Ezber Bozan Vizyon

“Benim için başarı, kendine ihanet etmeden kazanabilmektir. Eğer çok şey kazanıp kendini kaybediyorsan o başarı değil” diyen Dr. Can Uysal, eğitim dünyasında farklı yaklaşımıyla öne çıkıyor.

YAZAR: Filiz ŞEREF KULU
22 Nisan 2026 Çarşamba 09:01 | Son Güncellenme:
14 dakika okunma süresi

Akademik başarı önemli ama tek başına tehlikelidir" diyor Biltes Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Can Uysal. "Çünkü sadece başarıya odaklanan çocuk kendini sevmeyi unutabilir, değerini notlara bağlayabilir. Bizim hedefimiz ise başarılı ama kırılgan çocuklar değil, güçlü ve dengeli bireyler yetiştirmek" diyerek devam ediyor sözlerine. Eğitim, günümüzde en hassas noktalardan biri. Doğru eğitimcilerle, doğru kurumlarla yol almak ise belki de en önem vermemiz gereken konu.

Öncelikle sizi bugünkü siz yapan, başarıya taşıyan adımları bizimle paylaşır mısınız?

Ben başarıyı hiçbir zaman ödüllerle tanımlamadım. Ama şunu çok net söyleyebilirim, hayatımda hiçbir şey tesadüf değildi. Çok küçük yaşlardan itibaren şunu fark ettim. İnsan ya hayatın akışına kapılır ya da akışı yönlendirir. Ben ikinciyi seçtim. Hata yaptım mı? Çok. Düştüm mü? Defalarca. Ama hiçbir zaman vazgeçmedim. Çünkü benim bir derdim vardı: Ben bu dünyadan sadece yaşayarak mı geçeceğim yoksa iz mi bırakacağım? Bunun için de durmadan çalışıyorum, iz bırakmayı tercih ettim. Ve dilerim de bırakabileceğim. Yazdığım 13 kitabım ve tüm çalışmalarım bu yönde. Bugün eğer bir başarıdan söz ediyorsak, o, bu soruya verdiğim cevabın sonucudur.

Sizi eğitim alanına yönlendiren motivasyon neydi?

Biz Biltes Koleji olarak eğitimi bir sektör olarak görmedik hiçbir zaman. Ben eğitimi bir kader alanı olarak gördüm. Çünkü bir çocuk ya doğru bir dokunuşla açılır ya da yanlış bir cümleyle kapanır. Ben bunu çok net gördüm. Ve çocukların kapandığı değil, açıldığı bir sistem kurmaya karar verdim. Beni bu alana çeken şey para değildi, etkiydi, iz bırakmaktı. Bu yüzden biz her çocuğa sadece bir öğrenci olarak değil, yönü doğru verilirse hayatı değişebilecek bir potansiyel olarak bakıyoruz; çünkü bazen tek bir doğru dokunuş bir ömrün akışını değiştirebilir. Ve şuna inanıyorum: Gerçek eğitim, bilgi aktarmaktan çok, bir çocuğun içindeki ışığı söndürmemeyi ve onu cesaretle büyütmeyi bilmektir.

Nitelikli bir eğitim için özellikle üzerinde durduğunuz noktalar neler? Sizin bakış açınızı ve kurumunuzu bir adım öne çıkaran, farklı kılan neler var?

Bugün herkes eğitimden bahsediyor ama çok az kişi insan yetiştiriyor. Benim de Biltes Koleji'nin de bakış açısı çok net: Zeki çocuk değil, güçlü çocuk yetiştirmek. Bizim sistemimizde çocuk sadece ders öğrenmez, kendini tanır, duygusunu yönetir, hayatta durmayı öğrenir. Çünkü hayat sınavı, test kitaplarında çıkmıyor. Bu yüzden biz çocuğun sadece akademik performansına değil, iç dünyasına, dayanıklılığına ve kendisiyle kurduğu ilişkiye odaklanıyoruz; çünkü hayatta ayakta kalanlar sadece bilenler değil, kendini yönetebilenlerdir. Ve şuna inanıyoruz: Kendini tanıyan, duygusunu yönetebilen ve hayatta durmayı öğrenen bir çocuk, zaten girdiği her türlü sınavda kendi yolunu açacak güce de sahiptir.

Yurt dışında yaşadığınız pek çok iş tecrübesi, hayata ve eğitime olan bakış açınızı nasıl şekillendirdi?

Yurt dışında ben şunu fark ettim, biz çocuklara cevap öğretiyoruz, onlar soru sormayı öğretiyor. Bu çok büyük bir fark. Çünkü doğru soruyu soran bir çocuk hayatta asla kaybolmaz. Ben Türkiye'ye döndüğümde hemen dedim ki, ezberi değil, farkındalığı büyüteceğiz. Ve bütün sistemimi bunun üzerine kurdum.

Günümüzde çocukların odakları çok hızlı değişiyor ve konsantrasyon en büyük sorun haline gelebiliyor. Değişen dünyaya ve teknolojiye ayak uydurmak için özellikle ne tür yöntemlere başvuruyorsunuz?

Bugünün çocukları odaksız değil, fazla uyarılmış. Telefon, ekran, sosyal medya... Zihinleri sürekli parçalanıyor. Biz ne yapıyoruz Biltes Ailesi olarak, dikkati bir kas gibi eğitiyoruz ama en kritik nokta şu, anlam yoksa odak da yok. Çocuk neden öğrendiğini bilmiyorsa hiçbir yöntem işe yaramaz. Bu yüzden biz önce çocuğun yaptığı şeyle kurduğu bağı güçlendiriyoruz, ona neden öğrendiğini, bunun hayatında nereye dokunacağını hissettiriyoruz; çünkü anlam kurulamayan hiçbir bilgi zihinde kalıcı bir yer edinmez. Ardından dikkati bir disiplin olarak değil, bir beceri olarak ele alıyor, doğru yöntemlerle ve doğru ortamla çocuğun zihinsel dayanıklılığını adım adım inşa ediyoruz; çünkü odak, baskıyla değil farkındalıkla gelişir. Ve en sonunda şuna inanıyoruz: Anlam bulan, kendini tanıyan ve ne için çabaladığını bilen bir çocuk, zaten odaklanmak zorunda da kalmaz, odak onun doğal hali haline gelir.

Bir eğitimci olarak akademik başarının hayat başarısı ve mutlulukla bağlantısını nasıl görüyorsunuz?

Akademik başarı önemli ama tek başına tehlikelidir; çünkü sadece başarıya odaklanan çocuk kendini sevmeyi unutabilir, değerini notlara bağlayabilir. Bizim hedefimiz ise başarılı ama kırılgan çocuklar değil, güçlü ve dengeli bireyler yetiştirmek. Bu yüzden biz başarıyı reddetmeyiz ama onu karakterin, özgüvenin ve duygusal sağlamlığın önüne koymayız; çünkü hayatta kalıcı olan şey sadece bilgi değil, o bilgiyi taşıyacak güçlü bir iç yapıdır. Ve şunu çok net biliyoruz: Kendi değerini bilen bir çocuk, başarıyı bir sonuç olarak görür, bir kimlik olarak değil. Bu yüzden biz çocuklara sadece kazanmayı değil, kaybettiğinde de kendini kaybetmemeyi öğretiyoruz; çünkü gerçek güç, sonuç ne olursa olsun insanın kendi değerini koruyabilmesidir. Ve şuna inanıyoruz: İç dengesi olan bir çocuk, başarıyı kovalamaz; o denge zaten onu olması gereken yere taşır.

Kişisel gelişim ve farkındalık konusunda da eğitimleriniz oluyor. Anda kalmak, şükran, kendini sevmek neden bu kadar önemli?

"Access Bar" eğitimi alıp ve sonra da eğitim vermeye başladıktan sonra bende daha önce de var olan birçok konuya karşılık farkındalığım arttı. Çünkü insanın hayat kalitesi, sahip olduklarıyla değil, odaklandıklarıyla belirlenir. Şükran, zihni bolluğa çeker, anda kalmak hayatı yaşatır, kendini sevmek insanı özgürleştirir. Bunlar olmadan başarı sadece bir yorgunluktur. Bu yüzden biz sadece dış başarıyı değil, içsel dengeyi de büyütmeye odaklanıyoruz; çünkü insanın zihni nereye yönelirse, hayatı da oraya doğru şekillenir. Ve şunu çok net biliyorum: Kendini duyan, anı yaşayan ve sahip olduklarının farkında olan bir insan için başarı bir yük değil, doğal bir akış haline gelir.

Gençlere ve ailelere tecrübeleriniz ve gözlemleriniz doğrultusunda nokta atışı üçer tavsiye verseniz bunlar neler olurdu?

Gençlere, kendini küçümseme, hızlı değil doğru ilerle, disiplinli ol motivasyon geçicidir... Ailelere, çocuğunuzu başkasıyla kıyaslamayın, onu dinleyin, düzeltmeye çalışmayın, sevginizi şarta bağlamayın. Bu yüzden gençlere şunu söylüyorum: Kendinizi küçümsemeyin, başkalarının hızına bakarak yönünüzü kaybetmeyin; çünkü hayatta asıl farkı yaratan şey ne kadar hızlı gittiğiniz değil, ne kadar doğru ilerlediğiniz ve bunu ne kadar istikrarlı sürdürebildiğinizdir, disiplin ise sizi hedefe taşıyan tek gerçek köprüdür. Ailelere ise şunu hatırlatıyorum: Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyasladığınız her an, onun kendi değerini sorgulamasına sebep olursunuz; oysa gerçekten ihtiyaç duyduğu şey anlaşılmak, dinlenmek ve koşulsuz kabul görmektir. Ve şuna inanıyorum: Sevginin şarta bağlanmadığı, çocuğun olduğu gibi kabul edildiği bir ortamda büyüyen her birey, zaten kendi en iyi versiyonuna dönüşecek gücü içinde bulur.

Sosyal medyada da oldukça aktifsiniz. Bu alanı nasıl kullanmayı tercih ediyor, nasıl bir etki yaratmayı istiyorsunuz?

Sosyal medya benim için bir sahne değil, bir sorumluluk alanı. Benim derdim, bir insanın hayatına dokunmak. Eğer bir içerik bir insanın düşüncesini değiştiriyorsa işte o gerçek etkidir. Bu yüzden ben içerik üretirken izlenmek için değil, gerçekten anlaşılmak ve bir fark yaratmak için konuşuyorum; çünkü kalabalıklara ulaşmak değil, bir insanın hayatında gerçek bir değişim başlatmak benim için asıl değeri taşıyor. Şunu çok net biliyorum, bir insanın bakış açısını değiştiren tek bir cümle bile, bazen yılların yükünü hafifletecek kadar güçlü olabilir.

Yoğun temponuz içinde sizi besleyen, size değer kattığını düşündüğünüz hobileriniz neler?

Benim en büyük besinim, deniz, müzik, sessizlik ve bazen hiçbir şey yapmamak; çünkü en büyük fikirler sessizlikte doğar. Bu yüzden bazen en verimli anlarımı hareket ederek değil, durarak yaşıyorum; çünkü zihnin gerçekten berraklaştığı yer, dış dünyanın gürültüsü değil iç dünyanın sakinliğidir. Ve şuna inanıyorum: İnsan kendine izin verdiği kadar derinleşir, durmayı öğrenmeden de gerçek anlamda üretmeyi öğrenemez.

EN ÇOK OKUNANLAR

Uyku Kalitesi Check'i

Uyku Kalitesi Check'i

2 dakika okunma süresi
Zihin Reset Check'i

Zihin Reset Check'i

2 dakika okunma süresi
Fonksiyonel Fitness Check'i

Fonksiyonel Fitness Check'i

2 dakika okunma süresi
Gökyüzünden İlham Alan Mücevherin Hikayesi

Gökyüzünden İlham Alan Mücevherin Hikayesi

2 dakika okunma süresi
Beslenme Alışkanlığı Check'i

Beslenme Alışkanlığı Check'i

2 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

İlham Veren Kadınların Yaratıcı Dünyası

İlham Veren Kadınların Yaratıcı Dünyası

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Dilek Hanif

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Dilek Hanif

Sezgilerin Işığında Anlamlı Örüntüler: Melek Zeynep Bulut

Sezgilerin Işığında Anlamlı Örüntüler: Melek Zeynep Bulut

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Begüm Güney ile Sanatın Değişen Dünyası

Begüm Güney ile Sanatın Değişen Dünyası

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: İlvira Donskaya

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: İlvira Donskaya

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Milka Karaağaçlı İnce

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Milka Karaağaçlı İnce

Kulis Hikayeleri: Alina Boz ve Ayda Aksel ile "Palamut Zamanı"

Kulis Hikayeleri: Alina Boz ve Ayda Aksel ile "Palamut Zamanı"

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu

Rabia Güreli ile Çadaş Sanatın Güncel Kodları

Rabia Güreli ile Çadaş Sanatın Güncel Kodları