Doğada bahar sevinci yaşanırken, CI Bloom'da sanatın tüm renkleri taze bir enerjiyle ortaya çıkıyor. Fuar; çağdaş sanatın en dinamik isimlerini, galerileri ve bağımsız inisiyatifleri İstanbul Lütfi Kırdar Rumeli Salonu'nda bir araya getiriyor. Yeni fikirlerin, farklı seslerin ve yaratıcı enerjinin ilham veren yelpazesine alan açan fuarda, Türkiye'den ve dünyadan birçok sanatçı işlerini sergiliyor. Biz de fuarda yer alan Are Projects'ten Enes Debran ve Ali Şentürk'ün yaratıcı dünyasını anlattığı keyifli bir sohbete davet ediyoruz.
Sanat pratiğinizi hem içsel hem de kavramsal düzlemde nasıl tanımlarsınız? Genelde izleyiciyle nasıl bir anlatı ve duygusal bağ kurmayı hedefliyorsunuz?
A.Ş.: Sanat nesnesi üretiminde birbirinden bağımsız medyumlar kullanmayı seviyorum. Son yıllarda kendi alanım olan heykele ağırlık verdim. Üretimlerimde, çoğunlukla kendimin, sonra başkalarının hikâyeleri üzerinden anlatılar kurgulamaya çalışıyorum. Bu üretimler izleyici önüne geldiğinde birbirini tekrar eden, tek renk, kusursuz bir nesne gibi görünseler de aslında yoğun ve karmaşık duyguların tamiridirler.
E.D.: Eserlerimde monokrom bir yapı ve daha hareketsiz figürler kullanıyorum. İlk bakışta durağan gibi duran ama içinde bir gerilim taşıyan bir alan açmaya çalışıyorum; bu his üzerinden izleyiciyle bağ kurmak ilgimi çekiyor. Figürlerin netleşip bir kimlik kazanmadığı, bir mekâna ait olmadığı o arafta kalma hâli, resimlerimin temel duygusunu oluşturuyor.
Ali Şentürk'ün portresi, fotoğraf: Deniz Tapkan Cengiz, 2024.CI Bloom'da yer almak sizin için ne ifade ediyor? Fuarda sizi besleyen ya da özellikle dikkatinizi çeken işler ve yaklaşımlar neler oluyor?
A.Ş.: Her fuar bizim için çok önemli. Hem her kuşaktan sanatçılarla karşılaşmak hem de yeni eserler keşfetmek açısından fuarı önemsiyorum. Bu seçkide olmak benim için daha özel bir anı olacak çünkü Antalya'da kurulmuş ve hâlen devam eden bağımsız sanat alanı Are Projects'in davetiyle, ilk defa bağımsız bir sanatçı olarak fuarda yer alacağım.
E.D.: Türkiye'nin önde gelen galerilerinin burada olması ve onların temsil ettiği sanatçılarla aynı alanda bulunmak benim için heyecan verici. Zaten takip ettiğim ve yaklaşımını beğendiğim birçok sanatçıyı bir arada görmek de ayrı bir motivasyon sağlıyor.
CI Bloom'un yarattığı ekosistemi, hem kendi pratiğiniz hem de birlikte çalıştığınız galeri perspektifinden nasıl değerlendirirsiniz?
E.D.: Contemporary Istanbul, koleksiyonerler, galeriler ve sanatçılar arasında doğrudan etkileşim kurulabilen dinamik bir ortam. Bu karşılaşmaların yarattığı zemin, bir sanatçı için oldukça değerli. Birlikte yer aldığım galeriyi uzun süredir takip ediyorum ve estetik olarak kendime yakın buluyorum. Are Projects'in yaklaşımını beğeniyorum. Geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiğimiz duo serginin takibinde, bu sürecin birlikte bir üretime dönüşmesi benim için ayrıca mutluluk verici. Fuara kendi karakteriyle farklı bir enerji katacağını düşünüyorum.
Enes Debran'ın portresi, fotoğraf: Oğuzhan Demir, 2026.Sanat üretiminizi besleyen kaynaklar neler? Dijitalleşmenin pratiğinizdeki yeri bugün nasıl şekilleniyor, gelecekte nasıl evrileceğini öngörüyorsunuz?
E.D.: Sanat üretimimi besleyen kaynaklar arasında izlediğim filmler, gündelik hayatta yaşadığım deneyimler ve özellikle son dönemde sosyal medyada sanatçıların üretim süreçlerini yakından takip etmek önemli bir yer tutuyor. Bu karşılaşmalar, estetik bakışımı sürekli güncelleyen ve genişleten bir etki yaratıyor. Teknolojinin nereye gideceğini ise öngörmek bir sanatçı için zor; çünkü her şey sürekli değişiyor, bildiklerini bozuyor ve her seferinde yeni bir oyun alanı açıyor.
A.Ş.: Beslediğim mecralar çok komplike olabiliyor, bazen Roy Andersson sineması bazen Sabahattin Ali'nin kitaplarından bir cümlesi gibi. Uzun zamandır dijital araçlardan faydalanmaya çalışıyorum. Bu kapsamda aralarında 3D modelleme, 3D baskı ya da bunları görselleştirdiğim AI yardımcılara yeni alışıyorum, deniyorum.
Son dönemde Asya'nın sanat ve kültür sahnesindeki yükselişini nasıl okuyorsunuz? Bu coğrafyanın estetik dili üretiminizi etkiliyor mu?
A.Ş.: Asya sanatının market kısmı çok takibimde değil, o yüzden buraya girmem istemem. Fakat Asya sanatının sadeliği, içerik derinliği beni hep etkilemiştir; özellikle 2009 civarında işleriyle tanıştığım Ren Hang'in sadece ama güçlü üretimleri hayal sınırlarımı hep zorlar.
E.D.: Asya'nın sanat alanındaki yükselişi gerçekten çok hızlı ve dikkat çekici. Hatta son dönemde beni en çok etkileyen bazı sanatçıların bu coğrafyadan çıkması benim için de beklemediğim bir durum oldu; bu da ister istemez oraya daha yakından bakmama sebep oluyor.