Soyu Osmanlı hanedanlığına dayanan, romanlarıyla tanıdığımız, Sultan V. Murat’ın küçük torunu Kenizé Mourad, 1939 yılında Paris’te doğdu. Türkiye’ye olan ilgisi sayesinde, yaşamımı sürdürdüğüm Fransa’nın Paris şehrinde düzenlenen “Istanbul’da Art Nouveau” (Yeni Sanat - 19. Yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olmuş, dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir sanat akımı) konulu konferansıma katılması ile tanışma şansına eriştim. Mütevazılığı ve ağırbaşlı kişiliğinin yanı sıra, gazetecilik tecrübesi ve sanata olan duyarlılığı, kendisini daha yakından tanımak istememe neden oldu. İnsanın kendisine olan güveni ve karşısındaki kişileri manen zenginleştirme olgusu hoşlandığı değerler arasında olan Kenizé, kendini şu sözlerle ifade ediyor: “Kendinden emin olmayan insan karşısındakine de açılamaz.”
Kendi iç dünyasında Kur’anı Kerim’deki (2. Bakara-62) : “Şüphesiz İnananlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gününe inanır ve doğru olanı yaparsa; onlara Rab’leri yanında mükafatlar vardır. Onlara bir korku da yoktur, üzülmeyeceklerdir” ve (2. Bakara-285): ”Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene îmân etti, mü’minler de! Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine: ‘Peygamberlerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayız’ diye îmân ettiler ve şöyle dediler: ‘İşittik ve itâat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini dileriz; dönüş(ümüz) ancak sanadır” ayetlerini hatırlamayı sever.
1987 yılında yayınlanan, kendi ailesinin hikâyesi üzerinden 20. yüzyılın ilk yarısının tarihini anlattığı ‘De la part de la princesse morte’ (Saraydan Sürgüne) gibi başarılı romanlara imza atan Kenizé Mourad ile, sonunda bir araya gelebilmiştik. Uluslararası “bestseller” olan kitap dört yıllık çalışma, iki yıllık belgeleme ve iki yıllık yazma sürecinin ardından ortaya çıkmış. Milyonlarca kopyası satılan kitap tam 34 dile çevrilmiş.
2003 yılında iki halkın dramını yansıtmayı hedefleyen, Filistinli ve İsrailli erkekler, kadınlar ve çocuklarla yapılmış röportajlardan oluşan ‘’Le Parfum de Notre Terre: Voix de Palestine et d’Israël’’ (Toprağımızın Kokusu: Filistin ve İsrail’in Sesleri) adlı kitabını yayınlar.
Bu son romanına çok nitelikli belgelerle hazırlanan yazar, Doğu’nun az ya da yanlış tanınan ülkesini; nüfusu, gelenekleri, dini, zenginliği, fakirliği ve tarihi kültürleriyle tanıtıyor. Eseri ilginç kılan ise, gerilim ve romantizmin birbirine karıştığı metinler değil, daha çok Pakistan toplumunun düzeni ve yönetiminin işleyişi ile, terörist gruplar ve ordunun siyasi rolü üzerine söyledikleri olduğunu düşünüyorum. Bir yanda fakirliğin pençesinde, teröristlerin gölgesinde, muhafazakâr ve geleneksel bir Pakistan; diğer yanda zenginlik, zarafet ve özgürlük içinde yaşayan modern bir Pakistan. Eserde bahsedilen Lahor’daki tarihi eserler, kaleler, camiler, prenslerin evleri, parklar, Shalimar Bahçeleri, “Pakistan’ın İsviçre’si” olarak adlandırılan Swat Vadisi insanda merak ve seyahat etme arzusu uyandırıyor.
Romanın kahramanı olan Anne, içgüdüsü ile yazar ve yeniden gazeteciliğe başlar. Nükleer silaha sahip tek ülkede, bombanın teröristlerin eline geçme olasılığının doğurduğu riskleri araştırmak üzere Pakistan’a gelen Anne, bu gezide büyükbabasının ilk aşkını bulma fırsatını da yakalar. Kendisi de Lahor’da Beckett’in oyunlarını sahneleyen tiyatrocu (Pakistan’a tutkuyla bağlı ve tehlikeli bir sırrı taşıyan) Karim’e gönlünü kaptırır. Ayrıca yabancıların girmesi yasak olan Gwadar’a gidip büyük liman projesi hakkında da bilgi toplamayı başarır. Genç kadın, sarayları, camileri ve Moğol bahçeleriyle ünlü Lahor’un asil güzelliğinde, askerler ve polislerin yanı sıra aristokratların arasından bile kendilerine taraftar bulabilen cihatçı örgütlerle karşı karşıya gelir. Ölümle sonuçlanan saldırılardan sorumlu aşırı dinci bir örgütün liderine ulaşmaya çalışırken rehin alınır, aç ve susuz kalır, ölüm korkusunu tadar. Ona yol gösterenlerden biri olan tuhaf arkadaşı Karim onu kurtarabilecek midir? Diğer romanlarında olduğu gibi “Pak İnsanlar Ülkesinde” de yazarın, tutkulu bir hikâye aracılığıyla, geniş kitlelere yönelik bir mesaj iletme isteğini yansıttığını gözlemliyoruz.
RÖPORTAJ İÇİN ALEM'İ SATIN ALABİLİR VEYA DERGİLİK UYGULAMASINDAN İNDİREBİLİRSİNİZ!