Emine Avcu ile İlham Verici Sohbet

Başarıları ile hepimizi gururlandıran milli sporcumuz Emine Avcu'nun hikayesi, hayata bakış açısı ve azmi ilham verici. Kendisiyle Boyner koleksiyonunun eşlik ettiği bir çekimde bir araya geldik.

ABONE OL
1 Haziran 2022 Çarşamba 09:55 | Son Güncellenme:
24 dakika okunma süresi
Emine Avcu ile İlham Verici Sohbet

Sekiz çocuklu bir ailenin kızı olarak dünyaya geldin. Çocukluk yılların nasıl geçti? Nasıl bir aile yapınız vardı?

Çatalca'nın Çanakça Köyü'nde hayata gözlerimi açtım. %79 oranında bedensel engeli bulunan sekiz kardeşli kalabalık bir ailenin ilk kız çocuğuyum. Oldukça sıcak, desteklerini esirgemeyen, her zaman evlatları için çabalayan bir ailem var. Çok keyifli bir çocukluk geçirdim. Özgüvenli ve hayata her zaman dört kolla sarılan enerjik bir karakterim var. Arkadaş çevremde hiçbir zaman engelimden dolayı dışlanmadım. Ancak küçük bir kasabada dünyaya geldiğim için beni hayata hazırlayan pek kimse olmadı. Ben de okul sıralarında değil de yaşamın içine dahil olarak ve kişisel gelişim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Yaşamımın her döneminde olduğu gibi eğitim yaşantımda da zorluklarla karşılaştım. Lise eğitimimi yaşadığım yerdeki imkansızlıklardan dolayı ve çevremde destek olup elimden tutacak insanların azlığı nedeniyle yaşıtlarımla aynı zaman diliminde bitiremedim. Ancak hayatta önemli olanın bir şeyler için adım atmak olduğunu anlayınca harekete geçmeye karar verdim. Üniversite sınavını kazanınca bir şekilde bulunduğum yerden çıkmam gerektiğini anladım.

Peki, evden ayrılma kararı almak zor olmadı mı?

Hayatımdaki en önemli adımlardan ilki üniversite sınavını kazanmak oldu. Bulunduğum şartları ve konumu ancak kendi çabamla değiştirebileceğimin bilincindeydim. Küçük bir yerde doğup büyüyünce insanın şehir yaşantısına dair hayalleri daha farklı oluyor. Üniversite sınavını kazandığımda şehir merkezine geldim. Bu dönemler benim için oldukça zordu. Çünkü engelli bir birey için şehirde önümüze konan çok daha büyük engeller var. Tüm bunlara rağmen 2020 yılında Kültür Üniversitesi Meslek Yüksekokulu, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Ön Lisans eğitimini tamamladım. Mesleki kariyerim için profesyonel şekilde yüzme branşıyla ilgilendiğim için ikinci üniversitemi okumaya karar verdim. Eylül 2020'de ise İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği bölümünde okumaya başladım. İlham aldığım, yüzücü olarak beni geliştiren çok keyifli bir süreçti.

Ailenden uzaklaşınca neler yaşadın? Nasıldı bu süreç?

Annemle aramda çok güçlü duygusal bir bağ var. Köyde zor koşullarda sekiz çocuğunu yetiştirdi. İlkokula giderken akülü arabam ve protez bacaklarım yoktu. Okulum evime yakın mesafedeydi ama yağmurlu ve karlı havalarda annem beni sırtında taşıyarak derslerime götürürdü. Güzel havalarda ise yerde zıplayarak kendim giderdim. Bir insan hiçbir zaman geldiği koşulları unutmamalı ve daha güzel bir yaşam için mücadele etmeli; elinden gelenin en iyisini yapmalı diye düşünüyorum. Evimde, odamı iki kız kardeşimle paylaşıyordum. Akşamları onlarla yüz yüze konuşmak, sarılarak uyumak benim için adeta bir hazine gibi çok değerliydi. Yaşadığım zorlu bir olay karşısında anneme ya da kız kardeşlerime sarıldığımda süreci duygusal olarak daha kolay atlatıyordum. Ailemin yanından ayrıldığım ilk zamanlar hiç kolay olmadı. Bir telefon kadar yakınımdaydılar ama bedenen sarılamayacağım kadar uzağımdalardı. Annemin ve kız kardeşlerimin duygusal olarak en az benim kadar zor bir süreç yaşadıklarını düşünüyorum. Evdeyken kişisel ihtiyaçlarımı annem karşılardı, yurtta ise durum bir anda tersine döndü. Tüm kişisel ihtiyaçlarımı gidermek ilk zamanlar kolay olmadı. Bir ara evime dönüp "Artık yapamıyorum." diye her şeyi geride bırakmayı düşündüm. Böyle zamanlarda, "Emine, biraz daha sabret alışacaksın." diye kendimi motive ediyordum. "Bir gün gelecek ve iyi ki bu zorlukları üstlenip üzerine gitmişim diyeceksin." şeklinde kendime olumlu telkinlerde bulunurdum. Bir yandan ağlayıp bir yandan da zorluklar ile mücadele ediyordum. Şu anda da zorlukları hissediyorum, onları kabulleniyorum ve yaşadığım acılara gülerek yola devam ediyorum.

Kendini fark etmeye ne zaman başladın? Kendini kabul etme sürecini anlatabilir misin bize?

Ergenlik dönemimdeyken düşünebilme ve sorgulayabilme becerilerim daha da gelişmişti. Hayata gelirken taşıdığımız şeylerin bir anlamı olduğuna inanırım. Bir akşam yurttayken kendime şu soruyu sordum: "Emine herkesin varoluşunun bir sebebi var, sen bunu ortaya nasıl çıkarabilirsin?" Bu varoluşu, spor ile yapabileceğimin farkına vardım. Hemen aksiyon alarak spor dallarını araştırdım. O zaman içime yüzme sporunun benim için iyi bir başlangıç olacağı doğdu. Küçük bir detay vermek isterim ki yüzmeyi seçmiş olmama rağmen o döneme dek suya dahi girmemiştim. Yüzmeye dair hiçbir şey bilmiyordum. Çok şanslıyım ki hocam Duran Arslan ile tanıştım. Bana kısa sürede yüzmeyi sevdirdi, öğretti ve tekniğimi geliştirdi. 2018 yılında Niğde'de düzenlenen Türkiye Şampiyonası'na beni dahil etti. İlk defa bir yarışmaya katıldım. Orada üç Dünya A barajı, bir Dünya B barajı geçtim. İnsan, bir şeyleri başardıktan sonra durmak istemiyor. Bir sonraki adım için motive oluyor. Ben de bu başarımı katlanarak devam ettirmek istedim.

Hayatındaki en önemli dönüm noktaların neler oldu?

Aldığım her karar benim dönüm noktam diyebilirim ama beni en çok etkileyen iki konu var. İlki, varoluş sebebimi sorgulayıp 21 yaşına kadar hiç suya girmemiş biri olarak yüzme öğrenmeye kadar verip bir de üzerine ilk madalyamı kazanmak oldu. İkinci dönüm noktam ise ilk kez açık denizde yaptığımız antrenmanla yaşadığım tecrübeydi. Hala dün gibi hatırlıyorum; denize ilk girişimde çok korkmuştum. Sonrasında antrenörüme, "Ben yapamam, deniz şakaya gelmez, sonu ve derinliği yok, deniz beni yutar." diye tepki vermiştim. Aslında bugün düşününce bu kadar büyük tepki vermemin sebebinin insanın deneyimlemediği şeylerden korkması olduğunu anlıyorum. O güne dek hiç denize girmemiş biri olarak iyi ki antrenörüm beni cesaretlendirdi. Bu deneyim, içimdeki gücü fark etmem için önemli bir başlangıç oldu. Bu deneyimi başarıyla taçlandırmak da bunun en güzel örneği aslında. Ardından katıldığım o yarışmada Heybeliada'dan Burgaz'a kadar yüzdüm ve yarışmayı kendi kategorimde birinci olarak tamamladım. Hayatta, doğuştan sahip olduğum ya da olamadığım şeylerin, başıma gelen olayların veya fırsatların tesadüf olmadığını düşünüyorum.

Yüzme kararından tereddüt ettiğin oldu mu hiç? Nasıldı tüm bu süreç?

Hayal ettiğim yerde bir şeylerin eksik olduğunu hissederken sporu hayatıma eklemeye karar vermiştim. O gece hangi sporu yapmalıyım diye düşünürken hiç deneyimlemediğim yüzme branşına karar verdim. Sonrası ders alıp kendimi geliştireyim şeklinde ilerlemedi aslında. O dönem Çatalca'da yaşıyordum, Beylikdüzü'ne gelebilmek için bir buçuk saat yol kat ediyordum. Otobüslerde ulaşım esnasında inanılmaz zorluklar yaşıyordum. Ama hiç pes etmedim. Her gün çalışmalarımı gerçekleştirmek için, hayallerim için o yolu gidip geldim. Sekiz ay boyunca bir buçuk saatlik bu zorlu yolculuk devam etti. O süreçte üniversite sınavını da kazanınca kendi ayaklarımın üstünde durmam gerektiğinin farkına vardım ve yurda yerleştim. İçimdeki istek, başarma arzusu, her şeyin kendi elimde olduğunun bilinci olunca üstesinden geldim ve gelmeye de devam ediyorum aslında. Antrenörüm Dr. Duran Arslan her zaman şunu söyler; "Evet, Emine yeteneğin var ama yetenek seni %30 ilerletir. Geri kalan %70 ise çalışma ile gelir. Yani çalışmak seni hayallerine kavuşturur." Bu nedenle başarılarımı, antrenörümün de dediği gibi çok çalışmaya borçluyum.

Kendini nasıl motive edersin, sana en çok ne iyi gelir?

Ben hayatta tesadüflere değil; her durumun altında yatan bir sebep olduğuna inananlardanım. Elimde bastonum ve başarmaya olan inancım olduktan sonra engeller giderek küçülüyor. Yüzde 79 engelli doğmamış olsaydım da kararlılığım ve disiplinimle başarılı biri olacaktım. Bunu her seferinde kendime kanıtlamak bana çok iyi geliyor. Oldukça yoğun bir tempoda kendimle baş başa kaldığım anlar benim için çok kıymetli. Sosyalleşmeye çok fazla vaktim kalmasa da arkadaşlarımla geçirdiğim zamanları daha kaliteli hale getiriyorum. Ancak bana en iyi gelen duyguyu soracak olursanız kuşkusuz başarma duygusunu tatmak diyebilirim.

Senin bu başarın engelleri olan insanlar için büyük motivasyon. Sen ne düşünüyorsun?

Hayal kurmadan, başarmak için çalışmadan olduğum yerde saymak hiçbir zaman bana göre olmadı. Küçükken bacaklarımın üzerinde hareket edeceğimi ve kimseye bağımlı olmadan özgürce kendi ihtiyaçlarımı gidereceğimi hayal ederdim. Gözlerimi kapattığımda adeta bir tiyatrocu gibi perdenin arkasında canlandırma yapardım. O nedenle hayal kurmak aslında en büyük motivasyon kaynağı. Özellikle engelli bireyler için şunun altını çizmek istiyorum: "Engelli birey yok, engellenen birey var." Aslında hayat, hepimizin karşısına engeller çıkartıyor. Kimine bedeniyle, kimine maddi konularla kimine ise zihinsel durumlarla engel sunabiliyor. Bu nedenle onları, kapalı kapılar ardında kalmaya değil, hayata meydan okumaya davet ediyorum. Ayrıca bugün herkes birer engelli adayı çünkü hayat sürprizlerle dolu. Bunun garantisi yok. Kat edeceğimiz yollar, alacağımız dersler, atacağımız kahkahalar, uykusuz geceler var. Tek ihtiyaçları hayal kurmak, iç motivasyon ve cesaret. Buna inandıktan sonra zaten en büyük engel kalkmış oluyor.

Hisleri kuvvetli bir insansın. Varoluş sebebinin ne olduğunu düşünüyorsun?

Herhangi bir şeyi yapabilmem ya da üstesinden gelebilmem için ilk önce, "Onu gerçekten istiyor muyum, bununla baş edebilir miyim?" diye yüreğime sorular yöneltirim. Hislerimi doğru bir şekilde kavramaya çalışırım ve kalbimin pusulam olmasına izin veririm. Hislerime ve sezgilerime güvenip ileriyi görmeye çalışırım. Her insan sevdiği işi yapmak ister. Sevilmeyen veya duyguların olmadığı işlerde başarılı olmak olanaksızdır. İnsan sevdiği zaman, anlam yüklediği zaman bir şeyler hissederek yola devam eder. Bana göre akıl ve kalpten geçen ortak yolu bulmak gerekir. Yaşam içinde çok sıradan kabul ettiğimiz bir ağacın durup düşündüğümüzde varoluş sebebinin olduğunu kavradığımız anda aslında dünya bambaşka bir yer olmaya başlıyor. Ağaç oksijen ihtiyacımız için ya da besin ihtiyacımız için bizlere fayda sağlıyorsa insanoğlunun da kendisini tamamlaması ve varoluşuna anlam katması için varoluş sebebini bulması gerekir. İnsanın elindeki en büyük yeti düşünebilme yetisidir. Bir anlamda düşündüğümüz kadarız. Bu noktada benim kolumun ya da ayaklarımın eksik olması hiçbir şey ifade etmiyor. Ben düşündüğüm ve varoluşuma anlam yüklediğim sürede varım. Kısacası topluma yararlı biri olup, ülkemize ve benden sonra gelecek genç nesillere örnek olup harekete geçirmek için önümde hiçbir engel yok. Yapabilirim dediğim an kendimi yaptım kabul ederim.

Hayallerin neler? Hayatta en büyük amacın nedir?

Atamızın iki sözü benim için çok önemli. "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir." sözü, akademik kariyerimi geliştirmem için yol gösterici. Diğeri ise "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim." Hayallerim elbette her sporcu gibi bayrağımızı gururla başka yerlerde dalgalandırmak ve engelli bireylere ilham kaynağı olmak. Ayrıca ilgi alanıma yönelik üniversitede akademik çalışmalar yapıp, akademisyen olmak istiyorum.

Boyner ile gerçekleştirdiğimiz bu çekim için neler söylemek istersin?

Sosyal yaşamda, sokakta yürürken ya da alışveriş yaparken birçok kişi sanki podyumda yürüyormuşum gibi pür dikkat beni inceliyor. Küçük çocuklardan "Bak, robot kadın." gibi tepkiler alabiliyorum. Bir röportajımda bu durum nedeniyle kendimi podyumda gibi hissettiğimi, bir gün gerçekten modellik yapmak istediğimi söylemiştim. Boyner Yönetim Kurulu Başkanı sevgili Cem Boyner de bir televizyon programında benim bu röportajımı dinlemiş. Hayat hikayemden çok etkilenmiş ve konuyu ilgili birimlerle paylaşmış. Hiç beklemediğim bir anda bir Boyner yöneticisinden telefon aldım. Podyuma çıkma hayalimi gerçekleştirmek istediklerini ve bu hayalim aracılığıyla başkalarına ilham olmama aracı olmayı arzu ettiklerini ilettiler. Böyle büyük bir markadan hayalim için destek görmek, onlar aracılığıyla toplumda farkındalık yaratabilecek olmak beni çok heyecanlandırdı ve mutlu etti. Her insanın kendine özgü farklılıkları var. Bazılarımızın göz rengi, saç rengi farklı. Ben de Boyner aracılığıyla geniş bir kitleye kendi bedenimdeki bu farklılıkların tıpkı göz rengimiz, saç rengimiz kadar doğal bir şey olduğunu vurgulamak, bu tür farklılıkları nedeniyle kendilerini kapalı kapılar ardında saklayanlara ya da bu tür farklılıkları bir engel olarak görenlere seslenmek istedim. Boyner ile yollarımız bu şekilde kesişti ve çok güzel bir serüvene adım attık. Harika bir moda çekimi gerçekleştirdik. Kendimi ünlü modeller gibi hissettim. Çok keyif aldım. Bambaşka bir Emine çıktı ortaya. Boyner sadece bir hayalimi gerçekleştirmedi bu konuda beni yüreklendirdi, cesaretlendirdi. Umarım ben de birilerini cesaretlendirebilirim. Buradan emeği geçen herkese tekrar çok teşekkür ederim.

  1. Genel Yayın Yönetmeni: Gözde Yörükoğlu Ersu
  2. Röportaj: Lara MUTLU
  3. Fotoğraflar: Lara SAYILGAN
  4. Styling: Ece ŞİŞİK SAYDAM
  5. Saç: Erdem GÜL, Mos Bebek
  6. Makyaj: Hidayet KORKMAZ
  7. Video editörü: Öznur ÖZTÜRK
  8. Fotoğraf asistanı: Salih YILMAZ
  9. Styling asistanı: Zozan ÇİRİK

EN ÇOK OKUNANLAR

Disney Plus'ta İzleyebileceğiniz En İyi Filmler
Disney Plus'ta İzleyebileceğiniz En İyi Filmler

Disney Plus'ta İzleyebileceğiniz En İyi Filmler

20 dakika okunma süresi
ALEM Summer Weekend / MINI ile BIG LOVE Terrarium Workshop
ALEM Summer Weekend / MINI ile BIG LOVE Terrarium Workshop

ALEM Summer Weekend / MINI ile BIG LOVE Terrarium Workshop

1 dakika okunma süresi
Cartier'nin Yeni Mücevher Koleksiyonu
Cartier'nin Yeni Mücevher Koleksiyonu

Cartier'nin Yeni Mücevher Koleksiyonu

1 dakika okunma süresi
Rachel Araz x Koton Koleksiyon Daveti
Rachel Araz x Koton Koleksiyon Daveti

Rachel Araz x Koton Koleksiyon Daveti

1 dakika okunma süresi
2022 Yaz Moda Trendleri
2022 Yaz Moda Trendleri

2022 Yaz Moda Trendleri

1 dakika okunma süresi
Haftanın Stil İlhamı: Bikiniler
Haftanın Stil İlhamı: Bikiniler

Haftanın Stil İlhamı: Bikiniler

1 dakika okunma süresi
En Etkili Güneş Koruyucular
En Etkili Güneş Koruyucular

En Etkili Güneş Koruyucular

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

“Bridgerton” Dizisinin Yıldızlarıyla Soru-Cevap
“Bridgerton” Dizisinin Yıldızlarıyla Soru-Cevap

“Bridgerton” Dizisinin Yıldızlarıyla Soru-Cevap

Hemington ile Babalar Günü Kutlaması
Hemington ile Babalar Günü Kutlaması

Hemington ile Babalar Günü Kutlaması

Gökşen Buğra ile Yeni Açılan Galerisi Bosfor Üzerine Konuştuk
Gökşen Buğra ile Yeni Açılan Galerisi Bosfor Üzerine Konuştuk

Gökşen Buğra ile Yeni Açılan Galerisi Bosfor Üzerine Konuştuk

Efruz Çakırkaya ile İstanbul Müzik Festivali Üzerine
Efruz Çakırkaya ile İstanbul Müzik Festivali Üzerine

Efruz Çakırkaya ile İstanbul Müzik Festivali Üzerine

Burcu Esmersoy x İpekyol İş Birliği
Burcu Esmersoy x İpekyol İş Birliği

Burcu Esmersoy x İpekyol İş Birliği

Nazlı Bulum'u Yakından Tanıyoruz
Nazlı Bulum'u Yakından Tanıyoruz

Nazlı Bulum'u Yakından Tanıyoruz

Alpin Albayrak ile Koleksiyonerlik Üzerine
Alpin Albayrak ile Koleksiyonerlik Üzerine

Alpin Albayrak ile Koleksiyonerlik Üzerine

Yasemin Kay Allen ile Sohbet
Yasemin Kay Allen ile Sohbet

Yasemin Kay Allen ile Sohbet

Ayşegül Afacan Köksal ile Yaz Sohbeti
Ayşegül Afacan Köksal ile Yaz Sohbeti

Ayşegül Afacan Köksal ile Yaz Sohbeti

Candan Varnalı ve Alara Kap ile Keyifli Sohbet
Candan Varnalı ve Alara Kap ile Keyifli Sohbet

Candan Varnalı ve Alara Kap ile Keyifli Sohbet

Zelia Kaçar ile Markası Üzerine
Zelia Kaçar ile Markası Üzerine

Zelia Kaçar ile Markası Üzerine

Yasemin Özilhan Hakkında Merak Edilen Her Şey
Yasemin Özilhan Hakkında Merak Edilen Her Şey

Yasemin Özilhan Hakkında Merak Edilen Her Şey