Markanızı yaratırken en cesur kararınız neydi?
Hiç şüphesiz, herkesin "Türkiye'de lüks deri ayakkabı markası mı olur?" dediği bir dönemde bu yola çıkmaktı. 2014 yılında İLVİ'yi kurduğumda, Türkiye'nin el işçiliğinde ne kadar derin bir geleneğe sahip olduğunu biliyordum ama bunu dünyaya anlatabilecek bir marka yoktu. En cesur kararım, ucuz üretim yerine 50'den fazla zanaatkâr ustanın elinden çıkan, kaliteden asla taviz vermeyen bir marka yaratmak oldu. Bugün Amerika pazarına açılıyor olmamız, o ilk günkü cesaretin meyvesi aslında. İnsanlar bazen "doğru zaman" diye bir şeyin gelmesini bekliyor; bence doğru zaman, cesaret ettiğiniz andır.
Bir kadının stilinde ayakkabının rolü nedir?
Ayakkabı bir kadının sessiz manifestosudur. Bir kadın sabah dolabının önünde ayakkabısını seçerken aslında o gün dünyaya nasıl bir mesaj vereceğine karar veriyor. Topuklu bir ayakkabı güç verir, zarif bir düz ayakkabı özgüven verir, iyi yapılmış bir çizme cesaret verir. Ben her zaman şuna inanırım: doğru ayakkabı bir kadının duruşunu, yürüyüşünü ve hatta kararlarını değiştirebilir. İLVİ'de her modeli tasarlarken "bu ayakkabıyı giyen kadın kendini nasıl hissedecek?" sorusuyla başlıyoruz. Çünkü stil ayaktan başlar.
Moda dünyasında kadın girişimci olmak size ne öğretti?
Her şeyden önce sabır öğretti. Moda dünyası dışarıdan bakıldığında ışıltılı ve hızlı görünür ama sahne arkası inanılmaz bir emek gerektirir. Kadın girişimci olarak hem yaratıcı vizyonunuzu korumak hem de finansal tabloları yönetmek hem ekibinize ilham vermek hem de zor kararlar almak zorundasınız. Bu bana çok yönlülüğü öğretti. Bir yandan koleksiyon tasarlarken öbür yandan uluslararası pazarlar için stratejik planlar yapıyorum. Kadın olmak bana empati gücünü verdi; müşterimin ne istediğini, ayağına ayakkabıyı giydiğinde ne hissedeceğini derinden anlıyorum. Bu da İLVİ'nin ruhunu oluşturuyor.
Genç kadın girişimcilere en önemli tavsiyeniz?
Mükemmeliyetçiliği bırakın, başlayın. Çoğu kadın her şeyin kusursuz olmasını beklerken zamanı kaçırıyor. Ben İLVİ'yi kurduğumda elimde dev bir sermaye yoktu ama büyük bir inanç vardı. Her adımda öğrendim, her hatadan ders çıkardım. İkinci tavsiyem: rakamlardan korkmayın. Finansal okuryazarlık bir kadın girişimci için en güçlü silah. Duygularınızla hayal kurun ama kararlarınızı verilerle alın. Ve en önemlisi, "hayır" duymaktan korkmayın. Her "hayır" sizi doğru "evet"e bir adım daha yaklaştırır.
Başarı hikâyeniz bir kız çocuğuna ne ilham versin isterdiniz?
Coğrafyanın, dilin ya da koşulların sizi tanımlamadığını bilsin isterim. Ben farklı bir ülkeden, farklı bir kültürden gelip Türkiye'de sıfırdan bir marka yarattım ve şimdi bu markayı okyanusun ötesine taşıyorum. Bir kız çocuğu benim hikâyemden şunu çıkarsın: hayallerinizin sınırı, sizin inancınızın sınırıdır. Küçük bir atölyeden başlayan bir kadının markası bugün yedi mağazada, e-ticarette ve uluslararası pazarlarda. Önemli olan nereden başladığınız değil, nereye gitmeye cesaret ettiğiniz.
Kadın dayanışmasını kendi yolculuğunuzda nasıl deneyimlediniz?
Kadın dayanışması benim için boş bir slogan değil, yaşanmış bir gerçek. İLVİ'nin büyümesinde bana inanan, kapılarını açan, tavsiyelerini esirgemeyen kadınlar oldu. Ekibimde çalışan kadınlar bu markanın omurgasını oluşturuyor. Ama en güzeli, İLVİ ayakkabılarını giyen kadınlardan gelen mesajlar: "Bu ayakkabıyla toplantıya girdim ve kendimi güçlü hissettim" diyen bir kadın, benim en büyük motivasyonum. Kadınlar birbirini yükselttiğinde olağanüstü şeyler oluyor. Ben buna yürekten inanıyorum ve İLVİ'yi de bu felsefeyle yönetiyorum.
Kariyerinizde dönüm noktası olan bir an var mı?
Birkaç tane var ama en belirleyicisi, markamızı uluslararası pazara açmaya karar verdiğimiz an oldu. Bu sadece bir iş kararı değildi, bir cesaret sınavıydı. Türkiye'de yedi mağaza, güçlü bir e-ticaret, 435 bin takipçili bir topluluk... Bunları geride bırakıp bilinmeze adım atmak kolay değildi. Ama İLVİ'nin hikâyesinin Türkiye sınırlarından çok daha büyük olduğunu hissettim. O kararı aldığım gün hem korkmuştum hem de hayatımda hiç olmadığı kadar heyecanlıydım. Dönüm noktaları hep böyledir, korkuyla heyecanın aynı anda hissedildiği anlar.
Yoğun bir tempoda zihninizi nasıl boşaltıyorsunuz?
Sabahları erken kalkıp kahvemi sessizce içtiğim o 15 dakika benim meditasyonum. Telefonuma bakmadan, hiçbir mesaj okumadan, sadece o anı yaşıyorum. Bir de yürüyüş... İstanbul'da olsun, yurt dışında bir fuardayken olsun, yürümek benim düşünce sürecimin bir parçası. En iyi fikirlerim yürürken gelir. Bazen de bir deri atölyesine girip ustaların çalışmasını izlemek zihnimi sıfırlıyor. Ellerinin bir parça deriyi sanat eserine dönüştürmesini izlemek, bana neden bu işi yaptığımı hatırlatıyor.
Yaratıcılığınızı besleyen küçük alışkanlıklarınız var mı?
Seyahat benim en büyük ilham kaynağım. Özellikle MICAM gibi uluslararası fuarlarda, farklı kültürlerin ayakkabıya bakış açısını görmek yaratıcılığımı tetikliyor. Bir de sokak stillerini izlemeyi onlardan ilham almayı çok severim, kadınların ayakkabılarını nasıl kombinlediklerini, hangi renkleri tercih ettiklerini gözlemlemek benim için bir ders niteliğinde. Ama en çok, İLVİ müşterilerinin bize gönderdiği fotoğraflardan ilham alıyorum. Gerçek kadınların gerçek hayatlarında markamızı nasıl yaşattığını görmek, hiçbir trend raporunun veremeyeceği bir ilham.
Liderlik anlayışınız yıllar içinde nasıl evrildi?
Başlangıçta her şeyi kendim yapmaya çalışan, kontrol odaklı bir lider olduğumu itiraf edebilirim. Her detayla ilgilenmek, her kararı vermek istiyordum. Ama marka büyüdükçe anladım ki gerçek liderlik, doğru insanlara güvenmek ve onlara alan açmaktır. Şimdi ekibime sorumluluk veriyor ve onların büyümesini izlemekten keyif alıyorum. Liderlik anlayışım "ben yaparım"dan "biz yaparız"a evrildi. Bugün yedi mağazayı, e-ticareti ve uluslararası operasyonu yönetebiliyorsam, bu ekibime olan güvenimin sonucu. Güçlü bir lider, kendini vazgeçilmez kılmayan liderdir.
8 Mart size en çok hangi duyguyu hatırlatıyor?
Minnettarlık. Benden önce mücadele eden, yol açan, bedel ödeyen kadınlara karşı derin bir minnettarlık. Bugün bir kadın olarak kendi markamı kurabiliyorsam, uluslararası pazarlarda rekabet edebiliyorsam, bu o kadınların cesareti sayesinde. Ama aynı zamanda sorumluluk da hissediyorum. 8 Mart benim için sadece kutlama günü değil, "ben de arkamdan gelen kadınlar için ne yapıyorum?" diye kendime sorduğum bir gün. İLVİ 'deki her kadın çalışanımız, her kadın müşterimiz bu sorunun cevabının bir parçası.
Marka kültürü ile kişisel stiliniz arasında bir paralellik var mı?
Kesinlikle. İLVİ'nin DNA'sı benim kişisel felsefemdir aslında: kaliteden ödün vermeden zarif olmak, gösterişli değil etkileyici olmak, trendi takip etmek yerine zamansız bir stil yaratmak. Ben de kişisel hayatımda aynı prensiplerle yaşarım, az ama öz, kaliteli ama gösterişsiz. İLVİ'nin sloganı "More Than a Style" ve bu tam olarak benim de hayat mottomu yansıtıyor. Bir ayakkabı sadece bir aksesuar değil, bir tutum, bir duruş, bir hikâye. Tıpkı hayatta olduğu gibi...önemli olan ne giydiğiniz değil, onu nasıl taşıdığınız.