Bir fotoğraf bazen bakıp geçtiğimiz hayatı bize yeniden gösterir; Martin Parr'ın kalabalık plajlarında, Frank Horvat'ın sokağa çıkan modellerinde ya da Yann Arthus-Bertrand'ın gökyüzünden gördüğü yeryüzünde olduğu gibi... 26 Eylül'de başlayan ve 11 Ekim'e dek süren, 212 Photography Istanbul, dokuzuncu yılında fotoğrafın iki yüzyıllık serüvenini tek bir tarih anlatısına sığdırmaya çalışmıyor. Bunun yerine izleyiciyi İstanbul'un içinde dolaştırıyor; her durakta başka bir bakışla karşılaştırıyor.

© Martin Parr Magnum Photos
Festivalin en güçlü duraklarından biri Galata Okulu Vakfı Kültür Merkezi. Geçen yıl hayatını kaybeden İngiliz fotoğrafçı Martin Parr'ın İstanbul'daki ilk kapsamlı sergisi Short & Sweet: Retrospektif Bir Bakış, onun elli yılı aşkın üretimine uzanıyor. Parr'ın fotoğraflarında tatil, alışveriş, yemek ve kalabalıklar ilk anda komik görünebilir. O parlak renklerin ardında ise tüketim alışkanlıklarına, sınıfa ve kendimizi dünyaya gösterme biçimlerimize dair keskin bir gözlem vardır. Sergi, erken dönem siyah-beyaz işlerinden onu tanınır kılan renkli serilere ilerlerken İstanbul'a odaklanan Parrjektif projesini de içeriyor. "Bu şehir, Parr'ın gözünden nasıl görünüyor?" sorusu ise Galata'ya gitmek için tek başına yeterli bir merak...

1959, Paris, France, for JDF, Monique Dutto at métro exit
Aynı mekânda Frank Horvat'ın Gülümseme Lütfen sergisi var. Moda fotoğrafının yerleşik düzenini değiştiren Horvat, modelleri stüdyonun kontrollü dünyasından çıkarıp Paris'in ve Londra'nın sokaklarına taşıdı. Onun, şehrin akışı içinde yakaladığı görüntülerde, giysi kadar kadının duruşu, çevresiyle ilişkisi ve fotoğrafın yakaladığı an da önem kazanır. Parr'ın gündelik hayata yönelttiği alaycı bakışın ardından Horvat'ın sokaklarında yürümek, fotoğrafın hem gözlem hem kurgu olabileceğini hatırlatıyor.
Source chaude du Grand Prismatic, parc national de Yellowstone,Tophane-i Amire'de Yann Arthus-Bertrand'ın Bir Bakışın Mirası sergisi, sanatçının 1970'lerden bugüne uzanan yolculuğunu izliyor. Onu dünya çapında tanıtan Earth from Above fotoğraflarının yanı sıra Kenya'da çektiği erken dönem kareleri, atları ve insanları konu alan serileri de burada yer alıyor. Yukarıdan bakıldığında büyüleyici bir desene dönüşen yeryüzü, yakından bakıldığında insanın doğayla kurduğu ilişkinin sorularını taşıyor. Festivalin ilk günlerinde gösterilen Home filminin de yönetmeni olan Arthus-Bertrand'ın sergisi, diğer festival sergilerinden daha uzun süre, 25 Ekim'e kadar açık kalacak.
Tophane-i Amire'deki diğer sergi, İsveçli fotoğrafçı Helene Schmitz'in Botanik Bir Serüven'i. Schmitz'in Blow Up ve Linnaeus Project dizileri, bitkilere yalnızca güzel formlar olarak bakmıyor; sanatçının bitkilere ve doğaya yönelttiği iki farklı bakışı gösteriyor.

Alegori, Allégoria 6, 2021
Karaköy'deki Eski Posta Han, programın en yoğun duraklarından. Senegalli sanatçı Omar Victor Diop, Birlikte Var Olmak (Allegoria) serisinde kendi görüntüsünü doğayla insan arasındaki kırılgan ilişkinin merkezine yerleştiriyor. Tarihsel portre geleneğiyle özenle kurulmuş sahneleri buluşturan bu fotoğraflar, iklim krizini yalnızca bir felaket görüntüsüyle anlatmak yerine çevresel adalet ve ortak sorumluluk üzerine düşündürüyor.

Rocky Portresi, Maymun Portreleri, 2006
Jill Greenberg'in İnsan Aynası serisinde ise kameranın karşısında primatlar var. Greenberg'in stüdyo portreleri, hayvanların yüzlerinde bize şaşırtıcı ölçüde tanıdık gelen ifadeleri yakalıyor; izleyiciyi portreye bakarken kimin kimi incelediği sorusuyla baş başa bırakıyor. Catherine Nelson, Kosta Rika, Avustralya ve Azor Adaları'nda fotoğrafladığı manzaraları dijital tasarım ve resimle birleştirerek düşsel gezegenlere dönüştürüyor. Xuebing Du ise çiçekleri ve doğal formları ışık, doku ve yakınlık üzerinden yeniden yorumluyor. Hollandalı Desirée Dolron'un video yerleştirmesi Belirsizliğin Manzarası ise doğadaki neredeyse fark edilmeyen değişimlere odaklanıyor.
Eski Posta Han'da ayrıca, daha önce Arles'da gösterilen Modernizmin İnşası: Brezilya Modernist Fotoğrafı 1939–1964seçkisi Türkiye'de ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Foto Cine Clube Bandeirante çevresinde gelişen üretimlerden oluşan sergi; fotogramlar, fotomontajlar ve cesur kadrajlarla fotoğrafın biçimini değiştiren bir döneme açılıyor.
Akaretler No:5'teki Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar, festivalin en kişisel sergilerinden biri. Nuri Z. Erbak, oğlu Mehmet H. Erbak ve torunu Ceylin Erbak Aytekin'in fotoğrafları, bir ailenin üç kuşağa yayılan yolculuklarını bir araya getiriyor. Mısır'dan Venezuela'ya, Tanzanya'dan Japonya'ya; Tibet'e ve Antarktika'ya uzanan bu görüntülerde değişen yalnızca gidilen yerler değil. Üç kuşağın dünyayı keşfetme biçimi, fotoğraf çekme alışkanlıkları ve kadraja almaya değer bulduğu anlar da farklılaşıyor.
Yıllar önce kişisel yolculukların hatırası olarak çekilen fotoğraflar, bugün değişen coğrafyalara ve farklı dönemlerin dünyaya bakışına dair belgelere de dönüşüyor. Sergiyi etkileyici kılan da bu dönüşüm: Aile içinde saklanan görüntüler, yan yana geldiklerinde çok daha geniş bir zamanın hikâyesini anlatmaya başlıyor. Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar, fotoğraflarla birlikte bir kuşaktan diğerine neyin aktarıldığını düşündürüyor: Biriktirilen anılar mı, uzaklara gitme arzusu mu, yoksa dünyaya merakla bakma alışkanlığı mı?

Festival, bu isimlerle sınırlı değil. Saint Benoît Kilisesi'nde David Szauder hafıza, kuşku ve yazgı üzerine mekâna özel bir yerleştirme sunuyor. Yapı Kredi bomontiada'da Erdal İnci, Ozan Türkkan ve Selçuk Artut doğal olanla dijital olanın ilişkisini araştırırken Cihan Öncü hareketin tek bir karede bıraktığı izlerin peşine düşüyor. Catherine Nelson'ın Ormanın Hafızası çalışması ise fotoğrafı Abbasağa Parkı'na, açık havaya taşıyor.
Sergiler arasında gezinirken programın söyleşilerine, film gösterimlerine ve atölyelerine de zaman ayırmalı. 6 Ekim'de Andy Warhol: American Dream gösteriminin ardından yapımcı Peter Poch ile söyleşi yapılacak. Aynı gün üç kuşağın fotoğraflarından oluşan aile arşivi, Bir Aile Arşivi başlıklı buluşmada konuşulacak. 11 Ekim'deki İstanbul Manifaturacılar Çarşısı rotası ise şehre bakmayı festivalin son gününe taşıyacak.
Tarih: 26 Eylül–11 Ekim 2026. Yann Arthus-Bertrand'ın Bir Bakışın Mirası sergisi 25 Ekim'e kadar açık.
Şehre Yayılan Festival Rotası: Festival, dokuzuncu edisyonunda da şehirle kurulan yaratıcı diyaloğa odaklanan kapsamlı programıyla İstanbul'un farklı noktalarına yayılan, sanatla iç içe bir keşif rotası sunuyor. Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi, Galata Okulu Vakfı Kültür Merkezi, 212 Studio, Akaretler No:5, Eski Posta Han, St. Benoît Kilisesi, Yapı Kredi bomontiada, Taksim Sanat, Türkiye Fransız Kültür Merkezi - İstanbul ve Abbasağa Parkı bu yılki programda sergilere ev sahipliği yapacak mekânlar arasında yer alıyor. Festivalin söyleşi, film gösterimleri ve imza günleri ise Minoa Pera, Pera Müzesi ve Soho House'da gerçekleşiyor. Festivalin paralel sergileri kapsamında ise Anna Laudel, Art Han (Kurşunlu Han), Art ON, Collect Gallery, Evin Sanat, Galeri 77, Kasa Galeri, offgrid Art Project, oktowallz ve Ruzy Gallery yer alıyor.