Hava artık gerçekten yaz gibi; günler uzuyor, akşamlar güzelleşiyor, planlar da ister istemez daha hafif ve akışkan bir hal alıyor. Böyle zamanlarda sergi gezmek, büyük bir kültür-sanat programından çok günün içine karışan keyifli bir durak gibi hissettiriyor. Kahve sonrası uğranan bir galeri, hafta sonuna eklenen küçük bir rota ya da sıcak havadan kaçıp serin bir mekânda birkaç işin önünde oyalanmak... Yazın şehirde kalmanın güzel taraflarından biri de her şey biraz daha plansız ama daha keşfe açık ilerlemesi.
Haziran ayı sergileri ise, bize bu ruh haline eşlik eden geniş bir seçki sunuyor. İstanbul'un kubbelerine ışık ve hafıza üzerinden bakan fotoğraflardan güzellik fikrini takıntılı bir kurgu olarak ele alan işlere; endüstriyel malzemeyi gündelik hayattan çekip görünür kılan üretimlerden bedenin ham ve kırılgan tarafına yaklaşan sergilere kadar farklı başlıklar öne çıkıyor. Doğa, zanaat, teknoloji, hafıza ve kent üzerine düşünen bu rota, yazın hafifliğini korurken izleyiciye biraz daha derine bakma alanı açıyor. Kısacası Haziran'da sanatla karşılaşmak için güzel bahaneler var!

Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı'nın Profilden sergisi, gündelik hayatın içinde sürekli karşımıza çıkan ama çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiğimiz endüstriyel parçaları yeni bir gözle okumaya davet ediyor. Ekstrüzyonla üretilmiş alüminyum profilleri merkeze alan sergi, bu anonim ve teknik elemanları işlev, form ve algı arasındaki sınırları yeniden düşünmek için kullanıyor. Atilla Kuzu, soğutucu profilleri gündelik yaşama karışan aydınlatma, şamdan, nihale, bardak altlığı ve saat gibi nesnelere dönüştürürken; Levent Çırpıcı, kutu profiller ve boru kesitlerini işlevlerinden arındırıp duvar yüzeyinde ritim, tekrar ve soyut kompozisyonlar üreten heykelsi yapılara taşıyor. Böylece Profilden, malzemeyi başka bir şeye dönüştürmekten çok, zaten var olanı farklı bir bağlamda görünür kılıyor; bakış yer değiştirdiğinde en tanıdık ve sessiz formların bile kendi başına konuşmaya başladığını hatırlatıyor.
Tarih: 9 Mayıs - 6 Haziran 2026
Adres: Asmalı Mescit, Ensiz Sk. No:1 D:A, 34430 Beyoğlu/İstanbul
The Curve That Birthed Eros, Acrylic on canvas, 140x100 cmKaranlığı yoklukla değil, henüz biçim kazanmamış olanın potansiyeliyle düşünen Özge Kahraman, ARKHE: Karanlık başlıklı kişisel sergisinde izleyiciyi varlığın kökenine doğru sessiz ve katmanlı bir yolculuğa çıkarıyor. MERKUR'de izleyiciyle buluşacak sergi, Antik Yunan düşüncesindeki "arkhe" kavramından yola çıkarak başlangıcı yalnızca bir ilk an değil, görünür olanın ardında işleyen derin ve saklı bir oluş süreci olarak ele alıyor. Yaklaşık on beş yıldır mağaralar üzerine araştırmalar yapan Kahraman için yeraltı, keşfedilen fiziksel bir alan olmanın ötesinde, dünyanın en eski hafızasını taşıyan ve varoluşu düşünmeye açan bir eşik hâline geliyor. Sanatçının noktalama tekniğiyle oluşturduğu yüzeylerde binlerce küçük iz bir araya gelerek mineral dokuları, taş katmanlarını ve zamanın yavaş tortusunu çağrıştırıyor; her nokta, karanlığın içinde ağır ağır biçimlenen bir başlangıcın parçası gibi beliriyor. ARKHE: Karanlık, mağaranın karanlığını bilinmeyenin boşluğu olarak değil, dünyanın oluşumunu içinde saklayan kökensel bir alan olarak yorumlarken, izleyiciyi yüzeyde görünenin ötesine bakmaya davet ediyor.
Tarih: 12 Mayıs - 6 Haziran 2026
Adres: Polat Piyalepaşa, İstiklal Mah. Piyalepaşa Bulvarı No:32/D Beyoğlu

Nihat Odabaşı'nın Obsession of Beauty başlıklı sergisi, güzelliği doğrudan yakalanan bir gerçeklikten çok, ışık, kompozisyon, müdahale ve arzu üzerinden yeniden inşa edilen bir kurgu olarak ele alıyor. Moda, portre ve celebrity fotoğrafçılığı alanında yıllardır güçlü bir görsel hafıza yaratan Odabaşı, bu sergide ikonik kadın imgeleri üzerinden kusursuzluk fikrine duyulan tutkuyu ve estetik takıntının sınırlarını görünür kılıyor. Sanatçının karelerinde güzellik olduğu gibi bırakılmıyor; parçalanıyor, yeniden düzenleniyor, kusurlar siliniyor ve gerçekle fantezi arasında kontrollü bir imgeye dönüşüyor. Obsession of Beauty, izleyiciyi yalnızca fotoğrafa değil, güzelliğin ardındaki müdahaleye, bakışa ve kusursuzluk arzusuna da bakmaya çağırıyor.
Tarih: 2 - 7 Haziran 2026
Adres: Cihannüma, Çömezler Sok. No: 16, 34353 Beşiktaş/İstanbul

Zanaat, form ve kolektif üretim fikrini aynı zeminde buluşturan Bilal Yılmaz, Form-Zanaat-Aktivizm başlıklı sergisinde üretim sürecini sonuçtan daha görünür kılan bir yaklaşım benimsiyor. Terakki Vakfı Sanat Galerisi'nde izleyiciyle buluşan sergi, malzemenin doğası ile zihnin analitik yapısı arasındaki ilişkiyi merkeze alırken, zanaatı yalnızca fiziksel bir beceri değil, toplumsal hafızayı taşıyan ve yeniden üreten dinamik bir alan olarak ele alıyor. Yılmaz'ın pratiğinde bu yaklaşım, İstanbul'da başlattığı CraftNet gibi araştırma odaklı projelerle de karşılık buluyor; görünmez kalan zanaat ağlarını görünür kılan bu çalışmalar, emeğin değerini yeniden düşünmeye açıyor. Sergi mekânı ise çizimler, notlar, ses yerleştirmeleri, prototipler ve mekanik kurguların bir araya geldiği bir tür açık laboratuvara dönüşüyor; burada her unsur, düşüncenin biçim kazanma sürecinin bir parçası gibi işliyor. Tekrar, ritim ve el emeği üzerinden ilerleyen bu üretim dili, izleyiciyi tamamlanmış bir sonuçtan çok, bitmeyen bir "oluş" hâlinin içinde dolaşmaya davet ediyor.
Tarih: 7 Mayıs - 7 Haziran 2026
Adres: Ebulula Mardin Caddesi Öztürk Sokak, 2 34335 Levent-İstanbul

Rahmi M. Koç Müzesi, ressam ve çizer Haslet Soyöz'ü vefatının birinci yılında Denizlere Haslet Kaldık başlıklı anma sergisiyle hatırlıyor. Sanatçının daha önce müzede gerçekleşen sergilerinden seçilen 17 tabloyu bir araya getiren sergi, gemileri, römorkörleri ve deniz fenerlerini yalnızca teknik özellikleriyle değil, taşıdıkları hikâyeler ve denizcilik hafızasındaki yerleriyle birlikte ele alıyor. Gülcemal'den Rumeli Feneri'ne, Anadolu Feneri'nden Knidos ve Kızılada fenerlerine uzanan seçki, Soyöz'ün denizle kurduğu derin bağı ve Türkiye'nin denizcilik tarihine bıraktığı görsel arşivi yeniden görünür kılıyor. Sanatçının gemilerin yalnızca portrelerini değil, ruhlarını da yansıtmak istediğini söyleyen yaklaşımı, serginin duygusal tonunu belirliyor; izleyiciye de denizlerin, yolculukların ve hafızada iz bırakan teknelerin peşinden giden sakin ama etkileyici bir rota sunuyor.
Tarih: 28 Mayıs - 7 Haziran 2026
Adres: Piri Paşa, Rahmi M. Koç Caddesi No: 3, 34445 Beyoğlu/İstanbul

Duygunun bedende ya da mekânda tutunduğu yeri işaret eden Locus Affectus, Lara Ögel'in seramik heykelleri, sulu boya çalışmaları ve süregelen kitap kapağı serisini aynı içsel soru etrafında bir araya getiriyor: Bizi bir arada tuttuğunu sandığımız katmanlar soyulduğunda geriye ne kalır? Galerist'te izleyiciyle buluşan sergide kil, yalnızca bir malzeme değil, düşüncenin bedenselleştiği ve dilin çözemediği sorulara yüzey, ağırlık ve direnç üzerinden yanıt aradığı bir alan hâline geliyor. Ögel'in formları; açılan, kapanan, yarılan, birbirine karışan ve parçalanırken biriken bedenleri çağrıştırırken, sulu boyanın tülle kurduğu temas da kontrol edilemeyen karşılaşmaların izini taşıyor. Serginin merkezinde ayrılma, bir kayıp değil, her katmanın kendi tanıklığını koruduğu bir arşiv gibi düşünülüyor; açıklıklar, yarıklar ve geçirgen yüzeyler de eksilmeden çok ışığın, temasın ve anlamın içeri sızabildiği eşikler olarak beliriyor. Locus Affectus, bedenin ne kadar şeyi taşıyabileceğini, ne zaman bırakmak zorunda kalacağını ve duygunun tüm bu katmanlar arasında en sonunda nereye yerleştiğini sakin ama derinlikli bir dille sorguluyor.
Tarih: 27 Nisan - 13 Haziran 2026
Adres: Asmalı Mescit, Meşrutiyet Cd. No:1 No. 67, 34430 Beyoğlu/İstanbul

Bazaart'ın 15 yıllık sanat yolculuğunu bir araya getiren 15 Yıllık Yolculuk: Bazaart Retrospektif Sergisi, genç sanatçılarla kurulan uzun soluklu ilişkiyi kolektif bir hafıza alanı olarak görünür kılıyor. 2011'den bu yana Bazaart bünyesinde ödüle değer görülen 112 sanatçının katılımıyla şekillenen sergi; resim, heykel, cam, video art, baskı, fotoğraf, seramik ve yerleştirme gibi farklı disiplinleri yan yana getirerek platformun yıllar içinde oluşturduğu üretim çeşitliliğini ortaya koyuyor. Bu retrospektif, yalnızca geçmiş edisyonlardan bir seçki sunmakla kalmıyor; genç sanatçıların zaman içinde kendi seslerini bulma süreçlerine, sanat ortamıyla kurdukları bağlara ve Bazaart'ın sürdürülebilir destek anlayışına da yakından bakma imkânı veriyor. Sergiye eşlik eden 15 Yıllık Yolculuk: Bazaart Retrospektif kitabı ise bu birikimi belgeleyen, sanatçı deneyimlerini ve platformun yıllara yayılan etki alanını kayıt altına alan ayrı bir hafıza çalışması niteliği taşıyor.
Tarih: 9-13 Haziran 2026
Adres: Büyükdere Caddesi, Levent Meltem Sokak, No:4, Beşiktaş, İstanbul

Dilara Güven küratörlüğündeki Usulüne Uygun Değil sergisi, gündelik hayatın içinde çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilen uygunluk hâllerini ve bu görünmez kuralların yaşamlarımızı nasıl şekillendirdiğini odağına alıyor. Ekin Keser, İlayda Çorlu, İlhak Altıparmak, Kemal Köse, Özge Akdeniz, Pınar Yılmaz, Reyhan Polat ve Şeyma Barut'un çalışmalarını bir araya getiren sergi; aile, aidiyet, mahremiyet ve hane etrafında kurulan sessiz kabullerin beden, söz ve görünürlük üzerindeki etkilerini farklı perspektiflerden ele alıyor. Ev fikrini sabit bir güven alanı olarak değil, toplumsal cinsiyet, cinsellik, kuşak aktarımı ve mahremiyet gibi meselelerin kesiştiği bir gerilim alanı olarak değerlendiren seçki, tanıdık olanın içine yerleşmiş kodları görünür kılarken ortak ama tek sesli olmayan bir itiraz hattı da açıyor.
Tarih: 14 Mayıs - 14 Haziran 2026
Adres: Akaretler Sıraevler No:47, Beşiktaş, İstanbul

Hafızayı sabit bir arşivden çok, içinde dolaşılan, zamanla yön değiştiren canlı bir mekân olarak ele alan Hafızanın Coğrafyası, 13 bağımsız sanatçının işlerini ortak bir düşünsel zemin üzerinde buluşturuyor. Loft Art'ta izleyiciyle buluşacak sergi, anıların yalnızca geçmişe ait kayıtlar olmadığını; ruh hâli, beden, çevre ve zamanın etkisiyle sürekli yeniden biçimlenen duygusal alanlar olarak var olduğunu hatırlatıyor. Bir şehir, bir oda ya da tanıdık bir sokak nasıl beklenmedik biçimde hafızayı harekete geçirebiliyorsa, bu seçkide yer alan işler de izleyicinin kendi hatırlama biçimiyle yeniden anlam kazanıyor. Böylece sergi, geçmişi sabitlemeye çalışmak yerine, hafızanın nasıl yer değiştirdiğine, nasıl genişlediğine ve bugün içinde nasıl yeni bir karşılık bulduğuna odaklanıyor; ortaya da kişisel olanla ortak deneyim arasında gidip gelen, sessiz ama derinlikli bir düşünme alanı çıkıyor.
Tarih: 15 Nisan - 14 Haziran 2026
Adres: Nisbetiye, Aytar Cd. No:107, 34340 Beşiktaş/İstanbul

Polat Piyalepaşa Çarşı'daki yeni mekânında açılan DIRTY WHITE, Tuğberk Selçuk'un pratiğini daha keskin, daha oyunbaz ama aynı zamanda daha provoke edici bir yerden okumaya açıyor. Sanatçının pop referanslarla kurduğu görsel dil burada yalnızca estetik bir tercih gibi durmuyor; aksine, steril olanla kirli olanın, masumiyetle arzunun sürekli yer değiştirdiği bir alan yaratıyor. Oyuncak formundan tanıdık gelen imgeler, bu sergide çocukluğa dair nostaljik bir çağrıdan çok, yetişkinliğin bastırılmış taraflarına dokunan birer araca dönüşüyor. Beyazın boşluk ve başlangıç hissi, en küçük müdahaleyle kirlenebilen bir yüzeye dönüşürken, Selçuk'un ironisi izleyiciyi rahatsız etmekle çekmek arasında gidip gelen bir dengede tutuyor. Sergiye eşlik eden Simge Selçuk'un çini işleri ise bu dünyaya beklenmedik bir karşı katman ekliyor; geleneksel olanla güncel olanın aynı mekânda yan yana durması, serginin genelinde hissedilen o çarpışma hâlini daha da görünür kılıyor. DIRTY WHITE, ilk bakışta eğlenceli ve parlak görünen bir yüzeyin altında, arzu, tüketim ve masumiyet kavramlarını yeniden düşünmeye iten bir alan açıyor.
Tarih: 15 Mayıs - 15 Haziran 2026
Adres: İstiklal, Piyalepaşa Blv. No: 28 D:1D, 34440 Beyoğlu/İstanbul

Günsu Saraçoğlu'nun Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat başlıklı kişisel sergisi, modern hayatın hızına karşı daha sakin, daha içe dönük ve daha bilinçli bir ritim öneriyor. Gallery Duende'de izleyiciyle buluşan sergi, tuval ve kâğıt üzerine üretilen işlerle doğanın döngüsünü, insanın bu döngüyle kurduğu ilişkiyi ve içsel dönüşüm ihtiyacını merkeze alıyor. Sanatçının eserlerinde öne çıkan salyangoz metaforu, yavaşlamayı bir duraklama değil, kendine dönüş ve iç dünyayı katman katman örme hâli olarak düşündürüyor. Spiral, kabuk ve DNA sarmalını çağrıştıran formlar; zaman, hafıza ve yaşamın izleri arasında görsel bir bağ kurarken, sergi izleyiciyi gündelik gürültüden uzaklaşıp kendi iç sesine biraz daha yakından kulak vermeye davet ediyor.
Tarih: 23 Mayıs - 18 Haziran 2026
Adres: Fenerbahçe, Itridede Sok. No:17, 34726 Kadıköy/İstanbul

Gündelik hayatta ustalıkla taşınan kimliklerin ardında biriken sessiz anlatılara odaklanan Kadın Palyaçolar, izleyiciyi görünür olanla içte kalan arasındaki o ince eşikte dolaştırıyor. Gözde Tolan'ın küratöryel yaklaşımıyla bir araya gelen 18 sanatçının işleri, bu kez dış dünyadaki mücadeleden çok içsel katmanlara yönelirken; Carl Gustav Jung'un "persona" kavramı ve palyaço arketipinden beslenen bir anlatı kuruyor. Sergide "palyaço" figürü, yalnızca renkli ve dikkat çekici bir yüz değil, aynı zamanda toplumsal beklentilerle şekillenen rollerin ve taşınan görünmez yüklerin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Doğal taş, cam, kumaş ve seramik gibi farklı malzemelerin bir araya geldiği işler, tekil bir ifade yerine parçalı ve çoğul bir varoluş hissi yaratıyor; her parça kendi hikâyesini korurken yan yana geldiklerinde ortak bir duyusal alan kuruyor. Kadın Palyaçolar, yüzeydeki parlaklığın ötesine bakmaya çağıran, sessiz ama katmanlı bir anlatı kuruyor.
Tarih: 20 Mayıs - 20 Haziran 2026
Adres: Kuloğlu, Turnacıbaşı Cd. No:21, 34433 Beyoğlu/İstanbul

Eda Sütunç'un Sıcak Prova başlıklı kişisel sergisi, taşıma, bağ kurma ve kırılganlık kavramları etrafında dünyada var olmanın daha hassas, daha ilişkisel ve alternatif yollarını araştırıyor. Heykel, fotoğraf, video ve metinlerden oluşan sergide sanatçı, kusursuzluk, verimlilik ve sonuç odaklılık üzerine kurulu normatif değer sistemlerini sorgularken, üretimi süreç, tekrar, ritüel ve salınım üzerinden düşünen bir alan açıyor. Taşıma eylemi burada yalnızca fiziksel bir hareket olarak değil; sorumluluk, bakım, karşılıklı bağımlılık ve duygusal dayanıklılıkla ilişkili etik bir strateji olarak ele alınıyor. İnsan ve insan-olmayan yaşam formları arasındaki bağları kırılganlık, süreksizlik ve birlikte var olma ihtimalleri üzerinden yeniden düşünen Sıcak Prova, kapalı bir anlatı sunmak yerine belirsizlikle kalmayı öneriyor; izleyiciyi de kendi taşıma kapasitesini, kurduğu bağların yönünü ve dünyada nasıl yer açtığını sorgulamaya davet ediyor.
Tarih: 7 Mayıs - 27 Haziran 2026
Adres: Kemankeş Mah. Mumhane Cad. Laroz Han, No:67/A, 34425 Beyoğlu
Nesli Türk, Atölyesinde Bölüm Başkanı, 2025, tuval üzerine yağlı boya, 150x140cmNesli Türk'ün RAW-HAM başlıklı kişisel sergisi, insan bedenini idealize edilmiş bir imge olmaktan çıkarıp kırılgan, sızdıran ve sürekli dönüşen biyolojik bir alan olarak ele alıyor. Labirent Sanat'ta izleyiciyle buluşacak sergi, kan, doku, hücre ve mikroorganizmalara referans veren resim ve heykeller aracılığıyla bedenin kültürel kabukların altında kalan daha ilksel hâline yaklaşıyor. Türk'ün boyayı neredeyse ete, yüzeyi ise canlı bir dokuya dönüştüren dili; güzellik, kontrol ve modern beden algısını tersyüz ederken, izleyiciyi konforlu bir estetik deneyimden çok daha doğrudan ve tekinsiz bir karşılaşmaya davet ediyor. Doğa ile kültür arasındaki gerilimi, yaşama dürtüsü ve organik varoluş üzerinden okuyan RAW-HAM, bedeni bir temsil nesnesi değil, arzuların, kırılganlıkların ve bastırılmış gerçekliklerin açığa çıktığı yoğun bir kazı alanı olarak yeniden düşünmeye açıyor.
Tarih: 16 Mayıs - 4 Temmuz 2026
Adres: Çatma Mescit Mah. Tepebaşı Cad. No:56 K:2, Beyoğlu, İstanbul

Ahmad Rafi'nin Against Transparency başlıklı kişisel sergisi, görünürlük, temsil ve imgenin sınırları üzerine sakin ama oldukça güçlü bir düşünme alanı açıyor. Shiva Zahed küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının son yirmi yılda ürettiği seçili işleri bir araya getirirken, resmin dünyaya doğrudan ve net bir pencere açması gerektiği fikrine mesafeli duruyor. Rafi'nin perdeler, örtüler, belli belirsiz figürler ve opak yüzeylerle kurduğu resim dili, izleyicinin her şeyi hemen görme ve çözme arzusunu bilinçli olarak askıya alıyor. Bugün görünürlüğün çoğu zaman maruziyet, erişim ve açıklıkla eşitlendiği bir dönemde, sanatçının işleri saklı kalanın, hemen okunamayanın ve kendini tamamen teslim etmeyen imgenin değerini hatırlatıyor. Édouard Glissant'ın "opaklık hakkı" fikriyle de düşünsel bir bağ kuran sergi, bakışın sınırlarını, gözetleme kültürünü ve görüntüyle kurduğumuz aceleci ilişkiyi yeniden sorgulamaya davet ediyor.
Tarih: 22 Mayıs - 5 Temmuz 2026
Adres: Asmalı Mescit Mahallesi, Minare Sokak, Sötaş Pera No: 11
Beyoğlu, Istanbul

Emine Boyner'in Kocakarı Masalları sergisi, insan ile yeryüzü arasındaki bağı yeniden hatırlamaya çağıran, sezgisel ve çok katmanlı bir anlatı kuruyor. Sanatı tıpkı otacılık gibi bir duyma, tanışma ve onarma pratiği olarak ele alan Boyner, "kocakarı" bilgeliğini küçümsenen bir halk anlatısından çıkarıp ana/ata emaneti, doğayla kurulan kadim bir ilişki biçimi olarak onurlandırıyor. Serginin merkezinde yer alan "Cadı Kazanı" fikri, tüm varlıkların birbirine karıştığı, dönüştüğü ve yeniden hayat bulduğu doğurgan bir kozmik alan gibi işliyor. Seramik, keçe, kâğıt, tuval ve kumaş üzerine resimler, ses, su, metinler, bitkiler, tohumlar ve emektar nesnelerden oluşan bu geniş dost meclisi; Ayvalık'ın zeytin ağaçları, toprak ve bitki bilgisiyle beslenen bir yer-beden bütünlüğü öneriyor. Kocakarı Masalları, izleyiciyi doğaya uzaktan bakan biri olmaktan çıkarıp, yaban bitkilerin, toprağın ve unutulmuş bilgilerin anlattıklarına kulak veren daha yakın, daha şefkatli bir karşılaşmaya davet ediyor.
Tarih: 10 Haziran - 9 Temmuz 2026
Adres: Kılıç Ali Paşa Mah, Cihangir, Batarya Sk. No:2, 34433 Beyoğlu/İstanbul

Leif Trenkler'in Cosmic Change başlıklı kişisel sergisi, ışık, mimari ve hafıza arasında gerçek ile düş arasında salınan bir dünya kuruyor. Palm Springs, Los Angeles, Miami ve Saint-Tropez gibi şehirlerden ilham alan sanatçı; havuzlar, teraslar, modernist evler ve yıldızlı geceler üzerinden ilk bakışta huzurlu görünen ama içinde kırılgan bir yalnızlık hissi taşıyan sahneler yaratıyor. Trenkler'in resimlerinde ışık yalnızca mekânı aydınlatan bir unsur değil; duyguyu yoğunlaştıran, zamanı yavaşlatan ve görüntüyü hafızaya dönüştüren başlı başına bir anlatı aracına dönüşüyor. Pembe, mor, mavi ve turkuaz tonlarının su yüzeyleri, mimari çizgiler ve gece atmosferiyle birleştiği bu resimler; içerisi ile dışarısı, mahremiyet ile gösteri, doğa ile insan yapımı alanlar arasındaki geçirgen sınırları görünür kılıyor. Sessizlik, uzaklık ve idealize edilmiş mutluluk fikrini aynı yüzeyde buluşturan Cosmic Change, güzelliğin her an kaybolabilecek bir an gibi hissedildiği şiirsel ve sinematografik bir atmosfer öneriyor.
Tarih: 10 Haziran - 15 Temmuz 2026
Adres: Cihannüma, Çömezler Sok. No: 16, 34353 Beşiktaş/İstanbul

Sergen Şehitoğlu'nun Çatallanan Yollar başlıklı kişisel sergisi, Borges'in Yolları Çatallanan Bahçe hikâyesinden hareketle seçim, tekrar, çıkışsızlık ve yön arayışı gibi kavramları labirent fikri üzerinden yeniden düşünüyor. SANATORIUM'da izleyiciyle buluşan sergide labirent, yalnızca karmaşık bir mekân kurgusu değil; gözetim, yönlendirilmiş seçenekler ve sistemin içinde kalma hâli gibi bugünün varoluş koşullarını görünür kılan güçlü bir model olarak karşımıza çıkıyor. René Descartes'ın analitik geometri yaklaşımından beslenen proje, matematiği estetik bir süsleme değil, kendi kurallarıyla işleyen kapalı bir sistem olarak ele alırken; ızgara düzenleri, çıkmazlar, döngüler ve koordinatlar aracılığıyla soyut bir yapının fiziksel karşılığını kuruyor. Metal yerleştirmeler, büyük ölçekli fotoğraf baskıları ve tek kanallı video işinin bir araya geldiği sergi, izleyiciyi sistemin dışından bakan biri olmaktan çıkarıp, doğrudan bu çatallanan yolların içinde konumlandırıyor; böylece matematiksel düzen ile insanın kararsızlık, tekrar ve yön bulma hâlleri arasında beklenmedik bir bağ kuruyor.
Tarih: 4 Haziran - 18 Temmuz 2026
Adres: Emekyemez, Abdussalah Sk. no:3, 34421 Beyoğlu/İstanbul
Yaşam Şaşmazer, Udagan, 2026. Ağaç dalı, ahşap merdiven, protez bacak, silikon, elastik bandaj, sargı bezi, sünger, poliüretan, elyaf, alüminyum tel, zincir, kanca, kantar, dikiş iğnesi, iplik, yosun, toprak"Canavar" fikrini bir tehdit olmaktan çıkarıp dönüştürücü bir eşik olarak ele alan Canavarların Vaatleri, küratör Ezgi Hamzaçebi'nin kavramsal çerçevesiyle insan ve insan olmayan bedenlerin temsillerine odaklanıyor. Canavar; Hilal Polat, İrem Aydın, Lara Ögel, Ömer Tevfik Erten, Seçil Epik, Serkan Aka, Şafak Şule Kemancı, Yaşam Şaşmazer ve Zeynep Kılınç'ın çoğu sergiye özel üretilmiş heykel, yerleştirme, fotoğraf ve video işleri; canlı ile cansız, doğal ile yapay, görünür ile bastırılmış olan arasındaki sınırların nasıl çözülüp yeniden kurulduğunu araştırıyor. Parçalanmış bedenler, hibrit formlar, hayaletimsi bitkiler ve işlevini yitirmiş nesneler üzerinden kusur, mutasyon ve karanlık; bir sapma değil, potansiyel ve direncin izleri olarak okunuyor. Sergi, normalliğin kırılgan yapısını hatırlatan canavar figürünü, sınıflandırmaya direnen ve başka türlü gelecek ihtimallerini sezdiren bir varlık hâline getirirken, düşünsel arka planında da Donna Haraway'in "ancak canavar olduğumuzu kabul edersek daha eşit bir dünya kurabiliriz" fikrini yankılıyor.
Tarih: 1 Mart - 26 Temmuz 2026
Adres: Uskumruköy, Salih Paşa Cd. No:107, 34450 Sarıyer/İstanbul

Sergi, bu yıl "EŞİK: Sanatsal Üretimde Anlamın Yeniden Kurulması" temasıyla genç sanatçıların bugünün hızla değişen düşünme ve üretme biçimlerine nasıl yanıt verdiğine odaklanıyor. Zeynep Burçoğlu ve Koray Tokdemir küratörlüğünde hazırlanan sergi, yapay zekâ, büyük dil modelleri, kolektif bilgi ağları ve dönüşen hafıza biçimlerinin çağdaş sanat üzerindeki etkilerini genç kuşağın işleri üzerinden okumaya açıyor. Jüri değerlendirmesiyle seçilen 23 sanatçının üretimlerini bir araya getiren seçki, anlamın artık sabit ve tamamlanmış bir yapı olarak değil, sürekli yeniden kurulan, dolaşıma giren ve yeni sorularla genişleyen bir alan olarak düşünülmesini öneriyor. Bu yönüyle sergi, genç sanatçıların yalnızca ne ürettiklerine değil, dünyayı nasıl kavradıklarına, hangi malzemelerle ve hangi ifade biçimleriyle bugünün belirsizliğine yaklaştıklarına da bakma imkânı sunuyor.
Tarih: 14 Mayıs - 31 Temmuz 2026
Adres: Elgiz Müzesi, İstanbul

BuyukValideHan.01
Büyük Valide Han, İstanbul, 2026.
Fotoğraf: Metehan Özcan
Kamusallık, görünürlük ve aidiyet üzerine bir yıla yayılan düşünsel bir araştırma olarak şekillenen VarYok Programı, son bölümü Anıtsı ile YUNT'ta tamamlanıyor. Merve Elveren ve Meriç Öner küratörlüğünde gerçekleşen bu son durak, Firuzan Melike Sümertaş ve Deniz Tortum'un üretimleri üzerinden anıt fikrini sabit ve görkemli bir formdan çıkarıp tarih, mekân, hafıza ve temsil ilişkileriyle birlikte yeniden düşünmeye açıyor. Sümertaş'ın Osmanlı döneminde kadın baniler tarafından inşa ettirilen yapılara odaklanan araştırması, kadınların kamusal hayat üzerindeki etkisini mimari izler üzerinden görünür kılarken, Kösem Sultan'ın yaptırdığı Büyük Valide Han da geçmişten bugüne uzanan çok katmanlı bir şehir hafızasının parçası olarak öne çıkıyor. Deniz Tortum'un Dünya adlı deneysel filmi ise şiirle sinema arasında kurduğu ilişkiyle var olma, dâhil olma ve aidiyet duygusunun belirsiz alanlarında dolaşıyor. Programın yıl boyunca değişen, eksilen ve çoğalan yapısı, bu son bölümde kamusallığın dönüşümünü daha geniş bir çerçevede düşünmeye çağıran açık uçlu bir zemine dönüşüyor.
Tarih: 6 Mayıs - 16 Ağustos 2026
Adres: Hasanpaşa, Fatih Blv. No: 33, 34920 Sultanbeyli/İstanbul

Not quite my tempo Car paint on Aluminium 110 x 160 cm 2026
Yoğunlaşma fikrini hem zihinsel bir direnç biçimi hem de malzemenin fiziksel dönüşüm süreci olarak ele alan Tom Fellows, Concentrate başlıklı kişisel sergisinde yüzey, zaman ve madde arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Ruzy Gallery'de izleyiciyle buluşacak sergi, İstanbul'da yaşayan sanatçının Türkiye'deki üretim pratiğini merkeze alırken; katmanlama, aşındırma, sıkıştırma ve ısı uygulama gibi tekrar eden müdahalelerle şekillenen işlerini bir araya getiriyor. Fellows'un resim ve heykel arasında konumlanan üretimlerinde yüzey, tamamlanmış ve sabit bir sonuçtan çok, zamanın, emeğin ve malzeme hafızasının biriktiği yaşayan bir kayıt alanına dönüşüyor. İlk bakışta durağan görünen formlar, aslında görünür ya da görünmez katmanlarda geçmiş müdahalelerin izlerini taşıyan yavaş bir dönüşüm hâlini içinde barındırıyor. Sergide yer alan mekâna özgü yerleştirme ise galerinin iki alanını birbirine bağlayarak izleme deneyimini yalnızca mekânsal değil, zamansal bir süreklilik olarak da düşünmeye açıyor; böylece Concentrate, izleyiciyi yüzeyin altında işleyen basınç, birikim ve dönüşüm süreçlerini takip etmeye davet ediyor.
Tarih: 7 Mayıs - 25 Ağustos 2026
Adres: Etiler, Tepecik Yolu D:20, 34337, 34337 Beşiktaş/İstanbul

Ara Güler Müzesi'nin yeni sergisi CANNES!, fotoğrafçının Cannes Film Festivali'nde farklı yıllarda çektiği ve arşivden ilk kez gün ışığına çıkan kareler üzerinden sinemanın en parlak dönemlerinden birine bakıyor. 1950'lerin sonu ile 1960'ların Cannes'ına odaklanan sergi, yalnızca kırmızı halının ışıltısını değil, festivalin gündelik akışını, sahil boyunca uzanan kalabalıkları, otelleri, basın mensuplarını, hayranları ve yıldız olmanın etrafında şekillenen o kendine özgü atmosferi de görünür kılıyor. Brigitte Bardot, Sophia Loren, Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak ve François Truffaut gibi sinema tarihinin ikonik isimlerini Ara Güler'in bakışıyla bir araya getiren seçki, şöhreti yalnızca poz verilmiş anlarda değil, daha doğal ve akışkan karşılaşmalar içinde yakalıyor. Üç ana bölüm etrafında kurgulanan sergi; Cannes'ı bir sahne, bir festival alanı ve bir kutlama mekânı olarak ele alırken, fotoğraflara dönem gazeteleri, kontakt baskılar, basın kartları ve çeşitli efemeralar da eşlik ediyor. Böylece CANNES!, bir yandan Cannes Film Festivali'nin altın çağına uzanan görsel bir hafıza oluştururken, bir yandan da Ara Güler'in foto muhabirliği pratiğini daha yakından izleme fırsatı sunuyor.
Tarih: 22 Nisan - 11 Ekim 2026
Adres: Yapı Kredi Bomontiada, Ara Güler Müzesi Tarihi Bomontiada Bira Fabrikası, Birahane Sk. No:1, 34381 Şişli

Hüseyin Arıcı'nın Nihayet başlıklı kişisel sergisi, kayıp, dönüşüm ve fanilik gibi kavramları doğanın küçük ama güçlü imgeleri üzerinden düşünmeye açıyor. MeshRu'da izleyiciyle buluşan sergide sanatçı; polimer kil, akrilik, tuval üzerine yağlı boya ve buluntu objeleri bir araya getirerek malzeme açısından katmanlı, anlatı açısından da tekinsiz bir dünya kuruyor. Soyut kompozisyonların içinde beliren fareler, salyangozlar, kertenkeleler, kurbağalar ve özellikle tekrar eden karınca figürleri, insanın sahip olduklarıyla kurduğu bağı, kaybetme korkusunu ve bırakma fikrini görünür kılan metaforlara dönüşüyor. Arıcı'nın bu kurgusal evreninde doğanın döngüleri ile insanın hafıza ve aidiyet arayışı iç içe geçerken, yok oluşun her zaman yeni bir başlangıcın eşiğinde durduğu hissi öne çıkıyor.
Tarih: 1 Haziran - 14 Ekim 2026
Adres: MeshRu, Asmalı Mescit, Meşrutiyet Cd. No:99, Beyoğlu, İstanbul

Barbare Studio'nun ikinci sergisi Temas Bölgesi, sanatçıları bu kez bağların yüzeyinde dolaşmaktan çok, toprağın, organizmaların, üzümün ve görünmeyen ilişkiler ağının derinlerine bakmaya davet ediyor. T. Melis Golar küratörlüğünde Barbare Bağları'nda gerçekleşen sergi, gezegeni yaşayan bir beden olarak düşünen Gaia Hipotezi'nden hareketle canlı ve cansız arasındaki sınırları daha geçirgen bir yerden ele alıyor. A. Serkan Aka, Action Pyramid, Ayça Ay, Egle Oddo, Elmas Deniz, Ezgi Kılınçaslan, Fırat Engin, İrem Apak, Kıymet Daştan, Orkan Telhan, Pınar Marul, Rozelin Akgün, Sinem Dişli, Tabita Rezaire ve Yasemin Özcan'ın üretimleri; toprağın altındaki hayata, atmosferin taşıdığı izlere ve çoğu zaman fark etmediğimiz varlıkların hikâyelerine kulak veriyor. Sergi, bağları yalnızca bir manzara ya da üretim alanı olarak değil, karşılaşmaların, gerilimlerin ve simbiyotik ilişkilerin sürekli dönüştürdüğü canlı bir temas alanı olarak düşünmeye açıyor.
Tarih: 14 Haziran 2026'dan itibaren
Adres: Barbare Bağları, Yazır Köyü, Karaağaçlık Mevkii, Tekirdağ