Modanın uzun zamandır sadece giyim tasarlayan bir alan olmadığını biliyoruz. Bugün bir moda evinin dünyası; sergilerden mimariye, yayıncılıktan çağdaş sanata kadar uzanan geniş bir kültürel üretim alanı içinde şekilleniyor. Tasarımın farklı disiplinlerle kurduğu ilişki ise bu dönüşümün en dikkat çekici parçalarından biri. Çünkü bir sandalye, bir bina ya da bir ceket, farklı ölçeklerde üretilmiş olsalar da aynı düşünce biçiminin ürünü olabiliyor. Hepsi yaşadığımız dünyayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlıyor.

Son yıllarda pek çok moda markasının sanat ve tasarımı mağazalarının ya da kültürel programlarının merkezine yerleştirmesi de bu nedenle tesadüf değil. Alışveriş mekânları giderek sergilere, konuşmalara ve yaratıcı karşılaşmalara ev sahipliği yapan kamusal alanlara dönüşüyor. Saint Laurent Rive Droite da Anthony Vaccarello'nun yaratıcı yönetiminde tam olarak bu fikri benimsiyor. Moda koleksiyonlarının yanı sıra sanat, fotoğraf, tasarım ve müziği aynı çatı altında buluşturan bu platform, markanın estetik evrenini farklı disiplinlerle genişletiyor.

Saint Laurent Rive Droite'ın yaz programı kapsamında gerçekleşen 1980 – 2023 – 2025 sergisi, Fransız tasarımcı, mimar ve sanatçı Martine Bedin'in üretimine odaklanıyor. Vaccarello'nun küratörlüğünü üstlendiği seçki, sanatçının 1980'li yıllardaki Memphis çizimlerinden son dönem çalışmalarına uzanarak yaklaşık kırk yıllık yaratıcı pratiğini bir araya getiriyor.
1957 yılında Bordeaux'da doğan Bedin, Paris'te mimarlık eğitimi aldıktan sonra 1978'de Floransa'ya giderek İtalyan Radikal Tasarım hareketinin öncü isimleriyle çalıştı. Ettore Sottsass'ın davetiyle 1981 yılında Memphis grubunun kurucu üyeleri arasında yer aldı. Renkli, deneysel ve alışılmış tasarım anlayışını sorgulayan Memphis hareketi, endüstriyel tasarımın yanı sıra moda ve mimarlığın da görsel dilini etkileyen önemli kırılmalardan biri olarak kabul ediliyor.

Bedin'in üretiminde de bu yaklaşımın izleri açıkça görülüyor. Mermer, ahşap, metal ve seramik gibi farklı malzemelerle çalışan sanatçı, gündelik hayatta karşılaştığımız nesneleri alışılmış işlevlerinden uzaklaştırıyor. Bir mobilya ya da ev eşyası, onun elinde kullanılacak bir objeden çok bağımsız bir forma dönüşüyor. Bedin'in tarif ettiği gibi bunlar, "dolapların arkasında duran ve ancak ihtiyaç duyulduğunda yeniden hayat bulan nesneler." Bu yüzden eserleri, gerçek ile hayal, kullanım ile temsil arasında sürekli gidip gelen bir denge kuruyor.
Mimar, tasarımcı, sanatçı ve akademisyen kimliklerini aynı üretim pratiğinde buluşturan Martine Bedin, yıllar boyunca farklı üniversitelerde ders verdi; Avrupa Nesne Gözlemevi gibi girişimlere öncülük etti ve 1993 yılında Fransa'nın Ordre des Arts et des Lettres nişanına layık görüldü. Bugün eserleri Centre Pompidou, Musée des Arts Décoratifs, Victoria and Albert Museum, SFMOMA ve The Metropolitan Museum of Art gibi dünyanın önemli müze koleksiyonlarında yer alıyor.

Bedin'in Saint Laurent Rive Droite'da ağırlanması ise yalnızca bir sergi iş birliği olmanın ötesinde ortak bir bakış açısını işaret ediyor. Anthony Vaccarello'nun sade ama güçlü estetik anlayışı ile Bedin'in nesnelere yüklediği şiirsel yaklaşım aynı zeminde buluşuyor. İki isim de biçimi yalnızca işlev üzerinden değerlendirmiyor; onu düşüncenin görünür hâli olarak ele alıyor.
Bu nedenle 1980 – 2023 – 2025, yalnızca tasarım tarihine bakan bir seçki değil. Aynı zamanda moda, sanat ve mimarlığın birbirinden ayrı disiplinlerden ziyade aynı yaratıcı dilin farklı ifadeleri olduğunu hatırlatan bir karşılaşma. Saint Laurent Rive Droite'ın kültürel programı içinde anlam kazanan sergi, anlattıkları hikâyeler sayesinde de değer taşıdığını gösteriyor.