Mutfağa her zaman ilgim vardı. Uzun uzun vakit geçirip börek açmak değil ama pratik farklı lezzetler deneyerek tost yapmak gibi… Üniversite yıllarımda tostlarım konuşulurdu! New York’ta yaşadığım dönem, gittiğim restoranlar da mutfağa girmemdeki en büyük ilhamım oldu” diyen İdil Tatari, yemek yapmaya üniversiteden mezun olunca başlamış. Üniversiteyi Babson College’da okuduktan sonra girişimcilik ve pazarlama üzerine çalışmış. 2013 yılında ise kurumsal hayata veda ederek Mutfak Sanatları Akademisi’nde Profesyonel Aşçılık eğitimi almış. Tatari ile mutfağında yemek alışkanlıklarını konuştuk.
Daha önce neler yapıyordunuz?
Üniversiteden mezun olduktan sonra iki sene New York’ta büyük bir kozmetik şirketinde çalıştım. Prada, Marc Jacobs, Calvin Klein gibi markaların parfümlerini üretiyorduk. Ben proje geliştirme bölümündeydim. 2009 yılında Türkiye’ye döndükten sonra medya sektöründe çalışmaya başladım. Aşçılık okuluna gitmeden önce de iki sene boyunca spor spikerliği yaptım.
Yemek yaparken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Malzemelerin taze ve mevsiminde olması çok önemli. Yemeği yapmaya başlamadan önce mutlaka bütün malzemeleri hazırlarım. Böylece yemeği dağılmadan pratik ve hızlı bir şekilde pişiririm. Yanımda mutlaka bir defterim olur, yemeği yaparken notlar alırım. Mutfağı temiz kullanırım. Ama her şeyden önemlisi yemeği hissederek, keyfini alarak yapmaya çalışırım.
Yapmayı en sevdiğiniz yemek hangisi?
Çikolataya çok düşkün olduğum için çikolatalı tatlılar yapmayı çok seviyorum.
Peki, ya yemeyi en sevdiğiniz?
Yine tatlılara çok düşkünüm ama genel olarak yemek ayırt etmem. Usulünce pişen her yemeği yerim. Farklı tatlara çok açığım. Seyahat ettiğimde gittiğim yerin yöresel lezzetlerini tadarım. Sokak yemeklerini çok severim.
Alem için sağlıklı atıştırmalıklar hazırladınız. Menüye nasıl karar verdiniz?
Protein ağırlıklı, tok tutacak ve de oldukça sağlıklı yemekler seçtim. Hepsi çok pratik ama servis edince çok şık duruyor. Akşamüstleri, yanında ev yapımı limonata ile harika olur!
Siz gün içinde neler yersiniz? Beslenme alışkanlığınız nasıl?
Aslında programıma göre değişiyor. Evdeysem üç öğün düzenli yemek yerim, eğer çok yoğunsam bir öğünü atlarım. Her şeyi yerim. Canım çektiğinde çikolata da yerim, mantı da ama dengeliyorum. Mesela öğlen makarna yiyorsam akşam salata yerim.
Asla hayır diyemediğiniz yiyecek?
Portakallı çikolata. Kesinlikle hayır diyemiyorum! Evde keçiboynuzu unundan çikolata tadında sağlıklı tatlılar yapıyorum, bu sayede bol bol yiyebiliyorum.
En çok hangi mutfağı seviyorsunuz?
İtalyan. Deniz mahsüllerine, pizzalarına, peynirlerine, her şeyine bayılıyorum!
İstanbul’dan ve dünyadan favori restoranlarınız hangileri?
New York’ta La Esquina; İstanbul’da Neolokal; Paris’te Le Chateaubriand; San Sebastian’da ise Mugaritz ve şehrin içindeki minik pintxos barları favorim.
Yemeklerin sunumlarına nasıl karar veriyorsunuz?
Sade ve doğal sunumları seviyorum. Bana göre sunum çok süslü olmamalı ve yemeğin önüne geçmemeli. Sunum yaparken, yiyeceklerin renkleri, dokuları ve şekilleri göz önünde bulundurulmalı. Tabakta ya da tabak ile yemek arasında kontrast oluşturarak yemekler ön plana çıkartılabilir. Taze otlar ve renkli meyvelerden de hem aroma hem renk katması için faydalanılabilir. Julia Child’ın bu konuda çok güzel bir sözü vardır “Bir tabak çok güzel gözüküyorsa bilin ki, birinin bütün parmakları ona değmiştir.” Ben de bu söze katılıyorum, sunumun temiz ve iştah açıcı gözükmesi yeterli.
Yemeklerle bu kadar içli dışlı biri olarak formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Bir gün çok yiyorsam, ertesi gün dikkat ediyorum. Hareketli bir hayatım var, evdeysem ya mutfaktayım ya da oğlum Ali’yle oyun oynuyoruz.
Bir de yemeği sofrada yemeyi severim, aralarda çok atıştırmam.
Formunuza ekstra dikkat etmek istediğinizde nasıl bir beslenme düzeni tercih ediyorsunuz?
Bir-iki gün akşam yemeğini atlıyorum. Mümkün oldukça akşam yediden sonra yemek yemiyorum.