Bu çekimde bu kadar güçlü ve başarılı kadını bir araya getirmek nasıl bir duygu?
Her sene en çok heyecanlandığım şey bu olabilir: doğru kadın örgüsünü yaratmak. Farklı her alandan, farklı sektörlerden kendisini yaratmış olan kadınların dengesiyle o senenin kadınlarını ortaya çıkarmak hem heyecanlı hem de o kadar kolay değil. Hep bir adrenalin, hep bir heyecan... Sonuçlar hep çok güzel. Altıncı senemizle birlikte tam 48 kendini yaratmış kadını bir araya getirmiş olduk. Her sene birbirinden kuvvetliydi. Projemizin yansımasıyla geleceğin kadınlarına ilham olacağımıza inanıyoruz.
Kamera arkasında bir kadın olarak, başka kadınların ışığını yakalamak size nasıl hissettiriyor?
Tek bir fotoğraf karesiyle bir kadının hikayesini anlatabilmek çok güzel. Bilmediğim özelliklerini de öğrenmek; ilgi alanlarını, tutkularını, varoluş hikâyelerini öğrenip fotoğraf çekimi sırasında birlikte yaratabilmek benim için çok eğlenceli. Stüdyomuza gelen her kadınla birlikte özel vakit geçirmek, benim için hem çok eğitici hem de onore edici.
Bu projede sizin için en unutulmaz an hangisiydi?
"Yaratan ve İlham Veren Kadınlar" projesinin en unutulmaz anları, benim için hep üretim zamanı olan stüdyoda geçirilen vakitler. Projemize destek veren her kadının stüdyomuzda birlikte geçirdiğimiz vakitleri benim için çok değerli. Ve çekim bittiğinde, içimdeki rahatlamanın gerçekleşmesine her yaklaştığım andaki heyecanlarım ise benim için asla unutulmaz.

Kadın girişimcilere en çok hangi konuda daha cesur olmalarını önerirsiniz?
Kadın girişimcilere önerim şu olur: Öncelikle iş dünyasında romantizmin çok fazla yeri olmadığını bilmek gerekir. Sadece tutkuların peşinden gitmek ya da bir şeyi çok istemek tek başına yeterli değildir. O tutkuların mutlaka somut projelere dönüşmesi gerekir. Projelerin hayata geçmesi için çoğu zaman 365 gün, 24 saat süren bir emek ve kararlılık gerekir. Başlamak elbette çok önemli bir adımdır.Ama o ilk adımı attıktan sonra her gün daha iyiye, daha mükemmele ulaşmaya çalışmak gerekir. Benim Diren Keçi kitabımda da anlattığım gibi, iş hayatı aslında biraz bir direniş hikâyesidir. Direnen, vazgeçmeyen ve sürekli daha iyisini arayanlar yoluna devam edebilir.

Kadınlara yıllar içinde değişmeyen en önemli tavsiyeniz nedir?
Mutlaka spor yapın. Her sabah kalktığınızda kendinize yarım saat ayırın ki kortizol seviyeniz aşağıya insin. Sabah mutlaka su için. Gün içindeki yediklerinizi mutlaka dengeli ve porsiyonları doğru olacak şekilde tüketin. Sabah fazla yediysek akşam azaltarak dengelemeye çalışın. Mutlaka protein alın ve lif tüketimini es geçmeyin.

Kendi yolunu çizmek isteyen genç kadınlara içerik üretimi konusunda tavsiyeniz ne olur?
En önemli şey bence özgün olmak. Trendleri takip etmek güzel ama sizi farklı yapan şeyi kaybetmemek daha önemli. İnsanlar gerçek hikâyelerle bağ kuruyor. Sabırlı olmak da çok önemli çünkü bu iş bir gecede olmuyor. Tutarlı üretmek ve gerçekten sevdiğiniz şeyleri paylaşmak, uzun vadede her zaman daha güçlü bir bağ kuruyor.

Yapay zekâ çağında kadın sezgisi sizce nasıl bir rol oynayacak?
Kadın sezgisi dediğimiz; detayları fark etme, ortamın enerjisini okuma, söylenmeyeni duyma, bir sürecin nereye evrileceğini önceden hissetme gibi yetenekler tam da bu çağda daha kıymetli hale gelecek. Çünkü yapay zekâ çok hızlı hesap yapabilir ama bir odadaki sessizliği, bir toplumdaki kırılganlığı, bir insanın korkusunu veri olmadan okuyamaz. Kadın sezgisi dediğimiz şey tamamen insana ait bir kapasite. Yapay zekâ birebir buna sahip olmayacak, çünkü onun deneyimi biyolojik değil, veri temelli. Ama hayatımıza bir de dijital sezgi eklenecek. Orada da kadın sezgisi insani pusulayı temsil edecek.

Sanatın kadın kimliği üzerindeki dönüştürücü gücünü nasıl tanımlarsınız?
Sanatın dönüştürücü gücü, kadına "kendini anlatma" hakkını vermesinden önce, kadının kendine dair kurduğu iç dili meşrulaştırmasında yatıyor. Yani mesele yalnızca görünür olmak değil; hangi kelimelerle, hangi ikonografilerle, hangi beden politikalarıyla görünür olunduğu. Bir kadın kendi içindeki öz sesiyle, dışarıdan veya içeriden gelen sansürün kısıtlamalarına uymadan sanatını gerçekleştirdiğinde çok güçlü bir değişim yaşayarak asıl bireysel gücüne ulaşıyor diye düşünüyorum. İstanbul Modern'deki Semiha Berksoy sergisi herkesin görmesi gereken bir sergi; özellikle bu konuyu anlama açısından.

Geleneksel bir alanda kadın girişimci olmak size ne öğretti?
Bu yolculuk bana geleneğin doğru yorumlandığında yeniliğin en güçlü temeli olduğunu öğretti. Geleneksel bir sektör içinde global çay vizyonunu Türk çaycılığına entegre etmek, cesaret ve kararlılığın en somut karşılığıdır. Kadın olarak bu alanda var olmak ise sadece bir başarı değil, gelecek nesiller için aralanan bir kapıdır.

Bugüne kadar yazdığınız ya da yaşadığınız en güçlü kadın hikâyesi hangisiydi?
Yazdıklarım değil. Kendi hikâyem. Eskiden bunu söylemek bana egolu hissettirirdi; sanki kendimi fazla önemsiyormuşum gibi. Ama artık öyle hissetmiyorum. Çünkü geriye dönüp baktığımda gerçekten güçlü bir yol görüyorum. Hiç sermayem olmadan, tek başıma çıktığım bir yoldu bu. Çok engellendim, çok küçümsendim. Çok desteklendim de. Ama sorumluluğu da, riski de, yükü de kendim taşıdım. Bugün şahane kadınlarla birlikte üretme şansına sahipsem, bu bir lütuf değil; emek sonucu. O yüzden evet, bugüne kadar şahit olduğum en güçlü kadın hikâyesi benimki.
