Ekranda bir hikâye anlatıcısı olarak kendi yolculuğuna baktığında, oyunculuk serüveninin ilk sahnesi nerede başlıyor?
Oyunculuk serüvenim aslında çocukluğumda annemin beni yönlendirmesiyle başladı. Kendimi bildim bileli hikâyelerin, karakterlerin ve farklı dünyaların içinde olmayı seviyordum. Küçük yaşlarda çıktığım yolculuk zamanla bir hayalden çok daha fazlasına dönüştü ve bugün hâlâ aynı heyecanla devam ediyor.
İzleyicinin sende yakaladığı ve seni farklı kılan şeyin ne olduğunu düşünüyorsun?
Sanırım izleyicinin bende en çok yakaladığı şey samimiyetim ve duygularımı olduğu gibi aktarabilmem. Bir karakteri canlandırırken onu yargılamamaya çalışıyorum. Hatta karakter dışarıdan antipatik ya da yanlış biri gibi görünse bile önce onu anlamaya çalışırım. Bu yüzden çoğu zaman oynadığım karakterleri savunurken buluyorum kendimi; oyuncu arkadaşlarımla yaptığımız sohbetlerde bile onların haklı olduğu tarafları anlatmaya çalışıyorum. Bir karakteri gerçekten anlayabildiğinizde, izleyicinin de onunla bağ kurabildiğine inanıyorum.
Kamera karşısında öğrendiğin ve seni dönüştüren, belki de hiç beklemediğin bir hayat dersi var mı?
Oyunculuk bana insanların dışarıdan göründüklerinden çok daha fazlası olduğunu öğretti. Her karakterin, her insanın kendi hikâyesi ve sebepleri var. Bu da beni hayatta daha anlayışlı ve daha empatik biri haline getirdi.
Yaz programında neler var? Yeni destinasyonlar, sanat rotaları ya da aile tatilleri arasında şu an sana hangisi cazip geliyor?
Sevdiklerimle vakit geçirmek için planlar yapıyorum, bulduğum her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorum, deniz kenarında uzun yürüyüşler yapmak ve biraz yavaşlamak bana iyi geliyor. Bu yaz beni en çok heyecanlandıran şey yeni yerler görmek. Özellikle denizle iç içe, keşfedebileceğim ve ilham alabileceğim rotalar ilgimi çekiyor. Bir yandan dinlenmek, bir yandan da eğlenmek istiyorum
Yazın yapmayı en sevdiğin şey ne?
Gün batımını izlemek. Yaz akşamlarının kendine has bir huzuru var. O anlarda zaman biraz yavaşlıyor gibi hissediyorum.
Çocukluğuna dönsek; sinematografik olarak zihninde kalan en güçlü yaz anın hangisi?
Kalabalık bir arkadaş grubumuz vardı. Bir yaz akşamı motorlarla, kimsenin olmadığı sakin bir sahile doğru yola çıkmıştık. Gün batımında pikniğimizi yaptık, hava karardıktan sonra da denize girdik. Ama zihnimde en net kalan şey o yolculuktaki heyecan, kahkahalar ve herkesin içindeki o özgürlük hissi. Motorların üzerinde ilerlerken attığımız çığlıkları, ne kadar eğlendiğimizi ve o anın enerjisini bugün bile çok canlı hatırlıyorum. Sanki bir film sahnesi gibiydi.
Yaz mevsimi sende daha çok hangi duyguları tetikliyor?
Özgürlük hissini. Yaz benim için biraz nefes almak, biraz yenilenmek ve yeni başlangıçlar için enerji toplamak demek.
Gözünü kapatıp bir yaz hikayesi yazsan, hikâye nerede başlar, ilk sahnede seni nerede nasıl görürdük? Oradan itibaren nasıl bir akışa girerdi?
Tam da bahsettiğim otobanda başlardı. Bir yaz akşamı çıktığımız yolculukta yükselen kahkahalar, şarkılara eşlik eden sesler ve heyecan dolu çığlıklarla başlardı. Pikniğimizi yaptıktan sonra beni kumsalda, yıldızları izlerken görürdünüz. Tam o sırada arkadaşlarımın denizde bir caretta caretta gördüğünü fark edip heyecanla yanlarına koştuğum, sonrasında ise her yeni güne yeni maceralarla uyanan, bol kahkahalı anılar biriktiren bir hikâyeye dönüşürdü. Arada sadece kendime ayırdığım sessiz anlar da olurdu; denizi dinlediğim, nefes aldığım ve o anın tadını çıkardığım küçük kaçamaklar...
Bu yazın sonunda hayatının jeneriği aksa, o ekranda hangi cümleyi görmek isterdin?
"Cesaret etti, deneyimledi, öğrendi ve her anın tadını çıkardı."
Röportaj: Filiz ŞEREF KULU
Fotoğraf: Emre KARATAŞOĞLU
Styling: Zilan BÜLBÜL
Saç: Erdem GÜL
Makyaj: Selen KAYA / MAC ürünleriyle
Prodüksiyon: Ceylan YENİACUN, Zeynep GÜLALP
Video: Onur KARAKUŞ, Ardan Can GÜNGÖR
Styling asistanı: İlayda YİĞİT
Mekân için The Grand Tarabya Hotel'e teşekkür ederiz.