Kültür - sanatın, bilhassa da klasik müziğin Türkiye’deki gelişimi üzerine öncü projelere imza atan Doğuş Holding’in, Kurumsal İletişim Bölüm Başkanı Deniz Bayel bu bakış açılarının temelinde kültürel gelişim olmadan bir ülkenin gerçek anlamda kalkınmasının mümkün olamayacağına olan inançlarının yer aldığını söylüyor. Doğuş Grubu, 2014’te 10. yılını geride bırakan ve bir marinada gerçekleşen ilk ve tek klasik müzik festivali olma özelliği taşıyan “D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali” ile, klasik müziği Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde gençlerle buluşturmayı hedefleyen “Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Kampüste Senfonik Akşamlar” projesinin de kurucu destekçiliğini üstlenmiş. Doğuş Grubu’nun hayata geçirdiği kültür -sanat projeleri arasında, Türkiye’nin ilk ve tek ulusal daimi çocuk senfoni orkestrası olma özelliği taşıyan “Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası” ayrıcalıklı bir yere sahip. Bayel, “Daha gidecek çok yolumuz, klasik müzikle buluşturacak çok ilimiz var. Dün olduğu gibi yarın da klasik müzik 7’den 70’e hepimizin hayatına dokunsun diye aynı heyecanla yola devam edeceğiz. Tüm müzikseverleri bu, keyifli yolculukta bize eşlik etmeye davet ediyoruz.” diyor.
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası 10. yaşında. Projenin yola çıkış amacından ve bugün geldiği noktadan kısaca bahseder misiniz?
Uluslararası Platformda yer alıyor musunuz?
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın ilk günden beri konser bilet satışlarından sağlanan gelirlerin tamamının bağışlandığını biliyoruz. Önümüzdeki yıllarda da bu bakış açısını sürdürmeyi planlıyor musunuz?
Prof. Rengim Gökmen
Yaşamını müziğe adamış bir müzik adamı Rengim Gökmen… Belki de bu nedenle DÇSO’ya seçilen çocuk sanatçılar için ayrı; onları izlemeye gelen, onlardan ilham alan çocuk izleyiciler için ayrı seviniyor, gururlanıyor. Ona göre, Türk çocuklarının senfonik müziği kendi yaşıtlarından dinleyerek tanımaları, çok sesli evrensel sanat müzikle tanışmaları çok önemli…
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO) Türkiye’de bir ilk… Orkestra’nın yola çıkış hikayesinin başından itibaren projeye dahil olduğunuzu biliyoruz. Kariyeriniz süresince sayısız başarıya imza atmış, dünyaca ünlü orkestra ve sanatçılarla çalışmış biri olarak çocuklarla çalışmayı nasıl tanımlarsınız?
Doğuş Grubu bir çocuk orkestrası fikri ile bana geldiğinde ve bu orkestrayı benim yönetmek isteyip istemediğimi sorduklarında çok şaşırdım. Büyüklerden orkestra kurmak bile yeterince zorken, çocuklardan orkestra kurmak fikri beni şaşırttığı kadar da heyecanlandırdı. Dünyada çok az sayıda çocuk orkestrası vardır. Çünkü orkestra üyesi olacak bireyde kolektif bilincin, rol çalmadan rol alabilme güdüsünün gelişmiş olması gerekir. Dahası uzun yıllardır hiç çocuk çalıştırmamıştım, müziğin alfabesini iyi bilen ama bunu nasıl okuyacağını bilmeyen çocuklarla karşı karşıya kalacaktım. Ancak Doğuş Grubu’nun konuyu sahiplenişi, vizyoner bakış açısı projeye inancımı perçinledi ve bugün hala içinde bulunmaktan büyük gurur duyduğum bu projeye dâhil oldum.
Orkestrada yer almak isteyen çocukları nasıl bir süreç bekliyor?
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın Türkiye’nin kültürel gelişimi ve müzik geleceğine katkısını nasıl değerlendirirsiniz?
Orkestra, 19 Nisan Pazar günü Peter ve Kurt isimli dünya klasiğini sahneledi. İstanbul’da gerçekleşen iki temsille yaklaşık 4 bin izleyiciye ulaşıldı. Büyük ilgi gören DÇSO ile Peter ve Kurt projesinin devam gelecek mi?
Dr. Erdal Atabek
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası Psikolojik Danışmanı
Kuruluşundan bu yana Orkestra’nın Psikolojik Danışmanlığını üstlenen Yazar, Dr. Erdal Atabek bu sürecin çocuklar için benzersiz bir tecrübe olduğundan bahsediyor. Atabek, takım uyumunu sağlamak ve ortak çalışma kalitesini artırmak üzere DÇSO’ya destek veriyor. Klasik müziğin, çocukların zeka ve kişiliğini her yaşta olumlu etkilediğini söyleyen Atabek, “Müzikle uğraşmak, bir enstrüman çalmak, öncelikle oto-kontrol dediğimiz özdenetimi güçlendirir. Bu uğraşla kişi disiplinli olmayı öğrenir ve ölçülü hareketin önemini kavrar. Ayrıca bir orkestrada çalmak, kendi dışındaki müzisyenlerde birlikte çalmayı öğretir ki bu da anlayış, kendi dışındakine saygı gibi önemli kazanımları getirir. Bütün ailelerin ve öğretmenlerin çocukları müzikle uğraşmaya ve bir müzik aleti çalmaya teşvik etmesi çok önemlidir. Müzikle uğraşmanın kazandırdığı gelişim hayat boyu kazanılacak başarıların anahtarı olacaktır” diyor.
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’na sağladığınız psikolojik danışmanlık desteğinin içeriğinden ve amaçlarından biraz bahseder misiniz?
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın kurulduğu 2006 yılından bu yana genç müzisyenlerimizin motivasyonunu artırmaya yönelik, aralarındaki etkileşimi güzel bir sinerjiye çevirmek amacıyla kendilerine destek vermekteyim. Orkestra üyelerimizin yaşları da göz önünde bulundurulduğunda (11-18) psikolojik danışman olarak benim ve bu projeyi hayata geçiren Doğuş Grubu’nun öncelikli hedefi; ekip uyumu ve ortak çalışmanın kalitesini artırmaktır. Bunu mümkün kılmanın yollarından biri orkestramıza psikolojik danışmanlık hizmeti sağlanmasından geçmektedir.
En çok hangi konularda sizinle iletişime geçiyorlar? Orkestradaki varlıklarının kişilikleri üzerindeki olumlu etkilerini ne şekilde açıklarsınız?
Genel olarak grup içinde oluşan iletişim sorunlarıyla ilgili, çalışma motivasyonları kırıldığında ya da kişisel bir sorunları olduğunda iletişime geçerler diyebilirim. Orkestranın bir üyesi olmak, her bir müzisyenimizin kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamakta ve takım ruhuyla çalışma, ortak bir dil oluşturma gibi konularda kendilerini beslemektedir.
Müziğin, özellikle klasik müziğin çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerinden biraz bahseder misiniz?
Klasik müzik, çocukların zekâ ve kişiliğini her yaşta olumlu etkiler. Müzikle uğraşmak, bir enstrüman çalmak, öncelikle oto-kontrol dediğimiz özdenetimi güçlendirir. Bu uğraşla kişi disiplinli olmayı öğrenir ve ölçülü hareketin önemini kavrar. Ayrıca bir orkestrada çalmak, kendi dışındaki müzisyenlerde birlikte çalmayı öğretir ki bu da anlayış, kendi dışındakine saygı gibi önemli kazanımları getirir.
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası sadece üyelerinin değil, aslında ülkemizdeki tüm çocukların müzikal ve kültürel gelişimi bakımından büyük önem taşıyor diyebiliriz miyiz?
Kesinlikle evet. Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası, toplumun müzikal açıdan gelişmesini ve eğitiminde klasik müziğin konumunun yükselip yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla hazırlanmış, pedagojik açıdan son derece sağlam bir eğitim projesidir. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki özellikle klasik müzik dediğimiz çok sesli evrensel müzik küçük yaşlardan itibaren çocukların gelişiminde kullanıldığı zaman zekânın koordinasyonu ve insanın kendi davranış, duygu ve düşüncelerini yönetebilme gücü farklı biçimde artıyor. Müzik yalnızca müzisyen olmak için değil iyi insan olmak için gerekli…
Röportaj: Petek KIRBOĞA
Fotoğraflar: Ercan Ali YILDIRIM