Berin SOMAY – berin.somay@alem.com.tr / Fotoğraflar: Doruk SEYMEN
19. yüzyılın ikinci yarısında, modern anlayışıyla sosyal ve entelektüel bir ortam sunan Paris’te, geleneksel resmin çizdiği sınırların dışına çıkmaya cesaret eden sanatçılar, resme dair bilinen kuralları bozarak, bugünkü çağdaş resmin kapılarını ardına kadar açtı. Belki de çoğumuzun isimlerini bile duymadığımız, yakından tanıma fırsatını yakalayamadığımız bu usta ressamlar, tuvali bir deney tahtası gibi kullanarak sanat dünyasına Post-Empresyonizm’i kazandırdı. Türkiye’de Post-Empresyonizm üzerine açılan en kapsamlı sergiyi 13 Eylül’de izleyici ile buluşturan Arkas Sanat Merkezi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, iç dünyalarında yarattıkları gerçekliği ve kişisel bakış açılarını tuvale yansıtan 48 sanatçının yıllara yayılan titiz bir araştırma ile toplanan eserlerini bir araya getiriyor. “Sanat öğrencilerinin ve kendini sanata adamış gençlerin, kitaplarda gördükleri ressamların eserlerini bizzat gözleriyle görmelerini istedik” diyen Arkas Holding Sanat Danışmanı Niko Filidis ile Post-Empresyonistlerin dünyasına girerek, 6 Kasım’a kadar Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi Beş Kubbe Salonu’nda sergilenecek olan seçkin koleksiyon hakkında sohbet ettik.
‘Arkas Koleksiyonu’nda Post-Empresyonizm’ sergisi nasıl ortaya çıktı? Bize Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile yaptığınız iş birliğinden bahseder misiniz?
Peki Post-Empresyonizm akımını sizden dinleyebilir miyiz? Post-Empresyonist ressamları öne çıkaran ve diğerlerinden ayıran özellikler neler?
Sizce Post-Empresyonistler 20. yüzyıl modern sanatının şekillenmesinde nasıl bir rol aldı?
Post-Empresyonizm, 19. yüzyılın ikinci yarısından beri varlığını sürdürüyor. Günümüzde Post-Empresyonizm’e olan ilgi nasıl?
Gelecek dönem sergi projelerinizden bahseder misiniz? Arkas Sanat Koleksiyonu kapsamında izleyiciyi bekleyen sürprizler var mı?