Zeynep Erol ile Mücevher Yolculuğu

“Mücevherlerimi değerli kılan, üzerindeki değerli taşlardan ziyade tasarımların gücü ve hikayesi” diyen Zeynep Erol ile Nişantaşı, Atiye Sokak'taki showroom'unda bir araya geldik ve hayallere daldık.

YAZAR: Lara MUTLU
ABONE OL
14 Ağustos 2023 Pazartesi 14:56 | Son Güncellenme:
6 dakika okunma süresi
Zeynep Erol ile Mücevher Yolculuğu

Mücevher tasarımlarıyla yıllardır tanıdığımız ve hayran olduğumuz Zeynep Erol'un showroom'u ve atölyesi de kendisi gibi efsunlu. Kapıdan içeri girer girmez burnunuza gelen tütsü kokuları ve Erol'un ağız dolusu gülümsemesi sizi anında şehrin kaotikliğinden uzaklaştırıp rahatlatıyor. Erol, tutkuyla ürettiği tasarımlarını anlatmaya ve siz koleksiyonları incelemeye başladığınızda ise kendinizi tamamen farklı bir dünyada, mesela "Neverland"de hissetmeye başlıyorsunuz.

Tasarımlarınızın her biri sanat eseri niteliğinde. Zeynep Erol dendiğinde benim aklıma mücevher tasarımlarınızdan ziyade sanatçı kimliğiniz geliyor. Size en çok ne ilham veriyor?

Benim mücevherlerimi değerli kılan, üzerindeki değerli taşlardan ziyade tasarımların gücü ve hikayesi. Tasarımlarımın her birini takılabilir heykelcikler olarak görüyorum. Çok sık seyahat ediyorum. En çok da Hindistan'a. Hindistan beni kültürüyle, mimarisiyle, felsefesiyle, insanlarıyla, gelenekleriyle etkisi altına alan bir ülke. 2001'den beri her sene en az 2-3 kez gidiyorum. Tasarımlarımın çoğunda bu kültürün etkileri görülebilir. Aynı şekilde Anadolu'dan da çok ilham alıyorum.

Kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz? Her bir serginiz öncesi çok uzun bir çalışma döneminiz olduğunu biliyorum...

Ben sergiler açarak kendimi ifade ediyorum. Her bir mücevher sergisi, bir konuyu irdeliyor. Örneğin 2009 senesinde açtığım "Simya" sergisi için üç kez Mardin'e gitmiştim. Çünkü Telkari işçiliğini çok seviyordum. Dördüncü yüzyıldan beri süregelen bu Süryani zanaatini nasıl sanata dönüştürebilirim diye çok kafa yormuştum. Amacım ise unutulmaya yüz tutmuş son derece kuvvetli ve güzel bir işçiliğimiz olan telkâri sanatını, daha doğrusu zanaatını tekrardan yaşatabilmekti.

Mücevher tasarımlarınızın yanı sıra heykel üretimi de yapıyorsunuz. İlk hangisini yapmaya başladınız?

Önce mücevherlerle yola çıkıp daha sonra büyük ebatlı heykeller üretmeye başladım. Takı tasarımında sürekli ince detaylarla uğraşıyorum; bazen saatlerce, bazen günlerce, bazen aylarca... İnsan bazen de bunca emek harcadığı şeyde, malzemeyi daha büyük ebatlarda görmek istiyor. Heykeli, takılarımın büyüğü olarak tersten bir sanata dönüştürmüş oldum denilebilir. Yani tatmin duygusu büyüdükçe zenginleşiyor.

Hangi materyallerle çalışıyorsunuz?

Heykelde bronzla çalışmayı çok seviyorum. Mücevherlerde altın ve gümüşle çalışıyorum daha sık. Bronz döküm de altın ve gümüş döküme yakın oluyor. Heykellerde demir de kullanıyorum. Mesela evde bahçeye demirden çok büyük heykeller yapar oldum.

En değerli olarak gördüğünüz serginiz hangisi?

"Kafes İçinde Yolculuk" sergisini, en değerli sergim olarak düşünebilirim. 2002 senesinde, Topkapı Sarayı'nda açmıştım bu sergiyi. O zamanki duygularım şuydu; evet bir Osmanlı kültürümüz var, oradan geliyoruz. Osmanlı kültürünün formlarını modernleştirmekti ilk amacım. Sonrasında ise geleneksel harem kadınlarının yaşantılarındaki zorluklara değinmek. Oradaki kadınlık duygusu ve o hapsolmuşluk, bugüne nasıl yansıdı? Yani biraz feminist bir düşünceyle "Kafes İçinde Yolculuk" sergisi ortaya çıktı. Koleksiyon aslında harem kadınlarını anlatıyor ve kafesin içindeki o duyguları nasıl çıkabilir hale getirebilirim, o arayışı yansıtıyor.

En son gerçekleştirdiğiniz "Neverland" sergisinden bahsedebilir misiniz?

Son sergimin adı "Neverland." Tinkerbell ile Peter Pan'in hikayesinden yola çıkan bir sergi. Burada amaç; pandeminin verdiği bütün zararları, kısıtlanan ruhsal ve fiziksel özgürlüğü şifalandırmak. "Neverland" olmayan bir yeri anlatıyor. Pandemide kendimi şifalandırmak için hayal gücüme daha çok ihtiyaç duydum. Kendimi doğaya attım; ormanda yürüyüşler yaptım, denizde boşluğa baktım, saatlerce yüzdüm yüzdüm. Sonunda doğanın verdiği şifa, doğanın renkleri, kokuları, masalsılığı beni bu koleksiyonu hazırlamaya yönlendirdi. "Avatar" filmi gibi düşünün; orada nasıl bir avatar yaratılıyor ve olmayan bir doğanın güzelliği korunmaya çalışılıyorsa burada da kendimi korumak, kendimi şifalandırmak için bu hafifliği tercih ettim. Bunu yaratmak için de "Neverland"in hayvanlarına ve varlıklarına ihtiyaç vardı. Yani bir Tinkerbell'e; peri enerjisine, peri tozlarına, perinin hafifliğine, perinin uçuş uçuş neşesine... Sonra unicornlar, pegasuslar derken çiçekler, kelebekler, helikopter böcekleri ve kutsal örümcekler...

EN ÇOK OKUNANLAR

Aşk Titreşimi
Aşk Titreşimi

Aşk Titreşimi

1 dakika okunma süresi
2026 BAFTA Ödülleri: En İyi Kırmızı Halı Görünümleri
2026 BAFTA Ödülleri: En İyi Kırmızı Halı Görünümleri

2026 BAFTA Ödülleri: En İyi Kırmızı Halı Görünümleri

1 dakika okunma süresi
2026 BAFTA Ödülleri Güzellik Görünümleri
2026 BAFTA Ödülleri Güzellik Görünümleri

2026 BAFTA Ödülleri Güzellik Görünümleri

10 dakika okunma süresi
Berlinale'de Türkler Sahnede
Berlinale'de Türkler Sahnede

Berlinale'de Türkler Sahnede

2 dakika okunma süresi
2026 BAFTA Ödülleri Kazananlar Listesi
2026 BAFTA Ödülleri Kazananlar Listesi

2026 BAFTA Ödülleri Kazananlar Listesi

7 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği
Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği

Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği

Hayatının En Olgun Ve Rasyonel Döneminde: Teoman
Hayatının En Olgun Ve Rasyonel Döneminde: Teoman

Hayatının En Olgun Ve Rasyonel Döneminde: Teoman

Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu
Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu

Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu

Yeni Hikayelerin İzinde
Yeni Hikayelerin İzinde

Yeni Hikayelerin İzinde

Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim
Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim

Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim

2025'e İmza Atanlar: Gizem Örge
2025'e İmza Atanlar: Gizem Örge

2025'e İmza Atanlar: Gizem Örge

Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ
Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ

Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası
Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

2025'e İmza Atanlar: Robin Yayla
2025'e İmza Atanlar: Robin Yayla

2025'e İmza Atanlar: Robin Yayla

2025'e İmza Atanlar: Bengisu Avcı
2025'e İmza Atanlar: Bengisu Avcı

2025'e İmza Atanlar: Bengisu Avcı

Estetik Felsefe
Estetik Felsefe

Estetik Felsefe

2025'e İmza Atanlar: Bahtiyar Büyükduman
2025'e İmza Atanlar: Bahtiyar Büyükduman

2025'e İmza Atanlar: Bahtiyar Büyükduman