Geçtiğimiz hafta düzenlenen 9. İstanbul Moda Konferansı, dünya modasına yön veren isimleri buluşturdu. Konferansın konuklarından biri de Tory Burch’ün Kreatif Direktörü Cecile Renna’ydı. Tory Burch’ün New York’taki evinin mutfağındaki ilk çizimlerle şekillen markanın kuruluş aşamasından itibaren etkin rol oynayan Renna ile tasarım dünyasındaki yolculuğunu, dünya modasındaki son trendleri ve Türkiye’nin moda sahnesindeki geleceğini konuştuk.
Kuruluş aşamasından beri markadasınız. Sizden ilk günleri dinleyebilir miyiz?
O günler eşsizdi. Tory çok özel biri. Bana çok şey öğretti. Markasının nasıl olması gerektiği hakkında çok net bir fikri vardı. Hala bizimle olan arkadaşım Suki de ekibe katıldı.Tory’nin Central Park’a bakan dairesinde çalışıyorduk. Kıyafetleri ölçmek ve çizim yapmak için mutfak tezgahını kullanıyordum. Çocukların bakıcısı yemek hazırlamak için beni kovalıyordu. Şimdi kulağa çok eskilerde kalmış gibi geliyor.
Tory Burch günümüzün en popüler markalarından biri. Rekabetin oldukça fazla olduğu moda dünyasıda başarılı bir marka yaratmanın sırrı ne size göre?
Dürüstlük, bağlılık, yaratıcılık, esneklik ve her zaman kendinize nelerin daha iyi yapılabileceğini sormak...
Tory Burch’ü en iyi anlatan sözcükler hangileri?
Klasiğin modern bir yorumu.
Tory Burch’ün 2017 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu geçtiğimiz ay New York’ta tanıtıldı. Sizin için koleksiyonun en özel parçaları hangileri?
Delikli koton elbiselerin hepsini çok sevdim. Feminen olmalarının yanı sıra genç ve dinamik bir duruşları var. Dünyanın her yerinde yaz için ideal.
Günümüzde tasarımlar mevsimsiz gibi. Ama sonbahar-kış, ilkbahar-yaz, resort ve pre-fall koleksiyonları var. Bir aşırılık olduğunu düşünüyor musunuz?
Evet, kesinlikle. Bence koleksiyonların nasıl sergilenmesi gerektiğini yeniden gözden geçirmek gerekiyor ve güçlü bir bakış açısına sahip olmak çok önemli..
“Şimdi Gör Hemen Al” konsepti son günlerde oldukça popüler. Bu konseptin bir moda devrimi olduğunu düşünüyor musunuz?
Bir anlamda evet. Ama perakendeciler ve alıcıların hepsi bu büyük geçişi yapmaya hazır değil. Hazirandaki mağaza teslimatı için kürk paltolar tasarlamamız istendi. Bir zamanlar oldukça başarılı olan iş uygulamalarını değiştirmek için büyük bir inanç gerekiyor.
Lüks markalarda son dönemde büyük değişimler yaşandı. Tasarımcı ayrılıkları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gerçekten çok üzücü. Alber Elbaz bir dahi ve Lanvin’i gerçekten moda sahnesine geri döndürdü. Tasarımları çok güzel, feminen ve cool. Birçok tasarımcıya ilham verdi. Raf Simmons da Christian Dior için çok güzel işlere imza attı. Yine de onların gidişini anlayabiliyorum, tasarımcılar yaratıcı olabilmek için doğru yerde olmalılar.
İstanbul Moda Konferansı için geldiniz. Bu tür konferansların moda dünyasına katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fabrikalar, satıcılar ve kaynak ofisler arasında köprüler yaratıyor. Bu konferansların iş ortakları bulmak için ideal olduğunu düşünüyorum.
Moda dünyasına yeni adım atacak olanlara ne önerirsiniz?
Kendinize inanın, içgüdülerinizi takip edin ve gerçekten sıkı çalışmaya hazır olun.
Türkiye’nin gelecekte moda dünyasında kilit rol oynayacağını düşünüyor musunuz?
Umarım. Global bir çevrede yaşıyoruz ve İstanbul’da yaratıcılığın çok fazla olduğunu görüyorum. Köklü el işçiliğini başarıyla uygulayan birçok yetenekli tasarımcınız var.