Gülben ÇAPAN / Fotoğraf: Sancar Kemal DEMİR - sancar.demir@alem.com.tr
Sefa Çakır, Labirent Sanat’ta gerçekleşen ilk kişisel sergisinde kağıt üzerine markör tekniğiyle ürettiği bebek ve çocuk portreleriyle psikanalizi birleştirdi. 1990 yılında Safranbolu’da doğan Sefa Çakır, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim - Heykel Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi, Plastik Sanatlar Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Plastik Sanatlar Bölümü’nde doktora öğrencisi olan sanatçının zamansız ve mekansız işlerini teknik açıdan hem resim hem çizim, hem soyutlama hem de figüratif olarak tanımlamak mümkün. Portrelerde figürlerin deri, beden ve yüz ifadelerindeki çizgisel kopukluk, bedensel bütünlüğün bozulduğunu ifade ediyor. İngiliz Psikanalist Winnicott, “Depresyonun analizi, çocukluğun analizidir” der. Winnicott’a göre bütünleşemeyenler; depresyon, aidiyetsizlik, bedenlerinde var olamama gibi durumlar yaşayarak derilerinin sınırlarını kaybeder. Sefa Çakır da, dağılmış bebek ve çocuk portrelerini izleyiciye daha iyi aktarabilmek için ilk kişisel sergisinde Psikanalist Ümit Eren Yurtsever ile birlikte çalıştı. 19 Ekim’e kadar Labirent Sanat’ta sergisi devam eden sanatçıyla ilk kişisel sergisini konuştuk.
Neden çocuk?
Senin nasıl bir çocukluğun oldu?
Sefa Çakır, "Altıgen-Bekleyiş", 2019
“Çocuk” kelimesi senin için ne ifade ediyor?
Çocukluk yıllarına dönersek, sanata ilk yönelimin nasıl gerçekleşti, o kareyi hafızanda canlandırabiliyor musun?
Şu an doktora öğrencisisin. Hangi konu üzerine uzmanlaşıyorsun?
Akademik bir kariyer yapmayı düşünüyor musun merak ediyorum.
RÖPORTAJIN DEVAMI BU HAFTA ALEM'DE.