Ocak 2026, İstanbul'un sanat sahnesinde hafıza, kimlik ve zamanın katmanlarını bir araya getiren sergilerle geliyor. Bu seçki, sadece görsel bir deneyim sunmanın ötesinde, izleyiciyi geçmiş ile şimdinin karmaşık dokusuna davet ediyor. Sanatçıların farklı disiplinlerde ortaya koydukları işler, bireysel ve toplumsal belleğin sınırlarını zorlayarak, unutulan ve bastırılan hikâyeleri görünür kılıyor. Gelenekten çağdaşlığa uzanan bu yolculuk, izleyiciye anlamı yeniden kurma ve kendi algısını sorgulama fırsatı tanıyor.
Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası, 22 Ocak ile 6 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Modern'de yer alıyor. Sergi, sanatçının sahne sanatlarından görsel sanatlara, sinemadan edebiyata uzanan çok yönlü üretimini bir araya getiriyor. Erken dönem desenlerden opera temalı resimlere, otoportrelerden çarşaf resimlerine uzanan seçki, Berksoy'un kişisel mitolojisini görünür kılıyor. Ses kayıtları, görüntüler ve efemera eşliğinde ilerleyen anlatı, sanatçının sahneyle kurduğu derin bağı öne çıkarıyor. Disiplinlerarası bir akışla kurgulanan sergi, Berksoy'un yaratıcı sürecini bütünlüklü bir perspektiften okumayı mümkün kılıyor.
Lal Batman'ın kişisel sergisi The Grand Excess, 15 Ocak-14 Şubat 2026 tarihleri arasında PİLEVNELİ Dolapdere'de gerçekleşiyor. Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzü ile geçmişin zarafetini bir araya getirerek çağımızın yüzeyselliğine katmanlı ve derin bir eleştiri sunuyor. Antik dönemlerden günümüze uzanan kültürel ve tarihsel katmanlar, dijital ve geleneksel malzemelerle dokulu kâğıtlar üzerinde buluşuyor. Sergide ayrıca MG Gülçiçek'in tasarladığı özgün koku ve Berk İçli'nin özel bestesi, izleyiciye çok boyutlu ve duyusal bir deneyim yaşatıyor. The Grand Excess, ihtişamı sadece gösteriş değil, kültürler arası diyalog ve direncin zamansız simgesi olarak yeniden tanımlıyor.
Sandra del Pilar: Boşluklar ve Hayaletler sergisi, 11 Aralık 2025–31 Ocak 2026 tarihleri arasında Zilberman | İstanbul'da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, bastırılan anlatıların, sansürlenen imgelerin ve çarpıtılan tarihsel gerçekliklerin izini sürüyor. Del Pilar, post-kolonyal ve feminist bir perspektifle resmi tarih anlatılarında bırakılan boşluklara odaklanıyor. Elyaf, tül ve kil gibi malzemelerle kurulan işler, imge ile beden arasındaki ilişkiyi katmanlı yüzeyler üzerinden yeniden düşünmeye açıyor. Beş bölümden oluşan sergi, arşivler, haritalar, manzaralar ve bedensel karşılaşmalar arasında dolaşan eleştirel bir anlatı kuruyor.
Dilge Kutluoğlu'nun Inner States Outer Spaces başlıklı sergisi 18 Aralık 2025 ile 1 Şubat 2026 tarihleri arasında offgrid art project'te ziyaretçilerini ağırlıyor. Kutluoğlu'nun çalışmaları, var olmayan ya da yalnızca hatırlanan, düşlenen ve özlenen mekânlara odaklanıyor. Hayali peyzajlar, hafıza, duyum ve metafizik katmanların iç içe geçtiği bir görsel alan açıyor. Doygun renkler ve ışığın atmosferde yarattığı kırılmalar, içsel hâller ile dış mekânlar arasında geçirgen bir ilişki kuruyor. Temsil ile soyutlama arasındaki gerilim, mekânların belirsiz mantığında hissediliyor. İzleyici, bu düşsel alanlarda dolaşırken kendi duygusal ve algısal sınırlarıyla karşılaşıyor.
Çağrı Dizdar'ın ARAF başlıklı kişisel sergisi, 11 Aralık 2025'te Kadıköy'de yer alan Nelumbo Studios'ta, Yasemin Green küratörlüğünde açıldı ve 8 Şubat 2026'ya kadar ziyaret edilebiliyor. Dizdar, minyatür ve tezhip gibi geleneksel kitap sanatlarını çağdaş illüstrasyon ve çizgi roman estetiğiyle harmanlayarak estetik sınırları yeniden tartışmaya açıyor. Sergi, gerçeklik ile imaj arasındaki tekinsiz eşiği odağına alarak, sanatın politik ve estetik sınırlarını Jacques Rancière'in yaklaşımı doğrultusunda sorguluyor. Kâğıt yüzeylerden seramik uygulamalara ve dijital arayüzlere uzanan işler, izleyiciyi geleneksel ile çağdaşın kesiştiği bir duyumsama alanına davet ediyor. "ARAF", sınırların bulanıklaştığı geçici bir eşikte, yeni anlam alanları yaratma kapasitesini deneyimletiyor.
Ayşe Türemiş'in İstanbul: Bitmeyen Resim sergisi, 6 Kasım 2025 ile 8 Şubat 2026 tarihleri arasında Mecidiyeköy Sanat'ta sanatseverlerle buluşuyor. Türemiş, İstanbul'un mimari belleğine odaklanan gerçekçi suluboya çalışmalarıyla kentin fark edilmeyen detaylarını görünür kılıyor. Farklı dönemlerden seçilen eserler, zaman, hafıza ve mekân temaları etrafında örülen görsel ve duygusal bir diyalog yaratıyor. İzleyici, gündelik yaşamın içinde gözden kaçan yapıları yeniden keşfederken sanatçının uzun soluklu pratiğine tanıklık ediyor. Mekân, İstanbul'un değişen yüzüyle kurulan bu nazik ilişkiyi estetik bir dille yansıtıyor.
Cracks of Innocence, 19 Aralık 2025 ile 31 Ocak 2026 tarihleri arasında Chi Art Gallery'de, Güneş Salı'nın küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor. Cem Öztürk, Elifko, Meltem Sarıkaya ve Kübra Su Yıldırım'ın eserlerinden oluşan sergi, masumiyeti çatlaklardan sızan kırılganlık ve direncin kesiştiği bir duyarlılık olarak ele alıyor. Eserler, farklı varoluş halleri ve ilişkiler üzerinden izleyiciyi hem kendi içsel yaralarıyla hem de dünyanın görünmeyen derinlikleriyle temas etmeye davet ediyor. Arthur Rimbaud'nun dili gibi, gerçekliğin yüzeyin kırıldığı yerlerde ortaya çıktığını hatırlatan sergi, yeni anlamların doğduğu aralıklarda dolaştırıyor.
Özge Kahraman'ın Karanlığın Hafızası başlıklı ilk kişisel sergisi, 13 Kasım 2025 ile 15 Şubat 2026 tarihleri arasında Balat Fener Evleri Haliç Sanat 2'de sanatseverlerle buluşuyor. Kahraman, on iki yıllık mağaracılık deneyimini beden-temelli bir araştırmaya dönüştürerek, yeraltını zaman, hafıza ve bilinçaltı ilişkisi üzerinden ele alıyor. Dijital veri toplama, çizim, 3D modelleme ve haritalama gibi yöntemlerle oluşturduğu eserler, mağaraların maddesel hafızasını ve psişik izlerini yeniden okumaya imkân tanıyor. Noktaların çoğalmasıyla oluşan mağara formları, zihnin karanlık bölgelerinin görünür izlerine dönüşüyor. Karanlığın Hafızası, içsel hafıza alanının maddi izdüşümünü izleyiciye taşıyor.
İstisnaların İhtimali sergisi, 4 Aralık 2025 ile 18 Ocak 2026 tarihleri arasında EArt Galeri'de, Dilara Güven küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, Alfred Jarry'nin Patafizik felsefesinin analitik çerçevesinde, sanatçıların düşsel coğrafyalarını ve alternatif gerçekliklerini "Kişisel Ütopyalar" ekseninde inceliyor. Burcu Perçin, Cem Öztürk, Ceren Su Çelik, Dilara Altınkepçe Arslan, Kübra Su Yıldırım, Mehmet Öğüt, Mehmet Sinan Yücel, Pınar Kurt, Tuba Geçgel ve Tuğçe Arıöz'ün eserleri, gerçekliğin kısıtlayıcı yanlarından geçici uzaklaşmalar yaratarak yeni olasılıkların ve ifade alanlarının inşasına olanak tanıyor.