Mücevher tasarımı çoğu zaman geçmişle bugün arasında kurulan sessiz bir diyalog gibi ilerliyor. Geleneksel formlar, semboller ve zanaat bilgisi çağdaş yorumlarla yeniden şekillenirken, farklı coğrafyaların estetik kodları da bu dönüşümün önemli bir parçası hâline geliyor. Özellikle Japon kültürünün doğayla kurduğu incelikli ve sembolik ilişki, son yıllarda tasarım dünyasında daha görünür bir ilham alanı yaratıyor.
Viyana kökenli mücevher evi Adler, "Shinsei" adını verdiği koleksiyonda bu estetik dili merkezine alıyor. Japonca'da "yeniden doğuş" anlamına gelen kavramdan yola çıkan koleksiyon, çiçek açma anını bir metafor olarak ele alıyor. İpek ve altın iplikle işlenmiş geleneksel kimonoların yüzeylerinden, baharın hafifliğinden ve kaligrafinin akışkan çizgilerinden izler taşıyan tasarımlar; pembe altın ve pırlantayla şekilleniyor.

Koleksiyondaki yüzük, 6.90 karatlık merkez pırlantaya eşlik eden 242 taşla birlikte toplam 1.70 karatlık bir düzenlemeye sahip. Bilezikte 240 adet, küpelerde ise 82 adet pırlanta kullanılmış. Taşların yerleşimi ve katmanlı form dili, tek bir çiçeği değil, bir bahçe hissini çağrıştıracak şekilde kurgulanmış.
140 yıllık kuyumculuk geleneğinden gelen Adler için "Shinsei", teknik ustalığın ötesinde sembolik bir anlatı da taşıyor. Koleksiyon, yeniden doğuş fikrini zarif ve ölçülü bir tasarım diliyle yorumlarken; kültürel referanslarla çağdaş mücevher arasında bir köprü kuruyor.