Tecrübe ve iyi bir ekip markaların kalıcılığının formülü olarak karşımıza çıkıyor. MVoice’un sahipleri Murat ve Nesligül Afşar çalıştıkları İtalyan markalarının yanında gelen istekler üzerine MVoice Stüdyo ismi ile 2013’te kendi markalarını yaratmışlar. 40 yıllık tecrübeleri ile hizmet vermeye devam eden çift ülke sınırlarını aşarak yurt dışında da başarılı restoran ve gece kulübü projeleri gerçekleştiriyorlar. İtalyanlar ile Akdenizli oldukları için rahat çalıştıklarını söyleyen çift ile mobilya ve dekorasyon üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
MVoice’un kuruluş serüvenini anlatır mısınız?
Hangi markalarla çalışıyorsunuz?
Yurt dışında yaptığınız projelerinizden bahseder misiniz?
MVoice’un tarzını nasıl tanımlarsınız?
Bugünlerde yaptığınız ve yakın gelecekte yapacağınız projelerden bahseder misiniz?
Neden İtalyan markaları tercih ettiniz?
Müşterilerinize danışmanlık hizmeti de veriyor musunuz?
İnternet sitenizde MVoiceStudio ibaresi var, MVoiceStudio alt markası nedir anlatır mısınız?
N.A: 2007 senesinden sonra zaten müşteri evlerinde yerli ürünlerimizi mekana özel istek olunca tasarlayıp üretiyorduk. Gelen istek ve neden showroom’unuzda hiç yerli ürün örnekleri olmadığı soruları sonucunda bir katımızı 2013 senesinde MVoiceStudio adı ile kendi koleksiyonlarımızı hazırlamaya yönlendik. 2 senedir sürekli güncellenen modelleri ve yapısı ile MVoiceStudio zaten artık bizim de vazgeçemeyeceğimiz bir koleksiyon halini aldı.
Aydınlatmada dikkat edilmesi gereken noktalar neler?
N.A: Aydınlatma dekore edilen mekanın en önemli unsurlarından biri. Bu bence mekana özel olmalı çünkü yaptığımız yer bir ev, restoran veya gece kulübü olabiliyor. Ancak çok aydınlık mekanlarında, karanlık mekanlar kadar rahatsız edici olduğu da bir gerçek. Mümkün olduğunca göze direkt gelmeyen aydınlatmalar ile desteklenen ortamlar. Çok kollu cam balon aydınlatmalar ise bize göre son trend ve son dönemde olmazsa olmaz gizli led ışıklar hep tercihimizdir.
İç dekorasyonda nelere dikkat edilmeli?
N.A: Bazen ilk görüşte çok hoşumuza giden fakat kıza sürede sıkılabileceğimiz çok hareketli objelerden kaçınmalıyız. Daha soft renklerin hakimiyetinde olan sadece yastık, puf, tekli koltuk gibi ufak parçalardan renklerin kullanıldığı ortamlar dinlendirici oluyor ve modası geçmiyor. Aynı mekanda genelde iki ayrı kaplama,iki ayrı lakeyi kullanmamaya özen gösteriyoruz. Bu arada SilvanoCei’nin rengarenk masa ve sehpaları, Missoni’nin rengarenk kumaşları ile de mekanları bütünlüyoruz. Ama hepsinin bir sınırı var. Kişinin kendini mutlu hissettiği, zamanla sınırlı kalmayan bir dekorasyon en güzelidir diye düşünüyorum.
Markanızın ilkeleri neler?
M.A: Klasik cümleler ile iyi hizmet vs. diye başlamak istemiyorum. Hep kendimizi müşteri yerine konumlandırarak hareket ediyoruz. Sonuç olarak zaten iyi hizmet vermek zorundayız. İşimize tam konsantre olup, doğru odaklandığımızda, müşteri istekleri size iletilmeden istekleri tahmin edebiliyor ve işi ona göre yönlendirebiliyoruz. Ana ilkemiz sözlerimizin arkasında durabilmek olmuştur.
Markanızın gelecek hedefleri neler?
M.A: Kendimizi çok büyük hedefleri olan bir firma olarak görmüyorum çünkü biz kişiye özel hizmet verdikçe, müşterilerimiz ile birebir ilgilenebildiğimiz sürece mutluyuz. Eşim veya benim sohbet etmediğimiz, tanımadığımız hiç müşterimiz yok gibidir. Öyle olunca sanki aile sıcaklığında devam eden bir işletmeyiz ve bu sihrin bozulmasını istemiyoruz. Tabi ileride neler olabilir bilemiyoruz.
Türkiye’de mobilya sektörünün geldiği noktayla ilgili neler söylersiniz?
M.A.: Ülkemiz adına gurur duyabileceğimiz işler yapılıyor. Zaten teknoloji veya dizayn olarak ülkemiz de çok ileri noktalara geldi. Biz de burada hazırlayabileceğimizi burada üretmekten yanayız. Türkiye’de artık bazı firmaların İtalyan tasarımcılarından destek alarak dünya pazarına çıktığı da bir gerçek. Bence çok daha ileri noktalara geleceğiz.
Röportaj: Petek KIRBOĞA
Fotoğraflar: Ercan Ali YILDIRIM