Sevgililer Günü'nü kutlamak için gerçekten büyük planlara mı ihtiyaç var, yoksa birlikte geçirilen zamana küçük bir parantez açmak yeterli mi? Aynı şehirde, aynı gün içinde farklı anlara alan tanımak; acele etmeden, günü tek bir programa sıkıştırmadan yaşamak bu tarihin ruhuna daha çok yakışıyor. İstanbul ise bu anlamda oldukça cömert. Sabahın sakinliğinden gecenin duygusuna uzanan bir rota, Sevgililer Günü'nü sadece bir akşam yemeğinden ibaret olmaktan çıkarıp gün boyu süren, daha anlamlı bir deneyime dönüştürebilir.
Güne acele etmeden başlamak, planın tamamını daha dengeli kılıyor. Uzun bir kahvaltı, iyi bir kahve ve sohbet için alan bırakan bir masa, günün geri kalan temposunu belirliyor. Sonrasında birlikte yeni bir şey denemeye ne dersiniz?
Nobu IstanbulÖğle saatlerine doğru Nobu Istanbul'da Şef Matsuhisa'nın sınırlı katılımla gerçekleşen sushi atölyesi, klasik hediyelerin dışına çıkmak isteyenler için güçlü bir alternatif. Tezgahın arkasına yan yana geçip o ilk rulo sushi'yi beraber sarmaya çalışmak, mutfaktaki uyumunuzu test ederken işin içine biraz da neşe katıyor. Şefin tekniklerini öğrenirken bir yandan da birbirinizin mutfak becerilerine dair şakalaşmak, günü sadece izleyici olmaktan çıkarıp ortak bir üretim sürecine dönüştürüyor.
GazeboAtölyenin ardından günün temposunu düşürmek isteyenler için çay saati iyi bir geçiş noktası. Çırağan Palace Kempinski İstanbul'un Gazebo'sunda, Boğaz manzarasına karşı verilen çay molası, günün hızını yavaşlatmak için birebir. Karşılıklı oturup sadece manzaraya ve müziğe teslim olmak, telefonları bir kenara bırakıp günün geri kalanını planlamadan o anın içinde kalmak belki de kutlamanın en samimi hali.
Four Seasons Hotel SultanahmetAkşam programına geçmeden önce kısa bir duraklama iyi gelmez mi? Spa zamanı, tam da bu noktada devreye giriyor. The Peninsula Spa'da çiftlere özel masajlar ya da Four Seasons Hotel Sultanahmet'in Kurna Spa'sında sunulan, Osmanlı hamam geleneğini kadim Şaman ritüelleriyle birleştiren deneyim, günü bedensel ve zihinsel olarak dengelemek isteyenler için tercih edilebilir. Yan yana, aynı huzurlu sessizliği paylaşarak dinlenmek, akşamın enerjisine taze bir başlangıç yapmanızı sağlıyor.
Rüya İstanbulAkşam saatlerine yaklaşıldığında planın tonu kendiliğinden değişiyor. Sofra, Sevgililer Günü'nün merkezine yerleşirken ambiyans ve müzik deneyimi tamamlıyor. Anadolu mutfağını çağdaş bir yorumla sunan Rüya İstanbul, Boğaz manzarası ve DJ performansıyla daha modern ve enerjik bir akşam yemeği arayanlara hitap ederken; Shangri-La'da sunulan, tango ve canlı müzikle katmanlanan özel sofra deneyimi, günü biraz daha hareketli geçirmek isteyenler için düşünülebilir. İyi bir yemeği paylaşırken gün boyu biriktirdiğiniz küçük anların üzerinden geçmek, kutlamanın finaline en çok yakışan şey.

Tommy Lee Jones, Ali MacGraw, "Love Story", 1970
Akşamı müzikle ya da sinemayla tamamlamak isteyenler için ise şehirde farklı alternatifler var. Duyguyu canlı performansla yükseltmek isteyenler Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda Levent Yüksel'in senfonik konserini tercih edebilirken, daha sakin ve zamansız bir kapanış arayanlar Beykoz Kundura'da beyazperdede izlenecek "Love Story" ile geceyi yavaşlatmayı seçebilir. Müziği bir anlatım dili olarak deneyimlemek isteyenler için Zorlu PSM'de Bergüzar Korel'in "Hatırladıkça" performansı da akşamın ruhuna eşlik edebilecek seçenekler arasında.
mykOrini İstanbulSevgililer Günü'nü tek bir akşamla sınırlamak istemeyenler için plan ertesi güne de taşınabiliyor. mykOrini'nin Valentine's Brunch'ı, çiçeklerle çevrili dekorasyonu ve Ege esintili atmosferiyle günü hafif bir kapanışla uzatırken; bu özel tarihi bir hafta sonuna yaymak isteyenler için Princes' Palace Resort, adanın yavaşlayan ritminde gastronomi ve wellness'ı bir araya getiren daha kapsamlı bir kaçış alternatifi olarak öne çıkıyor.