Sinem Güngör Işık ve Dicle İpek Öztaşkın ile İçten Bir Kutlama

Estetik vizyonun, arkadaşlığın ve paylaşımın aynı masada buluştuğu özel bir atmosferde, Sinem Güngör Işık ve Dicle İpek Öztaşkın ile buluşuyoruz. Kutlamaların hayatımıza kattığı enerjiyle, zamansız bir sofranın etrafında bir araya geliyoruz...

Yazar: Cansu KARAKUŞ Fotoğraf: Ertan DEMİRBİLEK
24 Haziran 2026 Çarşamba 16:28
15 dakika okunma süresi
ABONE OL
Sinem Güngör Işık ve Dicle İpek Öztaşkın ile İçten Bir Kutlama

Kendine ait bir dili olan evlerin samimiyeti, en çok paylaşılan sofralarda hissedilir. Bu heyecanla çıktığımız yolculukta, Mi Su Deco markasının kurucusu Sinem Güngör Işık'ın hazırladığı özel koleksiyonla; yaşam alanına dair yaklaşımını yansıtan bir sofra hazırlayan Rivus'un kurucusu Dicle İpek Öztaşkın'ın evine konuk olduk. Yaratıcılığın, dostluğun ve ortak bir estetik anlayışının tam merkezde yer aldığı masada, özellikle kişiselleştirilmiş tasarımlarla kurulan bu düzen, kutlamanın doğal bir yansımasına dönüştü. Biz de uzun sohbetlere yer açan sofranın etrafında kişiselleştirilmiş detayların yaratıcılığa kattığı güce dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Yeni bir koleksiyon ya da proje hazırlarken sizin için ilk adım nedir?

Sinem: Aslında benim tasarım sürecim klasik anlamda bir koleksiyon planlamasıyla başlamıyor. Çoğu zaman bir seyahatte karşıma çıkan bir detay, duyduğum bir müzik melodisi, tarihi bir yapıda gördüğüm bir motif ya da günlük hayatın içinde beni etkileyen küçük bir an yeni bir serinin başlangıç noktası oluyor. Bir anlamda süreç benim için tersten işliyor; önce ilham veren duygu ya da hikâye geliyor, ardından onu bir koleksiyona dönüştürmenin yollarını arıyorum. Bu nedenle her serinin arkasında gerçek bir deneyim, bir anı veya beni heyecanlandıran bir keşif bulunuyor. Tasarımlarımın karakterini de biraz bu spontane ve duygusal yaklaşım belirliyor.

Dicle: Benim için genelde her şey çok net bir ürün fikriyle başlamıyor; daha çok bir hisle başlıyor. Bazen seyahatte yakaladığım bir atmosfer, bazen bir kadının yürüyüşü, bazen de hiçbir açıklaması olmayan sezgisel bir şey. Sonra o hissi gerçek hayata nasıl taşıyabilirim diye düşünmeye başlıyorum. Fazla matematiksel ilerleyen biri değilim bu anlamda. Gerçekten güçlü işler bence önce hissediliyor, sonra şekil buluyor.

Tasarımda 'zamansızlık' kavramı sizin için ne ifade ediyor?

S.G.I.: Benim için zamansızlık, trendlerin ötesinde bir hikâye anlatabilmek demek. Elbette güncel akımları takip ediyorum ancak tasarım yaparken önceliğim hiçbir zaman bir sezon sonra eskiyecek bir ürün ortaya çıkarmak olmuyor. Bir parçanın yıllar geçse de değerini korumasını sağlayan şeyin; estetik dengesi, işlevselliği ve arkasındaki hikâye olduğuna inanıyorum. Mi Su Deco'da tasarladığımız her koleksiyonun belirli bir ilham kaynağı ve anlatısı var. İnsanlar bazen bir ürünü sadece görünüşü için değil, ona yükledikleri anlam için de hayatlarında tutuyorlar. Bu yüzden zamansızlık benim için sadece görsel bir özellik değil; duygusal bir bağ kurabilmekle de ilgili. Bir tasarım yıllar sonra hâlâ aynı keyifle kullanılabiliyorsa, bence zamansız olmayı başarıyor.

D.İ.Ö.: Zamansızlık benim için trendlerden uzak kalmaya çalışmak değil; daha çok yıllar sonra baktığınızda hâlâ doğru hissettirmesi. Bazı parçalar çok dönemseldir; o an parlar ama hızlı söner. Ben karakterli şeyleri seviyorum. Trendler değişmesine rağmen bazı şeyler hâlâ güçlü görünüyorsa, mesele biraz orada.

Türkiye'deki üretimin ve zanaatkarlığın gücünü nasıl deneyimliyorsunuz?

D.İ.Ö.: Türkiye bu konuda gerçekten çok güçlü. Biz bazen dışarıdan daha çok takdir edilen şeylerin içinde olduğumuz için kıymetini kaçırabiliyoruz. Çok iyi ustalarımız var, çok hızlı adapte olabilen üretim yapımız var. El emeğinin zekâsı diye bir şey var gerçekten. Markamı kurarken bunu çok net gördüm.

Sinem Güngör Işık

Kişiye özel üretim yaparken, onun günlük alışkanlıklarını ve ev yaşantısını bilmek ya da bilmemek tasarım kararlarınızı nasıl etkiliyor?

S.G.I.: Birlikte çalıştığım kişiler, ne istediğini oldukça net biliyor ve çok spesifik taleplerle geliyor. Böyle durumlarda benim için öncelik, onların hayal ettiği sonucu doğru şekilde hayata geçirmek oluyor; onların mutluluğunu görmek daha belirleyici benim için. Bazı projelerde ise tasarım sürecini tamamen bana bırakmayı tercih edenler oluyor. Bu noktada en çok dikkat ettiğim şey, o kişinin yaşam tarzını, evini, mutfağını ve ürünü kullanacağı alanı doğru okuyabilmek. Çünkü tasarımın gerçekten "kişiye özel" olmasını sağlayan şey o kişinin günlük hayatına ne kadar uyum sağladığı. Bu yüzden her projede hem sezgisel hem de gözleme dayalı bir üretim süreci yürütmeye çalışıyorum diyebilirim.

Dicle İpek Öztaşkın

Evinize özel bir koleksiyon için Mi Su Deco'da sizi en çok çeken ne oldu?

D.İ.Ö.: Bazı seçimleri sadece estetik olarak yapmıyorsunuz, enerji de kesinlikle çok önemli. Sinem'in yaptığı işlerde beni çeken şey ise tam olarak o denge oldu diyebilirim. Çünkü Mİ Su Deco'nun çok sıcak ama aynı zamanda bir o kadar da rafine bir tarafı var. Fazla anlatmaya çalışmadan etki bırakıyor. Ben de o dili seviyorum.

Üretim sürecinde çevrenizden ve arkadaşlığınızdan en çok hangi noktalarda ilham alıyorsunuz?

S.G.I.: Bana en çok ilham veren şeyler seyahatler, farklı kültürler, sanat, mimari ve günlük hayatın içinde karşıma çıkan küçük detaylar. Bazen bir şehrin renkleri, bazen tarihi bir yapıda gördüğüm bir motif, bazen de duyduğum bir müzik yeni bir fikrin başlangıcı olabiliyor. Dicle, zevkine ve estetik bakış açısına güvendiğim bir arkadaşım. Yeni taşındığı evi için kendine özel bir yemek takımı istediğini benimle paylaştı ve beğendiği bazı örnekleri gösterdi. Ben de o referanslardan yola çıkarak tamamen onun zevkine hitap eden bir koleksiyon tasarladım. Ve ona özel olması için kişiselleştirilmiş detaylar ekledim. Aslında Louis serisi büyük ölçüde Dicle'nin estetik dünyasını yansıtıyor. Ancak onun zevkine duyduğum güven sayesinde bu koleksiyonu Mi Su Deco çatısı altında daha geniş bir kitleyle buluşturmaya karar verdim.

Peki bizim için hazırladığınız bu sofranın hazırlık sürecinde ilham kaynaklarınız neler oldu?

D.İ.Ö.: Ben sofraları sadece güzel görünmesi gereken alanlar olarak görmüyorum. Daha çok insanların bir araya geldiği, zamanın yavaşladığı, sohbetlerin uzadığı yerler gibi geliyor bana. O yüzden burada da kusursuz bir şey yaratmaya çalışmadım. Yaşayan, samimi ama estetik bir his olsun istedim.

Dicle'nin evinde tasarımlarınızın yaşayan atmosferdeki duruşunu hangi yönlerden farklı buldunuz?

S.G.I.: Açıkçası sofranın kurulma sürecine ben hiç müdahil olmadım. Kullanılan aksesuarlar, çiçekler, masa örtüsü ve tüm detaylar tamamen Dicle'nin seçimlerinden oluşuyordu. Bu nedenle ortaya çıkan atmosfer, onun estetik anlayışını çok doğal ve samimi bir şekilde yansıtıyordu. Benim için en keyifli olan şey ise, tasarladığım parçaları bu kadar özenle kurgulanmış bir ortamın içinde görmekti. Adeta bir tabloyu izler gibi, sofranın tüm detaylarının bir araya gelişine sizlerle birlikte tanıklık ettim. Tasarımlarımın böyle bir atmosferde hayat bulduğunu görmek beni çok mutlu etti.

Size özel üretilen bu parçalar yaşam alanınıza nasıl bir enerji kattı?

D.İ.Ö.: Kesinlikle çok daha kişisel hissettirdi. Çünkü size özel düşünülmüş bir şeyin enerjisi gerçekten başka oluyor. Sadece dekoratif bir obje gibi kalmıyor; bir hikâyesi oluyor. Bence insanın yaşadığı alanla duygusal bir bağ kurması en önemlisi.

2026 dekorasyon trendlerinde nelerin öne çıkacağını paylaşır mısınız?

S.G.I.: 2026'da iç mekân ve sofra dünyasında genel yön, "sadelikten çok katmanlı ama doğaya yakın bir estetik"e kayıyor; Pantone tarafında da daha yumuşak, nötr ama sıcak alt tonlara sahip beyazlar ve toprak tonları öne çıkıyor; yani soğuk minimalizm yerine daha 'yaşanmış ve dokunsal' bir dil konuşuluyor. Bu yaklaşım benim tasarım dilimde de doğal olarak karşılık buluyor; ben trendleri bire bir takip etmekten ziyade, zamansız ve dokusu olan parçalar üretmeyi tercih ediyorum; o yüzden 2026'nın bu daha sıcak, doğal ve kişiselleştirilmiş yönü Mi Su Deco'nun çizgisiyle oldukça örtüşüyor.

Bu yaratıcı ortaklık süreci sizin bir tasarımcı olarak bakış açınızı nasıl besledi? Sofraları daha samimi kılan unsurlar ile ilgili ne keşfettiniz?

D.İ.Ö.: Bana hep şunu hatırlatıyor; yaratıcılık aslında alan değiştirse de özü çok değişmiyor. Moda, obje, mekân... Hepsinde aynı şeyleri arıyorsunuz aslında: denge, his, oran, karakter. Farklı disiplinlere dokunmak zihni çok açıyor. Sofralardaki en önemli unsur ise bence mükemmel görünmeye çalışmaması. İnsanların rahat hissettiği, gerçek sohbetlerin olduğu, biraz yaşayan sofralar bana daha samimi geliyor. Bazen en güzel detay plansız olan oluyor.

Kutlama sayımızda yaratıcılıktan ve ev sıcaklığından bu denli bahsetmişken sizin gelecek için bir notunuz var mı?

S.G.I.: Gelecekteki kutlamalar için en büyük dileğim; daha sade ama daha anlamlı anların çoğalması. Gösterişten çok duygunun, kalabalıktan çok samimiyetin öne çıktığı sofralar kurmak benim için en kıymetlisi. Yaratıcılığın da bu samimiyetin içinde, doğal bir şekilde var olmasını diliyorum. Çünkü en güzel kutlamalar, gerçekten hissedilen ve paylaşılan anlardan doğuyor.

D.İ.Ö.: Daha çok anlamlı buluşma sanırım. Daha az hız, daha fazla gerçek temas. Çünkü bugün gerçekten bağ kurabilmek bile biraz lüks haline geldi gibi geliyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

İtalyan Stilinin İstanbul Durağı
İtalyan Stilinin İstanbul Durağı

İtalyan Stilinin İstanbul Durağı

1 dakika okunma süresi
Begüm Kıroğlu'nun İlham Şehri: Milano
Begüm Kıroğlu'nun İlham Şehri: Milano

Begüm Kıroğlu'nun İlham Şehri: Milano

6 dakika okunma süresi
Boğaz'da İyi Yaşam Molası
Boğaz'da İyi Yaşam Molası

Boğaz'da İyi Yaşam Molası

2 dakika okunma süresi
İstanbul'un En Yeni Mekanları: Şehrin Güncel Yeme İçme Rotası
İstanbul'un En Yeni Mekanları: Şehrin Güncel Yeme İçme Rotası

İstanbul'un En Yeni Mekanları: Şehrin Güncel Yeme İçme Rotası

18 dakika okunma süresi
Şehirden Sahile Yaz Stili
Şehirden Sahile Yaz Stili

Şehirden Sahile Yaz Stili

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!
Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

Plaj Giyimine Mitolojik Bir Dokunuş
Plaj Giyimine Mitolojik Bir Dokunuş

Plaj Giyimine Mitolojik Bir Dokunuş

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood
The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen
Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili
2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

Berlin'de Tasarımın Görkemli Buluşması: iF Design Award 2026
Berlin'de Tasarımın Görkemli Buluşması: iF Design Award 2026

Berlin'de Tasarımın Görkemli Buluşması: iF Design Award 2026

Bodrum'dan Yaz Manzaları
Bodrum'dan Yaz Manzaları

Bodrum'dan Yaz Manzaları

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası
New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

Stalantis'ten Önemli Ziyaret
Stalantis'ten Önemli Ziyaret

Stalantis'ten Önemli Ziyaret

Ahu Yağtu ile Kelime Oyunu
Ahu Yağtu ile Kelime Oyunu

Ahu Yağtu ile Kelime Oyunu

Kenan Doğulu'dan Senfonik Yorum
Kenan Doğulu'dan Senfonik Yorum

Kenan Doğulu'dan Senfonik Yorum

Ege'de İçsel Yolculuk
Ege'de İçsel Yolculuk

Ege'de İçsel Yolculuk