İstanbul'un yeme-içme sahnesinde son dönemde en az menüsü kadar; kendi dünyasını kurma biçimiyle öne çıkan adresler dikkat çekiyor. Etiler'in yeni sakinlerinden Alice İstanbul da daha kapısından içeri girildiği anda belirginleşen karakteriyle bu yeni nesil mekânlardan biri. 70'ler ve 80'ler Paris'inin salon kültürünü referans alan Alice; gastronomi, dekoratif sanatlar ve müziği aynı hikâyenin farklı katmanlarına dönüştürüyor.
Şef Can Aras'ın imzasını taşıyan menüde Uzak Doğu, özellikle de Japon mutfağının teknikleri belirgin. Ancak yaklaşım klasik bir Japon restoranı çizgisinden çok, farklı aromaları bir araya getiren çağdaş ve paylaşım odaklı bir mutfak üzerine kurulu. Raw bar, tempura, sushi, nigiri ve yakitori başlıkları etrafında şekillenen menüde mevsimsel ürünler, daha beklenmedik eşleşmelerle buluşuyor.

Raw bar seçkisinde şeftali, vanilya yağı, kişniş ve chili ile hazırlanan akya crudo; tatlılık, asidite ve baharat arasında dengeli bir başlangıç sunuyor. Salatalık, elma ve soğan turşusunun eşlik ettiği levrek crudo ise daha ferah bir çizgide ilerliyor.
Sıcak başlangıçlarda isli aioli ve közlenmiş taze soğanla servis edilen kabak tempura ile ananas, kişniş, chili ve isli midye aioli eşliğindeki ebi tempura öne çıkıyor. Sushi bölümünde salmon roll, ebi tempura roll ve somon tartare roll gibi daha tanıdık seçeneklerin yanında; Japon turpu, levrek, somon, avokado ve somon havyarıyla hazırlanan Daikon Futomaki Roll daha katmanlı bir alternatif oluşturuyor. Levrek, hamachi ve somon nigirilere ise isli aiolili tavuk ve trüflü aiolili bonfile yakitori eşlik ediyor.

Alice'in bar seçkisi de mutfağın aromatik yaklaşımından kopmuyor. Meyveler, baharatlar ve mevsimsel bileşenlerle şekillenen imza içecekler, özellikle akşamın ilerleyen saatlerinde mekânın müzikle birlikte değişen atmosferinin bir parçası haline geliyor. DJ performanslarının düzenli olarak programa dahil olması da müziği yalnızca fon olmaktan çıkarıp Alice deneyiminin belirleyici unsurlarından birine dönüştürüyor.
Mekânın tasarım dilinde ilk dikkat çeken şey ise, her şeyin "yeni" görünmeye çalışmaması. Kusursuz ve steril bir restoran estetiği yerine, yıllar içinde eşyaları birikmiş, karakteri zamanla oluşmuş bir ev hissi tercih edilmiş. Kadife kumaşlar, püsküllü koltuklar, farklı dönemlerden vintage sandalyeler ve koyu ahşap yüzeyler, Alice'in geçmişten bugüne taşınmış hissini güçlendiriyor. Salon vitrinlerini anımsatan bar alanı ise bu nostaljik dilin merkezinde duruyor.

Aydınlatmada da benzer bir yaklaşım var. Keskin ve endüstriyel ışıkların yerini mumlar, dekoratif aplikler ve loş bir atmosfer alıyor. Sonuç, ilk bakışta güçlü bir tasarım fikrine sahip olmasına rağmen fazla kurgulanmış hissettirmeyen, daha kişisel bir mekân. Sofraya oturulduğunda bu anlayışın küçük detaylarda devam ettiği görülüyor: Farklı antikacılardan seçilen kristal ve desenli bardaklar, el yapımı servis parçaları ve birbirinin eşi olmayan porselenler her masaya kendi karakterini kazandırıyor.

Alice'in bahçesi ise iç mekânın daha ferah bir uzantısı gibi çalışıyor. Yoğun bitki dokusu, desenli tekstiller ve rahat oturma düzeni özellikle uzun akşam yemekleri için sakin bir atmosfer kuruyor. Ancak Alice'in karakteri gece boyunca aynı kalmıyor. Saatler ilerledikçe bar ve DJ kabininin bulunduğu iç bölüm hareketleniyor; bahçede başlayan yemek, içeride müziğin ritmine karışarak başka bir faza geçiyor.

Alice İstanbul'un en güçlü tarafı belki de tek bir kategoriye sığmaması. Bir akşam yemeği adresi, uzun sohbetlere açık bir bahçe, karakterli bir bar ve gecenin ilerleyen saatlerinde temposu yükselen bir buluşma noktası aynı çatı altında birleşiyor. Geçmişten ödünç aldığı estetik referansları bugünün İstanbul'una taşıyan Alice, Etiler'in yeni adresleri arasına kendine özgü ve kolayca tanınabilir bir tavırla ekleniyor.
Adres: Etiler, Dilhayat Sokak No:15 D:2, İstanbul