İtalyan mutfağının en güçlü taraflarından biri, en gösterişli anlarında bile masayla kurduğu samimi ilişki. Uzun sofralar, paylaşımlık tabaklar, bir yemeğin etrafında uzayan sohbetler... Bvlgari Hotel Milano'nun 1 Eylül itibarıyla kapılarını açan yeni restoranı Da Niko, tam da bu hissi çağdaş gastronominin diliyle yeniden yorumluyor.
Bvlgari Hotels & Resorts ile Şef Niko Romito arasındaki uzun soluklu iş birliğinin yeni adımı olan Da Niko, Romito'nun mutfağını tanımlayan sadelik ve titizliği daha spontane bir yemek deneyimiyle bir araya getiriyor. Buradaki fikir, fine dining'in inceliğinden vazgeçmeden; onu daha rahat, daha paylaşılabilir ve sofranın doğal akışına daha yakın hale getirebilmek.
Da Niko'nun menüsü İtalya'nın tanıdık lezzetlerinden yola çıkıyor ancak onları olduğu gibi tekrar etmek yerine Romito'nun yalınlaştırılmış gastronomi anlayışından geçiriyor.
Yolculuk crudi seçkisiyle başlıyor; ardından şefin imzaları arasında yer alan Spaghetti al Pomodoro ve Tonnarelli Cacio e Pepe geliyor. Günün balığının servis arabasıyla masaya taşınması, Milano usulü dana kotlet ve geleneksel Piedmont usulü kızarmış tavuk gibi tabaklar ise restoranın paylaşım fikrini servis ediş biçimine de taşıyor.
Finalde İtalyan mutfağının vazgeçilmezlerinden Tiramisu ile Zabaione ve fıstıklı gelato eşliğinde sunulan sıcak brioche var. Kısacası Da Niko, "yenilik" ararken köklerinden uzaklaşmak yerine tanıdık tatların nasıl farklı bir enerjiyle yeniden kurulabileceğine bakıyor.
Romito da yeni konsepti, mutfak vizyonunu "daha sıcak ve doğrudan bir tonla" ifade edebileceği bir alan olarak tanımlıyor. Malzemeye, tekniğe ve araştırmaya gösterilen özen aynı kalırken deneyimin tonu değişiyor: daha az ritüel, daha fazla paylaşım.

Da Niko'da değişen yalnızca menünün dili değil. Restoranın iç mekânı da ACPV ARCHITECTS Antonio Citterio Patricia Viel tarafından baştan tasarlanmış.
Referans noktası ise çok zarif bir Milano evi. Farklı büyüklüklerde masalar, koltuklar ve oturma grupları mekânı daha sosyal bir düzene taşırken toprak tonlarından oluşan palet, sofistike atmosferin mesafeli hissettirmemesini sağlıyor ve klasik bir restoran düzenini bozup daha sıcak bir ev ortamını yaşatıyor.
Milano'ya adanmış geniş kütüphane, siyah reçineden oval kokteyl barı ve Gio Ponti'nin sanat direktörlüğü dönemine ait nadir Richard Ginori La Venatoria vazosu, dekorasyonun dikkat çeken detayları arasında. Mekân, İtalyan tasarım tarihine küçük referanslar verirken bunu bir vitrine dönüştürmeden gündelik deneyimin içine yerleştiriyor.
Da Niko'nun arkasındaki fikir, aslında bugün lüks misafirperverliğin geçirdiği dönüşümle de yakından ilişkili. Daha resmi, kurallarla tanımlanmış deneyimlerin yerini giderek kişisel, rahat ve paylaşmaya açık mekanlar alıyor.
Bvlgari Group İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Silvio Ursini'nin de altını çizdiği gibi günümüz misafiri daha spontane ve keşif hissini canlı tutan deneyimlerin peşinde. Da Niko ise bunu Niko Romito'nun gastronomik hassasiyetinden vazgeçmeden yapmayı deniyor.
Böylece Bvlgari Hotel Milano'da açılan yeni restoran yeni bir yemek adresi olarak tanımlanmaktan çıkıyor; İtalyan mutfağı, Milano tasarımı ve çağdaş misafirperverlik arasında kurulan daha rahat bir buluşma noktasına dönüşüyor.