Oyunculuk hikayen nasıl başladı?
Oyunculukla hayatımın oldukça zor bir döneminde tanıştım. İlk kez sahneye çıktığımda, içimde taşıdığım bütün yükleri ve dertleri birkaç saatliğine de olsa geride bırakabildiğimi fark ettim. Sahne benim için yalnızca bir oyun alanı değil, aynı zamanda nefes alabildiğim bir sığınak hâline geldi.
Seni bugün ekrana taşıyan, başarıya götüren, seni bir adım öne çıkaran özelliklerinin ne olduğunu söyleyebilirsin? Neden Kaan?
Bir gün yine saatlerce oyunculuk üzerine çalışıyordum. Annem yanıma gelip bana, "Sen mesleğini buldun, oyuncu olmalısın" dedi. Bu cümle hayatımda dönüm noktalarından biri oldu. Çünkü ben, ders çalışmaktan pek hoşlanmayan biriydim; fakat annem beni ilk kez bir şeye bu kadar tutkuyla bağlı ve bu kadar istekli gördü. Belki de o an, yolumun gerçekten oyunculuk olduğunu benden önce fark etti. Bugün geriye dönüp baktığımda, onun o gün söylediği sözlerin ne kadar doğru olduğunu daha iyi anlıyorum. Oyunculuk benim için sadece bir meslek değil; kendimi en özgür, en gerçek ve en canlı hissettiğim yer. Hiçbir zaman kendime yapay bir persona yaratma ihtiyacı hissetmedim. Olduğum gibi olmayı, kendimi olduğu haliyle ortaya koymayı tercih ettim. İnsanlarla kurduğum ilişkilerde her zaman samimiyetin en değerli şey olduğuna inandım. Bugüne kadar beni ben yapan özelliklerimin başında da bu samimiyet geldi. Ne kadar yol alırsam alayım, ne kadar değişirsem değişeyim, bu özelliğimi kaybetmeyi ya da geride bırakmayı hiç düşünmüyorum. Çünkü bana göre insanın en güçlü yanı, kendisi olabilme cesaretidir.
Kamera karşısında öğrendiğin en beklenmedik hayat dersi ne oldu?
Kamera karşısında öğrendiğim en önemli hayat dersi, insanların mükemmelliğe değil, samimiyete bağlandığı oldu. Ne kadar kusurlarını saklamaya çalışırsan çalış, en gerçek anların her zaman daha güçlü bir etki bırakıyor. Oyunculuk bana kendimi korumak için ördüğüm duvarları fark etmeyi ve gerektiğinde o duvarları yıkabilmeyi öğretti. Çünkü bir karaktere gerçekten hayat verebilmek için önce kendinle dürüst olman gerekiyor. Bu yüzden kamera karşısında öğrendiğim en değerli şey, kırılganlığın bir zayıflık değil, cesaret göstergesi olduğuydu.
Yeni dizi heyecanın var. Peki hayatının nasıl bir dönemindesin?
Yeni dizi için büyük bir heyecan duyuyorum. Hayat vereceğim karakter ilk başta bana oldukça uzak görünüyordu, fakat kısa sürede ona beklediğimden çok daha fazla yakınlaştım. Şimdi onun hikâyesini ve dertlerini anlatmak için sabırsızlanıyorum. Bu aralar kendi meselelerimi bir kenara bırakıp tamamen karakterime odaklandığım bir süreçten geçiyorum. Günün büyük kısmında onun dünyasını anlamaya ve ona mümkün olduğunca dürüst bir şekilde hayat vermeye çalışıyorum. Bu yazın tadını çıkarmak için çok çalışmak gibi bir planım var...
Çocukluğunun en sinematik yaz anısı hangisi?
"Ben Leman" yazı diyorum. Çünkü benim için o yaz, sadece bir iş değil; unutulmaz bir deneyimdi. Urla'da çok çalıştığımız, zaman zaman yorulduğumuz ama bir o kadar da doyasıya eğlendiğimiz bir dönemdi. 2025 yazı, hem mesleki hem de kişisel olarak bana çok şey kattı. Bugün dönüp baktığımda aklımda kalan ilk şey, o güzel anılar ve birlikte geçirilen o eşsiz zamanlar oluyor.
Yazın sendeki hissini nasıl tarif edersin?
Yazı her zaman bir başlangıç olarak görüyorum. Sanki bir dönem kapanıyor, geride kalan her şey yerini yeni hikâyelere ve yeni deneyimlere bırakıyor. Bu yüzden yaz benim için sadece bir mevsim değil; yeniden başlamak, yenilenmek ve hayatın tadını biraz daha çıkarmak demek. Üstelik bu başlangıcın en güzel yanı, beraberinde çok fazla keyif ve heyecan getirmesi.
Bir yaz günü tamamen senin yönetmenliğinde çekilseydi, ilk sahne nerede açılırdı?
Küçük bir adaya yanaşan beyaz bir yelkenli tekneyle açılırdı.
Bu yazın jeneriğinde ne yazsın istersin?
"Hazırsak başlıyoruz..."
Röportaj: Filiz ŞEREF KULU
Fotoğraf: Emre KARATAŞOĞLU
Styling: Zilan BÜLBÜL
Saç: Erdem GÜL
Makyaj: Selen KAYA / MAC ürünleriyle
Prodüksiyon: Ceylan YENİACUN, Zeynep GÜLALP
Video: Onur KARAKUŞ, Ardan Can GÜNGÖR
Styling asistanı: İlayda YİĞİT
Mekân için The Grand Tarabya Hotel'e teşekkür ederiz.