Kariyerinizde şimdiye kadar sizi en çok dönüştüren an neydi?
Sanırım en dönüştürücü anlardan biri, sanat ve eğitimin birleştiği global bir role adım atmak oldu. Artık mesele yalnızca look yaratmak değil; backstage ilhamını günlük rutinlerle buluşturan ortak bir makyaj dili oluşturmak.
Peki Global Makeup artisti olarak Dolce&Gabbana Beauty ile çalışmak size neler kattı?
Dolce&Gabbana Beauty ile çalışmak, makyaja olan sevgimi çok daha derin bir şekilde paylaşabileceğim özel bir alan sundu bana. Bir yandan look yaratmak, renk ve dokularla oynamak gibi yaratıcı tarafımı ortaya koyarken; diğer yandan teknikleri anlatabildiğim, insanlara bir uygulamanın neden işe yaradığını açıklayabildiğim daha eğitici yönümü de besliyor. Aynı zamanda tutkulu, çalışkan ve ilham veren insanlarla birlikte üretmek çok sıcak bir his yaratıyor.
2026 İlkbahar/Yaz sezonunda makyaj trendlerinde bizi neler bekliyor?
Bence yeniden daha "insani" görünen bir güzellik anlayışına yöneliyoruz. Hâlâ sağlıklı ve iyi görünen bir cilt ön planda ama artık mesele kusursuzluk değil; cildin dokusunu ve karakterini korumak. Filtrelerin ve yapay zekâ estetiğinin yarattığı aşırı pürüzsüz görünümden uzaklaşıldığını hissediyoruz. Makyaj daha yumuşak, biraz daha doğal ve sezgisel uygulanıyor. Ayrıca, insanlar artık tek bir trendi takip etmek yerine ruh hâllerine göre minimal ya da daha iddialı görünümler arasında geçiş yapıyor. Gerçeklik hissiyle yaratıcılık arasındaki bu denge, dönemin ruhunu çok iyi yansıtıyor.
Her makyaj çantasında mutlaka bulunması gereken beş ürün nedir?
Hızlı aydınlatma ve küçük düzeltmeler için güvenilir bir concealer, cilde canlılık ve tazelik veren krem allık, bakışları anında belirginleştiren iyi bir maskara, sadece gözlerde değil, yüzün farklı bölgelerinde de kullanılabilecek çok yönlü bir far paleti ve son olarak gün içinde kolayca tazelenebilen, hafif renk veren bir ruj.

Türk kadınlarının makyaja yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?
Oldukça özgüvenli ve ifade gücü yüksek buluyorum. Özellikle göz makyajı ve ten görünümünde detaylara verilen özen çok dikkat çekici. İstanbul'da beni en çok etkileyen şey ise güzelliğin hem sofistike hem de kişisel bir şekilde yaşanıyor olmasıydı. Makyaj burada gerçekten kimliğin bir parçası gibi. Bunun yanında Türk kadınlarının doğal sıcaklığı ve enerjisi de güzelliği çok daha ışıklı hale getiriyor.
"Asla yapmam" dediğiniz bir makyaj uygulaması var mı?
Açıkçası makyaj konusunda "asla" demeyi sevmiyorum. Çünkü makyaj çok kişisel bir alan ve kişinin kendini nasıl ifade etmek istediğiyle ilgili. Ben doğal olarak kişinin karakterini öne çıkaran ve var olan güzelliği güçlendiren görünümlere yakınım ama herkesin güzelliği kendine doğru gelen şekilde yaşaması gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak DG Beauty, Türkiye'deki ilk masterclass etkinliğini gerçekleştirdi. O günü ve Türkiye deneyiminizi nasıl anlatırsınız?
Gerçekten benim için çok özel bir gündü. Oldukça hedefe odaklanılmış ama aynı zamanda samimi bir atmosfer vardı. "The Flawless Look" temasının bu kadar iyi işlemesinin sebebi, aslında tekniği ve özgüveni merkezine almasıydı; bu da kültürler arasında çok doğal bir şekilde karşılık buluyor. İstanbul'da olmak ise inanılmaz ilham vericiydi. Şehrin gerçekten çok güçlü bir enerjisi var ama aynı zamanda çok sıcak ve samimi bir tarafı da bulunuyor. Güzelliğe duyulan ilgi ve estetik yaklaşım da tüm bu deneyimi çok daha anlamlı hale getirdi.