Vitamin D kullanırken önümüzde iki sorun var. Karaciğer ve bağırsak sağlığı. Kişilerin önce mutlaka karaciğerlerine bakmaları gerekir. Karaciğer, vitamin D dönüşümünü yapamıyor olabilir. İlk sebebi kilo.
1. Kilo ve karaciğer yağlanmanız varsa vitamin D değeriniz yeterince yükselmez.
Ülkemizde ve dünyada karaciğer yağlanması adeta bir pandemi gibi yaygın. Çalışmalar gösteriyor ki, karaciğer hücrelerinde yağlanma varsa; ister güneşten elde edilen, ister besinlerle ya da desteklerle alınan vitamin D öncüllerinin, karaciğerde bir sonraki aşamaya geçişi yetersiz kalabiliyor. İşlenmiş gıdalar, mısır şurubu içeren yiyecekler, kilo fazlalığı ve obezite nedeniyle karaciğer yağlanması çok yaygın. Dolayısıyla karaciğer yağlanması ve kilo sorunu olan bir kişinin, ister güneşlensin ister vitamin D desteği alsın, aktif vitamin D üretip üretemeyeceği her zaman bir soru işareti. Çalışmalar, yağlanma ve kilo ile vitamin D üretimi arasında ters bir ilişki olduğunu gösteriyor. Bu nedenle bu kişilerin vitamin D düzeylerini çok daha sık takip etmeleri gerekir.
2. Bağırsak sorunlarınız varsa vitamin D değeriniz yeterince yükselmez.
Vitamin D'yi gıdalardan ya da desteklerden almak kadar, emilimi de önemlidir. İshal, çölyak hastalığı, ülseratif kolit gibi bağırsak hastalıkları olanlarda ve yağ emilimi bozukluklarında vitamin D emilimi zorlaşır. Safra kesesi sorunları da emilimi azaltabilir. Zaten hepimizin bildiği gibi vitamin D yağda eriyen bir vitamin.Bu nedenle bağırsak problemi olanların da vitamin D seviyelerini yakından takip etmeleri gerekir. Vitamin D, longevity sağlığının ilk ihtiyacıdır. Bu köşede sıkça konuşacağım "longevity" yolculuğunda, vitamin D'yi yeterli seviyede tutmanın işin en önemli parçalarından biri olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Bu konu, pahalı ya da ulaşılmaz değildir; etkili ürünle vitamin D seviyenizi yerine koyarak sürecin önemli bir kısmını çözebilirsiniz. Eskiden sadece kemik sağlığına konumlandırılan vitamin D, şimdi; otoimmun hastalıklar alerjiler, kanser, depresyon, enfeksiyonlar gibi neredeyse her hastalığın altından eksikliği çıkan çok gerekli bir vitamin olarak konumlandırılıyor. Aslında işin özetini şu bilgi söylüyor; vitamin D miktarı yeterliyse bu durum "all cause mortality" yani tüm sebeplerden ölümü yüzde 40 engelliyor. Bu bilgi ile şu sorunu birleştirelim; vitamin D seviyeniz neden en iyi ürünü alsanız da yükselmiyor? Bu sorunu çözecek, emilim sorunlarını bypass eden, üç kat daha hızlı etkili, üç kat daha kolay kana geçen yeni bir molekülü inceleyeceğiz. Burada iki konuyu irdeleyeceğiz:
İlki, vitamin D'nin vücuttaki karaciğer yolunda bir problem var mı?
İkincisi; Vitamin D'nin emiliminde bir problem var mı?
Aldığımız vitamin D (yani şu anki tüm vitamin D ürünleri, ne formülde olursa olsun), alındıktan sonra karaciğere gitmek zorundadır. Burada özel bir işlem ile, yağda erir halinden daha suda erir hale getirilir. Karaciğer yağlanması durumunda ve bazı genetik durumlarda bu dönüşüm yeterli olmaz. Bu yüzden şimdiye kadar aldığınız türdeki vitamin D ile kan değerinizi yükseltemiyor olabilirsiniz.
Şu an dünyada mevcut tüm vitamin D ürünlerinin yağda eriyen versiyonda olduğunu hatırlayalım. Yağda eriyen her şey safra ile emilerek karaciğere gider. Ancak tüm yağ emilim hastalıkları -ki bu hastalıkların listesi uzundur; kron hastalığı, ülseratif kolit, çölyak, hassas barsak hastalığı yani İBS, sızdıran bağırsak vs. bu emilimi azaltır. Yapılan çalışmalar bilinen vitamin D suplementlerinin normal halde yüzde 74 oranında emildiğini ancak yağ emilim hastalıkları veya ishal olunduğunda bu emilim yüzdesinin yüzde 0 ila yüzde 43 arasında olduğunu söyler. Yani duruma göre emilim sıfır bile olabilir. Demek ki "Vitamin D neden yükselmiyor?" derken emilim konusu da akla gelmelidir.
Cevap; hiç karaciğere uğramayan , karaciğerden çıkmış halini kullanarak. İşte bu oyunun kurallarını değiştirecek yeni vitamin D formülüdür. Üç kat hızlı yükselme, üç kat fazla emilim. Benim hekim olarak görüşüm, longevity biliminde yeni bir moleküle ihtiyaç olduğudur. Bu molekül karaciğerden çıkan, hidroksillenmiş yani daha suda erir haldeki moleküldür. Karaciğerden çıkan 25 hidroksi vitamin D'nin kendisidir. Böylece karaciğeri devreden çıkarabilir. Kanda vitamin D seviyesini üç kat daha hızlı doldurur. Bu yüzden adına ''Rapid'' diyorum. Aynı zamanda daha suda erir yapılı olduğu için yağla emilme sorunlarını da devreden çıkarabilir. Ve evet vitamin D'nin belli seviyede tutulması longevity, uzun yaşam ve tüm sağlık için gereklidir.