Bahar aylarıyla birlikte İstanbul'un sergi takvimi de yeniden hızlanıyor. Yeni açılışlar, farklı galerilere yayılan seçkiler ve sezonun ritmini belirleyen sergiler derken, şehirde sanat izleme alışkanlığı da biraz daha yoğun, biraz daha canlı bir hale geliyor. Böyle dönemlerde dikkat çeken sergiler genellikle izleyiciye bir bakış öneren, farklı dönemler ve üretimler arasında ilişki kuran seçkiler oluyor. Sevil Dolmacı Istanbul'da gerçekleşecek European Art II sergisi de tam olarak böyle bir yerde duruyor.
Robert Fleck küratörlüğünde hazırlanan seçki, Avrupa çağdaş sanatının farklı kuşaklarını aynı çerçevede buluşturuyor. Ama bunu sadece bir isim toplamı gibi yapmıyor; II. Dünya Savaşı sonrasında şekillenen avangard miras ile günümüz sanat pratikleri arasında görünür bir bağ kurmaya çalışıyor. Bu da sergiyi kuşaklar arası bir diyalog alanına dönüştürüyor.
Kathraina Grosse, Ohne Titel, 2025, Tuval üzerine akrilik, 236 x 156 cmSerginin dikkat çekici taraflarından biri de bu diyaloğun oldukça farklı sanatçı profilleri üzerinden kurulması. ZERO hareketinin kurucularından Heinz Mack'ten Rosemarie Trockel'e, Katharina Grosse'tan Erwin Wurm ve Stephan Balkenhol'a uzanan çerçeve, Avrupa sanatında farklı kırılma anlarını ve düşünsel yönelimleri bir arada okumaya imkan tanıyor. Bir yanda avangardın tarihsel ağırlığı, diğer yanda çağdaş sanatın bugün aldığı yeni biçimler var. Bu karşılaşma da serginin esas gücünü oluşturuyor.
Oda Jaune, T like the Thinker, 2025, Tuval üzerine yağlıboya, 160 x 140 cmBernard Frize, Helmut Federle, Jongsuk Yoon, Nevin Aladağ, Oda Jaune, Ahmet Oran, Robert Elfgen ve Gülfem Kessler gibi isimlerin eserleriyle genişleyen bu çerçeve; resim, heykel ve mekânsal müdahaleler arasında dolaşan daha katmanlı bir izleme deneyimi yaratıyor.
Erwin Wurm, Iced Orange Tree (Seta), 2020, Murano Camı, 41.5 x 17 x 17 cmBelki de European Art II'yi ilgi çekici kılan asıl nokta burada. Çünkü sergi, Avrupa sanatına tek bir estetik çizgi ya da tek bir dönem duygusu üzerinden bakmıyor. Minimalizmden post-konseptüel yaklaşımlara, renk ve yüzey araştırmalarından figüratif heykelin dönüşen diline kadar uzanan geniş bir alan açıyor. Bu da izleyiciye daha sabit bir anlatı değil, farklı dönemler ve farklı tavırlar arasında gezinerek kurulacak daha açık bir okuma öneriyor.
Heinz Mack, Untitled (Chromatic Constellation), Tuval üzerine akrilik, 130 x 160 cm