

Artcube'ün 2024 Discoveries Report'unda "İlk Kariyerinin En İyi 100 Sanatçısı" arasında yer aldınız. Ödüller ruhunuzu nasıl etkiliyor?

Bu tür tanınmalar destekleyici olabilir; işin stüdyonun dışına çıkıp insanlarla bağ kurduğunu hatırlatan bir işaret gibi. Ama resim yapmak içe dönük bir dikkat ve hassasiyet gerektiriyor. Dış onaya fazla odaklanırsam bu hassasiyet zarar görebilir. Benim için en önemli şey, işimin içinden geçen yaşam gücüyle bağlantıda kalmak.

Santa Fe, New Mexico'da yaşıyorsunuz. Yaşadığınız bölgede aradığınız doğayı buluyor musunuz? Yoksa her yerde ilham sizi yoklar mı?

Evet, New Mexico'nun manzaralarını iliklerime kadar hissediyorum. Buradaki toprak çok eski, güçlü ve büyüleyici. Bugün bir kuru dere yatağında güneşin altında uzanıp başımı bir kayaya yasladım, sıcak toprağı hissettim ve kuşları dinledim. İlhamı her yerde bulabiliyorum ama bu toprak beni her zaman eve çağırıyor.

Anlam De Coster - Sanat Danışmanı / Küratör

Margaret R. Thompson'ın sergisi, farklı atmosferiyle izleyiciye mistik duygular yaşatıyor. Sergiye hazırlanırken nasıl bir bakış açısıyla yaklaştınız?

Her sergi kendi dünyasını kuruyor ve o dünyanın atlasını sanatçıyla birlikte keşfediyoruz. Mekân ve hikayesi zaten çok güçlü ama ilginç bir şekilde her sergide bambaşka yönleri görünür oluyor. Benim için Margaret R. Thompson'ın işleri, kelimelerle tarif edemediğimiz ama güçlü bir şekilde hissedebildiğimiz, zamanın ötesinde bilinç alanlarına açılıyor. Tuvalleri hem görünen ve görünmeyen arasında bir arayüz, hem de bir ayna gibi. Ben de bu sergiyi onun eserleri aracılığıyla hepimizi yavaşlamaya ve derinlere dalmaya davet eden bir sığınak olarak hayal ettim.

Hamamın atmosferi, bir sergi deneyimi sunmak açısından sizce hangi yönleriyle etkileyici?

Hamam başlı başına çok katmanlı bir deneyim alanı. Görsel ve uhrevi olarak etkileyici bir mimari yapı olmasının yanı sıra; tüm duyuların iç içe geçtiği, dört elementin birleştiği bir ritüel sunuyor. Sergiye adını veren ve gündelik yaşamdan ayrıştırılmış kutsal bir alanı tarif eden 'temenos' kavramı da bu anlamda hamamla örtüşüyor. Antik dünyada tapınaklarda, ilahi olanla dünyevi olanı ayrıştıran eşiği oluşturan görsel ve mimari ögeler olduğu kadar koku, ses, ışık ve ritüeller de önemli bir rol oynuyor. Keza hamamın altında keşfedilen Bizans sarnıcına iniş de insanı zamanda yolculuğa davet eden, beklenmedik bir tecrübe. Hamamın 13 yıllık restorasyonu sırasında keşfedilen bu alanda beşinci yüzyıla uzanan arkeolojik buluntuların ve gizemli gemi grafitilerinin bulunması, sarnıcı daha da etkileyici kılıyor. Margaret de bu atmosferi içselleştirip, onu bir arka plandan öte, serginin bir parçası haline getirdi.

Sergiye koku, ses ve ışık yerleştirmelerinin eşlik etmesi nasıl

bir etki yaratıyor?

Hamamdan ilhamla sinestezi fikrini 'Kalıntıların Şifası' sergisinden beri konuşuyoruz. Bu sergide koku ve sesin devreye girmesiyle bu fikri daha ileri taşıyabildik. Homemade Aromaterapi iş birliğiyle geliştirilen, serginin kokusunu içeren mumu her yaktığımda gözümün önüne Margaret'ın resimleri geliyor, sergideki dalga seslerini duyar gibi oluyorum.

Sizce tarihi bir mekânda çalışmanın avantajları var mı?

Söz konusu tarihi mekânı nasıl kullandığınıza ve mekânın koşullarına göre bakış açınız değişebilir. Zeyrek Çinili Hamam'ın Kurucu Direktörü Koza Güreli Yazgan ile birlikte kurduğumuz güncel sanat programında, başından beri çıkış noktamız binbir emekle hayata döndürülen bu kültür mirasının görkemini bir dekor olarak kullanmak yerine, bizzat onunla ilişki kuran sergiler yapmaktı. Bunun tabii ki zorlayıcı tarafları da var, ama sanatçılar ve benim için ilginç ve besleyici olan da bu. Bu durum onları beyaz duvarları olan steril bir mekânda sergi hazırlamaktan, çok daha farklı düşünmeye itiyor. Hamamla karşılaşana kadar üzerinde çalışmadıkları konular ve malzemelere yönelebiliyorlar. Dezavantajı ise fiziksel koşullar. Sarnıçta istediğiniz her yere eser asmak mümkün olmuyor; çok az zemin alanımız var, aydınlatma çok kısıtlı; kediler mekânın vazgeçilmezleri olduğu için onların ulaşabileceği yerlere narin bir şey koymak mümkün değil... Sergileyebileceğimiz eser türü ve adedi aslında çok limitli. Bu konularda bugüne dek sergi tasarımında Pattu bize eşlik ettiği için şanslıyız.

Sergi süreci nasıl ilerledi, Margaret R. Thompson ile tam olarak nasıl bir iş birliği yürüttünüz?

Margaret ile iş birliğimiz su gibi aktı. Serginin omurgasını oluşturan tema ve duygular, bizzat İstanbul, hamam ve sarnıcın dünyasından esinlendiği için hiçbir zorluk yaşamadık ve eserler yerleştiğinde zaten hep oradalarmış gibi hissettik. Margaret'ı geçtiğimiz Eylül ayında İstanbul'a araştırma seyahati için davet ettik. Serginin tohumları da o dönemde atıldı. Margaret hayatında ilk kez hamamda yıkandı, Boğaz'dan su ve aktarlardan baharat topladı, Kapalıçarşı'dan antika ipekler seçti, Arkeoloji Müzesi'ni ziyaret etti, çizimler yaptı. Santa Fe'deki atölyesine dönerek mitoloji ve yıkanma ritüelleri üzerine yoğun bir araştırma ve tefekkür sürecinden sonra işlerini üretmeye başladı. İşlerin her biri, sarnıçta spesifik yerlere denk gelecek şekilde hayal edildi. Belki yegâne zorluk, sanatçının eserlerinde kullandığı doğal malzeme ve pigmentleri sergileme metoduna karar verebilmek oldu. Esasen onları sarnıcın alçak duvarlarının üzerinde açık olarak sergilemek isterdik ama sarnıcın asıl sahibi olan kedileri korumak için kapalı bir vitrin kullandık.

EN ÇOK OKUNANLAR

Şehirden Sahile Yaz Stili
Şehirden Sahile Yaz Stili

Şehirden Sahile Yaz Stili

1 dakika okunma süresi
İstanbul'un En Yeni Mekanları: Şehrin Güncel Yeme İçme Rotası
İstanbul'un En Yeni Mekanları: Şehrin Güncel Yeme İçme Rotası

İstanbul'un En Yeni Mekanları: Şehrin Güncel Yeme İçme Rotası

18 dakika okunma süresi
İstanbul'un Patili Hikayeleri
İstanbul'un Patili Hikayeleri

İstanbul'un Patili Hikayeleri

1 dakika okunma süresi
İtalyan Stilinin İstanbul Durağı
İtalyan Stilinin İstanbul Durağı

İtalyan Stilinin İstanbul Durağı

1 dakika okunma süresi
Boğaz'da İyi Yaşam Molası
Boğaz'da İyi Yaşam Molası

Boğaz'da İyi Yaşam Molası

2 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

"Zamansız Olmayı Seviyorum": Seda Bakan
"Zamansız Olmayı Seviyorum": Seda Bakan

"Zamansız Olmayı Seviyorum": Seda Bakan

Kulis Hikayeleri: Özge Özder ve Eva Luna Güleryüz ile "Vay! Dedi Baykuş"
Kulis Hikayeleri: Özge Özder ve Eva Luna Güleryüz ile "Vay! Dedi Baykuş"

Kulis Hikayeleri: Özge Özder ve Eva Luna Güleryüz ile "Vay! Dedi Baykuş"

Ekranın Z Raporu: Yaren Yapıcı
Ekranın Z Raporu: Yaren Yapıcı

Ekranın Z Raporu: Yaren Yapıcı

Ekranın Z Raporu: Erdem Adilce
Ekranın Z Raporu: Erdem Adilce

Ekranın Z Raporu: Erdem Adilce

"Slow Summer": Yazın Ritmini Yavaşlatan Hareket
"Slow Summer": Yazın Ritmini Yavaşlatan Hareket

"Slow Summer": Yazın Ritmini Yavaşlatan Hareket

Esra Ruşan'ın Gezi Güncesi
Esra Ruşan'ın Gezi Güncesi

Esra Ruşan'ın Gezi Güncesi

Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili
Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili

Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili

Ekranın Z Raporu: Derin Beşikçioğlu
Ekranın Z Raporu: Derin Beşikçioğlu

Ekranın Z Raporu: Derin Beşikçioğlu

Ekranın Z Raporu: Lorin Merhart
Ekranın Z Raporu: Lorin Merhart

Ekranın Z Raporu: Lorin Merhart

Ekranın Z Raporu: Kaan Akkaya
Ekranın Z Raporu: Kaan Akkaya

Ekranın Z Raporu: Kaan Akkaya

Bodrum'da Yaz Akşamlarına Yeni Ritim
Bodrum'da Yaz Akşamlarına Yeni Ritim

Bodrum'da Yaz Akşamlarına Yeni Ritim

Yoko Ono İstanbul'da: Sakıp Sabancı Müzesi'nde "İçses ve İçyapı" Sergisi
Yoko Ono İstanbul'da: Sakıp Sabancı Müzesi'nde "İçses ve İçyapı" Sergisi

Yoko Ono İstanbul'da: Sakıp Sabancı Müzesi'nde "İçses ve İçyapı" Sergisi