Sizi sizden dinleyebilir miyiz?
Sizin mükemmelliyetçi ve kontrollü bir yanınız olduğunu söylüyorlar, doğru mu?
Hala söylüyorlar mı? Hala söylüyorlarsa kötü, ben bunun üzerine bayağı bir çalıştım çünkü. Daha az mükemmelliyetçi ve daha az kontrollü olmak için çalıştım. Daha önceleri her şeyi kontrol etmek isterdim, her şey mükemmel olsun isterdim sonraki yıllarımda daha olgunlaştım çok daha tevekküllü oldum.
Dünyanın önemli markalarını Türkiye’ye taşıyorsunuz, bundan sonraki projelerde bizi nelerle şaşırtacaksınız?
Şu anda üzerinde geliştirmeye çalıştığım projelerim var şimdi söylemek istemiyorum ama yine medya sektöründe olacak.
Medya ve eğlence dünyasına ayak uydurmak için neler yapıyorsunuz?
Çok televizyon seyrettiğimi söyleyemem. Okuyorum, dünyadaki kanalları reytinglerine göre takip ediyorum. Ne yükselişte, dijitalde ne oluyor, eğlence nereye gidiyor, gençlik ne yapıyor, nerelerden televizyon izliyorlar bunlara çok dikkat ediyorum. Biz lisans hakkını ilk öğrenirken de her bir hakkın ayrı temsil edildiğini öğrendik. Bugün ben bir programın hakkını satın alırken de ayrı ayrı pek çok hakkını satın alıyorum. İzle öde hakkı, uydu hakkı, kablo hakkı, son dönem oraya çıkan ıpad hakkı. Her şey gelişiyor ve içeriği satan şirketler bize diyor ki “Size şu anda olmayan hiçbir hakkı vermiyorum.” diyor böyle olunca biz enteresan bir şekilde görünmeyen bir rekabetle yaşıyoruz medyada. Çok zor bir şey o yüzden de ‘alört’ derler ya çok farkında olmak gerekiyor, elimden geleni yapıyorum.
Herkesin bir çocukluk hayali vardır, sizin çocukluk hayaliniz şu an yaptığınız işe yansıyor mu?
Benim çocukluk hayalim annemin tüylerini alıp Emel Sayın gibi şarkı söylemekti, o zamanlar inanılmaz bir şekilde sanatçı olmayı hayal ederdim. Sesim hiçbir zaman güzel olmadı. İkizler burcunun zekası vardır, benden şarkıcı olamayacağını hemen anladım. Üniversitede okurken tiyatro yaptım hatta rahmetli Nejat Uygur ile başrol bile oynadım. Çok güzel bir zamandı bazı projelerde yer aldım ama sonra kendi sinema kanallarımız olmasına ve sizde oynayın denmesine rağmen üniversiteden sonra bir daha oyunculuk yapmayı düşünmedim. Medyanın içinde olmak beni çok mutlu etti, özellikle kanallar.
Sizin için ‘yıldız dokunuşlu kadın’ diyorlar?
Bu sözü ilk defa bana yurt dışında söylediler. Kendimi ifade etme biçimime çok şaşırırlardı, belki biraz giyim tarzımdan renkleri sevişime istinaden böyle bir isim taktılar sonra bunu çok kullanan arkadaşlarım oldu.
Gerçekleştirmeyi düşündüğünüz neler var hayatınızda?
Kendi kişisel gelişimim içinde gelmek istediğim noktalar var. Belki daha hikmetli olmak eskilerin terimi ile. Kalp, zihin, beden dengesini biraz daha iyi kurmak. Çok daha fazla yardım işlerinin içinde olmak istiyorum. Daha fazla insanın hayatına dokunmak istiyorum. Daha fazla insana ilham vermek istiyorum.
Kendinizi böyle daha mı iyi hissediyorsunuz?
Evet, öyle. Hak katından bana verilen bir misyon olarak da görüyorum. Bu bağlamda geçen sene bir kitap yazmaya başladım, onu neticelendirmeye çalışıyorum umarım kısa zamanda bitecek.
İşi ve ruhani boyutu senkronize etmek son derece önemli dersek doğru bir tespit yapmış olur muyuz?
Çok doğru bir tespit iş hayatında aslında çok kolay olmayan bir durum çünkü iş hayatı çok vahşi ve artık çok zorlaştı.
Nasıl kuruyorsunuz bu dengeyi?
Günlük çaba ve farkındalık gerekli, çok kolay olmuyor. Sizi bundan ayırabilecek çok etken var etrafta. Onların arasından seke seke bir şekilde yolumu bulmaya çalışıyorum.
Mistik bir yönünüz var, genç yaşta geçirdiğiniz bir trafik kazası var eğer değinmek isteseniz bu trafik kazası mı sizi bu hayatın mistik yolculuğuna taşıdı?
Mistik yönüm aslında çocukluğumdan beri var, büyük bir olasılıkla böyle doğmuşum fakat 18 yaşımda geçirdiğim trafik kazasında ölüme yakın bir tecrübe geçirdim. Yani kalbin durduğu, ölü diyerek kenara bıraktıkları bir andı. Yaya olarak kaldırımda dururken 100 km hızla gelen 17 yaşında genç bir çocuğun kullandığı bir araba çarptı bana. Çarpmış desem daha doğru olur tabii çünkü hatırlamıyorum. Beden paramparça olmuş. O çarpma hızıyla yukarıya doğru kalkıp sonra kaldırıma çarptığım için o şokla, ruh bir anda yükselmiş, bu durumu astral seyahat diye tanımlıyoruz. Ben o tecrübeyi, gidip gelmeyi hatırladım ve evet bu beni çok farklı bir insan yaptı. Zaten çok uzun bir yatakta yatış ve hayata dönüş sürecim oldu. O gidip geldiğim dönemi de hatırladığım için o, benim hayatımda her şeyi değiştirdi. Özellikle de hep kendimizi hayatın başrol oyuncusu hissederiz, etrafımızda en sevdiklerimiz dahil herkese bir şey olur ama bize olmaz ya, filmlerdeki gibi başrol oyuncusu hep iyi olur ya ben o duyguyu kaybettim. Her an ölebileceğime göre yaşama duygusu geldi bana ve o duyguyu hiç kaybetmedim.
Eşinize ve kızınıza aktarıyor musunuz mistik değerleri?
Evet, eşim benimle evlenmeden önce ruhani değilken çok değişti. Kızıma da doğduğu günden bu yana eğitim veriyorum. Bir konuda dilekte bulunmadan önce şükretmesi gerektiğini söylüyorum. Doğru nefes alıp vermeyi öğrendi. Birlikte yoga yapıyoruz. Almila da benim olgun dönemime denk geldi. İsmini Almila koymamın nedeni Bektaşilikte ‘kutsal amaç’ anlamına gelmesi.
Darma felsefesini açıklar mısınız?
Darma ruhun karmada, tekamülünde ilerlerken ulaşması gereken misyon noktası diyebilirim. Bir insanın darması muhteşem bir çocuk yetiştirmek ya da bir insanın hayatını kurtarmak da olabilir.
Şifa vermeyi deniyor musunuz?
Ellerimde şifa çakraları vardır, Amerika’da dokunuşla iyileştirme eğitimi aldım iki sene. İçgüdüsel olarak da yatkınım. Arkadaşlarımın bedeninde de çıkıkları yerleştirdiğim oluyor.
Ruh beden ve zihin dengesini kurmak hayalleri gerçekleştirmek de etkili mi?
Kesinlikle etkili.
Ruhanilik ve mistiklik demek aynı zamanda organiklik, saf bir düşünüş mü demek?
Hepimizin içinde muazzam bir buda var. Çocuklukta yaşadığımız anlarla ki ben de çok var bu o Buda’nın üstü bir çamurla kaplanıyor. Buradaki Buda aslında ruhu temsil ediyor. Biz ruhumuzun kendini ifade etmesine izin verebirsek, bütün öfke ve acılardan kurtarabilirsek bu hayatta fiziksel olarak hayal ettiğimiz her şeye sahip olabiliriz. Bu iş de olabilir, kariyer de, eş de olabilir.