Paris'teki Louvre Müzesi'nin duvarında gizemli gülüşüyle ölümsüzleşen "Mona Lisa"ya ve birçok önemli esere hayat veren Leonardo da Vinci, Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış en büyük sanatçı ve dehalardan biridir. Rönesans'ın doğduğu Floransa'nın yanı sıra Milano ve Roma'da saray sanatçısı ve mühendis olarak çalışan Leonardo, sfumato tekniği denilen ışık ve gölge kullanımındaki ustalığını yansıtan eserleriyle sanat tarihine başyapıtlar kazandırmıştır. Resim ve heykel sanatındaki yetkinliğini doğaya ve bilime duyduğu sonsuz merakla birleştiren Leonardo, filozof, astronom, mimar, mucit ve matematikçi kimlikleriyle çok yönlü bir deha olarak öne çıktı. Ancak çağına göre devrim sayılan buluşları, çoğu yarım kalmış projeler hâlindeki buluşları ilgi çekmeye devam ediyor.

Leonardo da Vinci 1452'de İtalya'nın Toskana bölgesindeki Vinci kasabasında doğdu. Somut deliller bulunmasa da, Leonardo'nun annesi Caterina'nın, babası Piero'ya ait Orta Doğulu bir köle olduğu tahmin ediliyor. 14 yaşına kadar Vinci'de yaşayan Leonardo, büyükanne ve büyükbabasının ölümlerinin ardından, 1466'da babası ile birlikte Floransa'ya gitti. Floransa o yıllarda Hıristiyan hümanist düşünce ve kültür merkeziydi. Küçük yaştan itibaren çok güzel çizimler yapan Leonardo'nun resimleri babasının dikkatini çekti. Babası, bu resimleri dönemin ünlü ressam ve heykeltıraşı Verrocchio'ya gösterince Leonardo 17 yaş civarında atölyeye çırak olarak girdi.
Leonardo, yedi yıl eğitim aldığı atölyede yetişen ya da çalışan ünlü ressamlarla çalışma fırsatı buldu. Atölyede teorik eğitim alırken çizim, boyama, heykeltıraşlık, modelleme gibi sanatsal becerilerini de geliştirdi. Kimya, metal işleme, alçı döküm, deri işleme, mekanik ve ahşap işleri gibi çok çeşitli teknik beceriler kazandı. Çıraklık döneminde anatomi ve insan vücudu üzerine de eğitim aldı. Çünkü hocası Verrocchio, öğrencilerinin anatomiyi kavraması konusuna büyük önem veriyordu. 1470'li yıllarda 20 yaşındayken Leonardo, sanatçıların ve tıp doktorlarının loncası olan Saint Luke Loncası'na girerek usta oldu. Ama babası onu kendi atölyesine yerleştirdikten sonra bile, ustası Verrocchio'ya bağlılığından vazgeçmedi, onunla iş birliğini sürdürdü. Leonardo'nun bilinen en eski tarihli eseri, Arno Vadisi'ni kalem ve mürekkeple betimlediği çizimidir; eser 1473 tarihini taşır. 1478'de Leonardo, Palazzo Vecchio'daki Saint Bernard Kilisesi için bir sunak resmi siparişi aldı. Bu sipariş, ustası Verrocchio'nun atölyesinden bağımsız olarak ş yapmaya başladığının ilk işaretiydi. 1480'li yıllarda Floransa'dan ayrılarak Milano'ya gidip Ludovico Sforza'nın hizmetine girdi ve orada ressam, mühendis, mimar ve sahne tasarımcısı olarak çalıştı.

Tarihi kaynaklar 1480'de Leonardo'nun, sanatçıların himayecisi Medici Ailesi'nden destek gördüğünü belirtir. Leonardo, Mediciler tarafından kurulan Neoplatoncu Akademi'nin bünyesindeki sanatçıların, şairlerin ve filozofların buluştuğu Floransa'daki Piazza San Marco'nun bahçesinde çalıştı. O yıllarda Medici Ailesi'nin evi, dönemin önemli filozof, sanatçı ve yazarlarının buluşma noktasıydı, Leonardo da Medicilerin evini ziyaret ederek onlarla tanıştı. Sanatında önemli bir konuma gelen Leonardo, Lorenzo de Medici tarafından, Milano'yu yöneten Ludovico il Moro'ya büyükelçi olarak gönderildi. Leonardo, 1499'a kadar 17 yıl boyunca Milano Dükü için çalışarak resim ve heykel yaptı, festivaller düzenledi ama bilime olan tutkusunu da bina, makine ve silah tasarımlarında gösterdi. Leonardo, bir süre Venedik'te askerî mimar ve mühendis olarak çalıştı. 1500 yılında Floransa'ya döndüğünde Leonardo'ya bir atölye verildi. Burada "Bakire ve Çocuk, Aziz Anne ve Vaftizci Yahya" resmini yaptı. Bu resim büyük ilgiyle karşılandı; çevredeki halk resmi görmek için atölyeye akın etti.
1500'lerin başında Leonardo da Vinci Floransa'da yaşayan bir efsaneydi. 1513'te sanat himayecisi Lorenzo de Medici'nin oğlu Giovanni, papalık görevini üstlenince, Leonardo da Vinci'yi Roma'ya davet etti. Roma'ya giden Leonardo'nun yolu, dönemin en önemli Rönesans sanatçıları, Michelangelo ve Raffaello ile kesişti. Bu iki sanatçının çalıştığı Apostolik Saray'daki Belvedere Avlusu'nda o da çalıştı. Leonardo'nun portrelerde yarattığı psikolojik derinlik, Raffaello'yu etkilemişti. Michelangelo'yla kurduğu sanatsal ilişki ise daha rekabetçiydi. Floransa yönetimi, Palazzo Vecchio'nun büyük salonu için şehrin tarihini konu alan iki duvar resmi yapılmasını istedi. Leonardo'ya, Anghiari Savaşı'nı çizmesi sipariş edildi. Michelangelo'ya ise konu olarak Cascina Savaşı verildi. Bu büyük duvar resimleri "büyük ustaların düellosu" olarak Rönesans sanat tarihinde kayda geçti. Ancak iki eser de tamamlanamadı.

Leonardo da Vinci, doğayı, insan bedenini ve evreni anlamaya yönelik sonsuz bir merakla çalıştı. Sanat anlayışında doğanın gözlemi ve bilimsel araştırmalar büyük önem taşır. Resim yaparken anatomi, perspektif, ışık-gölge kullanımı konusunda bilimsel yaklaşımı titizlikle benimsemişti. Resimlerinde benzersiz bir gerçekçilik yaratmış, eserlerine psikolojik bir derinlik de katmıştır. Sanatındaki en belirgin unsurlardan biri, sfumato adı verilen ışık-gölge tekniğidir. Bu teknik, sert konturlar yerine yumuşak geçişler kullanılarak figürlerin ve nesnelerin daha doğal görünmesini sağlar. Leonardo'nun başyapıtı "Mona Lisa"da yüz hatlarının belirgin olmaması, gölgelerin doğal bir şekilde yüzeye yayılması, bu tekniğin başlıca özellikleridir ve portrenin başarısının sırlarından biridir. "Kayalıklar Madonnası" eseri de bu tekniğin başlıca özellikleri arasında yer alır ve portrenin etkisini güçlendirir. İnsan bedenini kusursuz bir şekilde resmedebilmek için anatomiye büyük önem vermesi, Leonardo'nun figürlerini daha gerçekçi çizmesini sağladı. Bir eserini tamamlamak onu heyecanlandırmıyordu. Leonardo'nun ilgisini çeken şey, yaratma süreciydi. Sonsuz bir merakla birçok büyük projeye tutkuyla başladı, ama bitiremedi.

Leonardo da Vinci, en bilinen ve en gizemli eseri "Mona Lisa"yı 1503 yılında İtalya'nın Floransa şehrinde yaptı. Gizemli gülüşüyle izleyiciyi etkisi altına alan ve bakışlarının yönü tam olarak belirlenemeyen bu kadın portresi, Rönesans sanatının sembol eserleri arasındadır. Leonardo, tabloyu tüccar Francesco del Giocondo'nun isteği üzerine, eşi Lisa Gherardini'nin portresi olarak kavak pano üzerine yağlı boyayla resmetti. Leonardo'nun bu ışık-gölge tekniğini ustalıkla kullanması "Mona Lisa"ya o ünlü belirsizliği vermiştir; her bakıldığında yüz ifadesi değişiyormuş hissi yaratır. "Mona Lisa"nın göğsü, boynu ve yüzü, ellerine göre çok daha parıltılıdır. İtalyancada "dumanlı" anlamına gelen sfumato tekniğini, Lisa'nın göz ve ağız çevresine uygulamıştır. Ustalıkla uyguladığı bu teknikle yarattığı yumuşak geçişler, Mona Lisa'nın izleyiciyi etkisi altına alan bakışları, tablonun başarısında etkili oldu. Leonardo, bu tabloyu uzun yıllar tamamlayamadı; bunda sağ elindeki felcin etkili olduğu öne sürülüyor. Da Vinci'nin çağdaşı, sanat tarihçisi Giorgio Vasari, bu resim konusunda "Leonardo tablo üzerinde dört yıl oyalandı ve resmi bitirmedi" demiştir. Resim hâlen Paris'teki Louvre Müzesi'nde "Francesco del Giocondo'nun Eşi", "Lisa Gherardini Portresi" başlığı altında sergileniyor. Kadının gizemli gülümsemesi, kompozisyonundaki anıtsallık, arka plandaki doğa manzarasıyla tablo, üzerinde en çok yorum yapılan eserler arasında tarihe geçti.

Hz. İsa'nın havarilerini konu alan "Son Akşam Yemeği" sahnesi, Rönesans ressamları tarafından çok işlenen bir konudur. Ama bu eserlerin içinde en bilineni Leonardo da Vinci'nin resmidir. Leonardo, 15. yüzyılın sonlarında Milano Dükü Ludovico Sforza'nın isteği üzerine, Santa Maria delle Grazie Manastırı'nın yemekhane duvarına bu anıtsal duvar resmini yaptı. Eser, Hz. İsa'nın yakalanıp çarmıha gerilmeden hemen önce, havarileriyle paylaştığı son yemeği konu alır. Leonardo da Vinci bu eserinde geleneksel fresk tekniği yerine, kuru duvar üzerine tempera ve yağ bazlı boyalarla yeni bir teknik denedi. Ancak bu teknik yeterince başarılı olamadı. İncil'den bir bölümü resmettiği bu eserinde İsa'nın on iki havarisi ile birlikte son yemeği betimler. İsa'nın havarilerinden birinin ona ihanet edeceğini açıkladığı anı konu alır. Leonardo, o anda havarilerin yüzlerindeki dramatik ifadeleri çok iyi yansıtmıştır. İsa'nın arkasındaki pencereden içeri süzülen ışık, dikkati İsa'ya çekmektedir. Leonardo'nun kompozisyon ustalığını, ifade gücünü yansıtan bu eser, teknik açıdan başarısızlığa uğradı. Tamamlandıktan kısa süre sonra bozulmaya başlayan duvar resmi, restorasyonlarla eski haline getirilmeye çalışıldı.
Yaklaşık 1490 tarihli "Vitruvius Adamı" adlı eseri ise Leonardo'nun insan bedenine duyduğu merakı yansıtan, insan vücudunun oranlarını matematiksel olarak gösteren ünlü çizimidir.

"Salvator Mundi" tablosunun 2005 yılında yeniden keşfedilmesinin ardından, önde gelen bazı akademisyenler eserin Leonardo da Vinci'ye ait olduğunu belirtti. Tablo, kısa sürede sanat tarihinin en tartışmalı ve en pahalı eserlerinden biri hâline geldi. "Salvator Mundi" Latince "Dünyanın Kurtarıcısı" anlamına gelir. İsa'nın "Dünyanın Kurtarıcısı" olarak betimlendiği tablo, 15. yüzyıla tarihleniyor ve Fransa Kralı XII. Louis ile eşi Bretonlu Anne için yapılmış olabileceği tahmin ediliyor. Resim, mavi Rönesans kıyafetleri içinde İsa Mesih'i tasvir ediyor. Sağ eliyle kutsama jesti yaparken, sol elinde şeffaf, kırılmayan bir kristal küre tutuyor; bu da onun "Dünyanın Kurtarıcısı" rolünü işaret eder ve gök küresini temsil eder. Salvator Mundi'yi özel kılan unsurlar arasında, Mona Lisa'yla sıkça karşılaştırılan yüz ifadesi ve boyama tekniği bulunuyor. Sanat tarihçisi Martin Kemp'e göre, eserde kullanılan son derece yumuşak geçişler ve yüzeyde neredeyse fark edilmeyen fırça izleri, Leonardo'nun 1500'lerden sonraki karakteristik üslubunu yansıtıyor. Eser, 2017 yılında Christie's'te düzenlenen açık artırmada 450,3 milyon dolara satılarak tarihin en yüksek bedelle el değiştiren sanat eserlerinden biri oldu.
Tarihi kayıtlarda 1517'de Leonardo'nun 65 yaşındayken sağ elinin felçli olduğu yazılıdır. "Mona Lisa" gibi eserlerini neden tamamlayamadığı bu duruma bağlanır. Leonardo da Vinci, geçirdiği felç nedeniyle elini kullanamasa da üretmekten vazgeçmedi. Fırçayı eskisi gibi kullanamıyor olsa da çizim yapmayı, defterlerine notlar almayı sürdürdü. Bu zor döneminde resim çalışmalarının büyük bölümünü öğrencisi ve yakın dostu Francesco Melzi yürütüyordu. Leonardo da Vinci, 1519'da, 67 yaşında Fransa'daki Cloux Şatosu'nda hayatını kaybetti. Sanatçı, buradaki St. Florentin Manastırı'nın kilisesine defnedildi.