Contemporary Istanbul 2026: Alejandra Castro Rioseco ile Sanat Dünyasında Eşitlik

İnşaat mühendisliğinden sanat hamiliğine uzanan Alejandra Castro Rioseco, 33'ten fazla ülkeden sanatçı kadınların 900'ü aşkın eserini buluşturan MIA Art Collection'ı, toplumsal eşitsizliklere karşı çalışan uluslararası bir platforma dönüştürdü. Contemporary Istanbul Uluslararası Danışma Kurulu'na da katılan Rioseco, koleksiyonun fuardaki ilk sunumu öncesinde kadınların sanat tarihindeki görünürlüğünü, koleksiyonerliğe bakışını ve sanatı bir yatırım aracına indirgemeyi neden reddettiğini ALEM'e anlattı.

YAZAR: Elif Tanrıyar
18 Eylül 2026 Cuma 10:20 | Son Güncellenme:
29 dakika okunma süresi

Alejandra Castro Rioseco'nun sanat dünyasına girişi, evinin duvarları için güzel eserler aramasıyla başlamış. Ancak kadın hakları ve fırsat eşitliği için uzun yıllardır çalışan Şilili koleksiyoner, bu dünyanın içine girdikçe tanıdık bir eşitsizlikle karşılaşmış: Sanat eğitimi alan kadınların sayısıyla müzelerde, galerilerde ve sanat piyasasında kendilerine ayrılan yer arasında hâlâ büyük bir uçurumun bulunmasıyla... Rioseco'nun kişisel koleksiyonerlik serüveni de tam bu noktada yön değiştirmiş işte!

Bugün kurucusu ve direktörü olduğu MIA Art Collection, 33'ten fazla ülkeden kadın sanatçıların 900'ü aşkın eserini bir araya getirirken yalnızca eser edinen özel bir koleksiyon olarak hareket etmiyor. Sergiler, eğitim bursları, sanatçı misafir programları ve pandemi sırasında kurulan sanal müzesiyle kadın sanatçılara görünürlük ve yeni çalışma alanları açan uluslararası, kâr amacı gütmeyen bir platform olarak faaliyet gösteriyor. İnşaat mühendisliği eğitiminin getirdiği titizliği sanat alanına da taşıyan Rioseco; Guggenheim'ın Latin Amerika Komitesi'nde, Guggenheim'ın Orta Doğu kurulunda ve El Museo del Barrio'nun yönetim kurulunda görev aldı. Bugün ARCO Madrid Vakfı'nın Uluslararası Kurulu'nun yanı sıra Contemporary Istanbul Uluslararası Danışma Kurulu'nda da yer alıyor.

Contemporary Istanbul'ın 21'inci edisyonunda, MIA Art Collection fuara ilk kez katılarak geleneksel bir stant yerine koleksiyonun ardındaki düşünceyi, kadınların sanat dünyasında karşılaştığı eşitsizlikleri ve genç sanatçılara yönelik çalışmalarını görünür kılan özel bir sunum hazırlıyor. Rioseco'nun ifadesiyle amaç, "koleksiyondan ziyade çalışmalarını sergilemek"; MIA'nın köklerini, kuruluş nedenini ve geleceğe dönük misyonunu anlatmak. Alejandra Castro Rioseco ile ALEM'e özel konuştuk.

MIA Art Collection, kadın sanatçıları desteklemeye adanmış özel bir koleksiyon olarak Contemporary Istanbul'a ilk kez katılıyor. İstanbul için hazırladığınız seçkinin ardındaki küratöryel kavram nedir? Nasıl bir anlatı sunuyor?

Evet! CI'ın koleksiyonumuza kapılarını açmasından dolayı mutluyuz. Uzun yıllardır İstanbul'a geliyor ve fuardaki konuşmalara katılıyoruz. Bizi davet eden ilk kurum, iki yıl üst üste sanat ve kadınlar üzerine bir panel düzenleyen Elgiz Müzesi oldu. İstanbul'da harika koleksiyonerler ve sanat alanında son derece ileri görüşlü insanlar var. Bu yılki önerimiz çok basit: Biz bir galeri değiliz, dolayısıyla orada bir stant olarak yer almayacağız. Çalışmalarımız hakkında bilgi paylaşacak, dünyanın dört bir yanında kadınların karşı karşıya kaldığı eşitsizliği ortaya koyan rakamları göstereceğiz. Bunlara koleksiyonumuzda yer alan, yükselmekte olan sanatçıların bazı eserleri eşlik edecek. Buradaki fikir, koleksiyonumuzdan ziyade çalışmalarımızı sergilemek; MIA Art Collection'ın köklerini, temelini ve ardındaki motivasyonu göstermek. Daha sonra, gelecek yıl düzenlenecek bir sergiye ilişkin sürprizler de olacak. Fakat bugün önceliğimiz öncelikle MIA'yı tanımanız. Eski bir İspanyol deyişinde söylendiği gibi: "İnsan bilmediği şeyi sevmez."

Bugün MIA Art Collection, 33'ten fazla ülkeden sanatçı kadınların 900'ü aşkın eserini bir araya getiriyor. Bu ölçekte ve böylesine geniş bir coğrafi çeşitliliğe sahip bir koleksiyona nasıl bütünlük kazandırıyorsunuz?

Bu gerçekten çok iyi bir soru ama bütünlük kendiliğinden oluşuyor. Bu, kadın sanatçıları desteklemek için oluşturulmuş bir koleksiyon/vakıf. Konumuz kadın sanatçılar; temelimiz bu. Ardından coğrafi kapsam, benim göçebe hayatımdan geliyor... Farklı ülkelerde yaşamak, farklı kültürleri deneyimlemek, yılda en az yedi ülkeye sürekli seyahat etmek, coğrafya açısından bize verimli bir zemin sunuyor. Coğrafi kapsayıcılığın önemli olduğunu düşünüyoruz; çünkü kadın sanatçılar dünyanın her yerinde ve biz de geniş bir coğrafyadan temsiliyet sağlamaya çalışıyoruz. Bu aynı zamanda kültürel çeşitlilik bakımından sanata farklı bir bakış açısı getiriyor.

Kişisel zevkinizi yansıtmakla koleksiyonun daha geniş toplumsal ve sanat tarihsel misyonu arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Kişisel zevkimin artık o kadar önemli olmadığını düşünüyorum. Başlangıçta, görüşümü belirttiğim, sürece katıldığım ve çoğu durumda eserleri bizzat seçtiğim zamanlarda önemliydi. Bugün koleksiyonun ulaştığı ölçek nedeniyle bu kararların yalnızca benim değerlendirmemle alınması zor. Artık koleksiyonumuzu büyütmemize her zaman yardımcı olan profesyonellerimiz, küratörlerin ve uzman galerilerin desteği var. Bizim için önemli olan, "kadın sanatçının tarihteki rolü"; geçmişte, bugün ve gelecekte... MIA Art Collection'ın bugün esas kalbini oluşturan da gerçekten bu: Sanat dünyasında kadınlarla erkekler arasında var olan devasa eşitsizlikleri görünür kılma rolü.

MIA Art Collection'ın sanatsal profilini nasıl tanımlarsınız?

MIA'nın profili son derece açık: "Kadın sanatçılar." Bu tanımdan yola çıkarak bunun ne anlama geldiğine ve koleksiyonun müzeler, sanat fuarları, koleksiyonerler, galeriler ve benzeri alanların dünyasındaki rolüne ilişkin uzun bir açıklama yapabiliriz. Bugün profilimiz, MIA'nın sahip olduğu farklı stratejiler ve projeler aracılığıyla eşitsizliği ele almaya odaklanıyor. Sanatsal profilimiz, sanat eserinin ardındaki kadının yüzünü ve onun hikâyesini görmekle ilgili. Sanat, yaşadığımız tarihin yansımasıdır ve biz yıllar boyunca tarihi yalnızca erkek sanatçıların gözlerinden gördük.

Belirli bir döneme, akıma ya da sanatsal üretim biçimine mi odaklanıyor; yoksa resim, fotoğraf, heykel, video ve dijital sanatı kapsayan çoğul ve disiplinlerarası bir yapıya mı sahip?

Hayır, belirli bir döneme odaklanmıyoruz; koleksiyonumuzda 1800'lerin sonlarından eserler de 22 yaşındaki sanatçıların eserleri de var. Dönem de teknikler de bizim için önemli değil. Bizi harekete geçiren, verilen mesaj, her sanatçının ardındaki hikâye ve onların sanat tarihi açısından temsil ettikleri. Daha multidisipliner olduğumuzu söyleyebiliriz; klasik, Orta Çağ, fotoğraf, video, teknoloji, performans, robotik ve benzeri tüm mecralarla ilgileniyoruz. Sizin de belirttiğiniz gibi daha çoğulcu olduğumuzu söyleyebiliriz.

Yalnızca çağdaş üretime mi odaklanıyor, yoksa farklı kuşaklar arasında bağlar kurmaya da çalışıyor mu?

Kuşaklar arasındaki bağ çok önemli; çünkü kadın sanatçıların çok fazla kuşağı yok. Tarihe baktığımızda kadın sanatçıların çoğu ancak 1600 yılı civarında görünür olmaya başlıyor. Dolayısıyla çok fazla kuşak yok... Bu nedenle onları bir araya getirmek ilginç; böylece yeni sanatçılar kadın sanatçıların tarihteki rolünü görebilir, tanıyabilir ve anlayabilir. Kadınlar için daha eşit bir görünümü bu şekilde inşa edebiliriz. Sanattaki kadınların tarihini, sanattaki erkeklerin tarihiyle karşılaştırırsak farklı kuşakları aynı biçimde bir araya getirme imkânına sahip olmadığımızı görürüz. Bugün 100 yıl öncesine kıyasla çok daha fazla kadın sanatçı var; bunun basit nedeni, 100 yıl önce kadınların üniversitelere erişiminin olmamasıydı.

Bir an için başlangıca dönebilir miyiz? İnşaat mühendisi olarak eğitim aldınız ve daha sonra hayırseverlik, kadın hakları ve sanat dünyasında son derece aktif bir kariyer geliştirdiniz. Sanatla ve koleksiyonerlikle ilişkiniz nasıl başladı?

Çok doğal ve basit bir şekilde gelişti. Bu dünyayı, artık cennette olan bir dostum ve akıl hocam Tony Bechara sayesinde keşfettim. Kendisi muhteşem bir destekçi ve bazı sanat kurumlarının başkanıydı. Beni sanatçılarla ve küratörlerle tanıştırdı; bir koleksiyon oluşturma fikrimde beni destekledi. Büyük bir vizyonerdi; sanatçıların gelişimini gördü ve aralarında en sevdiğim sanatçılardan birinin de bulunduğu büyük sanatçıları destekledi. Kendisiyle birçok anı ve ikindi çayını paylaştığım bu sanatçı Carmen Herrera'ydı. New York'ta ilk sanat eserini 74 yaşında satan ve bugün dünyanın en önemli müzelerinde yer alan bir kadın. Başlangıçta yalnızca güzel sanat eserlerine sahip olmak istiyordum ve çok fazla şey anlamıyordum. Ardından eğitim almaya, sanatçıların atölyelerini ve müzeleri ziyaret etmeye başladım. İyi bir mühendis olduğum için son derece titizim ve işlerin nasıl yürüdüğünü bilmek isterim. Bu nedenle yaklaşık üç yılımı yalnızca öğrenmeye adadım. Pek çok ülkeye seyahat ettim ve çok sayıda sergi gördüm. Guggenheim'daki Latin Amerika Komitesi'nin bir parçasıyken sergilerin oluşturulma süreçlerine dâhil oldum. Guggenheim'ın Orta Doğu kurulunda geçirdiğim kısa süre boyunca bir müze için koleksiyonun nasıl oluşturulduğunu gördüm. New York'taki Latin Amerika müzesi El Museo del Barrio'nun yönetim kurulunda beş yıl görev yaptım. Önemli koleksiyonerlerle notlarımı karşılaştırdım ve öğrendim; hâlâ da öğreniyorum. Şimdi ARCO fuarının uluslararası kurulundayım ve Contemporary Istanbul Uluslararası Danışma Kurulu'na yeni katıldım. Bunların hepsi, kadın sanatçılar için daha adil bir dünya yaratma misyonumla uyumlu projeler.

Edindiğiniz ilk eser hangisiydi ve bu ilk seçim, koleksiyonunuzun zamanla ilerleyeceği yöne ilişkin herhangi bir işaret taşıyor muydu?

Çok sayıda eser vardı ama âşık olduğum ilk eser, 1920 doğumlu Arjantinli sanatçı Martha Boto'ya aitti. Boto, figüratif olmayan sanatçılar grubunun kurucularından ve programlanmış kinetik sanatın öncülerinden biriydi. İyi bir kadın olarak uzun yıllar gölgede kaldı. Bugün koleksiyonerlerin ve galericilerin çabaları sayesinde sanat tarihinin önemli isimlerinden biri hâline geldi.

Özel koleksiyonunuz zaman içinde sergiler, burslar, konuşmalar, dijital projeler ve misafir sanatçı programları düzenleyen, uluslararası ve kâr amacı gütmeyen bir platforma dönüştü. Özel olarak eser toplamaktan koleksiyonu kamuyla paylaşmaya ve kurumsal bir yapı oluşturmaya geçiş nasıl gerçekleşti? Eserlere sahip olmanın ötesine geçen, kalıcı bir destek mekanizması oluşturmak istediğinizi ne zaman fark ettiniz?

Aslında oldukça kolay gerçekleşti; çünkü geleneksel sanat koleksiyonu modeline uymadığımı, amacımın eser toplamak ya da onları birer ganimet gibi sergilemek olmadığını kısa sürede fark ettim. Mühendislikten gelen bakış açımın da her şeyi farklı; toplumsal, daha insani, daha kadınsı bir bakış açısıyla görmeme yardımcı olduğunu düşünüyorum... Böylece sanatçılara yardım edecek küçük projeler oluşturmaya başladık. Pandemi sırasında büyük başarı kazanan sanal bir müze kurduk. Müzelerin, galerilerin ve bütün sanat projelerinin beklemeye alındığı bir dönemde yüzlerce sanatçının eserlerini sergilemeye, satmaya ve üretmeye devam etmesine yardımcı olan bir platform oluşturduk. Ardından her yıl bir sanatçının eğitim masraflarını karşılayan bir öğrenim bursu oluşturduk ve bunu beş yıldır sürdürüyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde sanatçılara hiçbir maliyet yüklemeden sergiler düzenliyor, planlarında onları destekliyor ve temsil edilmelerini sağlamak amacıyla galerilerle bağlantı kuruyoruz. Bir yıl önce Anvers'te sanatçı misafir programını oluşturduk. Böylece dünyanın herhangi bir yerinden üç sanatçı orada yaşayabilecek ve Flaman ülkelerindeki kadın sanatçıların muhteşem çalışmalarını inceleyebilecekti. Neden? Çünkü Flaman ülkeleri, İtalya'yla birlikte, 16. yüzyılda üniversitelerin ve kurumların kapılarını kadın sanatçılara açan ilk ülkelerdi. Sanatçıların gelişmeye devam edebilmek için bu hikâyeleri bilmeleri gerçekten çok önemli. Sergiler düzenlemek üzere müzelerle anlaşmalar yaptık: MIA Art Collection, 3 Ekim'de ilk kez Los Angeles'ta bir sergi açacak. Dünyanın dört bir yanından yalnızca kadınların yer aldığı; 22 ülkeden, 40'tan fazla sanatçının 50'yi aşkın eserinin bulunduğu bir sergi! Ve bu böyle devam ediyor. Burada, CI kapsamında fuar ilk kez bir kadın koleksiyonuna yaptıklarını anlatma ve sunma fırsatı veriyor, kapılarını açıyor. Bu güzel şehre ve onun sanat fuarına son derece mutlu ve minnettarız.

Neden özellikle sanatçı kadınların eserlerini toplamaya karar verdiniz? Bu, başlangıçtan itibaren bilinçli ve feminist bir tutum muydu; yoksa koleksiyonunuz geliştikçe sanat piyasasındaki eşitsizliklerin ve sanatçı kadınların yeterince temsil edilmemesinin giderek daha fazla mı farkına vardınız?

Ben bir feministim ve hayatım boyunca kadınlarla erkeklerin eşit haklara ve fırsatlara sahip olması için mücadele ettim. Sanat dünyasına tesadüfen girdim; evim için sanat eserleri satın almaya başladım ve kadın sanatçıların yaşadığı eşitsizliklerin, kurduğum diğer vakıflardaki eşitsizliklerden farklı olmadığını keşfetmeye başladım. Kadın sanatçıların içinde bulunduğu büyük güvencesizliği, fırsat yoksunluklarını, hem müzelerde hem de galerilerde erkek sanatçılara kıyasla gördükleri ikincil muameleyi keşfettim. Elbette bu da beni onlara yardım etmeye ve bu muazzam eşitsizliği değiştirecek bir şeyler yapmaya yöneltti. Dünyanın dört bir yanındaki müzelerin kalıcı koleksiyonlarında kadınların eserlerinin oranının yüzde 6'dan fazla olmaması kabul edilemez. Özellikle sanat okulları sanat eğitimi alan kadınlarla doluyken, galerilerin bir kadının sanat eserine bir erkeğin eserinden yüzde 30'a varan oranda daha düşük değer biçmesi kabul edilemez. Başlangıçta bunu görmüyordum fakat konuya daha fazla dâhil oldukça ne yazık ki sanattaki kadınların eşitsizlikler dünyasında bir istisna olmadığını söylemek zorundayım.

Kadınlar sanat eğitimi alanların önemli bir bölümünü oluşturmalarına rağmen galeri temsili, müze koleksiyonları, piyasa değeri ve sanat tarihsel görünürlük bakımından hâlâ eşitsizliklerle karşılaşıyor. Koleksiyonerler bu durumun değişmesine yardımcı olmak için hangi sorumlulukları üstlenmeli? Yalnızca bir kadın sanatçının eserini satın almak yeterli mi?

Koleksiyonerlerin herhangi bir sorumluluğu olduğunu söylemekten hoşlanmıyorum. Bunun yerine toplumun bir sorumluluğu olduğunu; her insanın bu eşitsizliklerin sanat ekosistemi ya da genel olarak toplum açısından sağlıklı olmadığının ve hepimizin fırsat eşitliği üzerine düşünmemiz gerektiğinin farkında olması gerektiğini söylemeyi tercih ediyorum. Bu konu üzerine çok çalıştım ve kadın sanatçıların tarih boyunca karşı karşıya kalmak zorunda oldukları büyük güçlükler beni her geçen gün daha fazla dehşete düşürüyor. Dolayısıyla hepimiz sorumluyuz. Kültür ve sanat konusundaki temel sorumluluğun hükümetlere ve kurumlara ait olduğuna ve her zaman daha fazlasının yapılabileceğine inansam da... Benim için bir koleksiyonerin bir kadının sanat eserini edinmesinin yeterli olduğunu söyleyebilirim. Bir kadının sanat eserini tavsiye etmek yeterlidir; bizi görünür kılmak, ister sanatçı, ister küratör, ister galerici ya da başka bir rolde olsun kadınların yaptıklarını desteklemek yeterlidir. Kadınlar olarak neden her şey bize daima biraz daha pahalıya mal oluyor? Bütün bu küçük eylemler, her geçen gün değişmemize ve toplum olarak biraz daha gelişmemize yardımcı oluyor.

MIA'da genç ve yükselmekte olan sanatçılarla köklü isimleri bir araya getiriyorsunuz. Henüz piyasada kayda değer bir tanınırlık kazanmamış bir sanatçıyı değerlendirirken nasıl bir araştırma ve karar verme süreci izliyorsunuz? Bir koleksiyoner, gelişmekte olan bir sanatçının kariyerini, istemeden onun pratiği ve yaratıcı özgürlüğü üzerinde fazla etkide bulunmadan nasıl destekleyebilir?

Ölçütümüz son derece açık ve basit: "Kadın sanatçılar." Her gün yüzlerce öneri ve portfolyo alıyoruz. Potansiyeli bulunduğunu ve bir kariyerin gerektirdiği her şeyi göze alarak kariyerini sürdürmeye istekli olduğunu düşündüğümüz sanatçıları seçmeye çalışıyoruz. Bazı durumlarda bu çok başarılı oldu, bazılarındaysa olmadı. Sanatçının yeteneğine ve onun ardındaki hikâyeye öncelik veriyoruz. Galeriler bu konuda çok yardımcı oluyor; çünkü bize her zaman iyi tavsiyelerde bulunan galeriler var. Ancak biz özellikle daha az fırsata sahip sanatçılarla ilgileniyoruz. Şu anda büyük isimleri satın almıyoruz. Amacımız ekonomik açıdan değerli bir koleksiyon oluşturmak değil; sanatçılara dünyanın kapılarını açan, uyumlu ve adil bir koleksiyon yaratmak. Koleksiyonerlere gelince; elbette, sanat eseri edinmeye daha yeni başlayanlar bile kariyerleri destekleyebilir. Bunu genç sanatçılarla yapabilir, onların büyümelerini ve gelişimlerini görebilir ve onlarla birlikte büyüyebilirler. Bir kadının kariyerinin sizin desteğiniz sayesinde gelişip serpilmesini görmek çok güzel.

Görsel hafıza ve bir koleksiyonerin seçim ölçütleri zaman içinde gelişiyor. Bir eserle karşılaştığınızda sizi ilk olarak ne etkiler: Sanatçının hikâyesi ve ele aldığı temalar mı, eserin biçimsel gücü mü, yoksa açıklanması güç, daha sezgisel bir bağ mı?

Benim durumumda gördüğünüz ve hissettiğiniz her şey etkili oluyor. Fakat her koleksiyoner farklıdır ve farklı nedenlerle koleksiyon yapar. Ben eserin tarihini, gizemini, her eserin sakladığı sırrı görmeyi seviyorum. Bu, başka bir insanın zihnine girmek ve ardından onu kendi gözlerimizle değerlendirmekle ilgili. Karmaşık ama güzel bir süreç.

Yeni sanatçıları ve sanat eserlerini nerede keşfediyor ve takip ediyorsunuz? Uluslararası bienaller ve Contemporary Istanbul gibi sanat fuarları mı sizin için daha etkili; yoksa galeri programları, atölye ziyaretleri, müze sergileri ve müzayedeler mi daha büyük bir rol oynuyor?

Dünyanın dört bir yanında çok seyahat ediyorum, çok fazla sanat görüyorum ve bu insanın zihnini her zaman açıyor. Çok okuyorum ve daha yaratıcı bir dünyanın içinde bulunmaya çalışıyorum; sanatta çok fazla şey oluyor. Benim için bienaller, müzeler, akademi ve fuarlar kilit öneme sahip; sanatı anlamanın anahtarının buralarda bulunduğunu düşünüyorum. Atölye ziyaretlerini seviyorum fakat müzayedelerden hoşlanmıyorum; sanat piyasasını, ticareti sevmiyorum!!! Sanat ticaretinin bir parçası olmayı reddediyorum, yalnızca iyi bir yatırım olduğu için bir eser satın almayı reddediyorum. Müzayedeler beni sıkıyor, insanlar sıkıcı, sanatçılar orada değil; yalnızca takım elbiseli ve kravatlı, bir şeyler satmaya çalışan insanlar var. Ticaret beni sıkıyor... Bunun güzelliği dünya sanatından uzaklaştırdığını hissediyorum... Bu görüşüm bana bazı düşmanlar kazandırdı fakat bu benim görüşüm ve şimdilik bunu değiştirmeyeceğim... Müzayede evlerinin sergiler düzenlerken üstlendikleri rolü, sanat edinmenin insani bir deneyime dönüştüğü zamanları daha çok seviyorum...

Koleksiyonunuzun çekirdeğini hangi sanatçılar ve eserler oluşturuyor?

Sahip olduğumuz bütün eserler; özellikle de tarihsel nitelik taşıdıklarında ya da dünyada simgesel bir öneme sahip olduklarında... Örneğin, hâlâ hayatta olan Brezilyalı sanatçı Sonia Gómez'in çok sevdiğim bir eseri var. Kendisi yalnızca birkaç yıl önce Brezilya'da bir müzede sergi açan ilk beyaz olmayan kadın oldu. Bu tür dönüm noktaları MIA Art Collection için temel öneme sahip. 1600 yılında profesyonel sanatçı olarak kabul edilen ilk kadın Lavina Fontana. Louvre Müzesi'nde sergi açan ilk Latin Amerikalı sanatçı Violeta Parra. Vesaire... Gördüğünüz gibi cesaret eden ve bunu gerçekleştiren kadınları seviyoruz. Mesele şu ki yaptığımız şey özel. Bu nedenle dünyanın en tanınmış kadın sanatı koleksiyonuyuz; çünkü seçim yapmıyor, bir esere diğerinden daha fazla değer vermiyoruz. Hepsi önemli, her biri. Bu, bana bedenin hangi bölümünün daha önemli olduğunu sormak gibi.

EN ÇOK OKUNANLAR

Haftanın İlham Rehberi: 7 - 13 Eylül

Haftanın İlham Rehberi: 7 - 13 Eylül

9 dakika okunma süresi
Cenevre'deki Yardım Müzayedesi'nde Konstantin Chaykin Yükselişi

Cenevre'deki Yardım Müzayedesi'nde Konstantin Chaykin Yükselişi

1 dakika okunma süresi
2 EYLÜL 2026

2 EYLÜL 2026

1 dakika okunma süresi
2026 Venedik Film Festivali: En İyi Kırmızı Halı Görünümleri

2026 Venedik Film Festivali: En İyi Kırmızı Halı Görünümleri

1 dakika okunma süresi
Saatte Altın Tonun Geri Dönüşü

Saatte Altın Tonun Geri Dönüşü

2 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

"The Bodyguard" İstanbul'a Geliyor: Whitney Houston Şarkılarıyla Büyük Bir Sahne Buluşması

"The Bodyguard" İstanbul'a Geliyor: Whitney Houston Şarkılarıyla Büyük Bir Sahne Buluşması

2026 Emmy Ödülleri Kazananlar Listesi

2026 Emmy Ödülleri Kazananlar Listesi

Miley Cyrus'tan Sürpriz Albüm: “Bass Persuades”

Miley Cyrus'tan Sürpriz Albüm: “Bass Persuades”

Haftanın İlham Rehberi: 31 Ağustos - 6 Eylül

Haftanın İlham Rehberi: 31 Ağustos - 6 Eylül

Shailene Woodley İlk Emmy'sini Kazandı

Shailene Woodley İlk Emmy'sini Kazandı

Haftanın İlham Rehberi: 14 - 27 Eylül

Haftanın İlham Rehberi: 14 - 27 Eylül

ALEM Kitap Kulübü: Eylül Seçkisi

ALEM Kitap Kulübü: Eylül Seçkisi

2026 Venedik Film Festivali Kazananlar Listesi

2026 Venedik Film Festivali Kazananlar Listesi

Haftanın İlham Rehberi: 7 - 13 Eylül

Haftanın İlham Rehberi: 7 - 13 Eylül

ALEM Kitap Kulübü: Ağustos Seçkisi

ALEM Kitap Kulübü: Ağustos Seçkisi

Contemporary Istanbul 2026'da Görmeniz Gereken 10 Özel Proje

Contemporary Istanbul 2026'da Görmeniz Gereken 10 Özel Proje

Oscar'da Yeni Güç Dengesi: 529 İsim Akademi'ye Katılıyor

Oscar'da Yeni Güç Dengesi: 529 İsim Akademi'ye Katılıyor