Soyut resimlerinden tanıdığımız Tülin Onat’ın yeni işlerinden oluşan Döngüsel Zaman isimli sergisi, Nişantaşı Valikonağı Caddesi’ndeki Galeri İdil’de sanatseverlerle buluştu. Onat’ın yeni işleri, farklı okumalara açık mistik boyutlar taşımasının yanında, soyut temalarını da sürdürüyor. Bazı resimleri; kümelenmiş denizanalarını, denizyıldızlarını, yosunları, mercan adalarını anımsatan yarı saydam figürlü resimlere dönüşüyor. Çoğunlukla deniz kıyılarındaki dalgaların sakinliği, tuvallerdeki mutlak huzur arayışına davet ediyor. Sanatçı, sonsuzluk arayışından ödün vermeyen çemberlerle, çeşitli sembollerle bir damladan, okyanusa açılan resimlerinde Marmara, Ege kıyılarından Büyük Okyanus’a kadar paletini özgürce genişletiyor. Bu döngüsel fırça yolculuğu ilüzyonist bir şekilde büyülü yeni dünya atlası çizerken, durağan görünen bir devinimi, değişimi de bizimle paylaşıyor. Tuvalle, ışıkla, renkle, espasla, meditasyon biçimine dönüştürerek sürdürdüğü var olma mücadelesinde, zamanın ve suyun akmaya devam ettiği Döngüsel Zaman sergisi, 4 Mayıs’a kadar sanatseverleri bekliyor. Tülin Onat’la ilüzyon yaratan büyülü dünyasını konuştuk.
Tülin Hanım, soyut resimleriniz illüzyon etkisi yaratan büyülü bir dünyanın içine çekiyor. Bazılarında şeffaf deniz dibini seyreder gibiyiz, çok dinlendirici, terapi etkisi de yapıyor. Deniz altı dünyasının yanısıra başkaca esin kaynaklarınız neler?
Nasıl bir çalışma süreci yaşarsınız? Döngüsel Zaman aynı zamanda mistik bir felsefenin dışavurumu. Sonsuzluk arayışınızda, hangi felsefeler sizi etkiliyor, Sufi felsefeden beslenir misiniz?
Sanat yapıtı, düşünülür, tasarlanır, denenir, hayata geçirilir.Döngüdür zaman, değişir tekrarlanır. Mevsimler, doğum-ölüm, asıl yaşamın kendisi bir döngüdür. Annesi resim yaparken, parmağını emerek büyüyen bebek, annesinden daha önemli sergilere imza atan, bir sanatçı olarak döner, tıpkı kızım Ekin Onat gibi.
Ne güzel, tebrikler. Kızınız da sizin izinden gidiyor.
Konumuza dönersek döngüsellik, gerçektir. Mitolojide efsane, yaşamda hareket, benim içinse, çember, küre olarak biçimlenir. Sufi felsefe, çok ilgi alanımda
Çalışma tekniğinizden ve üslubunuzdan bahseder misiniz? Sanat anlayışınızı, üslubunuzu nasıl tanımlarsınız? Şimdiki çizginize ulaşırken dönemeçler yaşadınız mı,
O günkü ruh halinize göre mi tuvalin karşısına geçersiniz yoksa hergün disiplinli, düzenli çalışır mısınız? Tuvalin karşısına geçtiğinizde zihninizde herşey belirgin midir, ya da doğaçlama yol aldığınız olur mu?
Çalışma konusunda çok disiplinliyim. Çoğu kez ruh halim çalışmaya odaklıdır. Her sabah erken atölyeme gider hatta çoğu kez kahvaltımı orada yaparım ve benim cennetimdir orası. Dışarıda işlerim olsa dahi dönüşüm mutlaka atölyedir. Sanat disiplin ister, kendisinden ayrı kalınmasını hiç affetmez, kıskançtır...
Kendinizi nasıl yenilersiniz? Tuvaldeki serüveninizin bittiğini nasıl anlarsınız? En son noktaya ulaştığınızda yaratma hazzı neler hissettirir?
Sanata yönelmeniz başlangıçtan itibaren kafanızda belirgin miydi yoksa değişik tecrübelerden sonra mı belirginleşti? Kendinizden bahseder misiniz? Sanatınızı,