Londra'da sıradan bir park yürüyüşünün sonunda kendinizi bir heykelin karşısında bulmanız bugünlerde hiç şaşırtıcı değil. Ardından biraz ileride henüz üretilmiş eserlerle karşılaşabilir, başka bir çatı altında ise yüzyıllar öncesine gidebilirsiniz. Frieze haftasının cazibesi, bakışın sürekli yön değiştirmesinde... Yeni olanı keşfederken geçmişe dönmek, tanıdık bir ismin hiç bilmediğiniz işini görmek, sanat tarihindeki bir boşluğun farkına varmak... Bu yıl 14–18 Ekim'de Regent's Park'a dönen Frieze London ve Frieze Masters'a, 16 Eylül'den beri açık olan ve 1 Kasım'a kadar süren Frieze Sculpture eşlik ediyor.
İki fuarın altı kıtadan yaklaşık 300 galeriyi bir araya getiren uluslararası ölçeği başlı başına etkileyici. Fakat bu kalabalığın içinde asıl ilginç olan, karşılaşmaların nasıl düzenlendiği. Frieze London'da Gagosian, Hauser & Wirth, White Cube, David Zwirner, Pace, Perrotin ve Lisson gibi galerilerin yanında genç galeriler, sanatçıların birbirlerini önerdiği sunumlar ve popüler kültürü inceleyen bir küratöryel bölüm var. Büyük isimlerin çevresinde dolaşmakla yetinmeyen ziyaretçi için fuarın başka kapıları da açılıyor.
Girişte Márcia Falcão'nun Fortes d'Aloia & Gabriel, Agata Ingarden'ın ise Berthold Pott tarafından sunulan kişisel projeleriyle karşılaşmak, bu keşif fikrinin daha ilk adımlarda görünür olmasını sağlıyor. "Artist-to-Artist"te dikkat yönünü ise sanatçıların bizzat kendileri belirliyor. "Focus", son on iki yılda kurulmuş galerilere alan açıyor. "Editions" ise baskılar, edisyonlu işler ve çoğaltmalar üzerinden koleksiyonerliğe daha erişilebilir bir başlangıç öneriyor. Hepsini aynı tempoda dolaşmak yerine, merakınızın nerede hızlandığını izlemek daha keyifli olabilir.
Bu yılın yeni bölümü "The Code Universe", sanatla gündelik hayat arasındaki trafiğe bakıyor. Carol Yinghua Lu'nun küratörlüğündeki seçki, tüketim nesnelerinden kitle iletişim araçlarının görüntülerine kadar popüler kültürün nasıl üretildiğini, dolaşıma girdiğini ve tüketildiğini sorguluyor.
Frieze Masters'ta ise soru başka: Sanat tarihini hangi eserlerden ve kimlerin hikâyelerinden kuruyoruz? Antik uygarlıklar, eski ustalar, dekoratif sanatlar, Asya'nın tarihsel sanatları, modern ve savaş sonrası üretimler aynı fuarda yer buluyor. Colnaghi ve De Jonckheere gibi eski ustalar alanındaki galerilerle, antik eser uzmanları ve modern sanat galerilerinin birlikte bulunması, dönemler arasında karşılaştırma yapabilmek için zengin bir zemin oluşturuyor.
Masters'ın küratöryel programı da bu genişliği derinleştiriyor. "Spotlight", 20. yüzyılın öncü ve yeniden değerlendirilmekte olan sanatçılarını kişisel sunumlarla görünür kılıyor. "Queering Modernism", modernizmden 1980'lere uzanan queer deneyimleri fuarın farklı noktalarında takip ediyor. "Reflections" ise iki evin, Casa Luis Barragán ile Cosmic House'un, sanat ve tasarım anlayışlarından hareket ediyor. Böylece ziyaretçi eserlerin tarihine bakarken onları seçen, bir araya getiren ve onlarla yaşayan insanların dünyasına da yaklaşabiliyor.
Parkta ise başka bir karşılaşma biçimi ziyaretçileri bekliyor. Fatoş Üstek'in küratörlüğündeki Frieze Sculpture'da eserler açık havaya, yürüyüş güzergâhlarına ve gündelik hayatın içine yerleşiyor. Türkiye'den Dirimart'ın sunduğu Özlem Günyol & Mustafa Kunt imzalı "Heykel için Olasılıklar"da ziyaretçinin bedeni eserin geçici figürüne dönüşebiliyor. Sanatın karşısında durduğunuzu düşünürken bir anda onun parçası oluyorsunuz.
Frieze haftası Londra'nın galerilerine ve müzelerine de yayılıyor. No.9 Cork Street'in Jordan Nassar ve Robin F. Williams sergileri, Courtauld Gallery'de Salman Toor, Design Museum'da Es Devlin gibi duraklar, fuarların çevresinde ayrı rotalar kurmaya imkân veriyor. Bu yıl Londra'ya gitmenin en iyi gerekçelerinden biri de bu: Bir sanat fuarını ziyaret etmeye başlayıp, bir şehrin sanatla kurduğu ilişkinin peşine düşmek.
Her standa uğramak zorunda değilsiniz. Yeni resimlerden sanat tarihine farklı bakışlara ve parkta katılabileceğiniz bir işe uzanan bu seçki, Frieze London, Masters ve Sculpture'da merakınızı takip edebileceğiniz bir başlangıç rotası sunuyor.

Frieze London-Gagosian-Albert Oehlen, Untitled, 2020–26 (detail)
Frieze London'da Gagosian, Albert Oehlen'in altı büyük yeni resmini sunuyor. Ölçek ve yeni üretim, bu sunumu resim meraklıları için güçlü bir başlangıç yapıyor. Fuarın hareketliliği içinde birkaç esere gerçekten zaman ayırmak istiyorsanız, bu altılıya yakından bakın; aynı sanatçının yeni işlerini birlikte görmek, resimler arasındaki farkları ve tekrarları izlemek için iyi bir fırsat.

Frize London-Dalton Paula, Lisson- Caprinos altares, 2026. Oil on canvas, 50 x 70 x 3 cm
Dalton Paula'nın işleri, görünmez bırakılmış Siyah tarihsel kişiliklere odaklanıyor. Bu sunum, portreyi bir insanın görüntüsünü kaydetmenin ötesinde, onun tarihteki yerini düşünmenin bir yolu olarak ele almak isteyenlere sesleniyor.
Miriam Cahn'ın yaşlanan beden ve şiddeti ele alan 24 resim ve çizimi, Frieze London'ın dikkat isteyen sunumlarından biri. Konunun ağırlığı, hızlı bir bakışla geçmeyi zorlaştırıyor. Bu seçkiyi rotanızda eserlerin önünde biraz durabileceğiniz bir zamana yerleştirin; bedenin görünürlüğü üzerine düşünmek için iyi bir karşılaşma.

Frieze London-Marina Perez Simão, Pace Gallery-Untitled, 2026, oil on linen
Doğadan ve değişen ışıktan beslenen Marina Perez Simão resimleri, görme deneyiminin kendisine odaklanmak için cazip bir durak. Bir resmin önünde renklerin ve ışığın sizi nasıl yönlendirdiğini takip etmeyi seviyorsanız Pace'i listenize alın. Yoğun fuar gününde gözün başka bir ritme geçmesine izin veren bir sunum olabilir.

Frieze London-Helen Chadwick, Glossolalia, 1993, stamped- 3-4, patinated bronze, fox fur pelts, plywood clad in American White Oak veneer, finished with water-based, satin furniture lacquer- painted MDF (base), 123 x 214
Güzellik ile tiksinti arasındaki gerilimi ele alan işler, hoşlanma refleksimizi de sorgulatıyor. Richard Saltoun'un iki sanatçıyı birlikte sunduğu bu seçkiyi, sanatın duyularla ilişkisine ilgi duyanlar için özellikle öneriyoruz. Çekici bulduğunuz bir şeyin neden aynı anda rahatsız edici olabildiğini düşünmek, fuarın içinde beklenmedik bir tartışma açabilir.
Bu bölümün cazibesi, önerilerin kaynağında. Yinka Shonibare'nin seçtiği Unathi Mkonto'yu Goodman Gallery'de; Otobong Nkanga'nın önerdiği Jota Mombaça'yı Galeria Jaqueline Martins'te; Jeffrey Gibson'ın önerdiği Caroline Monnet'yi Blouin Division'da takip edebilirsiniz. "Yeni kimi görmeliyim?" sorusuna sanatçıların verdiği cevapları yan yana okumak başlı başına keyifli. Seçimlerin ardındaki sanatçı yakınlıklarını takip etmek, yeni bir ismi tanımak kadar ilginç olabilir.
"Focus", son on iki yılda kurulmuş galerileri buluşturuyor. Chemould CoLab, eastcontemporary, Ehrlich Steinberg, Galerina, Linseed ve Theta, bu yılın yeni katılımcılar arasında. Keşif isteğinizi burada biraz serbest bırakın. Bir galeriyi ilk kez tanımak, bazen sanatçı kadar onu sunan programın da peşine düşmek demek. İsim listelerinin dışına çıkmak isteyenlerin rotasında Focus'a mutlaka yer olmalı.
Carol Yinghua Lu'nun yeni bölümünde Selma Selman, Carolyn Lazard, Shinro Ohtake ve Payne Zhu gibi isimler yer alıyor. Gündelik nesneler, tüketim kültürü ve görüntü dolaşımıyla ilgileniyorsanız bu bölüm, farklı sunumları ortak bir soru etrafında okumaya yardımcı olabilir. Fuarı tek tek stantlardan oluşan bir geziden, fikirler arasında ilerleyen bir rotaya çevirmek için iyi bir tercih.

Frieze Masters-Anthony van Dyck, Portrait of a Nobleman, yaklaşık 1627–1632
Frieze Masters'ta Colnaghi'nin Van Dyck portresi, eski ustalara bakmak isteyenlerin ajandasında olmalı. London'da yeni resimlerle karşılaştıktan sonra burada portre geleneğine dönmek, bakışınıza başka bir zaman ölçeği kazandırabilir. Tarihsel bir eseri fuar ortamında görmek, onu güncel üretimlerle kendi zihninizde yan yana getirmenin de bir yolu.
Marc Selwyn Fine Art'ın Lee Bontecou sunumu ile Galleria Continua'nın Anish Kapoor heykelleri, Masters'a yalnızca eski ustalar için gidilmeyeceğini gösteriyor. Heykel meraklıları bu iki durağı birlikte düşünebilir. Sanatçıların başka dönemlerdeki üretimlerini aynı ziyaret içinde görmek, bildiğiniz isimlerle ilişkinizi derinleştirmek için güzel bir fırsat.
Spotlight'ta Pacita Abad'ı Alison Jacques, Ernest Mancoba'yı Galerie Mikael Andersen, Anna Zemánková'yı The Gallery of Everything sunuyor. Anke Kempkes'in Queering Modernism programında ise Alberta Pane Gallery'de Claude Cahun ve Judy Chicago; Victoria Miro ile David Zwirner'ın ortak sunumunda Alice Neel var. İki programın rotanızdaki değeri, tanıdık sanat tarihi anlatısının dışına bakabilmekte. Tek bir eserden çok, sunumlar arasında kurulan düşünceye de zaman ayırın.
Abby Bangser'in küratörlüğündeki "Reflections", Barragán'ın Meksiko'daki ev ve atölyesiyle Charles ve Maggie Jencks'in Londra'daki Cosmic House'unu çıkış noktası alıyor. Ammann Gallery, Erskine, Hall & Coe, Tristan Hoare ve Side Gallery katılımcılar arasında. Sanat, mimari ve tasarım arasındaki ilişkileri sevenler için bu bölüm özel bir durak. "Bir evde neyle yaşamak isterim?" sorusunun estetik bir düşünceye nasıl dönüştüğünü izleyebilirsiniz.

Frieze London-Londra merkezli Kent Antiques'in Masters sunumunda İznik seramikleri- Iznik pottery dish decorated with an owl, a deer, a dog, a hare and birds, Ottoman Empire, second half of the 16th century, 26 x 2 cm dimater
Londra merkezli Kent Antiques'in Masters sunumunda İznik seramikleri bulunuyor. Türkiye'den gelen ziyaretçinin aşinalık duygusuyla başlayabileceği bu durak, eserleri uluslararası bir fuarın tarihsel çeşitliliği içinde görmeye de imkân veriyor. Bu durak, Türkiye'nin sanat mirasına Londra'dan bakmak için de güzel bir fırsat.
Dirimart'ın Frieze Sculpture'da sunduğu "Heykel için Olasılıklar", rotanın Türkiye'den katılımcı durağı. Beton yüzeylere yazılmış talimatları izleyen ziyaretçiler, Londra'daki üç anıtsal heykelin figürlerini kendi bedenleriyle yeniden kurabiliyor. Burada izleyici olarak yaptığınız şey, eserin biçimine katılıyor. Park yürüyüşünüzde bu işi bulup yalnızca okumayın; katılmak isterseniz bedeninize nasıl bir rol verdiğine de bakın.
Aynı parkın çevresinde üç farklı sanat deneyimi var. Frieze London güncel üretimi, Masters tarihin yeniden okunmasını, Sculpture ise açık havadaki karşılaşmaları öne çıkarıyor. Nereden başlayacağınıza karar vermek için küçük bir yön bulma rehberi.
Güncel sanat üretiminin peşindeyseniz başlangıç noktanız Frieze London. Uluslararası galerilerin sunumları, kişisel projeler ve küratöryel bölümler burada yan yana bulunuyor. Bir galerinin programını takip etmek, yeni bir sanatçıyla tanışmak veya aynı dönemde üretim yapan farklı isimlerin ortak dertlerini fark etmek için geniş bir alan.
Ziyaretin yönünü değiştiren dört bölüm var. "Artist-to-Artist", önde gelen sanatçıların önerdiği yedi kişisel sunumdan oluşuyor. "Focus", genç galerilere odaklanıyor. "The Code Universe", popüler kültür ve toplumsal dönüşümler üzerine ortak bir düşünce alanı kuruyor. "Editions", baskı ve edisyonlu eserleri bir araya getiriyor. Özellikle koleksiyonerliğe başlama fikriyle ilgilenenler için "Editions"ı görmek, eser türleri ve farklı edinme biçimleri üzerine sorular geliştirebilir.
Masters'ın kapsamı antik uygarlıklardan 20. yüzyıl sanatına uzanıyor. Eski usta resimleriyle dekoratif sanatlar, heykellerle kâğıt üzerindeki işler, modern Britanya sanatıyla Asya'nın tarihsel üretimleri aynı fuarda yer buluyor. Uzman galeriler bu yapının merkezinde: Eserin görüntüsü kadar tarihi, araştırılması ve nasıl yorumlandığı da ziyaretin konusu.
"Spotlight"ın küratörleri Devika Singh ve Sofia Gotti, 20. yüzyıl sanatına farklı coğrafyalardan bakıyor. "Queering Modernism", ayrı bir bölümle sınırlanmak yerine fuara yayılan bir küratöryel hat oluşturuyor. "Reflections" ise sanat ve tasarımın iki önemli evde nasıl bir araya geldiğini araştırıyor. Masters'ta bir eserin yanında durmak, zaman zaman sanat tarihinin nasıl yazıldığına dair bir tartışmanın içine girmek anlamına geliyor.
Sculpture, Regent's Park'ın English Gardens bölümüne yayılan ücretsiz açık hava sergisi. 16 Eylül–1 Kasım tarihleri arasında açık olduğu için, yalnızca fuar günlerine bağlı bir ziyaret gerektirmiyor. Bu yıl Fatoş Üstek'in dördüncü kez küratörlüğünü üstlendiği sergi, uluslararası sanatçıların eserlerini parkın gündelik hayatıyla buluşturuyor.
Açık havada eser görmek, bakma koşullarını da değiştiriyor: Tek bir doğrultudan ilerlemek yerine dolaşıyor, duruyor, yeniden yaklaşıyorsunuz. Günyol & Kunt'un işi bu hareketi eserin yapısına dahil ediyor. Sculpture'ı iki fuar arasına sıkıştırılmış kısa bir mola gibi düşünmek yerine ona da ayrı zaman ayırın. Fuarların içindeki yoğunlukla parkın ritmi arasındaki geçiş, üç etkinliği birlikte deneyimlemenin en güzel taraflarından biri.
Frieze Sculpture-Fatoş Üstek-Dirimart-Özlem Günyol & Mustafa Kunt_Possibilities for a Sculpture (Millicent)_2026 (detail; work in progress)_Concrete with concrete infilled lettering_120 × 120 × 15 cmFatoş Üstek'in küratörlüğündeki Frieze Sculpture 2026'da Dirimart, Özlem Günyol & Mustafa Kunt'un "Heykel için Olasılıklar" serisini sunuyor. Londra'daki üç anıtın figürlerini ziyaretçilerin bedenlerine bırakan çalışma, kamusal heykelin otoritesini ve izleyicinin rolünü yeniden düşündürüyor.
Bir anıtın karşısında durmaya alışığız. Peki onun yerinde durmak nasıl olur? Özlem Günyol & Mustafa Kunt'un "Heykel için Olasılıklar" (2026) serisi, Frieze Sculpture ziyaretçisine tam da bu ihtimali açıyor. Dirimart'ın sunduğu çalışma, Londra'nın kentsel manzarasında önemli yere sahip üç kamusal anıttan hareket ediyor. Fakat bu anıtların figürlerini parka taşımak yerine, onların duruşlarını tarif eden yazılı talimatları ziyaretçiye bırakıyor.
Talimatlar zemindeki beton yüzeylere işlenmiş. Her yüzey, ilgili anıtın kaidesiyle aynı ölçekte tasarlanmış; yükseltilmiş kaide ise zemin seviyesine indirilmiş. Yüzeyin üzerine çıkan ve metinle etkileşime giren ziyaretçi, kendi bedeniyle geçici bir heykele dönüşüyor. Figür artık sabit bir görüntü olmaktan çıkıyor; her beden, her deneme ve her yorumla başka bir biçim alıyor.
İşin güçlü tarafı, heykel hakkında bir düşünceyi bedensel bir deneyime çevirmesi. Yüksekte duran anıtla aşağıdan bakan izleyici arasındaki alışıldık ilişki değişiyor. Sanatçılar, anıtın sabit ve otoriter varlığını; dil, katılım ve yorumla şekillenen, koşullara bağlı bir form olarak yeniden ele alıyor. Bu nedenle çalışmaya katılmak, bir poz vermekten daha fazlasını düşündürüyor: Kamusal alanda kimin görünür olduğu, bir figürün nasıl temsil edildiği ve bedenimizin bu temsile nasıl katılabildiği.
Günyol & Kunt'un pratiğinde bu yaklaşımın uzun bir geçmişi var. İkili, dilin, sembollerin, medya aracılığıyla üretilen bilginin ve kültürel anlam sistemlerinin bireysel ve kolektif kimliklerin oluşumundaki rolünü inceliyor. Yerleştirme, heykel, metin ve performansla çalışarak anlamın nasıl üretildiğine ve müzakere edildiğine bakıyorlar. Heykel için Olasılıklar da anlamı tamamlanmış bir nesnede sabitlemek yerine, ziyaretçiyle kurulan ilişkide yeniden açıyor.
Ankara doğumlu sanatçılar, 2001'de Hacettepe Üniversitesi Heykel Bölümü'nü tamamladıktan sonra Almanya'ya taşınarak Frankfurt'taki Städelschule'ye devam ettiler. 2005'ten beri birlikte üretiyor, Frankfurt'ta yaşıyor ve çalışıyorlar. 2017'de HAP Grieshaber Preis der VG Bild-Kunst Ödülü'nü alan ikilinin sergi geçmişinde 12. İstanbul Bienali, Schirn Kunsthalle Frankfurt, Pera Müzesi ve Dirimart gibi duraklar bulunuyor. Frieze'deki bu katılımı, yıllardır gelişen bir ortak pratiğin Londra'nın kamusal alanıyla karşılaşması olarak okumak mümkün.
Bu karşılaşmanın küratöryel çerçevesinde ise Fatoş Üstek var. Üstek, 2026'da Frieze Sculpture'ın küratörlüğünü dördüncü kez üstleniyor. Türkiye bağlantısı böylece hem serginin bütününü kuran küratöryel bakışta hem de Dirimart'ın sunduğu sanatçı ikilisinin üretiminde görünür oluyor. Ücretsiz ve herkese açık bir sergi olması, bu bağın fuarların profesyonel çevresinin ötesinde, parkın ziyaretçileriyle de kurulmasını sağlıyor.
Dirimart'ın katılımının Frieze Sculpture kapsamında olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Galerinin buradaki sunumu, Frieze London veya Masters'ta bir stant katılımıyla aynı şey değil. Londra'daki adresi 23 Princes Street olan Dirimart, bu projeyle Regent's Park'ta eser, kent ve izleyici arasında bir ilişki kuruyor.
Türkiye'yle bağlantılı başka duraklar da var. Masters'ta Londra merkezli Kent Antiques'in İznik seramikleri sunumu, tarihsel miras üzerinden bir karşılaşma sağlıyor. Türk Hava Yolları ile Frieze Studios'un sunduğu Gulnur Mukazhanova imzalı Bosağa: Journeys Across Cultures and Time ise programdaki bir başka kurumsal bağ. Bu projeleri kendi bağlamları içinde değerlendirmek, Türkiye'nin Frieze haftasındaki varlığını daha dikkatli ve zengin biçimde anlatmaya yardımcı oluyor.
İki fuar, bir park sergisi ve şehirde devam eden sergiler... Frieze haftasında iyi bir program, her şeyi aynı güne sığdırmakla başlamıyor. Bilet saatinizden Mayfair'deki sergilere kadar ziyaretinizi daha keyifli kılacak bir rota.
Fuarlar 14–18 Ekim'de düzenleniyor; ancak 14 Ekim davetli ön izleme günü. Genel ziyaretçiler için 15 Ekim saat 13.00'ten itibaren giriş mümkün. O gün Frieze London saat 17.00'de, Masters ise 19.00'da kapanıyor. İkisini aynı gün görmek isteyenlerin bu farkı hesaba katması yararlı. 16 ve 17 Ekim'de iki fuar da 11.00–19.00, 18 Ekim'de ise 11.00–18.00 arasında açık.
Biletler internet üzerinden satılıyor ve girişler belirli gün ile saate bağlı. Kombine biletiniz varsa üzerindeki fuar ziyaret sırasına uymanız gerekiyor. Genel giriş biletlerinde dışarı çıktıktan sonra yeniden giriş hakkı bulunmuyor. Bu yüzden park yürüyüşünü fuardan çıkıp kısa süre sonra geri döneceğiniz bir mola olarak planlamak yerine, ziyaretin öncesine veya sonrasına koyun.
Frieze London'ın girişi parkın güneyinde, Park Square West tarafında. Masters, kuzeydoğu köşesinde, Londra Hayvanat Bahçesi yakınındaki Gloucester Green'de bulunuyor. İki giriş arasında yaklaşık on beş dakikada bir hareket eden ücretsiz servis var. Yürümek veya servis kullanmak arasında karar verirken gününüzün geri kalanını düşünün: Parkın keyfini çıkarmak istiyorsanız ayrı bir Sculpture zamanı ayırmak daha rahat olabilir.
İlk gününüzü London'a ayırıp birkaç kişisel sunum, "Artist-to-Artist" ve "Focus" üzerinden ilerleyebilirsiniz. İkinci gün Masters'ta tarihsel galerilerle "Spotlight" ve "Reflections"ı birleştirin. Böylece dikkatinizi iki farklı sanat deneyimine ayırabilirsiniz. Tek gününüz varsa iki fuarda da önceliklerinizi azaltın. Üç esere gerçekten bakmış olmak, otuz standın fotoğrafını çekmekten daha kalıcı bir hatıra bırakabilir.
16 Eylül–1 Kasım arasında açık olan ücretsiz sergi, fuar günlerinin dışına taşan en esnek durak. English Gardens'ta eserleri takip ederken Özlem Günyol & Mustafa Kunt'un Heykel için Olasılıklar'ını listenize ekleyin. Frieze Sculpture'ın resmî dijital rehberi Bloomberg Connects üzerinden erişilebiliyor. Parka gitmeden rehbere bakmak, eserleri kendi yürüyüş rotanızla ilişkilendirmenizi kolaylaştırabilir.
Frieze'nin yıl boyunca faaliyet gösteren galeri mekânı No.9 Cork Street, bu ekimde beşinci yılını iki sergiyle kutluyor. Her iki galeri de mekânda ilk kez sergi düzenliyor. Dubai merkezli The Third Line, Jordan Nassar'ın "No History of Shapes / لا تاريخ للأشكال"sergisinde Filistin'in estetik geleneklerini yeni bağlamlarda ele alan yeni nakış işleri ve mozaikler sunuyor. New York merkezli P·P·O·W ise Robin F. Williams'ın Birleşik Krallık'taki ilk kişisel sunumu olan "Act Natural"ı getiriyor. Yeni resimler ve kâğıt üzerindeki işler, sosyal medya görüntülerini sanat tarihi ve popüler kültürden referanslarla buluşturuyor. 9–24 Ekim arasında görülebilen sergiler için mekân salıdan cumartesiye 10.00–18.00 arasında açık. Mayfair rotanızı pazar gününe bırakmayın; iki sergiyi fuarların dışında daha dar bir seçkiye odaklanmak için düşünebilirsiniz.
Frieze Week sırasında Londra'nın büyük müze ve sanat kurumları da rotaya katılıyor. Fuarda ilgilendiğiniz bir konuyu şehirde başka bir sergiyle devam ettirmek, bu haftanın en güzel imkânlarından biri. Sanat ve moda, tarihsel resim, sahne tasarımı veya güncel üretim: Ana programda farklı meraklara açılan pek çok durak var.
Tate Britain'da "The 90s: Art and Fashion", sanat ve modayı birlikte takip edenlerin ajandasında olmalı. Tate Modern ise Hyundai Commission: "Tarek Atoui", "Frida: The Making of an Icon" ve "Ana Mendieta" ile programda yer alıyor. Aynı kurumun üç farklı sunumunu bir ziyaretin çevresinde düşünmek, Londra rotasına geniş bir bakış aralığı kazandırabilir.
Tarihsel eserleri takip edenler British Museum'daki "The Bayeux Tapestry"yi, Royal Academy of Arts'taki "Richard Dadd Beyond Bedlam ve Painting the French Riviera"yı, National Gallery'deki "Renoir and Love"ı listelerine ekleyebilir. Masters'ta başlayan sanat tarihi merakını müze salonlarında sürdürmek isteyenler için bu dört sergi ayrı rotalar açıyor.
Design Museum'da "Es Devlin: Other Worlds", 2 Ekim 2026–4 Nisan 2027 arasında açık. Sanatçının otuz yıllık pratiğini ele alan Avrupa'daki ilk retrospektif, heykel, sahne tasarımı, müzik, dil ve ışık arasında dolaşıyor. Devlin'in atölyesinin ayrıntılı bir yeniden kurulumu da sergide bulunuyor. Eserlerin nasıl düşünüldüğüne, tasarlandığına ve bir mekâna dönüştüğüne meraklıysanız bu durağa zaman ayırın.
Whitechapel Gallery'de Inji Efflatoun: "The Poetics of Justice" ve Cecilia Vicuña; Courtauld Gallery'de ise "Winifred Gill: A Bloomsbury Pioneer" ve Salman Toor: "Someone Like You" var. 2 Ekim 2026–10 Ocak 2027 arasında görülebilen Toor sergisinin sanatçının Avrupa'daki ilk kişisel sergisi olması, ona dikkat kesilmek için somut bir neden. Masters'taki "Queering Modernism" programından sonra buraya geçmek, farklı zamanlarda üretilen eserleri kendi bakışınızda ilişkilendirebilir.
Şehrin güncel sanat rotasını Serpentine North'taki Amar Kanwar, The Hayward Gallery'deki Anish Kapoor, Camden Art Centre'daki Liz Larner ve South London Gallery'deki Monika Sosnowska ile genişletebilirsiniz. Kapoor'un Masters'taki sunumuyla Hayward'daki sergisini birlikte düşünmek de aynı sanatçıya iki ayrı bağlamda bakmak için bir fırsat.
Barbican Art Gallery'deki Robert Ryman: The Real Thing" de Frieze Week'in önemli durakları arasında. Bütün bu sergileri birkaç güne sıkıştırmak yerine, fuarlarda dikkatinizi çeken isim ve konuların peşinden gidin. Londra'da bu hafta bir keşfin devamını başka bir kurumda bulmak mümkün.
İlk gün Frieze London'ı gezip ardından Sculpture için parka zaman ayırın. İkinci gün Masters'ı dolaşın; gününüzün ağırlığını tarihsel eserler ve küratöryel programlara verin. Üçüncü gün No.9 Cork Street'i, ardından ilginize göre Courtauld, Tate Britain veya Design Museum'dan birini seçin. Bu sıralama, fuar günleri ile mekânların açık olduğu günleri gözeterek uyarlayabileceğiniz bir editoryal öneri. En iyi Frieze programında, hiç hesapta olmayan bir eserin önünde durmaya da zaman kalmalı.