53 YILINI SANATA ADAMIŞ RESSAM SÜLEYMAN SAİM TEKCAN

“Benim sanatımın içerisinde çok önemli bir şey vardır ki bu bazı Türk sanatçılar için de geçerli. Benim sanatım Türk kültürleri üzerine kurulu bir sanattır.”

ABONE OL
22 Temmuz 2015 Çarşamba 09:26 | Son Güncellenme:
10 dakika okunma süresi

1940 Trabzon doğumlu olan Türk ressam Süleyman Saim Tekcan, 53 yılını sanata adamış bir sanatçı. Ses mecmuasıyla başlayan bu aşk şu an öğretim görevliliği ile devam ediyor. Dünya sanatında ise gravür sanatçısı olarak bilinen Tekcan’a merak ettiklerimizi sorduk.
Öncelikle sizi tanıyalım?
Alem okuyucuları sosyetik ortamlardan zaman zaman beni tanıyorlar, bazen ufak tefek görsellerde de çıkıyorum. Ben bir defa Türk sanat tarihi içerisinde sanat eğitimine emek vermiş bir sanatçıyım. Bu 50 yılı geçmiş bir zaman dilimidir ki bir sanatçı için oldukça önemli bir yaşam sayılabilir. Birçok kurum da birçok üniversite de eğitim vermiş bir hocayım. Genelde de benim sanatım sadece yağlı boya yapmak değil, yağlı boya yapan, sulu boya yapan, gravür yapan, litografi yapan ve baskı sanatlarının tümüyle ilgili olan bir eğitimci kimliğim var. Bunun yanında heykel ve seramikte yapıyorum.  Ama benim geçmişim de sinema ve tiyatro da var. Yani sanatın bütün dallarında ister fonetik ister işitsel sanat olsun her dalda çalışmış ve sanatını sürdürmüş bir sanatçıyım. 

Sinema geçmişinizden biraz da bahsedelim… Hayaliniz miydi?
Sinema içinde bütün sanat dallarını barındıran bir sanat. Sinemanın içerisinde tiyatro var, resim var, heykel var, mimari var, edebiyat ve şiir var. 60’lı yıllarda Ses mecmuasında yapılan bir yarışmanın kazananlarındanım. Tabii o zaman dergilerde kapağa çıkan bir kişi birçok film ve dizilerden teklif alıyordum. Ben de böylelikle sinema hayatına başlamış oldum. 
İlk filminiz ne oldu?
Metin Erksan gibi önemli bir yönetmenin ‘Sevmek Zamanı’ filminin başrol oyuncusuydum. Bu tabi benim sanat hayatımda çok önemli etkileri olan bir çalışma. Sonra Metin Erksan benim çok yakın arkadaşım ve okuduğum okullarda hocalık yapan bir isim oldu. Mimar Sinan Üniversitesi’nde birlikte çalıştık, Işık Üniversitesi’ni kurduğum dönemde sinema dersini koyarak onu da bu eğitimin içine kattım. Ama benim için asıl önemli olan plastik sanat alanında çalışmalarım. 

Gravür sanatçısı olarak da tanınıyorsunuz. Gravür sanatından bahseder misiniz bize?
Belki 50’ye yakın sergi yaptım. 45’nci ve 50’nci yıl sergileri de dahil olmak üzere. Retrospektif sergiler içerisinde bütün dönemlerime ait çalışmalar sergilendi. Ama daha çok beni dünya sanatı içerisinde gravürcü olarak tanırlar. Gravür biliyorsunuz, birçok insana ulaşması açısından önemli olan bir sanat dalı. Bir metali kazıyorsunuz, metalin kazınmış kısımlarının içine boya dolduruyorsunuz ve o boyayı kağıda basarak gravür elde ediyorsunuz. Basit tanımıyla böyle.  Bugün dünya üzerindeki birçok sanatçının da kullandığı bir tekniktir. Ve bu yöndeki 53 yıllık sanat eğitmeni kimliğim gravürü öğretmekle geçti. Sadece öğretmek de değil, dünya sanatında çok önemli sanatçıları bir araya getirip onlarla yaptığımız çalışmalarla çok büyük bir gravür  koleksiyonu  oluşturup bir müze kurduk. Kurduğumuz IMOGA bugün dünyada önemli  bir müzelerinden bir tanesi. 
IMOGA müzesi nasıl başladı? Hangi düşünceyle çıktınız bu yola?
Öncelikle çok büyük bir atölye IMOGA. Atölye de baskı teknikleriyle ilgili oldukça önemli imkanlar var. Dışardan makine getirme imkanımız olmadığı için Türkiye’de baskı makinalarını ürettik. Kendi imal ettiğimiz taş baskı makineleriyle değişik tekniklerle sanatçılarla müşterek çalışmalar yaptık. 

Kimlerle yaptınız bu çalışmaları?
Cihat Burak, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Cahit Doğançay, Erol Akyavaş… Yani aklınıza gelebilecek bütün sanatçılar bu atölyeden geçti. Onların bu atölyede çalışmalardan büyük bir koleksiyon çıktı ve IMOGA’da sergileniyor. Böyle bir imece usulüyle yapılan çalışma sonrası bir bina gerekiyordu. 3 bin metrekarelik bina bu koleksiyonu sergilemek için yapıldı. Türkiye’de yapılan özellikle müze binası olarak inşa edilen önemli binalardan bir tanesidir. 
Müzedeki etkinlikleriniz nasıl geçiyor?
Devamlı kendi alanında dünya çapında çok önemli sanatçıların sergileri oluyor. Work shop’lar, konferanslar ve müzik şölenleri oluyor ve bunların hepsi kamera ile çekiliyor, IMOGA CHANNEL kanalımızda da  bu etkinlikler yayınlanıyor. Yani biz sadece bir sergi açıp bitirmiyoruz onu bir  biçimde belgeliyoruz. 
Neden bir kanal açtınız?
Kanalımızın asıl amacı, Türk sanatının belleğini oluşturmak. Bu çok önemli bir şey… Türkiye’nin belleği olmayan bir ülke olduğunu düşünürseniz, bunların belgeli olarak kalması gerekiyor. Bir eğitimci olduğum için bu benim için büyük bir önem taşıyor. 
Resimlerinizden bahsedelim biraz neden hep at figürleri var tablolarınızda?
At olmasaydı dünya da hiçbir imparatorluk kurulmazdı. Birçok sanatçının at figürünü resmediyor olmasının nedeni altın kesim dediğimiz ölçüler içerisinde bu güzel yaratığın ölçülerinin çok güzel olmasıdır. "Bugün at resimlerine çok rastlamıyoruz değil mi? Araba atın yerine geçti ama arabalar kaç beygir gücündedir?" diye hep birbirimize soruyoruz. Hala demek ki at güç kaynağı olarak çok önem taşıyan bir hayvan. 

Öğrencilerinizle aranız nasıl?
Öğrencilerim 53 yıllık sanat eğitimim içerisinde -ilkler de dahil olmak üzere- sürekli iletişim halinde olduğum arkadaşlarım. Beni sık sık ziyarete gelirler ve onlarla bugünde dünde olduğu gibi konuşuruz. Benim eğitimciliğim devam etmekte. Her ne kadar şu sıralar müzeme zaman ayırıyorsam da öğrencilerimle her türlü konuyu konuşuruz. 
Birçok öğrenciniz kendi alanlarında usta birer sanatçı oldu neler hissediyorsunuz?
Sanat eğitimine bu kadar yılını vermiş bir kişinin yetiştirdiği öğrencilerin şimdi  bir çoğu 60’lı 70’li yaşlarında. Bugünlerde onlar ünlü yaşlı sanatçılar oldular... Birlikte sergiler açıyoruz, sanatın dünyadaki ve Türkiye’deki yerini tartışıyoruz. Ama benim sanatımın içerisinde çok önemli bir şey daha var ki; -bu bazı Türk sanatçılar için de geçerli-, benim sanatım Türk kültürleri üzerine kurulu bir sanattır. İnsan çünkü kendi kültürüyle düşünüyor. "Anadolu topraklarında kaç tane uygarlık var?" dersem sayısız uygarlıklar vardır cevabını alabilirim. Bu uygarlıkları temel alarak sanat oluşturmak ve sanat yapmak benim çok önem verdiğim bir konu. Türk sanatı bu tartışmalar sayesinde ortaya çıkmıştır. 
Son olarak gençlere tavsiyelerinizi alalım…
Gençler bugün yaşadığımız şartlar, zorluklar için hemen enerjilerini tüketmesinler. Sanat uzun bir evre, uzun mücadelelerle ancak elde edilebilir. Bir insanın şöhreti yakalaması için çok emek sarf etmesi gerekiyor. Öğrenmenin yaşı yoktur, sanat için de yoktur. Dünya sanatını iyi izlerlerse, kendi kültürlerine yönelik gerektiği kadar araştırma yaparlarsa, mutlaka onların yaratıcı zekâları iyi bir sanat eseri oluşturacaktır.

Röportaj: Büşra KAMIŞ
Fotoğraf: Oğuz BİRKARDEŞLER
Mekan sponsoru Avantgarde Collection Levent Hotel'e teşekkür ederiz.

EN ÇOK OKUNANLAR

Haftanın Favori 10 Stili
Haftanın Favori 10 Stili

Haftanın Favori 10 Stili

1 dakika okunma süresi
Saç Bakım Rutininize Biyotini Ekleyin
Saç Bakım Rutininize Biyotini Ekleyin

Saç Bakım Rutininize Biyotini Ekleyin

3 dakika okunma süresi
Yazın Öne Çıkan 8 Mayo Trendi
Yazın Öne Çıkan 8 Mayo Trendi

Yazın Öne Çıkan 8 Mayo Trendi

1 dakika okunma süresi
Yeni Kozmetik Patronu: Harry Styles
Yeni Kozmetik Patronu: Harry Styles

Yeni Kozmetik Patronu: Harry Styles

9 dakika okunma süresi
"Duvarların Dışında" Sergi Daveti
"Duvarların Dışında" Sergi Daveti

"Duvarların Dışında" Sergi Daveti

1 dakika okunma süresi
İoki'de Alem Art Dinner
İoki'de Alem Art Dinner

İoki'de Alem Art Dinner

1 dakika okunma süresi
Contemporary Istanbul'un 15. Edisyonu İzleyicilerle Buluştu
Contemporary Istanbul'un 15. Edisyonu İzleyicilerle Buluştu

Contemporary Istanbul'un 15. Edisyonu İzleyicilerle Buluştu

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

DELFINA DELETTREZ FENDI İSTANBULDAYDI
DELFINA DELETTREZ FENDI İSTANBULDAYDI

DELFINA DELETTREZ FENDI İSTANBULDAYDI

FİKRET ORMAN KIZLARI ONUNLA GURUR DUYUYOR
FİKRET ORMAN KIZLARI ONUNLA GURUR DUYUYOR

FİKRET ORMAN KIZLARI ONUNLA GURUR DUYUYOR

GELİNLİK TASARIMCISI GALIA LAHAV: “SOPHIA LOREN’İ GİYDİRMEK İSTERDİM”
GELİNLİK TASARIMCISI GALIA LAHAV: “SOPHIA LOREN’İ GİYDİRMEK İSTERDİM”

GELİNLİK TASARIMCISI GALIA LAHAV: “SOPHIA LOREN’İ GİYDİRMEK İSTERDİM”

AURELIE BIDERMANN’IN LÜKSLERİ
AURELIE BIDERMANN’IN LÜKSLERİ

AURELIE BIDERMANN’IN LÜKSLERİ

ASLI PEHLİVANLARIN LÜKSLERİ
ASLI PEHLİVANLARIN LÜKSLERİ

ASLI PEHLİVANLARIN LÜKSLERİ

İLHAMINI RENKLERDEN ALIYOR
İLHAMINI RENKLERDEN ALIYOR

İLHAMINI RENKLERDEN ALIYOR

SERRA KASLOWSKİ "TUTKU DOLU BİR HAYAT"
SERRA KASLOWSKİ "TUTKU DOLU BİR HAYAT"

SERRA KASLOWSKİ "TUTKU DOLU BİR HAYAT"

ŞAMPİYON BABALAR
ŞAMPİYON BABALAR

ŞAMPİYON BABALAR

BERRİN OKÇU İLE GEÇMİŞE YOLCULUK
BERRİN OKÇU İLE GEÇMİŞE YOLCULUK

BERRİN OKÇU İLE GEÇMİŞE YOLCULUK

MÜCEVHERİN DAHİ İSMİ SEVAN BIÇAKÇI
MÜCEVHERİN DAHİ İSMİ SEVAN BIÇAKÇI

MÜCEVHERİN DAHİ İSMİ SEVAN BIÇAKÇI

EMMA SHAPPLIN İLE KAPADOKYADA
EMMA SHAPPLIN İLE KAPADOKYADA

EMMA SHAPPLIN İLE KAPADOKYADA

BU YAZ KİM, NE OKUYOR?
BU YAZ KİM, NE OKUYOR?

BU YAZ KİM, NE OKUYOR?