Biliyorsunuz, Chanel dendiğinde akla hep Paris'in o meşhur gri kaldırımları ve Rue Cambon'daki o aynalı merdivenler gelir. Ama aslında markanın asıl özgürleştiği, o bildiğimiz "Chanel stili"nin temellerinin atıldığı yer okyanus kıyısındaki Biarritz'dir. Gabrielle Chanel, 1915 yılında ilk haute couture evini burada kurduğunda, aslında kadınları kısıtlayan korselerden kurtarıp onlara rüzgarı, güneşi ve hareketi vadetmişti. İşte Matthieu Blazy, ilk Chanel Cruise koleksiyonu için tam olarak bu noktaya, hikayenin başladığı o tuzlu esintili kıyıya geri döndü. Karl Lagerfeld'in yıllarca hayalini kurduğu ama bir türlü gerçekleştiremediği o büyük Biarritz defilesi, Blazy'nin vizyonuyla nihayet hayat buldu.

Biarritz bildiğimiz tatil beldelerinden ya da sadece Avrupa'nın bir sörf başkentinden farklı olarak Chanel için fonksiyon ile kurgunun birleştiği bir "podyum". Gabrielle Chanel burada aristokratları, sanatçıları, işçileri ve denizcileri aynı sahnede izlemişti. Defilenin gerçekleştiği Le Casino Municipal ise bu hikayenin tam merkezinde yer alıyor. Chanel'in restore ettiği tarihi butiğinin hemen yanındaki bu Art Deco bina, defile için adeta bir zaman makinesine dönüştürüldü.
İçerideki o meşhur kalın bej halılar, aynalı sütunlar ve canlı çiçekler, okyanusun vahşi doğasını salonun zarafetiyle buluşturdu. Blazy'nin de söylediği gibi, Biarritz olmadan Chanel'in o vizyoner kimliğini anlamak imkansız. Çünkü burası, modanın kapalı salonlardan çıkıp dış dünyaya, elementlere ve gerçek hayata karıştığı yer.
Blazy'nin koleksiyona yaklaşımı hem çok saygılı hem de bir o kadar oyuncu. "Sous le salon la plage" (Salonun altında kumsal var) mottosuyla yola çıkan tasarımcı, hiyerarşiyi tamamen ortadan kaldırmış. Denizci üniformalarının ciddiyeti ile gece elbiselerinin görkemini birleştirerek "yeni bir Chanel folkloru" yaratmış. Koleksiyonda Bask kültürünün o meşhur çizgileri birer imza gibi her yerdeydi; kimi zaman ipek foulard takımlarda, kimi zaman ise hışırtılı rafya eteklerde karşımıza çıktı.

En dikkat çekici detaylardan biri ise "Double C" ambleminin kullanımıydı. Blazy, logoyu kıyafetlerin strüktürünü oluşturan mimari bir öğe gibi tasarımlara işlemiş. Çocukluğundan beri Biarritz'e gelen Blazy, kişisel tutkusu olan deniz kızlarını da koleksiyona çok zarif bir şekilde dahil etmiş. Finalde model Noor Khan'ın turkuaz pullu, balık kuyruğu formundaki elbisesiyle podyumda süzülmesi, okyanusun gizemini podyuma taşıdı.

Bu tarihi ana şahitlik eden Nicole Kidman, Tilda Swinton, A$AP Rocky ve Sofia Coppola gibi isimler, aslında Chanel'in "bedenin özgürlüğü olmadan güzellik olmaz" felsefesine tanıklık ettiler. Blazy, Biarritz'in o taze havasını koleksiyona öyle bir yedirmiş ki, şıklık ve konforun aslında ne kadar ayrılmaz olduğunu bir kez daha kanıtladı.