Aslında bütün kış deniz mevsimi gelse de kendimizi kızgın kumlardan serin sulara atsak diye bekliyoruz. Ama gelince de yaklaşık olarak günde 150 kez kadar “çok sıcak” diyoruz.
Bir de benim yaz küsmesin diye içime akıttığım “yeteğğğğrr ve çoğğkk sıcaklar”lar var. Tabii; kavurucu sıcaklar kapıda, yüzyılın en sıcak günü, Afrika sıcakları geliyormuş, uzmanlar uyardı haberlerini de atlamayalım. Bir de annem ve arkadaşları çetesi var. “Yaprak kımıldamıyor, asfalt eridi, kafama yumurta koysam pişer, cam açık uyumuşum burnum şişti, karpuz yok mu, itfaiye çağırın, menopozluyum ben camları açın” diye akar giderler.
Dondurma yaz günlerininin kurtarıcılarından biri. Düşük kalorili bir tatlı olması değil aslında onu cazip kılan, verdiği tatlı serinlik. Bir de dondurma benim için mevsimsiz. Kışın da aradığım oluyor. Annesine “Bana dondurma al” diye ağlayan çocuk da dondurmacı önlerinin ritüelidir. Ama tabii burada suçlu olan dondurma. Tahrik olmazsa tahrip olmaz. “Ben ıspanak istiyorum, pırasa alın” bana diye ağlayan çocuk gördünüz mü hiç? Cevabınız evetse o çocuğu bir uzmana gösterin lütfen.
Mua
Yunus Dondurma
Dondurmacı Yaşar Usta
Cold Stone
Yaz gelmiş mayo sezonuymuş kim dinler, hava çok sıcak çook.
Afiyet olsun.
Nikol BASOĞLU / nikol.baseoglu@alem.com.tr