Teknoloji Heykeltıraşı: Ross Lovegrove

Doğanın zekâsını teknolojinin olanaklarıyla buluşturan, dünya tasarımının ikonik isimlerinden Ross Lovegrove, Furniture Design Istanbul'a katıldı. Biz de Lovegrove ile geleceğin tasarım dilini konuştuk.

Yazar: Elif Tanrıyar
4 Kasım 2026 Çarşamba 11:15
17 dakika okunma süresi
ABONE OL
Teknoloji Heykeltıraşı: Ross Lovegrove

Ross Lovegrove, bir nesneye bakışımızı değiştiren tasarımcılardan. Onun elinde gündelik hayatın bir parçası, heykelsi bir varlık kazanabiliyor; ileri teknolojiyle üretilmiş bir biçim, doğada kendiliğinden oluşmuş hissi verebiliyor. 50 yılı aşan kariyerinde mobilyadan aydınlatmaya, ulaşımdan havacılığa ve teknolojiye uzanan çok farklı alanlara taşıdığı bu özgün dil, onu dünya tasarımının ikonik isimlerinden biri kılıyor. Lovegrove'u ayırt eden, geleceğe ait görünen biçimler yaratırken doğanın milyonlarca yıllık birikimine başvurması. Tasarımlarındaki organik kıvrımların ardında yalnızca görsel bir tercih değil, malzemenin ve yapının nasıl daha akıllıca kullanılabileceğine ilişkin bir düşünce var. Kendisini 'teknolojinin heykeltıraşı' olarak tanımlayan Lovegrove, bu ifadeyi farklı disiplinlerde mümkün olanın sınırında çalışabilmenin özgürlüğüyle açıklıyor. Onu ilgilendiren, yeniliğin akışını sürekli ileriye taşıyan, gelecekteki olanakları öngörerek gelişen bir tasarım anlayışı. Daha önce var olmayan teknolojilerle çalışırken düşünmek, tanımlamak, programlamak ve üretmek arasındaki ilişkilerin de dönüştüğünü söylüyor. Bu yeni birliktelikte, nostaljinin ya da yaratıcı tavizlerin gölgesinde kalmayan bir vizyonun mümkün olduğuna inanıyor. Bu onun İstanbul'a ilk gelişi değil aslında. Çok sevdiğini söylediği şehrimizde daha önce VitrA ile kurduğu uzun soluklu ilişkinin ardından, bunun onun için Türkiye'nin tasarım ve üretim kültürü üzerine yeniden düşünmek için de bir fırsat olduğunu belirtiyor. Lovegrove'a göre güçlü üretimin uluslararası bir tasarım değerine dönüşmesinde belirleyici olan, markanın kimliği, kökeni, özgünlüğü ve kazandığı statü. Lüks moda dünyasının tasarımın algılanan değerini yükseltme becerisini mobilya sektörü için de dikkate değer buluyor: Üretimin arkasında fabrikalar olsa da değeri ve itibarı, çoğu zaman tüketiciyle doğrudan buluşan marka elinde tutuyor. Kendi rolünü de yalnızca tasarlamakla sınırlamıyor; tasarladığı markanın elçisi olmayı önemsiyor. Türkiye'nin bu alanda potansiyelinin altında kaldığını düşünürken üreticilerle, uluslararası ölçekte karşılık bulabilecek isimler, güçlü kampanyalar ve ikonik tasarımlar etrafında yeni markalar geliştirme fikrine heyecanla yaklaşıyor. Furniture Design Istanbul için İstanbul'a gelen tasarımcıyla, bu düşüncenin bugün açıldığı yeni alanları konuştuk.

"Alpine Alpenglow" konsept kapsülü

'Organik özcülük' anlayışınız, gerektiğinden ne fazlasını ne de azını kullanmaya dayanıyor. Sürdürülebilirliğin bir tasarım tercihinden çevresel bir zorunluluğa dönüştüğü bugün, bu ilke sizin için nasıl bir anlam taşıyor?

Organik özcülük, en azla en çoğu üretmek ve malzeme kullanımını en verimli düzeye indirmek demek. Dolayısıyla doğanın güçleri, büyüme ve performansın en iyi hâle getirilmesiyle ilişkili bir ekonomik yaklaşım. 'Sürdürülebilirlik' sözcüğünün yanıltıcı olabileceğini düşünüyorum; çünkü bu bazen bir pazarlama söylemine dönüşüyor. Ben kullanışlılık ve güzellikle birlikte düşünülmüş bir uzun ömrü tercih ediyorum. Mobilya tasarımı ise buna iyi bir örnek. Öylesine iyi tanımlanmış, öylesine ikonik klasikler görüyoruz ki zaman içinde varlıklarını koruyorlar. Otomobil gibi, üretiminde çok daha fazla kaynak tüketen ürünlerin etkisi ise daha büyük. Bunların ve tüketici elektroniği dâhil yüksek miktarda kaynak kullanan diğer ürün gruplarının malzeme yoğunluğunu azaltması, daha temel ve gerekli olana yönelmesi gerekiyor.

Biyomorfik hoparlör tasarımı

Doğa, çalışmalarınızın merkezinde. Ancak biyomimikri kimi zaman organik biçimleri görsel bir dil olarak ödünç almakla sınırlı kalabiliyor. Taklidin ötesine geçip doğanın zekâsını, verimliliğini ve yapısal mantığını bir nesneye nasıl aktarıyorsunuz?

Estetik, malzemenin ve yaşamın yapı taşlarının nasıl oluştuğuna dair bir kavrayıştan doğar. Mesele doğayı kopyalamak ya da biyolojik biçimleri taklit etmek değil. Daha çok, doğanın özünde bulunan, evrimle gelişmiş uyum sağlama zekâsının temel ilkelerine nüfuz etmek ve bu ilkeleri bir dizi incelikli uygulamaya dönüştürmek. Parametrik modellemeye ya da gelişmiş yazılımlarla kodlamaya dayanan ileri mimari sistemlerde bunun örneklerini görebiliyoruz.

Mobilya, aydınlatma, ulaşım, teknoloji gibi birbirinden çok farklı alanlarda çalıştınız. Ölçekleri ve işlevleri değişse de bütün bu projeleri birbirine bağlayan temel arayışınız nedir?

Kendi alanlarında öncü olan diğer yaratıcılar gibi, projeleri birleştiren şeyin kavramın gücü olduğuna inanıyorum. Daha önce görülmemiş, insanın duygularına derinden dokunan bir şeyi ortaya koymaya yönelik o ilk, içgüdüsel dürtüden söz ediyorum. Richard Serra'yı, Michelangelo'yu, Colani'yi, Zaha Hadid'i, Frank Gehry'yi, Rothko'yu düşünün. Bu yaratıcı insanların çalışmaları şaşırtıcı ve ender; insanın ruhunda evrensel bir karşılık buluyor. Ben de çok farklı alanlarda tasarlarken sınırları zorlamaya, biçimin organik yapısıyla hayranlık uyandırmaya ve duygusal bir yoğunluk yaratmaya çalışıyorum. Ortaya çıkan işler, bu anlamda, sözcüklerin ötesinde bir armağan gibi...

"Agile Embrace", 3D baskı teknolojisiyle tasarlanan F1 parfüm koleksiyonunun lüks sanat eseri

Analog tasarımdan dijital araçlara, oradan da üretken yapay zekâya uzanan dönüşüme tanıklık ettiniz. Yapay zekâ, tasarımcının hayal gücünü genişleten bir araç mı, yoksa özgünlük, eser sahipliği ve tasarımcının rolü gibi kavramları kökten değiştirebilir mi?

Benim katkım, 50 yılı aşkın tasarım deneyiminin kazandırdığı bakış açısında. Bir yandan bugünkü dönüşümün içinde duruyor, diğer yandan hayranlık uyandıracak büyülü bir geleceği tanımlamaya çalışıyorum. Yapay zekâ, çalıştığım bütün alanlarda zekâyla yönlendirilen bir evrim için olağanüstü bir araç. Bence temel ve tartışılmaz olan şu: Estetik anlayışları dünya çapında kabul görmüş, geçmiş çalışmalarına ilişkin zengin veri ve bilgi dolaşımda olan yaratıcı öncüler, bu yeni düzende daha güçlü bir etkiye sahip olacak. Daha önce ortaya koyduğu belirgin bir katkısı olmadan yalnızca yapay zekâ araçlarını kullananlar ise seçip bir araya getiren küratörler gibi çalışacak; yeni yaratıcılık dalgasını tetikleyen asıl kaynak kodunu şekillendirmeyecekler. Örneğin, ben yapay zekâyla çalışırken kendimin bin kat çoğalmış hâliyle karşılaşıyorum. Projelerimin ve temalarımın çeşitlenmesi, çalışmalarımı katlanarak yeni boyutlara taşıyor. Doğa ve biyolojik varlıklarla bir araya gelebilirim; çünkü bunlar herkese açık, evrensel modeller. Başka birini kopyalamaya ihtiyacım yok. Hayatım boyunca organik tasarımda bir yol açmaya yaptığım yatırım, şimdi 21'inci yüzyıl estetiğinin biyolojik bir doğrultuda gelişmesi için karşılık bulan ve izlenen bir yola dönüşüyor.

Mobilya endüstrisi çoğu zaman tekrar, üretim hacmi ve ticari güvence üzerine kurulu; güçlü tasarım ise denemeyi ve risk almayı gerektiriyor. Tasarımcı ile üretici arasında verimli ilişkiyi ne mümkün kılıyor? Tasarım, üretime sonradan eklenen estetik bir katman olmaktan çıkıp onun DNA'sına ne şekilde yerleşebilir?

Yüksek hacimli endüstriyel üretimde yüzeysel katmanlara ihtiyaç duymanın akılcı bir nedeni yok. Eski bir plastik Nokia'yı ya da masa telefonunu yeni bir Apple iPhone'la karşılaştırmak gibi... Eski yapıda, ele uygun biçim verilmiş içi boş bir kabuk ve o biçimle doğrudan ilişkisi olmayan elektronik aksam vardı. Akıllı cihazlar çağında ise yapı yoğun, kaynak kullanımı son derece verimli. İşlevinin ve teknolojik yetkinliğinin verdiği güçle de çok güzel. Bu cihazlar daha ucuza ve plastikten üretilebilirdi, ama satılmazlardı. Bence bu, günümüze özgü bir olgu. Malzemenin zarafeti ve ona yapılan yatırım, ödediğimiz bedelin karşılığını belirliyor. Tüketiciler artık bunu kavrama konusunda çok daha duyarlı. Daha az ama daha iyi şeye sahip olmak için daha yüksek bir bedel ödemeye hazırlar.

Fütüristik deneyim alanı

Türkiye ile ilişkiniz FDI'dan çok öncesine, "İstanbul Koleksiyonu"na uzanıyor. Bir yerin kültürel hafızasını görsel klişelere düşmeden uluslararası bir tasarım diline aktarırken bu iş birliği size neler öğretti? Bugün Türkiye'nin tasarım ve üretim kültürüne nasıl bakıyorsunuz?

Bu iş birliği, değerli Paul McMillen'ın aracılığıyla kuruldu. Dostum ve Türkiye'de sanat ile kültürün büyük destekçilerinden Bülent Eczacıbaşı da bu iş birliğini tümüyle destekledi. Doğu ile Batı arasında köprü kurabilen bir tasarımcı olarak tanınıyorum. İnançlar arasında katı sınırlar çizmeden, tarihe ve kültürlerin kendi değerlerine saygıyla yaklaşıyorum. Zamanımın bir bölümünü, yaşayıp çalıştığım Orta Doğu'da geçiriyorum. Bölge büyük bir ekonomik büyüme yaşıyor; ben de yeni pazarlara, kültürel nüanslarını gözeterek uyum sağlıyorum. İddialı bir hedef olabilir, ama Türkiye'nin de güçlü bir konuma sahip olduğu bu pazarlara nasıl girileceği ve buralarda nasıl büyüneceği konusunda gerekli yerlere danışmanlık vermekten de memnuniyet duyarım.

İstanbul, kültürlerin, malzemelerin ve zanaat geleneklerinin üst üste biriktiği bir şehir. Kentin tasarım yoluyla ele almak istediğiniz başka yönü var mı?

Yeni finans bölgesinde büyük bir heykel, bir kültürel anıt tasarlamam gündemdeydi. Projenin hâlâ planlar arasında olup olmadığından emin değilim. Ama bu tür projeler, yaratıcılığa duyulan bağlılığı ortak bir amaç etrafında toplar; New York'ta, Londra'da, Paris'te ve Tokyo'da bunu görüyorsunuz. Avrupa ile Asya'yı, aynı zamanda sermaye ile çağdaş düşünceyi buluşturmaya devam eden, sürekliliği olan ve sağlam bilgiye dayanan kamu girişimlerine ihtiyaç var. Ulaşım sistemini de iyileştirmek, eskimiş taksileri yenilemek ve kentin akışını rahatlatmak gerekiyor. İleri düzeyde bir kentsel araştırma ve geliştirme, bir yenilenme projesine yatırım yapılabilir. Türkiye'nin değerli mimarlarını ve düşünce insanlarını, Refik Anadol gibi olağanüstü yaratıcıları bir araya getirerek kente oldukça sahici bir bakışla değişim önerileri geliştirmeleri sağlanabilir.

Renault'nun konsept modeli Twin'Z

Tasarımlarınız belirgin biçimde geleceğe ait görünse de birçoğu evrimsel biçimlere ve doğal sistemlere dayanıyor. Teknolojik ilerlemenin ekolojik sınırlarla da yüzleşmesi gereken bugün, 'gelecek' fikriniz değişti mi?

Ekoloji ve biyosfere ilişkin meseleler, zaten temel felsefemle uyum içinde. Güneş enerjisi, zekâyla biçim geliştirme, ürünlerde kaynak verimliliği ve malzemelere duyulan duygusal saygıyı artırma üzerine yıllardır çalışıyorum. Yarattığım gelecek estetiği, aynı zamanda bir gelecek felsefesi. Şu sıralar üzerinde çalıştıklarım akıl almaz. Çalışmalarımda nostaljiye hiç yer yok. İleriye bakıyorum ve tasarımı uygarlığın geleceğine büyük katkı sağlayan bir alan olarak görüyorum. İşlerim siyasetin ötesinde; iyimserlikten ve insanlığın bir doğa gücü olduğuna duyduğum inançtan enerji alıyor. Bu gücün, sağlam inanç ilkeleriyle yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle otomobilden mimariye, üründen modaya, uzay çalışmalarına kadar yarattığımız her şeyin doğal dünyayla karşılıklı uyum içinde olması gerekiyor. Büyük bir güzelliğe ve sağlam bir mantığa sahip şeyler yaratmalıyız.

Yapay zekâ ve ekolojik kriz çağında mesleğe adım atan genç tasarımcılara, hangi yetilerini korumalarını, hangi alışkanlıkları geride bırakmalarını önerirsiniz?

Ne güzel bir soru. İnsanın içinde, en derinde bulunan o temel içgüdüyü korumasını öneririm. Değişimi kabul edin, ona açık olun ve 21'inci yüzyılda yaşadığımızı unutmayın. Ortak vizyonumuzun sınırlarını gerçekten zorlama zamanı şimdi. Hepimiz bir bütünün parçasıyız sonuçta.

EN ÇOK OKUNANLAR

14 EKİM 2026
14 EKİM 2026

14 EKİM 2026

1 dakika okunma süresi
İKSV'den Londra'da Genç Sanatçılara Destek
İKSV'den Londra'da Genç Sanatçılara Destek

İKSV'den Londra'da Genç Sanatçılara Destek

1 dakika okunma süresi
Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması
Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması

Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması

1 dakika okunma süresi
Galataport İstanbul'da Moda, Sanat ve Cemiyet Buluşması
Galataport İstanbul'da Moda, Sanat ve Cemiyet Buluşması

Galataport İstanbul'da Moda, Sanat ve Cemiyet Buluşması

1 dakika okunma süresi
Kate Middleton'ın Devlet Ziyafeti Stili
Kate Middleton'ın Devlet Ziyafeti Stili

Kate Middleton'ın Devlet Ziyafeti Stili

5 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Peter Cincotti ile Müzik, İstanbul ve Kültürler Arası Bir Diyalog
Peter Cincotti ile Müzik, İstanbul ve Kültürler Arası Bir Diyalog

Peter Cincotti ile Müzik, İstanbul ve Kültürler Arası Bir Diyalog

Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Berrin Şentürk
Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Berrin Şentürk

Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Berrin Şentürk

Atıl Kutoğlu'nun Viyana'dan New York'a Uzanan Moda Serüveni
Atıl Kutoğlu'nun Viyana'dan New York'a Uzanan Moda Serüveni

Atıl Kutoğlu'nun Viyana'dan New York'a Uzanan Moda Serüveni

Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Özge Erdem
Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Özge Erdem

Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Özge Erdem

Zamansız Çizgide Teatral Görkem: Zerrim Tekindor
Zamansız Çizgide Teatral Görkem: Zerrim Tekindor

Zamansız Çizgide Teatral Görkem: Zerrim Tekindor

Çiçek Sanatçılarının Dünyası: Deniz Kulaçoğlu
Çiçek Sanatçılarının Dünyası: Deniz Kulaçoğlu

Çiçek Sanatçılarının Dünyası: Deniz Kulaçoğlu

Nepo Baby'den Özgün Bir İkona: Kaia Gerber
Nepo Baby'den Özgün Bir İkona: Kaia Gerber

Nepo Baby'den Özgün Bir İkona: Kaia Gerber

Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Yağmur Toprak
Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Yağmur Toprak

Modanın İzinde Keşif Yolculuğu: Yağmur Toprak

Çiçek Sanatçılarının Dünyası: Tuba Belgin Oskan
Çiçek Sanatçılarının Dünyası: Tuba Belgin Oskan

Çiçek Sanatçılarının Dünyası: Tuba Belgin Oskan

Burcu Gençoğlu ile Joyo Kids Club'ın Oyun Dolu Dünyası
Burcu Gençoğlu ile Joyo Kids Club'ın Oyun Dolu Dünyası

Burcu Gençoğlu ile Joyo Kids Club'ın Oyun Dolu Dünyası

Armağan Oğuz'un “Daha 17” Serüveni
Armağan Oğuz'un “Daha 17” Serüveni

Armağan Oğuz'un “Daha 17” Serüveni

Yeni Projeleriyle Rüzgara Açılıyor: Serkan Altunorak
Yeni Projeleriyle Rüzgara Açılıyor: Serkan Altunorak

Yeni Projeleriyle Rüzgara Açılıyor: Serkan Altunorak