Sinema dünyasının sonbahar rotası bir kez daha Venedik'e çevriliyor. 2-12 Eylül tarihleri arasında Lido'da düzenlenecek 83. Venedik Film Festivali, ödül sezonunun ilk güçlü sinyallerini verecek yapımları dünya prömiyerleriyle seyirci karşısına çıkaracak. Büyük yönetmenlerin dönüşleri, yıldız oyuncu kadroları, müzik dünyasına uzanan belgeseller ve yeni yetenekler, bu yılın seçkisini geniş bir sinema panoramasına dönüştürüyor.
Festival, Danny Boyle'un medya dünyasının dönüşümüne odaklanan Ink filmiyle açılacak. Ana yarışmanın jüri başkanlığını Maggie Gyllenhaal üstlenirken Altın Aslan için Werner Herzog, Hirokazu Kore-eda, Martin McDonagh, Nanni Moretti, Lee Chang-dong ve Florian Zeller gibi isimler yarışacak. Yarışma dışı programda ise Oasis'in yeniden buluşmasını anlatan belgeselden Luca Guadagnino'nun yedi saati aşan Bernardo Bertolucci portresine kadar uzanan sürprizler yer alıyor.
Festivalin ana yarışması, dünya prömiyeri yapacak 21 uzun metrajlı filmi bir araya getiriyor. Bu yıl seçkinin en dikkat çekici tarafı, usta yönetmenlerle geniş kitlelerin yakından tanıdığı oyuncuları aynı projelerde buluşturması.
Danny Boyle'un festivalin açılışını da yapacak filmi, 1960'ların sonunda Rupert Murdoch'un İngiliz basınındaki yükselişine ve The Sun gazetesini dönüştürme sürecine odaklanıyor. Guy Pearce'ın Murdoch'u, Jack O'Connell'ın ise editör Larry Lamb'i canlandırdığı yapımda Claire Foy da oyuncu kadrosunda yer alıyor.
Martin McDonagh, hikâyesini 1973 Şili darbesinin hemen öncesinde Paskalya Adası'na taşıyor. John Malkovich ve Sam Rockwell'ın canlandırdığı iki CIA ajanının hükümeti devirmeye yönelik planları, karşılarına çıkan iki genç öğrenciyle birlikte giderek karmaşıklaşıyor. Steve Buscemi, Parker Posey ve Tom Waits'ın da bulunduğu kadro, Wild Horse Nine'ı yarışmanın en iddialı yapımlarından biri haline getiriyor.
Florian Zeller'ın psikolojik gerilimi, Penélope Cruz ve Javier Bardem'i yeniden aynı projede buluşturuyor. Gizli ve aşılmaz bir sığınak tasarlaması için bir teknoloji milyarderi tarafından görevlendirilen mimarın işi, zamanla evliliğini ve ailesini parçalanma noktasına getiriyor. Paul Dano, Stephen Graham ve Patrick Schwarzenegger da oyuncu kadrosunda bulunuyor.
Werner Herzog'un yeni filminde gerçek hayatta da kardeş olan Rooney Mara ve Kate Mara, birbirlerine sıra dışı biçimde bağlı ikizleri canlandırıyor. Aynı rüyaları gören, aynı adama âşık olan ve toplumun dışında yaşayan kardeşlerin hayali bir ülkeye ulaşmak için dağların arasından tünel kazmaya başlaması, Herzog sinemasına yakışan tuhaf bir yolculuğun kapısını açıyor.
Hirokazu Kore-eda, manga sanatçısı olmayı hayal eden iki genç kızın 13 yıla yayılan dostluğunu anlatıyor. Kendine güvenen Fujino ile odasından nadiren çıkan Kyomoto'yu çizime duydukları ortak tutku yakınlaştırırken Look Back, yaratıcılık, rekabet ve kayıp duygusu etrafında ilerliyor.
Sekiz yıllık aranın ardından sinemaya dönen Lee Chang-dong, iki evli çift arasındaki ilişkileri mercek altına alıyor. Birlikte film çekmeye başlayan dört karakterin bastırılmış arzuları ve evliliklerinde sakladıkları çatlaklar, kamera çalıştıkça açığa çıkıyor. Jeon Do-yeon, Sul Kyung-gu, Zo In-sung ve Cho Yeo-jeong filmin başrollerini paylaşıyor.
Robert Pattinson'ın başrolünde olduğu film, 2000'li yıllarda televizyonda büyük ilgi gören suç ve tuzak programlarının perde arkasına uzanıyor. Lance Oppenheim'ın ilk kurmaca uzun metrajında Pattinson, daha yüksek reyting uğruna giderek sınırlarını kaybeden bir televizyon sunucusuna hayat veriyor. Phoebe Bridgers da ilk kapsamlı oyunculuk deneyimiyle kadroda yer alıyor.
Casey Affleck'in yönetmenliğini üstlendiği Company, farklı kuşaklara yayılan bir hikâye içinde intikam ve bağışlama arasında kalan üç yaralı karakteri izliyor. Nick Nolte, Ben Mendelsohn, Adelaide Clemens ve Scoot McNairy'nin rol aldığı film, yasın insanlar arasında kurduğu sessiz bağlara odaklanıyor.
Andrea Pallaoro'nun filmi, bağımlılıkla mücadele eden bir müzik yapımcısı ile gizemli bir fizyoterapist arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Alicia Vikander, Luca Marinelli ve Susan Sarandon'ı buluşturan yapımın senaryosu, Bernardo Bertolucci'nin ölümünden önce kaleme aldığı son metne dayanıyor.
Ali Asgari imzalı film, tutuklandıktan sonra kliniği kapatılan ve geleceğe dair inancını kaybeden İranlı bir doktoru merkezine alıyor. Hayatına son vermeyi düşünen karakterin ailesiyle geçirdiği bir gün, aldığı kararı yeniden sorgulamasına neden oluyor. Türkiye'nin de ortak yapımcı ülkeler arasında bulunduğu A Bit of Light, Asgari'nin ilk ana yarışma deneyimi.
Nanni Moretti, 37 yıl sonra Venedik'in ana yarışmasına geri dönüyor. Louis Garrel, Jasmine Trinca ve Hippolyte Girardot'nun başrollerini paylaştığı filmin hikâyesi şimdilik büyük ölçüde saklı tutuluyor. Açıklanan kısa tanıtım ise beklemek, zaman ve gerçekleşmesi umulan bir karşılaşma etrafında şekillenen kişisel bir Moretti filmiyle karşılaşacağımızı düşündürüyor.
Yarışma dışı bölüm, tanınmış yönetmenlerin yeni çalışmalarına, belgesellere, kısa filmlere ve mini dizilere ayrılıyor. Bu seçkide ödül baskısının yerini daha özgür, zaman zaman deneysel ve yıldızlı projeler alıyor.
Kiefer Sutherland ve Al Pacino'yu buluşturan suç filmi, Manhattan'ın Little Italy bölgesinde kendi yöntemleriyle yeraltı dünyasına savaş açan sıra dışı bir rahibi izliyor. İnancı, suç ve adalet anlayışı arasında kalan Father Joe'nun mücadelesi, klasik mafya hikâyelerine farklı bir kahraman ekliyor.
Mario Martone, Domenico Starnone'nin romanını Toni Servillo'nun başrolüyle sinemaya uyarlıyor. Yaşlı bir çizer ile beş yaşındaki torunu, aynı evde geçirdikleri 72 saat boyunca birbirlerinin sabrını sınarken geçmişin kırılganlıkları ve unutulduğu sanılan anılar yeniden ortaya çıkıyor.
Ellen Burstyn ve Taika Waititi, kaybolan bir yarış güvercinini sahibine ulaştırmak üzere Chicago'dan New York'a uzanan beklenmedik bir yolculuğa çıkıyor. Pamela Anderson ve Murray Bartlett'ın da bulunduğu film, birbirinden oldukça farklı iki insan arasında kurulan dostluğu sıcak bir yol hikâyesiyle anlatıyor.
Oscar ödüllü belgeselci Alex Gibney'nin yaklaşık dört saatlik çalışması, Elon Musk'ın girişimci ve mucit olarak yarattığı imajın arkasına bakıyor. Film, Musk'ın teknoloji, iş dünyası ve gündelik hayat üzerindeki etkisini eleştirel bir portre üzerinden inceliyor.
Liam ve Noel Gallagher'ın yıllar süren ayrılığın ardından gerçekleştirdiği Oasis buluşması beyazperdeye taşınıyor. Belgesel, grubun Live '25 turnesinin prova sürecini, sahne arkasını ve kardeşlerin 25 yılı aşkın süre sonra verdikleri ilk ortak röportajları içeriyor.
Luca Guadagnino'nun 435 dakikalık belgeseli, Bernardo Bertolucci'nin sinemasına, sanatına ve hayatına yazılmış kapsamlı bir aşk mektubu niteliğinde. Bertolucci'den etkilenen yönetmenlerin tanıklıklarıyla ilerleyen Joie de Vivre, usta sinemacının yaratıcı dünyasını yedi saati aşan bir anlatıyla ele alıyor.
Festivalin jüri başkanı Maggie Gyllenhaal'ın yönettiği 17 dakikalık kısa filmde Dakota Johnson, Ellen Burstyn ve Peter Sarsgaard rol alıyor. Küçük bir New York tiyatrosunda seçmelere katılan gizemli yaşlı bir kadının gerçek kimliği, anlattığı anılarla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Film aynı zamanda Marilyn Monroe'nun doğumunun yüzüncü yılına uzanan bir saygı duruşu taşıyor.
Orizzonti bölümü, uluslararası sinemanın yeni anlatım biçimlerine ve yükselen yönetmenlerine alan açıyor. Ana yarışmanın yıldızlı yapımlarından daha sakin ilerleyen bu seçki, festivalin keşif tarafını temsil ediyor.
Anna Foglietta'nın yönettiği film, kızlarının üniversite için evden ayrılmasıyla ilişkilerindeki boşlukla yüzleşen Erika ve Mauro'yu izliyor. Alba Rohrwacher ve Guido Caprino'nun canlandırdığı çift, bastırdıkları hayaller ve çözülmemiş yaralar arasında evliliklerini yeniden kurmaya çalışıyor.
Film, savaş fotoğrafçısı Gerda Taro'nun 1937'de İspanya cephesine dönmeden önce Paris'te geçirdiği son güne odaklanıyor. Robert Capa ile ilişkisi ve Nazi Almanyası'ndan kaçan arkadaşlarıyla kurduğu hayat üzerinden ilerleyen yapım, savaş alanında hayatını kaybeden ilk kadın foto muhabirinin portresini çiziyor.
Anuparna Roy'un Hindistan ve ABD ortak yapımı filmi, Orizzonti seçkisinin merak uyandıran bağımsız yapımları arasında bulunuyor. Neelima Sharma ve Pritam Pilania'nın başrolleri paylaştığı filmin hikâyesine ilişkin ayrıntılar ise festival öncesinde sınırlı tutuluyor.
Tür ve anlatım konusunda daha özgür bir seçki sunan Venezia Spotlight, sekiz filmi seyirciyle buluşturacak. Bölümde aile dramlarından belgesellere, politik hikâyelerden kara mizaha uzanan geniş bir dünya var.
Gael García Bernal'ın yönettiği ve başrolünde yer aldığı film, boğulmaktan kurtardığı zengin iş insanının yardımıyla Küba'dan Meksika'ya giden Camilo'yu anlatıyor. Yeni bir aile kurduğunu düşünen Camilo, hayatının kendisini kurtaran adam tarafından hazırlanan büyük bir kontrol planının parçası olduğunu fark ediyor.
Türkiye ortak yapımı film, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yoksullukla mücadele eden bir Gürcü köyünde geçiyor. İnatçı bir fındık üreticisi, emeğinin karşılığını alabilmek ve aşka ikinci bir şans verebilmek için hayatla pazarlığa girişiyor.
Alina Şerban'ın filmi, yetiştirme yurdundan çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya olan genç Roman kızı Rebeca'nın hikâyesini anlatıyor. Babasının hapisten çıkmasıyla özlemini duyduğu aileye kavuşacağına inanan Rebeca, büyümenin çok daha zorlu seçimler gerektirdiğini keşfediyor.
Belgesel, Japonya'nın dışarıya kapalı sumo dünyasına içeriden bakıyor. Kariyerlerinin farklı dönemlerindeki sporcuları bir yıl boyunca izleyen yapım, sert antrenmanların ve ağır geleneklerin arkasında ruhsal dayanıklılığın nasıl kurulduğunu araştırıyor.
Festival, yeni filmlerin yanında sinema tarihine yön veren yapımları restore edilmiş kopyalarıyla yeniden gösterime sunuyor. Bu yılki programda Luis Buñuel, John Cassavetes, Roberto Rossellini, Ernst Lubitsch ve Roman Polanski gibi yönetmenlerin filmleri bulunuyor.
Seçkinin öne çıkanları arasında Ingrid Bergman ve George Sanders'lı Journey to Italy, Gena Rowlands'ın başrolünde olduğu John Cassavetes filmi Minnie and Moskowitz ve Carole Lombard'lı savaş dönemi komedisi To Be or Not to Be yer alıyor. Festival öncesindeki 1 Eylül gecesinde ise Venedikli yönetmen Tinto Brass'ın 1967 yapımı pop gerilimi Deadly Sweet restore edilmiş haliyle gösterilecek.
Ana yarışmanın güçlü isimleri kadar belgeselleri ve daha küçük ölçekli keşifleriyle de merak uyandıran 83. Venedik Film Festivali, ödül sezonunun konuşulacak filmlerini belirlemeye hazırlanıyor. Lido'dan yükselecek ilk yorumlar, önümüzdeki aylarda Oscar yarışında hangi yapımların öne çıkacağına dair tabloyu da büyük ölçüde şekillendirecek.