Begüm Güney ile Sanatın Değişen Dünyası

“Bir eserin doğru bağlamda, doğru mekânda ve doğru koleksiyonerle buluştuğu an ortaya çıkan bütünlük hissi büyüleyici” diyen Sanat Danışmanı ve Küratör Begüm Güney ile sanat ile mimari arasında doğal bir karşılaşma zemini oluşturan 1892 yapımı Jones Apartmanı'ndaki evinde buluştuk.

YAZAR: Filiz ŞEREF KULU
11 Nisan 2026 Cumartesi 12:42 | Son Güncellenme:
16 dakika okunma süresi

Bugün Orta Doğu'nun sanata kattığı boyuttan Gen Z'nin sanata yaklaşımına ve koleksiyoner profilindeki değişime dek sanat dünyası bir başkalaşım içinde. Peki öyleyse bir sanat danışmanını böyle bir dönemde daha çok ne heyecanlandırıyor olabilir? Sanat dünyasındaki global isim Begüm Güney ile konuşurken, aynı zamanda ofisi olarak da kullandığı, sürekli dönüşen bir hafıza alanı olarak tanımladığı, "her parça ya bir hikâye taşıyor ya da bilinçli olarak susuyor" dediği, 1892 İngiliz yapımı apartmanda bir araya geliyoruz... Sanatın geçmişten gelen mimari hafıza ile bugünün üretimleri arasında bir ilişki kurmaya çalıştığı bu atmosferde, geleceğin yatırım dillerinden biri haline gelen sanatı konuştuk.

Sanatın hayatının öznesi olacağını fark ettiğin o ana dönelim mi? Sence senin hikayen asıl nerede başlıyor?

Sanatın hayatımın öznesi olacağını fark ettiğim an tek bir zamana ait değil. Çocuklukta başlayan ilgim, zamanla bir meraktan öteye geçerek dünyayı okuma ve anlamlandırma biçimim hâline geldi. Görünür ya da görünmez deneyimlediğimiz her şeyin bir sanatçı dokunuşu taşıdığına inanıyorum. Bu nedenle sanatla ilişkim, resmi eğitimimden çok daha önce, hatırlayabildiğim en erken dönemlerde başladı. Özellikle resim, çocukluğum boyunca hayatımda sürekli bir yer tuttu. Görsel İletişim Tasarımı eğitimimin ardından Kültür ve Sanat Yönetimi alanında yüksek lisans yaptım; ancak akademik yolculuğum, zaten içsel olarak şekillenmiş bir yönelimin devamı gibiydi. Güzel sanatlar okuluna hazırlanırken ve sonrasında eğitimim süresince, beni tanımlayan özelliklerin birlikte büyüdüğüm sanatçı arkadaşlarımdan bir ölçüde farklı olduğunu fark etmeye başladım. Bu farkındalık, küratör olma kararımı şekillendirdi. Güçlü yanlarımın iletişim, organizasyon ve süreç yönetimi etrafında yoğunlaştığını erken dönemde gördüm. Küratöryel pratiğin çoğu zaman görünmez kalan yapısı da tam burada başlar: küratör, sanatçının dili ile izleyici, koleksiyoner ve üretim süreçlerini hayata geçiren ekip arasında akışkan biçimde hareket eden bir tercüman gibidir. Bu rol, yalnızca sergileri bir araya getirmekten ziyade anlamın dolaşımını mümkün kılan bir alan açmayı gerektirir. Her zaman çalışkan, kararlı ve disiplinli biri oldum. Bu özelliklerin öğretilebilir olup olmadığından emin değilim; ancak sanat ve kültür alanında açıklık ve amaç duygusuyla ilerleyen kişilerde ortak bir nitelik gibi görünüyorlar. Geriye baktığımda, sanatın hayatımın merkezine yerleşmesi bir karar anından çok doğal bir yönelim, hatta kaçınılmaz bir akış gibi görünüyor.

Sanat danışmanlığı hangi noktasından seni yakaladı?

Sanat danışmanlığı beni sanat ile yaşam arasındaki bağı kurma fikriyle yakaladı. Bir eserin doğru bağlamda, doğru mekânda ve doğru koleksiyonerle buluştuğu an ortaya çıkan bütünlük hissi büyüleyici. Bu alan benim için yalnızca eser seçimi değil; görsel bir dil oluşturmak, mekânsal kimlik inşa etmek ve kültürel bir anlatı kurmak anlamına geliyor. Bugün hala aynı motivasyonla çalışıyorum: Görsel olanın ardındaki fikri keşfetmek ve onu sezgisel ama stratejik bir dille görünür kılmak. Pratiğim, sanat aracılığıyla değerleri görünür kılmayı ve bu değerleri yeni bağlamlarda yeniden üretmeyi amaçlıyor. Allan Schwartzman'ın dediği gibi, "Bir koleksiyon yalnızca değer satın almaz, bir bakış açısı ve kalıcı bir kültürel hafıza da inşa eder." Hepimizin hayalini kurduğu daha adil ve ilerici bir toplumun zemini, ancak sanatla mümkündür.

Bugün Orta Doğu'nun sanata kattığı boyuttan Gen Z'nin sanata yaklaşımına ve koleksiyoner profilindeki değişime dek sanat dünyasındaki başkalaşım içinde hangileri seni daha çok heyecanlandırıyor? Sanat dünyasında kısaca neler oluyor?

Bugün sanat dünyasında yaşanan dönüşüm son derece dinamik. Orta Doğu'nun kültürel yatırımları ve kurumsal vizyonu, sanatın kamusal ölçekte yeniden düşünülmesine olanak sağlıyor. Gen Z sanatla hiyerarşik bir ilişki kurmuyor; erişilebilirlik, deneyim ve dijital katmanlar onlar için belirleyici. Koleksiyoner profili de değişiyor: sahip olmaktan çok ilişki kurmak, desteklemek ve üretim süreçlerine dahil olmak önem kazanıyor. Sanat dünyası artık tek merkezli değil; anlatı çoğullaşıyor ve yeni coğrafyalar güçlü bir şekilde söz alıyor. Asya ve Orta Doğu sanatın yalnızca sergilenmediği; kültürel diplomasi ve kent vizyonunun bir parçası haline geldiği yeni bir model sunuyor. Diğer tarafta Gen Z, sanatla kurulan ilişkiyi kökten değiştiriyor. 40 yaş altı koleksiyonerler yeni alıcıların yaklaşık yüzde 30'unu oluşturuyor. 50 bin dolar altı satış segmentinin büyümesi de bir gösterge sayılabilir. Artık sahiplikten çok deneyim, erişim ve paylaşım önemli. Dijital üretimler ve ekran temelli işler kurumsal koleksiyonlara daha görünür biçimde girmeye başladı. Kısacası bugün sanat dünyasında olan şey; coğrafi merkezlerin çoğalması, deneyim odaklı üretimlerin yükselişi ve koleksiyonerliğin sahiplikten katılıma evrilmesi. Karşılığını bulan katılımcı ve toplumsal yaratıcılık fikrinin bugün her zamankinden çok daha görünür hale geldiğini düşünüyorum.

Koleksiyoner kelimesi sana ne ifade ediyor? Bugüne dek gördüklerin içinde en etkilendiğin koleksiyon hangisiydi?

"Koleksiyoner" kelimesi benim için biriktirmekten çok hafıza kurmak anlamına geliyor. İyi bir koleksiyon, sahibinin düşünsel dünyasını yansıtan; yaşayan, büyüyen ve anlam değiştirebilen bir form. Beni en çok etkileyen koleksiyonlar, değerleri onaylanmış ve kabul görmüş sanatçıları barındıranlar değil; tutarlı büyüyen, bir düşünceyi genişletebilen, zamanın ruhunu okuyabilen koleksiyonlar. Bugüne dek birçok güçlü koleksiyon görme fırsatım oldu; ancak şu anda en çok, yönetimine eşlik ettiğim koleksiyonun yolculuğundan etkileniyorum. Çünkü bir koleksiyonun oluşumuna en başından tanıklık etmek, onun düşünsel yönünün ve estetik dilinin zaman içinde nasıl evrildiğini görmek eşsiz bir deneyim. Bir koleksiyonun kendi kuşağıyla birlikte büyümesi benim için özellikle anlamlı. Yaklaşık 1,5 senedir New York'ta yaşayan genç bir koleksiyonerle, paylaştığımız kuşağın sanatçılarından oluşan yeni bir anlatı kuruyoruz. Yalnızca eserleri değil, geleceğe doğru kurduğu ihtimalleri de bir araya getiriyoruz birlikte. Bu belki de bu koleksiyonun en etkileyici yanı.

İlk aldığın sanat eseri hangisiydi? Senin için anlamı nedir?

Çağıl Harmandar'ın bir video işi. Hemen ardından Japonya'da devlet bursuyla eğitimine devam eden sanatçıyı yakından takip etmeye devam ediyorum. Eserde sürekli iç içe geçen eller güven, dayanışma ve karşılıklı bağlılık kadar, birbirine temas ederken sınırlarını koruyan varlıkların hassas dengesini de hatırlatır. Benim için anlamı bir yakınlığı da taşıyışı aslında: tutmak ile bırakmak arasında ince bir eşikte.

Son dönemde hangi fuarlara katıldın? Sende nasıl izler bıraktılar?

Son dönemde oldukça yoğun bir fuar programı içindeydim. Miami'de Art Basel Miami Beach kapsamında yalnızca ana fuarı değil, Untitled ve NADA başta olmak üzere şehirde eş zamanlı gerçekleşen tüm platformları gezme fırsatım oldu. Bu paralel fuarlar, ana akımın dışında kalan sesleri, genç galerileri ve daha deneysel üretimleri görmeye imkan tanıyor. Ardından seneye Frieze'e dönüşecek olan Abu Dhabi Art, bölgenin kültürel yatırım gücünü ve kurumsal vizyonunu yakından gözlemlemek açısından önemliydi. Körfez coğrafyasında sanatın yalnızca kültürel değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik bir araç olarak konumlandırıldığını görmek, bu ekosistemin nasıl bilinçli biçimde inşa edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Katar'da ise beni en çok etkileyen şey, sanatın kamusal alan, mimari ve kültürel kimlik inşasıyla kurduğu güçlü ilişki oldu. Özellikle Wael Shawky'nin pratiğinde karşılaştığımız tarihsel anlatı, mitoloji ve kolektif hafıza katmanlarının Art Basel Doha dahilinde çağdaş bir dil içinde yeniden kurgulanması, bölgenin kendi anlatısını kurma iradesini güçlü biçimde yansıtıyordu.

Bu evin çok özel bir atmosferi var. Sanat ve mimari nasıl bir kesişim üzerinden yorumlanabilir?

Çok teşekkürler incelikli yorumun için. Bu evin en büyük özelliği, sabit bir estetik sunmak yerine sürekli dönüşen bir hafıza alanı olması. Yaşayan, değişen ve her temasla yeniden yazılan bir mekân. Ev aynı zamanda ofisim olduğu için, işlev görünür ama baskın olmayan bir denge kurmak istedim. Çalışma alanı evin ritmini bozmasın, ev de çalışmayı romantize etmesin. Nesneleri seçerken eşlik aradım. Her parça ya bir hikâye taşıyor ya da bilinçli olarak susuyor. 1892 yapımı İngiliz apartmanı olan bu yapının sunduğu espas, sanat ile mimari arasında doğal bir karşılaşma zemini oluşturuyor. Eserleri yerleştirirken, mekânın belleğiyle diyaloğa giren varlıklar olarak düşündüm; geçmişten gelen mimari hafıza ile bugünün üretimleri arasında bir ilişki kurmaya çalıştım. Böylece sanat, Jones Apartmanı'nda birlikte yaşayabildiğimiz bir şeye dönüşüyor.

Modayla da bir o kadar ilgilisin. Taktığın feslerle yurt dışında fuarlarda dikkat çekiyorsun. Modayı da sanatla ve gelenekle mi birleştiriyorsun?

Modaya ilgim, hayatımın erken dönemlerinden itibaren estetikle kurduğum ilişkinin doğal bir uzantısı olarak şekillendi. Trendleri takip etmek ve modanın dönüşümünü izlemek elbette kıymetli; çünkü moda da kendi zamanının ruhunu taşır. Ancak benim için mesele yalnızca bu akışı izlemek değil; o akışla kendi estetik duyarlılığım arasında bir denge kurabilmek. Sanatla kurduğum düşünsel ilişki ne kadar katmanlıysa, giyimle kurduğum ilişki de o kadar bilinçli. Fes, takke ya da farklı kültürlerde karşılaştığımız benzer başlıklar -örneğin Kuzey Afrika'daki fez, Orta Doğu'daki kufi, Orta Asya ve Anadolu'daki takke ya da Doğu Avrupa ve Balkan coğrafyasındaki varyasyonlar- tarih boyunca hem işlevsel hem de simgesel anlamlar taşıdı. Bir dönem kimlik, aidiyet, inanç ya da toplumsal statü göstergesi olan bu formlar, bugün küresel kültür

EN ÇOK OKUNANLAR

Şehre Uğrayan Atina Ruhu

Şehre Uğrayan Atina Ruhu

4 dakika okunma süresi
Yeni Mercedes-Benz GLB ile Mayorka Sürüşü

Yeni Mercedes-Benz GLB ile Mayorka Sürüşü

1 dakika okunma süresi
Tabakta Yeni Bir Hikaye

Tabakta Yeni Bir Hikaye

3 dakika okunma süresi
Tek Sezonda Bitecek En İyi Diziler

Tek Sezonda Bitecek En İyi Diziler

21 dakika okunma süresi
Yeni Nesil Buluşma Noktası

Yeni Nesil Buluşma Noktası

2 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Köklerinden Gökyüzüne Uzanan Bir Dengede: Ebru Şahin

Köklerinden Gökyüzüne Uzanan Bir Dengede: Ebru Şahin

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: İlvira Donskaya

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: İlvira Donskaya

Enerjisiyle Bir Adım Önde: Arzum Onan

Enerjisiyle Bir Adım Önde: Arzum Onan

Kulis Hikayeleri: Alina Boz ve Ayda Aksel ile "Palamut Zamanı"

Kulis Hikayeleri: Alina Boz ve Ayda Aksel ile "Palamut Zamanı"

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu

Bir Aşk Masalının Başrolü: Sarah Pidgeon

Bir Aşk Masalının Başrolü: Sarah Pidgeon

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Dilek Hanif

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Dilek Hanif

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Milka Karaağaçlı İnce

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Milka Karaağaçlı İnce

Zirvede Parlayan Bir Yıldız: Nesrin Cavadzade

Zirvede Parlayan Bir Yıldız: Nesrin Cavadzade

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Berrin Eser

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Berrin Eser

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin