Paris'te bazı moda sunumları, koleksiyonun kendisi kadar seçilen mekânla da hafızada kalıyor. Bu kez adres, şehrin köklü kültür duraklarından biri olan Théâtre National de l'Opéra-Comique oldu. Tarihi opera binasının katmanlı atmosferi, Sandro'nun yeni sezonun sunumuna yalnızca görsel bir çerçeve sunmakla kalmadı; gecenin ritmini de belirledi. Paris Moda Haftası kapsamında gerçekleşen davet, modayı müzik, hareket ve sahne duygusuyla buluşturarak klasik bir defile formatının dışına çıkan daha bütünlüklü bir deneyim yarattı.
Konuklar koleksiyonu izlerken sahnede dans ve opera performanslarının eşlik ettiği anlatı, geceye belirgin bir teatral boyut kattı. Bu tercih, sunumu yalnızca kıyafetlerin sıralandığı bir gösteriden çıkarıp, mekânın belleğiyle ilişki kuran çok katmanlı bir anlatıya dönüştürdü. 8 Mart Pazar günü gerçekleşen davette Türkiye'den Zeynep Tuğçe Bayat ve Cansel Elçin, Seda Akman, Damla Kalaycık ve Rojin Tufan da yer aldı.
Seda AkmanSandro'nun 2026-2027 Sonbahar/Kış sezonunda kadın ve erkek koleksiyonları, farklı tonlardan ilerlese de ortak bir ruh hali etrafında buluşuyor: geçmişe gönderme yapan ama nostaljiye teslim olmayan, şehirli ama sahne duygusunu tamamen terk etmeyen bir tavır. Kadın koleksiyonunda daha romantik, daha akışkan ve yer yer geceye yaklaşan bir çizgi hissedilirken; erkek koleksiyonunda daha net, daha katmanlı ve güçlü bir şehir silueti öne çıkıyor.
Zeynep Tuğçe Bayat, Cansel ElçinKadın tarafında yumuşak yüzeyler, akışkan kesimler ve zaman zaman iç giyim estetiğini hatırlatan detaylar dikkat çekerken, bu tavır koleksiyonun tamamında fazla kırılgan bir noktaya taşınmıyor. Daha yapılandırılmış parçalar, koyu tonlar ve dokulu kış yüzeyleri bu feminen çizgiyi dengeliyor. Erkek koleksiyonunda ise uzun paltolar, geniş oranlar, yumuşak ama güçlü dış giyim ve katmanlı kullanım öne çıkıyor. Genel görünüm, geçmişten tanıdık referanslar taşısa da sonuçta oldukça güncel ve şehirli bir çizgiye ulaşıyor.
Rojin TufanRenklerde ve materyallerde ise sezonun soğuk aylarına uygun, derinliği yüksek bir yaklaşım hissediliyor. Koyu tonlar, kahve ailesi, yumuşak nötrler ve dokulu yüzeyler koleksiyonun genel havasını belirlerken; yer yer devreye giren parlaklıklar ve daha canlı dokunuşlar görünümü tekdüze olmaktan çıkarıyor. Böylece hem kadın hem erkek çizgisinde, abartısız ama karakterli bir kış gardırobu fikri kuruluyor.
Damla KalaycıkGecenin asıl etkisi ise belki de tam burada ortaya çıkıyor: Bu sunum, koleksiyonu sadece sezon trendleri üzerinden değil, bir sahne duygusu ve mekân hafızası üzerinden okuma imkânı sundu. Théâtre National de l'Opéra-Comique'in tarihi atmosferinde gerçekleşen bu buluşma, Paris Moda Haftası'nın en çok konuşulan gösterilerinden biri olmaktan çok, modanın sahne sanatlarıyla kurduğu ilişkinin hâlâ ne kadar güçlü olabildiğini hatırlatan anlardan biri olarak öne çıktı.